İhsan DAĞI
Yönetenlerin maymuncuk gibi bir icadıdır ‘iç düşmanlar'; toplumu, zihinleri denetler, muhalif sesleri susturup sindirirler ‘hain edebiyatı'yla.
Dün Kemalistler böyle yapıyordu, bugün devletçi İslamcılar. Memleketi hukuksuz, demokrasisiz, hürriyetsiz yönetmeye kalkanlar için çok işe yarıyor bu maymuncuk; muhaliflerini, seni eleştirenleri ve hatta hesaplaşmak istediğin eski dostlarını ‘vatan haini' olarak yaftala, düşmanlaştır ki onlardan kurtulmak için kullanacağın her türlü aracı meşrulaştırabilesin...
Vatandaş hep ‘hain' ilan edildi yönetenler tarafından bu ülkede. O Kürt'tür, Alevi'dir, komünisttir, dindardır, liberaldir, işadamıdır, gazetecidir... Fark etmez. Devlet uygun bir konjonktürde bunları veya yeni keşfettikleri başkalarını vatan haini ilan eder. Dünün ‘hainleri' bakarsınız iktidar olmuştur, ama ‘devlet geleneği'ni bozmazlar; ötekiler yine haindir.
Normal bir ülkede 'iç düşman' olmaz. Bu bir nefret söylemi; ayrımcılık ve bölücülüktür. Düşmana karşı savaşırsınız, şiddet kullanırsınız, fiziken yok etmeye çalışırsınız onları. Bu savaş dilini, bütün çağrıştırdıklarıyla siyasetin alanına taşımak hukuksuzluğa, demokrasisizliğe kılıf hazırlamaktır. İç düşmanlar değil, eşit vatandaşlar vardır ve her bir vatandaş, bu devletin esas kurucu unsurudur. Onun seçtiği yönetenlerin vazifesi de vatandaşları düşman ve hain ilan etmek değil, onlara hizmet etmektir.
Başbakan, önüne gelene hain diyor bugünlerde. Hatırlamıyor kendisinin ve siyaset arkadaşlarının geçmişte nasıl ve neden vatan haini, iç düşman, 1 numaralı tehdit ilan edildiğini. Vatandaşı vatan haini gören bir zihniyet ne demokrat ne özgürlükçü olabilir ne de onun hukukuna saygı gösterir. Sanki ‘iç düşmanlar', ‘hainler' olmasa yönetemeyecekler memleketi. Yok, aslında yine yönetirler; ama devleti hukuksuz, hadsiz, hesapsız yönetmek istedikleri için vazgeçmiyorlar önüne gelene bu çirkin iftirayı atmaktan.
Korkutarak yönetmek, bu devletin genlerinde var. Şimdiki yeni sahipleri de aynı yöntemlerle yönetimlerini sürekli kılmaya çalışıyorlar. Otoriterliği neyle, nasıl meşrulaştırabilirsiniz? Önce kendi varlığınızla vatanı, devleti ve geleceği özdeşleştirir, sonra da varlığınıza yönelik sürekli tehdit icad ederek tabii ki. Tehdit varsa, varlığınız tehlikedeyse demokrasi de hukuk devleti de özgürlükler de başka bir bahara ertelenebilir. ‘Şimdi sırası değil, tehlike geçsin de sonra sıra onlara gelecek' dersiniz?
Hatırlıyor musunuz bu söylemi? Çok tanıdık değil mi? Otoriter Kemalizm'in dilinin ve yöntemlerinin bu kadar kısa sürede bu kadar kaba biçimde taklidi AKP'nin demokratikleştirici bir güç olmaktan çıktığının bir başka kanıtı.
Tehdit, düşman, hain jargonlarıyla yansıtılan ve inşa edilen zihniyet, siyaseti ve toplumu otoriterleştirir; böyle durumlarda herkesin hizaya girmesi, egemenin yanında durması, susması, eleştirmemesi beklenir. Toplum denetlenir, biçimlendirilir, hizaya sokulur. Hukuk askıya alınır, devlet cadı avcılığına başlar. Ne demokrasi kalır geriye, ne hukuk ve hak. Yıllarca böyle olmadı mı askerî vesayet altında?
İşte bakın hukuk devleti nosyonunun zedelendiği bir ülkeye yabancı sermaye gelmez diyen bir işadamı, Başbakan tarafından hemen ‘vatan haini' ilan ediliyor.
Vatandaşa hain diyenler, onları temel hakları olan, yönetimi belirleyen, vergileriyle devleti finanse eden temel kurucu unsuru olarak görmüyorlar.
Vatandaş hainse özgürlüğü hak eder mi? Ona adil bir hukuk uygulanır mı? Vatandaşı hain görenler demokrasiyi umursarlar mı? Vatandaş hainse ifade özgürlüğü, seçme ve seçilme hakkı iddia edebilir mi? Vatandaş hainse devlet ona hizmet eder, hesap verir mi? Vatandaş hainse devlet ona neler yapmaz?
Demokratik bir hukuk devletinde iç düşman, vatan haini yoktur, eşit yurttaşlar vardır. Hain, iç düşman sözlerini pelesenk etmişlerden, zihnine kazımışlardan hâlâ demokrasi bekliyorsanız, bekleyin; onlardan demokrasi beklediğiniz için sizin de hain ilan edilmeniz yakındır.
Yazarlar
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023