Şahin ALPAY
Bazı okurlarım soruyor: “Cemaat’i niye eleştirmiyorsun?!..” Bazıları da şaşırtıyor: “Niye hükümetle Cemaat arasındaki çekişmede tarafsız değilsin?!.”
Bu soruların cevabını, yaklaşık son 20 yılda çıkan yazılarımda bulmak mümkün. Ama, anlaşılan, Erdoğan ve kliğinin Fethullah Gülen’e ve esin kaynağı olduğu Hizmet Hareketi’ne temelsiz suçlamalar, hakaretler, tehditler yağdırdığı şu günlerde bu sorulara toplu bir cevap vermekte yarar var. Aslına bakarsanız cevabım ezcümle başka bir soru: Cemaat’i niye eleştireyim?
Ben Gülen’e “Hocaefendi” diyorum, çünkü kendisi saygı duyduğum bir din adamı. Evet, ben hiç dindar bir kimse değilim. Ama (Marxistler ve Kemalistler gibi) dinin kamusal alandan dışlanmasını isteyen; dini inançları çağdaş, liberal anlamda modernleşmeye engel gören biri hiç mi hiç değilim. Dini inançlar, insanların ekmek, su kadar vazgeçilmez bir ihtiyacı. Dinlerin hem liberal anlamda modernleşmeyi reddeden, bağnaz, köktenci, fundamentalist; hem de destekleyen, sahiplenen yorumları var. Bana göre Gülen, liberal modernite ile İslam inancını bağdaştıran yorumuyla dünya çapında değeri olan bir din bilgini.
“Cemaat”ten Hizmet Hareketi olarak söz ediyorum, çünkü inanç-temelli bir sivil toplum hareketi olarak nitelenmesinin daha gerçeğe uygun olduğu kanısındayım. Ben laikçiler (yani otoriter Kemalist ya da Marxistler) gibi din temelli sivil toplum olamayacağı iddiasını benimseyenlerden değilim. Benim dine bakışım, ifade özgürlüğünü esas alan liberal ilkelere dayanır. Devletten bağımsız, özgürlükleri savunan, dini inanç temelli sivil toplum hareketi elbette olabilir ve dünyada bunun birçok örneği vardır. Türkiye’deki en güçlü örneği de kuşkusuz Hizmet Hareketi’dir. Ben Hizmet Hareketi’ni Türkiye’nin kalkınmasına, yardımlaşmasına, demokratikleşmesine, dünyayla bütünleşmesine eşsiz destek veren, en ağırlıklı sivil toplum güçlerinden biri olarak görüyorum. Cemaat’i niye eleştireyim?
Suç işleyen hemen herkesin, son olarak Cumhuriyet tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasına yakalananların sığındığı, aklanmak için kullandığı “Fethullahçı devlet, yapılanma, çete” iddialarına zerre kadar itibar etmiyorum. Bu iddiaları akıl, mantık, izan, bilimsel düşünceyle taban tabana zıt, dört başı mamur bir komplo teorisi olarak görüyorum. Gülen bir insan, dolayısıyla elbette ki hata yapmaz, yapamaz değildir. Eğitim, medya, ticaret, sanayi, sosyal dayanışma alanlarında, dünyaya yayılan kurumlardan oluşan Hizmet Hareketi, belki yüz binleri kapsamakta. Elbette ki bu hareketin içinden yanlış yapanlar, kanunları çiğneyenler çıkabilir. Ama Gülen ve Hizmet Hareketi’nin “her türlü kötülüğün kaynağındaki çete” olarak gösterilmesi kabul edilemez.
Diğerlerine girmeyelim. Darbe yapma ve gerçek anlamda “paralel devlet” kurma girişimi iddialarına dayanan Balyoz, Ergenekon ve KCK davalarının “suçsuz insanları hapse tıkmak için üretilmiş kumpaslar” olduğuna zerre kadar ikna olmadım. Ama bu davalarda haksız, gereksiz tutuklamalar yapıldığını, tutukluluğun cezaya dönüştürüldüğünü, savunma haklarının çiğnendiğini, bu yanlışların düzeltilmesi gerektiğini her zaman yazdım, söyledim. Bu davalarda mahkûm olanların genel bir afla serbest bırakılmalarının toplumsal bir ihtiyaç olduğunu da savundum. Yurttaşların adil yargılanma dahil bütün temel hak ve özgürlüklerini, Kürtlerin (referandumla ayrılma dahil) demokratik grup haklarını her zaman savundum. TMK’nın ifade özgürlüğüyle bağdaşmayan hükümlerine hep karşı çıktım. Ama gerek askeri vesayetçilerin, gerekse PKK’nın silahlı dayatmalarına da aynı ölçüde karşıyım. Mesleğim, uzmanlığım gereği yukarıda anılan davaların hukuki değil siyasi yönleri üzerinde odaklandığım ise muhakkak.
Türkiye’de emniyet ve yargı mensupları arasında çeşitli partilere, siyasi ve etnik gruplara, mezheplere, tarikat ve cemaatlere, bu arada Anadolu’nun fakir ailelerinden gelen gençlerin okuyup meslek sahibi olmalarına büyük destek sağlayan Hizmet Hareketi’ne fikren yakınlık duyanların olmaması düşünülemez. Burası eğer Kemalist ya da İslamcı bir diktatörlük değil de, iyi-kötü bir demokrasi ise bu kimselerin hepsinin devlet bürokrasisi içinde görev almaları; bilgileri, inançları, vicdanları doğrultusunda davranmaları haklarıdır. Bunlar arasında kanunları çiğneyen, emirleri üstlerinden değil de dışarıdan alan, hukuk devletinin gereklerine riayet etmeyenler varsa, elbette yakalanıp yargı önüne çıkarılmaları, cezalandırılmaları gerekir. Yüzbinleri kapsayan Hizmet Hareketi’nin içinde de (Kemalist uygulamalar gereği dindar yurttaşları fişleyen, izleyen) ajanlar, muhbirler, itirafçılar yanında, kanunları çiğneyen kimseler de olabilir.
Gerek Gülen, gerekse Hizmet Hare-keti’nin sözcüsü olan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, bunların yakalanıp yargılanması çağrısını defaatle yapmıştır. Eğer burası bir hukuk devletiyse (burada Sovyet hukuku geçerli değilse), “suçsuz insanlara tuzak kurup hapse attıran bir çete” olmadığını kanıtlamak herhalde hareketin sorumluluğu değildir. Herhalde benim onları “Kumpas kurmadığınızı niçin topluma kanıtlamıyorsunuz…” diye eleştirmem de söz konusu olamaz.
Deniyor ki, “Cemaat, dini bir cemaatten siyasal bir örgütlenmeye dönüştü… Parti kursun…” Doğrusu, demokratik düzene bu kadar aykırı bir iddia olamaz. Demokrasilerde siyaset asla sadece siyasilerin ve siyasi partilerin işi değildir. Siyaset işçi ve işveren örgütlerinin, derneklerin, vakıfların, tüm sivil toplum kuruluşlarının, elbette medyanın ve tek tek yurttaşların da işidir.
Denebilir ki, “Cemaat’in şu veya bu belirli görüşünü niye eleştirmiyorsun?” Söz konusu olan çok geniş bir sivil toplum hareketi. İçinde çok farklı görüşlere, tercihlere sahip kimseler var. Cemaat’e yakın medyada da çok farklı fikirler ileri sürülüyor. Ben yorumlarımda özgürlükçü ve çoğulcu demokrasiyi savunuyor, esas olarak siyasilerin bu idealle çelişen beyan ve davranışlarını eleştiri konusu yapıyorum. Cemaat’in görüşü dendiğinde de, herhalde ancak bizzat Gülen’in ve Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın yaptığı açıklamalar esas alınabilir. Bu açıklamalarda benim savunduğum özgürlükçü ve çoğulcu demokrasiye ters düşen, mutlaka ele alınıp eleştirilmesi gereken bir hususa rastlamadıysam, niye eleştireyim?
Deniyor ki, “şeffaf” değil… Okullar, üniversiteler, medya kuruluşları, vakıflar, dernekler, şirketlerin kurulmasına önayak olan bir toplumsal hareket, Türkiye’nin bugünkü koşullarında daha ne kadar şeffaf, görünür olabilir, bilmiyorum. Diyelim ki, hareket mensuplarının üyelik kartı taşımalarını, kurumlarının üzerine “Bu bir Hizmet Hareketi kuruluşudur” tabelası asmalarını istiyorsunuz. O zaman önce, (benim ve bütün özgürlük yanlılarının yaptığı gibi), gerçek anlamda, yani devletin bütün inançlara eşit mesafede durduğu laikliği savunun. O zaman din ve vicdan özgürlüğünün tam anlamıyla yerleştiği ve saygı gördüğü, inançsızlar dahil inanç gruplarının tüzel kişilik sahibi olabildikleri, hiçbir şekilde ayrımcılığa uğramadıkları, tehdit ve baskı altında tutulmadıkları bir rejimin yerleşmesi için mücadele edin. Gerçek bir laik düzenden ne kadar uzak olduğumuz, yıllardır Milli Güvenlik Kurulu emirleriyle, kesintisiz olarak yapılan fişlemelerle; “Cemaat yurtlarına gizlice silah, uyuşturucu madde yerleştirilerek, mensuplarının terör örgütü suçlamasıyla yargılanmalarını” öngören “Cemaat’i bitirme planları” ile ortada değil mi?
Ezcümle: Kökten laikçiler ve İslamcılar tarafından Cemaat’e yönlendirilen haksız, temelsiz suçlamalar; yağdırılan ağır hakaret ve tehditler, hakkaniyet duygumu derinden zedeliyor. Cumhuriyet tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasına konu olarak meşruiyeti sorgulanır hale gelen bir hükümet ile “Cemaat” arasındaki çekişmede tarafsız kalmam nasıl beklenebilir? Türkiye’nin önce asker ve patron, sonra hükümet ve patron baskısı altında kalan, sansür ve otosansürle boğuşulan, boğucu medya ortamında, “Cemaat”in desteklediği medya bana ve benim gibi özgürlükçü ve çoğulcu demokrasiyi savunan yazarlara (kılına dokunmadan) söz hakkı tanıyor. “Cemaat”i niye eleştireyim?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları














































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020