Sezin ÖNEY
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dünya genelinde siyasetle ilgilenmeyenlerin bile adını bildiği ve Türkiye üzerinde de etkisi yüksek bir lider. Buna karşılık, ülkesinde ve dünya genelinde aslında kendisi, özel hayatı ve yaşadığı yer, hayat tarzı ile ilgili çok az şey biliyoruz. Daha doğrusu, ancak Putin’in göstermeyi seçtiği kadarı dışarı yansıyabiliyor.
Çok sportif olduğu imajını veren, belinden üzeri çıplak ve maço, erkeksi bir tavır sergilemeye özen gösterdiği fotoğrafları veya kesik kesik yaptığı, adeta gökten inmiş vahiylermişçesine yorumlanmaya çalışılan özel hayatına dair açıklamaları, bizlere “gerçek Putin”in kim olduğu konusunda fazla bir bilgi vermiyor. 2014’te boşandıktan sonra evlenip evlenmediği, yeniden çocuklarının olup olmadığı bile bilinmiyor.
Lyudmila Putina ile 1983 yılında evlenen ve 2014 yılında boşanan Putin’in bu evlilikten Katerina ve Maria adlarında iki kızı bulunuyor. Özel hayatını gizli tutmaya özen gösteren Rusya liderinin 30’lu yaşlarında oldukları dışında haklarında pek bir şey bilinmeyen kızları da göz önüne çıkmıyor. Eski bir jimnastikçi ve Putin’in partisi Birleşik Rusya’dan milletvekili olan Aleana Kabaeva ile beraber olduğu, ondan bir kızı ve hatta ikiz oğulları olduğu iddia ediliyor. Dünyanın en büyük ve en güçlü ülkelerinden birinin devlet başkanının bu kadar “gizem” içinde yaşaması aslında hakikaten de hayret verici; hatta sürreal. Örneğin, Çin için böylesi bir gizemin söz konusu olması bile düşünülemez.
'PUTİN İÇİN BİR SARAY' BELGESELİ
Ağustos 2020’de zehirlenip Almanya’da tedavi olup ölümden dönen Rus muhalif Alexei Navalny, ülkesine döner dönmez gözaltına alınıp tutuklandı. Navalny, askeri teçhizat sınıfındaki sinir gazı Noviçok ile zehirlenmiş ve 5 ay boyunca Almanya’da tedavi görmüştü. Noviçok, eski Rus ajanı Sergey Skripal ve kızının İngiltere’de zehirlenmesinde de kullanılmıştı. Navalny’nin zehirlenmesi süreci de, online araştırmacı gazetecilik siteleri Bellingcat ve The Insider tarafından detaylı biçimde gözler önüne serildi. Diğer bir deyişle, ortada Navalny’nin kimin tarafından zehirlendiğine ilişkin bir “gizem” de yok.
Navalny’nin ülkesine dönüşü gerçekten de “muhteşem” oldu. Öncelikle, Navalny’nin dönüşünü en ince ayrıntısına kadar “vurucu bir strateji” ile planladığı açık. Daha hapse gireli 24 saat olmadan, Navalny’nin YouTube kanalında Vladimir Putin’in odağında olduğu yolsuzluk ağları üzerine iki saatlik bir belgesel yayınlandı. 24 Ocak 2020 Pazar günü itibariyle bu belgeselin, yaklaşık 83 milyon izleyicisi olmuştu. Belgeselin Kremlin’i çevreleyen yolsuzluk ağlarına ilişkin belgeleriyle gözler önüne serdiği birçok bilgi var: Ancak, belgeselin en ilgi çeken ve dünya çapında konu olan yönü, “Putin’in Sarayı” bölümü oldu.

Karadeniz kıyılarının kuzeydoğusundaki sahil kasabası Gelendzhik’te 1,37 milyar dolar değerinde olduğu öne sürülen malikânenin, drone’larla çekilmiş görüntüleri, sızdırılan iç mekân planları ve diğer elde edilen bilgiler ışığında oluşturulmuş, aslına sadık olduğu öne sürülen 3 boyutlu iç mekân resimleri, dünya genelinde büyük ses getirdi. Kendi kilisesi, 2 bin 500 metrekare serası, denize uzanan bir yeraltı tüneli, amfitiyatrosu ve başlı başına malikâne boyutunda “müştemilatları” olan bu mülk, Monako Krallığı’nın yaklaşık 40 katı büyüklükte bir araziye kurulu.

Ana malikânenin içindeki odalar da, 3 boyutlu illüstrasyonlarla belgeselde yer almıştı dedik: Bu odalar arasında da, bir kumarhane, birkaç bar; dahası “direk dansı” ve “diğer gösteriler” için mor renklerin hakim olduğu bir gece kulübü, bir sinema/tiyatro, olimpik havuz da yer alıyor.
Navalny, Gelendzhik’teki “sarayı”, “tarihin gelmiş geçmiş en büyük rüşveti” olarak niteliyor. Kremlin ise, bu mülkün Putin ile bir ilgisi olmadığını öne sürüyor. Her zaman olduğu gibi, Kremlin’den gelen açıklamalar, Navalny’nin adını zikretmiyor. Bu strateji, Navalny gibi muhalifleri ciddiye almadıkları mesajını vermenin ve onu aşağılamanın bir yöntemi. Kremlin Sözcüsü (aynı zamanda Türkolog olan) Dmitry Peskov, açıklamasında sadece “iddialardan” bahsetti ve tamamen “saçmalık ve hayal ürünü” olduklarını söyledi. İçişleri Bakanı Yardımcısı Aleksandr Gorovov ise, ismini zikretmeden Navalny’i kast ederek “yarım yamalak, sahte politikacılık iddiasındaki kişiler, ülke genelinde izinsiz gösterileri duyurdular. Onlara internet üzerinden, bizzat sokağa çıkarak ve her türlü yöntemle katılanlara karşı hukuki tedbirler alma hakkımız var” açıklamasını yaptı.
DÖNÜŞ HEDİYESİ OLARAK GÖSTERİLER
Navalny’nin Kremlin’e dönüş hediyesi sadece “Saray belgeseli” değildi. Navalny, aynı zamanda Rusya genelinde gösteri çağrısında bulundu. Navalny’nin ekibi, 23 Ocak Cumartesi günü 90 noktada gösteriler organize etti. Sonuçta, Rusya’da 111 kentte protestolar gerçekleştirildi ve gösteriler, son yıllardaki en büyük örneklerdi.
Protestoların, Sibirya’nın doğusundaki Yakutsk’ta -52 derece soğukta bile düzenlendiği düşünülürse, göstericilerin ne kadar ısrarlı ve kararlı olduğu anlaşılabilir. Ne var ki, en sert yöntemleri benimsemekte hiç çekinmeyen, bazı üyeleri daha önce Kafkaslar’da (ve zamanında Çeçenistan Savaşları döneminde orada da) konuşlanan OMON (Özel Görevli Milis Gücü-Otryad Militsii Osobogo Naznacheniya) da, göstericileri dağıtmak konusunda son derece kararlıydı. Rusya’da siyasi baskı ve siyasi hakların ihlali üzerine çalışan sivil toplum örgütü OVD Info’nun verilerine göre, 3 bin 592 kişi gözaltına alındı. Rus muhalifin siyasi ağı “Takım Navalny”nin başı Leonid Volkov’un ifadesine göre, ülke genelindeki protestolara yaklaşık 300 bin kişi katıldı. Başkent Moskova’da 40 bin ve St. Petersburg’da da 10 bin kişinin gösterilere katıldığı söyleniyor.
'DIMON' BELGESELİ
Rusya’da bu kadar yaygın ve kalabalık gösteriler en son Mart 2017’de gerçekleşmişti. Navalny, o dönem de, “Ona ‘Dimon’ deme” (On vam ne Dimon) adlı bir belgesel yayınlamıştı. O belgesel de, Rusya’da devlet başkanlığı ve başbakanlık görevlerini dönüşümlü olarak yürüten Dmitri Medvedev’in yolsuzlukları ile ilgiliydi. “Dimon”, Dmitri adıyla biraz da dalga geçen bir kısaltma: O belgesel de, çok ilgi görmüş ve iki haftada 13 milyon izleyici bulmuştu. Rusya’nın bağımsız araştırma kuruluşu Levada’nın Nisan 2017’de gerçekleştirdiği bir kamuoyu araştırmasına göre, Rusya halkının yüzde 45’i, o dönem başbakan olan Medvedev’in istifa etmesini istiyordu. Yine aynı araştırmaya göre, yolsuzluktan sorumlu tutulan isim de bizzat Putin’in kendisiydi.
Dimon belgeselinin ve Medvedev’e dair yolsuzluk iddialarının var olan bazı toplumsal huzursuzluklarla birleşmesi, o dönemde 26 Mart 2017’de Rusya çapında gösterilere yol açmıştı. Bu gösteriler, dalgalar halinde 2017’de tekrarladı: Haziran 2017’de, Navalny’nin Medvedev’e ilişkin yolsuzluk iddialarını yeniden gündeme getirmesi ile gösteriler yeniden başladı. 29 Eylül 2017’de, Navalny’nin tutuklanması yeni bir protesto dalgasına neden oldu. Ocak 2018’de, Navalny’nin marttaki başkanlık seçimleri için adaylık kaydının resmî makamlarca alınmasının reddedilmesi üzerine gösteriler gerçekleşti. 30 Nisan’da ise, sosyal medya üzerinden mesajlaşma uygulaması Telegram'ın bloke edilmesine karşı protestolar yapıldı. 5 Mayıs’ta da, Putin’in 4. kez başkanlık koltuğuna oturmasına karşı gösteriler patlak verdi. 2018 yazının tümü de, Rusya’da emeklilerin haklarını budayan yeni düzenlemelere protestolarla geçti.
2017-2018’deki dönem “Dimon” belgeselinin bardağı taşıran son damlası olduğu bir ekonomik ve sosyal buhranın dışa vurumu ise, şimdi de yeni bir gösteri zinciri başlıyor olabilir.
Bu seferki tepki, öncekilerden nasıl ve ne kadar farklı?
Şimdiye kadar da yaklaşık 40 milyon kişi, “Dimon” belgeselini izledi. Ancak, “Putin için bir Saray” belgeseli gerçekten de bambaşka boyutta ilgi gördü ve tepkilere yol açtı. Beş günde ulaştığı izlenme oranı, Dimon’u katladı.
Gerek “Putin İçin Bir Saray”ın izleyici rekorları kırması, gerekse de 23 Ocak protestolarına ülke genelindeki dondurucu soğuğa rağmen yoğun katılım olması, Navalny’nin ilk adımda hedeflerine ulaşmasını sağladı. 2017’de gerçekleşen gösteriler, Putin öncesi dönemin hafızasına sahip olmayan gençlerin protestolara katılarak sokağa çekilmesine neden olmuştu. 20’li yaşlarının başındaki ve daha genç, hatta çocuk yaştakilerin protesto için sokağa inmesi bir ilkti. O dönemde, protestolara katılan gençler, “Gelecek ümidi olmayan bir ülkede bir şeyleri değiştirebilme umudundan” bahsediyorlardı. Rusya’da, Putin’in 1999’dan beri iktidarda olduğunu ve 2017’den itibaren “sokağa inen” gençlerin, “öncesi döneme” dair bir hafızaları olmadığını da anımsatalım.
TİKTOK PROTESTO ARACI OLDU
23 Ocak’taki protestolarda da, gençler ve çocuklar sosyal medya üzerinden yaratıcı dayanışma yöntemleri ortaya koydu. Çin kaynaklı sosyal medya uygulaması TikTok’u ve hatta çiftlerin tanışma/flört uygulaması Tinder’ı protestoların organizasyonu için paslaşmakta kullanandılar. TikTok üzerinden göstericilere, gözaltına alınmaya çalışıldıkları takdirde nasıl Amerikan aksanlı bir İngilizce konuşacaklarını komik biçimde gösteren küçük kız, okulunda Putin’in sınıftaki resminin yerine Navalny’ninkini koyan bir genç kız gibi “sıradan vatandaş” çocuk ve gençlerin yanı sıra, normalde politika ile alakası olmayan popüler isimlerden de gösterilere “online” destek vardı. Örneğin, Instagram’da 2,5 milyon takipçisi olan blogger Aleksandra Mitroshina, “Bunu söylerken korkuyorum ama Navalny’e bunu yaparlarsa, bize ne yaparlar” diyerek takipçilerini sokağa davet etti. Noize MC adıyla tanınan popüler rapçi de, “Hep çocuklarını düşün diyorlar; ben de çocuklarımı düşündüğüm için gösterilere destek veriyorum” dediği bir YouTube videosu paylaştı.
Rusya’da 2017’den beri aralıklı olarak süren protestolar, belki ülkede iktidar değişikliğine neden olmadı ama adım adım Kremlin’deki yönetimin sırtını yasladığı sağlam kaideleri aşındırıyor. Putin ve çevresi için geleceği giderek belirsiz hale getirmeye başlıyor. Navalny’nin şimdiye kadar başına ne gelirse gelsin pes etmemesi, göstericileri de motive ediyor. Navalny’yi destekleyenlerle, onu ülkedeki yolsuzluklara karşı mücadele ümidinin sembolü olarak görenlerin ortaklaştığı bir ortam oluşuyor.
Belarus’ta 9 Ağustos 2020’de devlet başkanlığı “seçimlerinden” sonra patlak veren protestolar sonuç veremedi ve Devlet Başkanı Alexander Lukaşenko hâlâ koltuğunda oturuyor. Rusya da, Putin’in Lukaşenko’nun yöntemlerini kullanıp, göstericileri öldürmek pahasına Belarus’ta aynı isimle var olan OMON gibi özel güvenlik güçlerini artan dozda sahaya sürebilir. Ancak Rusya, Belarus’tan çok daha karmaşık dengelere dayanan bir ülke. Böylesi sert tepkiler, Rusya’da suları sakinleştirmek bir yana, daha da dalgalandırıp bulandırabilir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları


























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.10.2025
28.09.2025
25.04.2025
3.02.2025
29.01.2025
17.01.2025
7.11.2024
6.11.2024
24.10.2024
27.06.2024