Metin Karabaşoğlu
“Siyaset efkârın âleminde bir şeytandır; istiaze edilmeli.”
Siyaseti şerrinden Allah’a sığınılacak bir şeytan olarak tarif eden bu sert ifade Bediüzzaman Said Nursî’nin Lemeat isimli eserinde bir yazı başlığı olarak geçer. Bu eser, onun Birinci Dünya Savaşı sonrasında, savaşı bizzat yaşamış, kendi ifadesiyle ‘çocukları bile ihtiyarlatan’ dehşetini görmüş, milis alayıyla Bitlis’te Ruslara karşı savaşırken yaralanıp esir düşerek Kostroma’daki esir kampına götürülmüş, oradan firar ederek Varşova-Belgrad-Sofya üzerinden İstanbul’a avdet etmiş, bütün bu süreçte büyük savaşın yol açtığı yıkımlara şahit olmuş iken yazdığı bir risaledir. Esaret dönüşü yazdığı ilk risalelerden birinde böyle bir başlığa yer vermesi, bütün bu yaşadıkları ve şahitlikleri ile birebir ilgilidir.
Savaşın yol açtığı bütün bu yıkımların bir numaralı sorumlusu olarak karar alıcıları, yani siyaseti görür Said Nursî. İlgili başlığın ardından kurduğu ilk cümlenin açıkça gösterdiği üzere; başlıktaki o son derece sert ifadenin hedefi insanı paranteze alan, çoğunluğun lehine azınlığı feda eden, dahası zalim bir azınlığın halkın büyük kısmını kendisi için kurban etmesine imkân tanıyan tarzda bir siyasettir. Olaylara ‘insan’ üzerinden bakmak ve her bir canı aziz bilip ona göre karar vermek yerine, başkalarının hayatlarını ‘ihmal edilebilir’ gören ve kolayca heder edebilen bir siyasettir.
Milis alay komutanı olarak katıldığı Dünya Savaşı sırasında gördükleri, daha sonra Kostroma’da esir kampında gördükleri, esir kampından firar hengâmında gördükleri ve dönüp geldiği İstanbul’da gördükleri, ona insanın bu dünyada yaşadığı en temel sınanma noktalarından birinin ‘adalet’ olduğunu göstermiştir. Özellikle de zor zamanlarda, korkunun veya menfaatin sevkiyle insanların adaletten nasıl vazgeçebildiğini apaçık görmüştür. Birine kızıp aidiyetini de hedef haline getirenler, topyekün savaş mantığı üretenler, bir tarz-ı siyasete kızıp ona taraftar olanları külliyen düşman sınıfına yazanlar, bir köydeki bir caniye kızıp ‘asayişi temin’ adına köyü bombaya tutanlar, bir birlikteki tek bir kişinin yanlışıyla herkesi cezalandıranlar, kendi ‘seçkin’ siyasetleri ve ‘yüksek’ hedefleri uğruna başkalarını, hatta bütün insanlığı ateşe atanlar… Adaletsizliğin, zulmün, haksızlığın bu kadar farklı tezahürleri içinde Bediüzzaman’ın gördüğü bir husus ‘siyaset’i eksen alan bir düşüncenin ‘adalet’i paranteze almaya gönülden razı ve dünden meyyal olduğudur. Yani kişinin dayandığı zemin siyasetse insan hayatı, yaşama hakkı ve adalet feda edilebilir bir unsura dönüşmektedir.
Oysa, ilgili bahsin devamında hemen hatırlattığı üzere, Kur’ân bir insanın yaşama hakkını mutlak surette teminat altına alır: “Kim haksız yere bir insanı öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir insanın yaşamasına sebep olursa, bütün insanları diriltmiş gibi olur.” (Mâide sûresi, 5:32)
Said Nursî’ye göre, bu âyet tam, ‘ama’sız ve katışıksız bir adalet ilkesi ortaya koymakta; birey ile toplum, kişi ile insanlığa bir bakmakta; yani ‘cemaat’ adına ferdin, ‘insanlık’ adına şahsın ‘hukuku ihmal edilebilir’ şekilde görülmesine ve haksızlığa uğratılmasına asla izin vermemektedir. Hem de, belirli bir zamana ve zemine mahsus değil, her zaman geçerli bir Kur’ânî temel ilke olarak. O halde, âyetin verdiği dersle hareket eden bir kişinin yukarıda sözü edilen ‘tarz-ı siyaset’i benimsemesi tanım gereği mümkün değildir. Çünkü haksız yere bir insanı öldürmeyi bütün insanları öldürmekle; bir hayatı kurtarmayı bütün insanları diriltmekle eş tutarak bu âyetin verdiği öncelikli ders şudur: Hak, sayılabilir birşey değildir, oranlarla açıklanabilir birşey de değildir. Hak haktır; ortada bir hak var ise artık orada az-çok, büyük-küçükten söz edilemez. Velhasıl, Yaratıcının mutlak kudreti nezdinde insanlığı yaratmak ile bir insanı yaratmak nasıl bir ise, aynı şekilde ilâhî adalet nezdinde masum bir insanın canının heder edilmesi ile bütün insanlığı öldürmek de birdir. Kimse, sayılar ve oranlar üzerinden bu haksızlığı meşrulaştırma, bu zulmü adalet diye açıklama cihetine gidemez. Dolayısıyla, kimsenin hayatı paranteze alınabilir, feda edilebilir bir keyfiyette görülemez. Kimsenin hukuku ‘teferruat’ olarak görülemez. Kamu yararı, devletin menfaati, milletin selameti, ulusal çıkar, millî güvenlik, insanlığın geleceği, kutlu gelecek, mutlu yarınlar… hangi gerekçeyle olursa olsun, tek bir masumun hakkı, hukuku ve hayatı başkalarınca feda edilemez. Dolayısıyla, böyle bir hakka yönelik tecavüz de görmezden gelinemez. Tek bir can, velev ki bütün insanlığın güvenliği ve geleceği gerekçe olarak gösterilsin, haksız yere ve rızası dışında feda edilemez.
Sözün kısası, çoğunluk için azınlığı feda eden, dahası ‘seçkin’ bir azınlık adına halkı hiçe sayan türde bir siyasetin; kendisi ve aidiyeti dışındaki hayatları ‘ihmal edilebilir’ gören bir siyasetin benimsenmesi de, hazmedilmesi de bir mü’min için mümkün değildir ve olmamalıdır.
İlgili bahsin devamında, âyetin haksız yere bir insanı öldürmeyi bütün insanlığı öldürmekle eş tutmasındaki ikinci bir boyuta da dikkat çekilir. İnsanda öyle bir zulüm damarı vardır ki, eğer zalim bir kişi veya topluluğun tek bir insana yaptığı haksızlığı sayıya ve orana vurarak ‘meşrulaştırmasına’ zemin sağlansa, o zulüm damarıyla ona, öbürüne, berikine bir gerekçe bula bula bütün insanlığı öldürmeye kadar işi vardırabilir. Yani haksız yere bir cana kıymaya meşruiyet arayan bir düşünüşte, bütün insanlığa kıymanın bile meşruiyetini üretecek zulümlü bir potansiyel mevcuttur. İşte bu zalim damarın harekete geçmemesi ve yeryüzünü zulümle doldurmaması için, Kur’ân ‘haksız yere bir insanı öldüren’e, ‘bütün insanlığı öldürmüş’ gibi ebedî bir ceza biçerek o zulüm potansiyelini daha en başta kesmekte; masum hayatlara birer birer dokunmak için kimseye meşru bir gerekçe vermemektedir.
Velhasıl, bu âyet, haksızlık ve zulüm yönünde en ufak bir zemin ve çığır dahi açmamayı, öldürmenin politikasını yapmamayı, hayatı korumayı temel ilke edinmeyi, herhangi bir sayı ve oran hesabı üzerinden adaleti çiğnemeye kalkmamayı âmir niteliktedir. Bu âmir ilke gereği, yaşama hakkı dokunulmazdır. Hiçbir gerekçe, haksız yere bir cana kıymanın mazereti olamaz. Öyle ki, bu ilke gereği bir gemide yüz cani bir masum bulunsa, o masumun yaşama hakkı için o gemi batırılamaz. Yine bu sebeple, şüphe ile bir cana kıyılamaz. Yine bu sebeple, yanlışlıkla affetmek yanlışlıkla cezalandırmaktan hayırlı görülmüştür; çünkü diğerinde geri dönüşsüz bir hak hak ihlali sözkonusudur.
Temel ilke bu, ölçüler de böyle ise, uygulamanın da bu şekilde olmasını bekliyor insan. Hak konusunda bireyi toplumla, bir insanı bütün insanlıkla eşitleyen bir Kitaba iman edenlerin olduğu bir toplumda, kılı kırk yarar bir adalet hassasiyeti bekliyor. Hayata saygı, insana saygı, yaşama hakkına saygı bekliyor. Bütün bu haklara saygısızlık içeren her türden uygulama karşısında bir eleştiri, itiraz ve direnç bekliyor.
Geçen hafta bekledim meselâ…
Özellikle de, ‘helikopterden atıldığı’ söylenen bir köylünün ölüm haberi geldiğinde ve ülkenin başşehrinde bir güvenlik görevlisinin üzerine iktidar ortağı partinin bir milletvekiline şoförlük yapan kişi arabayı açık bir kastla bir güvenlik görevlisinin üzerine doğru sürdüğünde.
Beklemeye devam edeceğim…
En baştaki cümleyi ve o cümleye nasıl bir siyaset anlayışının sebebiyet verdiğini unutmadan…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
1.10.2025
25.09.2025
19.09.2025
11.05.2025
28.03.2025
26.12.2024
24.12.2024
12.12.2024
23.10.2024
26.09.2024