Osman CAN
Hukuku yaratan Meclis devletin yaratıldığı, yönetildiği ve denetlendiği asli yerdir. Meclis devlet mekânı değil devlete meydan okunabilecek bir alandır. 2011 seçimiyle Meclis yeniden devlete meydan okuma mekânı haline geldi.
Demokrasinin esası temsile dayanır. Doğrudan demokrasi henüz mümkün olmadığına göre bu böyle. Temsil ise milletin vekilleri eliyle gerçekleşir, ancak “temsil” Meclis’in bir bütün olarak uhdesinde olan bir sorumluluk ve imtiyazdır. Milletin tecelli ettiği tek kurumdur. “27 Mayıs hukukçuları”nın öğrenilmiş ezberleriyle uyuşmasa da, Türkiye sınırları dışında yazılı “parlamento hukuku” anlatan kitaplarda bu böyle kabul edilir.
Meclis dışında hiçbir organın veya kurumun milleti temsil veya millet adına hareket etme iddiası geçerli değildir. Meşru da değildir.
Meclis hukuksal kurum değil
Meclis bir “hukuksal” kurum da değildir. Öncelikle sosyal bir gerçekliktir. Dolayısıyla temsil yetkisi de hukukla inşa edilen bir yetki değildir. Bu yüzden de demokratik meclisler, toplumda gerekli görülen her durumda “kurucu” sıfatı kazanabilecek tek mekândır. Anayasayı asli olarak inşa edebileceğinden dolayı, bunun altındaki kuralları da asli olarak koyabilir. Kısaca hukuku yaratan mekândır. Devlet ise hukuk ile yaratılan bir kişilik, kurum, bürokrasi ve onları hukuken meşrulaştıran bir bütün olduğuna göre, Meclis aynı zamanda devletin yaratıldığı, yönetildiği ve denetlendiği asli mekândır. Kimin adına? Tabii ki toplum adına... Dolayısıyla meclis bir devlet mekânı değil, gerektiğinde devlete meydan okunabilecek bir mekândır. Milletin vekillerinin devletin kurallarıyla bağlı olduğu mekân değil, devleti kurallarla bağlı hale getirecekleri, kurum yaratıp, değiştirip kaldırabilecekleri mekândır. Yani halkın kendi kendini yönetiminin ilk ve asli aracı, kendi iradesini devlet aygıtına egemen kılmanın tek yoludur. Demokrasiden söz edilecekse, meclisin bu nitelikte olması şarttır. Diğer bir şart da, temsilin yalnızca periyodik seçimlerle değil, topluma yakınlık, toplumsal taleplerin yansıtılması, örgütlü toplumun desteği ve yönlendirmesiyle güçlendirilmesidir.
1923 dönüm noktası
Bu pazar Şükrü Hanioğlu’nun NTV’de yayınlanan “Tarih Sohbetleri”programında 1908 Meclisi’ni 1999 Fazilet Partili Merve Kavakçı olayını da hatırlatarak “devlete meydan okunan” meclis olarak tarif etmesi, bu konuya eğilmeyi zorunlu kıldı. 1908’de 2. Meşrutiyet ilanının ardından toplanan ilk meclis“Meclis-i Mebusan” çoğulcu ve renkli bir yapıdaydı. Bu meclis İttihatçılarla birlikte Ermeni, Rum, Yahudi ve diğer anasırın temsiline imkân vermekteydi. Devletin tecessüm ettiği yürütme gücü (Padişah ve merkez bürokrasisi) geriletilip dönemin şartlarının izin verdiği ölçüde gerçekleşen temsil ve meclis gücü öne çıkmıştı. Meclis mekânı temsilcilerin devlete meydan okuyabildiği ve devleti kontrol edebildiği bir mekândı. Ancak örgütlü toplum, siyasallaşmış ve orta sınıflaşmış ve temsili destekleyecek toplum eksikliği nedeniyle, devlet hızla meclisi ele geçirebildi ve anlamsızlaştırabildi.
1920’de toplanan Büyük Millet Meclisi de milletin temsilcilerinin devlete, İstanbul bürokrasisine meydan okuma mekânıydı. Bu meydan okumanın en iyi ifadesi olan 1921 Anayasasıydı. Ülkenin kurtuluşunu ana hedef olarak gören “Kürdistan”,“Lazistan” veya sair bölge mebusları vardı; şeyh, eşraf, sosyalist gibi bir daha meclis kompozisyonunda rastlayamayacağımız renklilikte bir temsiliyet imkânı sağlanmıştı. Bu mecliste bürokrasiye meydan okunabiliyordu. Kurtuluş Savaşı’nı vermekte kenetlenen meclis, tek kişi hegemonyasının yasal meşruiyetine izin vermiyordu. Toplumun dinamik bir güç haline gelememesi, Anadolu’da yeniden örgütlenen ittihatçı bürokrasinin, düzenli ordunun kurulmasıyla birlikte, meclisi ele geçirmesine imkân sağladı. Anayasaya aykırı 1923 seçimleriyle birlikte ortaya çıkan tek parti meclisi, devletin topluma meydan okuma mekânına dönüştü. Türkiye tarihinin gördüğü tek demokratik Anayasası bertaraf edildi.
‘Kuruculuktan’ kurulu organ
Üçüncü fırsat 1950 seçimleriyle ortaya çıktı. Toplum yeniden devlete egemen olmayı denedi. “Niye oy kullanmayayım ki, kasabada sandığa bir oy atıyorum, Ankara’da İsmet Paşa devriliyor” sözünde ifade bulan devlete meydan okuma çabası, yalnızca seçimde oy kullanmakla sınırlı tepki verebilen örgütsüz toplumsal yapı nedeniyle 27 Mayıs darbesiyle birlikte yeniden karanlığa gömüldü. Öyle bir anayasal düzen inşa edildi ki, meclis bir daha toplumun devlete meydan okuma mekânı olamadı. Aksine devletin topluma meydan okuma aracına dönüştü.
1961 Anayasasıyla meclis, egemenliği kullanan bir devlet organına,“kurucu”luktan “kurulu” bir organa dönüştürüldü. Meclis toplumun temsiliyet yoluyla kendi iradesini ve siyasal programını devlete egemen kıldığı bir mekân olmaktan çıktı. Siyasal irade Genelkurmay Başkanlığı’nda inşa edildi. Milli Güvenlik Kurulu’nda Bakanlar Kurulu’na tebliğ edildi. Bakanlar Kurulu bunları “tasarı” haline dönüştürüp mecliste kanunlaştırdı. Milletin temsilcileri, devletin politikalarını “icra memurları”na dönüştürüldü.
Hal böyle olunca, memurlar için geçerli kurallar onlara da uygulandı. Hepsi memurlar gibi ideolojiye sadakat yemini etmek zorunda kaldı. Bu nedenle başörtülü bir temsilci yemin etmek isteyince bir Başbakan’ın “Burası devlete meydan okunacak yer değildir! Biri bu Hanımefendiye haddini bildirsin!”şeklindeki tarihe geçecek söz de şaşırtıcı olmamalıydı. Darbeyle egemenlik kullanma yetkisine kavuşan Anayasa Mahkemesi “had bildirme” kutsal görevini hakkıyla yerine getirdi.
2011 seçimi ve tarihi dönemeç
Bu ilişkinin kopmaya başladığı 2000’li yıllarda yeni bir durumla karşı karşıyayız.2011 seçimleriyle Meclis yeniden devlete meydan okuma ve ona egemen olma mekânına dönüştü. Şu anki meclis, hem kurucu bir güce kavuştu, hem de yeniden devlete meydan okunabilecek bir mekâna dönüştü. Tarihi bir döneme girdik. Bu demokratik inşa dönemidir.
Ancak kâbusun geri dönmemesi için toplumun seçimlerde oy kullanmakla yetinmemesi, meclisi desteklemesi, cesaretlendirmesi, anayasal dönüşüm sürecinde meclisle birlikte kuruculuk rolünü öne çıkarması gerekir. Yani meclisin kuruculuğuna, toplumun kurucu rolünün eşlik etmesi gerekir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları






















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2021
9.01.2021
20.07.2020
12.07.2020
23.06.2020
20.06.2020
20.06.2020
24.04.2019
18.01.2017
1.02.2015