Ümit KARDAŞ
Türkiye’de çok partililik 1908’de İkinci Meşrutiyet ile başladı. Ancak bu süreç İttihat ve Terakki ileri gelenlerince 23 Ocak 1913’te Bab-ı Ali’nin basılmasıyla gerçekleştirilen askeri darbeyle sonlandı. Yerini fiili bir tek parti rejimine bıraktı.
Milli Mücadele sırasında oluşturulan ilk Meclis’in yapısı ikinci dönemde değişecek, Atatürk'ün inkılap ve fikirlerine muhalif olanların çoğu Meclis’e giremeyecekti. Bir anlamda eski muhalefet grupları tasfiye edilmişti.
Reisicumhur Mustafa Kemal Paşa, Başvekil ise İsmet Paşa idi. Yeni meclis inkılaplar konusunda eskisinden daha uyumlu gözüküyordu. Ancak muhalefetsiz bir siyasi ortam yaratmak zordu. Nitekim Cumhuriyetin daha ilk yılında ikinci parti ortaya çıkacaktı.
17 Kasım 1924'te Adnan Adıvar, Ali Fuat Cebesoy, Kazım Karabekir, Rauf Orbay ve Refet Bele’nin öncülüğünde Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kuruldu. Bu gelişme aslında Halk Fırkası içerisindeki görüş ayrılıklarının bir sonucuydu.
Parti programında devletçilik politikasının tersine liberalizm, tek dereceli seçim sistemi, reisicumhur seçilen kişinin milletvekilliğinin düşmesi ve her türlü inkılap ve anayasa değişikliklerinin halka danışarak yapılması gibi yeni politikalar ileri sürülmekteydi.
Yeni parti kuruluşundan çok kısa bir süre sonra Halk Fırkası’ndan istifa edip parti değiştiren vekillerle birlikte mecliste 28 kişilik temsile ulaşmıştı.
1925’te gerçekleşen Şeyh Sait İsyanı hükümet tarafından muhalefete karşı kullanılacak bir silah olacaktı. Bunun sonucu İstiklal Mahkemesi birkaç TCF üyesini isyanla ilişkilendirip mahkûm etti.
TCF, tüzüğünde yer alan 'Dine saygılıyız' ifadesinden dolayı siyasi arenanın dışına itildi.
3 Haziran 1925'te Cumhuriyetin ilk muhalefet partisi resmen kapatıldı.
Partinin kapatılmasından 1 yıl sonra 14 Haziran 1926'da Atatürk'e karşı tertip edilen ve tarihe 'İzmir Suikastı' olarak geçen olayın ardından Atatürk'ün silah arkadaşları Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Refet Bele ve Ali Fuat Cebesoy suikast teşebbüsünün azmettirici oldukları iddiasıyla tutuklandılar. Tutuklamalarda 24 Anayasası’nın dokunulmazlık hükümleri uygulanmadı.
Kazım Karabekir ve arkadaşları, er ve erbaşların yoğun protestoları altında yargılandı. Dava sonucunda Rauf Orbay ve Rüştü Paşa hapis cezalarına çarptırıldılar; Kâzım Karabekir, Ali Fuat ve Refet Paşalar beraat ettiler.
Ancak bir ay süren yargılama sonucu içlerinde eski Maliye Nazırı Cavit Bey ve Mustafa Kemal ile birlikte Samsun’a çıkan Miralay Arif beyin de bulunduğu 14 kişi savunma ve temyiz hakkı kullandırtılmadan idam edildiler. Adnan Adıvar gıyabında mahkûm edildi.
Böylece Türkiye 1925-1930 yılları arasında beş yıllık muhalefetsiz ve otoriter bir rejimin uygulandığı bir döneme giriyordu. Otokratik rejim muhalefet işlevi görecek ikinci bir partiye tahammül edememişti.
İkinci parti kurma denemesi 1930 yılında gerçekleşti. Mustafa Kemal’in izniyle kurulan Serbest Fırka ancak üç ay gibi kısa bir sürede kendini feshetmek zorunda kaldı.
Partinin kurucusu olan Fethi Okyar’ın hatıralarından anladığımıza göre Okyar’ın Ege gezisiyle Cumhuriyet Halk Fırkası’nın beklenmeyen çöküşü, halkın yeni partiye coşkulu ilgisi CHF’de büyük şaşkınlık ve kaygı yaratmıştı.
CHF çevreleri tarafından ileri sürülen görüş, şeriatçıların Serbest Fırka’ya sızdıkları, Okyar’ı da aşarak şeriat lehine kargaşa yaratıp, başta Mustafa Kemal olmak üzere Cumhuriyet aleyhine tertip içine girdikleriydi.
İrtica iddialarını mecliste Dâhiliye Vekili Şükrü Kaya dile getirmiş ancak toplu gericilik eylemleriyle, Mustafa Kemal ve Cumhuriyet aleyhine gösteriler ve tertiplerle ilgili hiçbir somut delil gösterememişti.
CHF’nin irtica isnatları süratle halkın desteğini kaybetmesinden kaynaklanan korku ve şaşkınlıktan doğuyor ve irtica iddiası siyasi bir araç olarak kullanılıyordu. Laiklik silahını siyasette silah olarak kullanan CHF aslında şeriatçı çevrelere silah hazırlıyordu.(Osman Okyar-Mehmet Seyitdanlıoğlu-“Fethi Okyar’ın Anıları)
CHF İzmir’de örgütüyle, yayın organlarıyla, partili olan valisiyle halkın coşkusunu kullanarak güvenlik güçlerinin halka ateş açması sonucu ölüm ve yaralanmaların meydana gelmesine neden oldu.
Sonuç olarak Serbest Fırka denemesi kısa sürede başarısızlığa uğratıldı ve tek şefli ve tek partili otoriter rejim 1945 yılına kadar devam etti.
1935’ten sonra parti ile devlet kaynaşarak, iç içe girmiş, parti devlet ile özdeşleşerek devletin partisi durumuna gelmişti. Bunun sonucu parti siyasetin yapıldığı bir yer olmaktan çıkmış, halkla olan ilişkisi tamamen kesilerek devletin ve hükümetin emrine girmişti.(MeteTunçay-“Eleştirel Tarih Yazıları- Bülent Tanör” Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri)
Bu saptamalardan çıkan sonuca göre siyasal otorite artık partide değil devlette yani şeftedir. CHP ise bir devlet partisidir. Rejimin asıl karar merkezi ”Ebedi Şef” Mustafa Kemal, daha sonra da “Milli Şef” İsmet İnönü’dür. Böylece rejim içinde Devlet Milleti, Parti Devleti, Şef de hepsini temsil etmektedir. (Taha Parla-Türkiye’nin Siyasal Rejimi)
Tek partili rejim 1924 Anayasasının öngördüğü bir düzen olmayıp, siyasal koşulların sonucu oluşan fiili bir durumdu. Çok partili hayata geçişte de iç ve dış siyasi koşullar yani fiili etkenler rol oynayacaktı.
İkinci Dünya Savaşı süreci Türkiye’nin ekonomik ve sosyal yapısında önemli değişikliklere yol açmıştı. Devlet desteğiyle özel kesime sermaye aktarılırken, enflasyon, yolsuzluklar, karaborsanın yarattığı olumsuzluklar gelir dağılımındaki adaletsizliği daha da artırmıştı.
Sınıfsız, imtiyazsız bir topluma vurgu yapan halkçılık anlayışı ve bunu destekleyen devletçilik yaklaşımı anlamını kaybetmişti. Bunun sonucu toplumun değişik kesimleri kaygı içinde değişim ihtiyacını hissetmeye başlamıştı.
Köylüler düşük fiyat politikaları, tarımdan kaynak aktarımı, jandarma ve tahsildar baskısı ile sanayileşmenin ve otoriter rejimin yükü altındaydılar.
Sakıncalı görülen işçi sınıfı 250 bin’lik mevcuduna rağmen grev, sendika, düşünce ve basın yasakları nedeniyle politik ve örgütsel anlamda değişiklik talebine önderlik edecek durumda değildi.
Diğer yandan orta sınıfın en dinamik unsurlarından olan memurlar ve aydınlar enflasyon koşullarında ekonomik sıkıntı çekiyorlardı.
Nihayet devrimlerden ve uygulamalarından sıkıntı çeken muhafazakâr dindar kesimin hoşnutsuzluğu da açığa çıkmıştı.
Dış dinamikler bakımından iki etken önemliydi. Birincisi savaştan Batılı ülkeler galip çıkmıştı. Bu da Batı’nın siyasal rejimi olan demokrasiyi güçlü bir şekilde gündeme getiriyordu. Ayrıca BM Antlaşması’nı onaylamak demokrasiye geçiş taahhüdü anlamına geliyordu.
İkinci etken SSCB’nin Türkiye’ye yönelik tehditleriydi. Bu durum Türkiye’nin kendine Batı ittifakı içinde yer aramasına neden oldu.
Sonuç olarak otoriter nitelikli, vesayetçi tek parti rejiminin sosyal, politik, ekonomik ve kültürel uygulamalarından mağdur olan, huzursuzluk ve sıkıntı duyan geniş bir cephe ortaya çıkmıştı. Ancak bu muhalefet cephesine önderlik edecek bir siyasal hareket bulunmamaktaydı.
1945’te parti içinden Recep Peker ve çevresinin oluşturduğu çoğunluğa rağmen iç ve dış dinamiklerin kesişmesiyle ve özellikle İsmet İnönü’nün gayretiyle birlikte CHP çok partili rejime geçmeyi tartışmaya başladı.
29 Mayıs 1945’te yapılan bütçe oylamasında Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan, Fuat Köprülü ve Emin Sazak ret oyu verdiler.
Parti meclis grubuna parti içi demokrasinin kurulması isteğini öngören ve Bayar, Menderes, Koraltan ve Köprülü tarafından verilen “Dörtlü Takrir”in reddi üzerine gelişen olaylarla birlikte Menderes, Köprülü ve Koraltan CHP’den ihraç edildi.
Bu ihraçları protesto eden Celal Bayar partiden istifa etti.1 Aralık 1945’te Bayar arkadaşlarıyla birlikte Demokrat Parti’yi kurdu.
Böylece daha önceki TCF ve Serbest Fırka denemelerinden sonra CHP üçüncü defa içinden bir parti doğuruyordu. Ancak parti içi demokrasinin işlemediği, demokratik kültür ve geleneğin üretilmediği bir kurumdan demokrasi vaadiyle ayrılanların gerek vesayetçi kurumların engellemesi gerek kendi yetersizlikleri nedeniyle antidemokratik zemine kaymaları mukadderdi.
Sertlik yanlısı Recep Peker’in başbakanlığı döneminde, 1946’da yapılan şaibeli bir erken seçimle CHP iktidarını devam ettirdi,14 Mayıs 1950’de yapılan seçimde ise iktidarı yitirdi.
II. Meşrutiyet’ten beri siyasetle uğraşma tekelini elinde tutan egemen bir azınlığın dışında kalan bazı toplumsal sınıf ve tabakalar DP içinde örgütlenerek politika sahnesine çıktılar. (Tunçay-a.g.e)
Böylece çevreyle ilişkisi olmayan bürokratik seçkinci CHP yenilgiye uğramış, DP ise “Yeter söz milletindir” sloganıyla çevreyi merkeze taşıma, halkın taleplerini siyasi alana getirme işlevini görmeye başlamıştı.
Bu açılım demokrasi ve özgürlük taleplerini içermesine rağmen yaşanan süreç gerek 1924 Anayasası’nın demokrasi, özgürlükler ve hukuk devleti ile uyum sorunu, gerek başta fikir özgürlüğü olmak üzere temel hak ve özgürlükler üzerindeki anti-demokratik kanuni kısıtlamalar gerekse çatışma-gerilim üreten tarihsel gelenek nedenleriyle başarısızlıkla sonuçlandı.
1950’ye kadar herhangi bir sol düşüncenin gelişemediği ortadaydı. Özellikle 1940-1947 yılları arasında uygulanan 7 yıllık sıkıyönetim rejiminin asıl hedeflerinden biri sosyalist düşünce ile işçi kuruluşları oldu. Böylece çok partili yaşama geçişte gerek kanunlar gerekse sıkıyönetim uygulamaları nedeniyle sol kanadı budanmış bir demokrasiye geçildi. (Zafer Üskül- “Siyaset ve Asker”)
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları

























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
13.12.2025
4.11.2025
17.10.2025
1.10.2025
7.09.2025
1.09.2025
27.08.2025
7.08.2025
4.06.2025