Ümit KARDAŞ
Türkiye’de yargı organizasyonu yurttaşların hukuk güvenliğini sağlama konusunda iki zaafa sahip. Bu zaaflardan biri hâkim bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusundaki anayasal ve yasal düzenlemeler. Diğeri ise savcı ve hâkimlerin geçmişten gelen kültürel ve zihinsel kodları.
Anayasal ve yasal düzenlemelere göre hâkimlerin ve savcıların özlük işlerine ilişkin atama, terfi, nakil, geçici yetkilendirme, nakil, azil işlemleri ve disiplin soruşturmaları Hâkimler Savcılar Kurulu (HSK) tarafından yürütülmekte.
HSK’nin hakim bağımsızlığı ve tarafsızlığının teminatı konumunda olması adil yargılanma hakkı bakımından önemli. Bu nedenle söz konusu kurulun oluşturulma yöntemi, bu yöntemin yürütmeden ne kadar bağımsız olduğu önem göstermekte.
Bugün uygulanan sistemde cumhurbaşkanı iktidar partisinin genel başkanı olarak tek başına yürütme organını temsil etmekte. Kurulda Adalet Bakanı başkan, bakanlık müsteşarı da doğal üye olarak bulunmakta. Cumhurbaşkanı’nın HSK’ye atadığı dört üye ile birlikte Kurula yürütmenin seçtiği üye sayısı altıya çıkmakta. Parlamentonun gönderdiği üç üyeyi çoğunluk olan iktidar partilerinin belirlediği göz önüne alındığında toplam dokuz üye yürütme erkinin tercihine göre belirlenmekte.
2014’te yapılan değişiklikle Adalet Bakanı’nın HSK üzerindeki yetkileri artırıldı. Bu değişikliklerinin birçoğu Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olmasına rağmen AYM kararları geçmişe etkili olmadığından uygulamaya devam edilmekte
Siyaset biliminde yeri olmayan partili cumhurbaşkanlığı sisteminde içlerinde adalet bakanının da olduğu bakanlar parlamento dışından seçilmekte. Partili cumhurbaşkanının atadığı bakanların tek kişiye karşı sorumlu olmaları ve iradelerinin tek kişiye bağlı olması tüm bakanları işlevsiz bırakmakta.
Bu durumda HSK’nin fiilen Adalet Bakanından çok partili Cumhurbaşkanına bağlı çalıştığı, bu durumun yürütme organı karşısında bağımsız olması gereken hâkimleri teminatsız ve taraflı hale getirdiği açık.
Bu düzenlemenin siyasi suç ve delil icat etme geleneğine sahip devlet iktidarının yargıyı kullanıp muhaliflerini yok etmeye zemin oluşturduğu bilinen bir gerçek.
Böylece tarafsız olmayan bir Cumhurbaşkanı için Adalet Bakanı eliyle HSK üzerinden hâkimlere ilişkin disiplin soruşturmaları ve hiçbir objektif kritere dayanmayan, yargı denetimine de tabi olmayan nakil ve görevlendirmelerle korku iklimi yaratıp, yargıya müdahale etme imkânı doğmakta.
Yargıya azalmış olan güveni yeniden yaratmak, yaşanan adaletsizlikleri giderip yenilerini önlemek için yargıda yapılması gereken temel değişiklik Adalet Bakanı ve müsteşarının Kuruldan çıkarılması, Cumhurbaşkanının atama yetkileri kaldırılması olmalı.
HSK’nin oluşturulma yöntemi değiştirilmedikçe Parlamentoda görüşülen yargı reformu paketinin hâkim bağımsızlığı ve tarafsızlığını sağlama imkanı yok. HSK üyelerinin yüksek yargı organlarının yetkili kurulları tarafından seçilmesi hâkim bağımsızlığı ve tarafsızlığını sağlamada bir imkân olarak değerlendirilmeli.
Kuşkusuz yargının zafiyeti sadece anayasal ve yasal değişikliklerle giderilemez. Savcı ve hâkimlerin geçmişten gelen kültürel ve zihinsel kodları da adil yargılanma hakkının gerçekleşmesinde önemli bir engel olarak durmakta.
İnsanlar hâkimin kararlarında ve davranışlarında sübjektif veya siyasi bir eğilim görmek istemezler. Hâkimler bağımsızlık, tarafsızlık ve güvenilirliklerini sadece kararlarıyla değil, toplum içindeki davranışları ve yarattıkları izlenimlerle ya pekiştirirler ya da berhava ederler.
Modern ve demokratik bir toplumda, yargının iç tutarlılığı ve manevi gücü ile yargı sistemine olan kamusal güven son derece önemli.
Ancak Türkiye’de hâkimlerin insan hak ve özgürlüklerine karşı devleti koruma kültürüne sahip oldukları, siyasi suçlarda kolaylıkla hukukun dışına çıktıkları görülmekte.
Yargı reformu paketinde öngörülen değişikliklerin adil yargılanma hakkının temel unsurlarından olan hâkim bağımsızlığı ve tarafsızlığını güvenceye almayla bir ilgisi bulunmamakta.
Ayrıca yargı reformu paketinde sulh ceza hâkimlikleriyle ilgili bir değişiklik bulunmaması adil yargılanma hakkı bakımından bir engel oluşturmakta. Bu hâkimlikler Batı’da özgürlükleri hukuk güvenliği şemsiyesi altında korurlar. Bu nedenle söz konusu görevi yapan hâkimler “özgürlükler hakimi” olarak adlandırılır.
Türkiye’de ise bu hâkimliklerin kişilerin hukuk güvenliğinin yok edilmesine, ifade özgürlüğünün ve eleştiri hakkının boğulmasına hizmet ettiği yaşanan yaygın uygulamalarla açıkça görülmekte.
Ceza hukuku ve ceza muhakemesi hukuku sulh ceza hâkimlikleri aracılığıyla siyasi rakiplerin ve muhalefet unsurlarının ortadan kaldırılmasında araç olarak kullanılmakta. Özellikle ceza muhakemesi hukuku, geçici, meşru amaçla orantılı nitelikte olması gereken yakalama, gözaltına alma, tutuklama, arama, el koyma, iletişimi dinleme ve tespit etme gibi koruma tedbirlerinin uygulanmasında kötüye kullanılmaya en müsait hukuk disiplini.
Uygulanan koruma tedbirleri, kişilik haklarımızı, özgürlüklerimizi doğrudan ilgilendirmekte ve tehdit edebilmekte. “Bu nedenle ceza muhakemesi hukukuna “masumların hukuku” da denilmekte.
Bu hâkimliklerin gerekçe göstermeden tek kararla onlarca kişinin malvarlıklarına el koyma tedbiri uyguladıkları tespit ettiğim bir durum. Keyfi olarak uygulanan bu tedbirlerle kişiler ve aileleri sivil ölüme mahkûm edilmekte.
Tutuklamanın kanuni gerekçelerinin somut karşılığının aranmadığı bir başka gerçek. Bu bakımdan birçok masum insan evrensel hukuk ilkeleri çiğnenerek ve CMK düzenlemeleri dışına çıkılarak soruşturmanın ve kovuşturmanın sonucu ne olursa olsun uzun süreler mağdur edilebilmekte.
Sulh ceza hâkimlikleriyle ilgili çok önemli bir sakıncalı durum da bu hâkimliklerin kararlarına karşı bir üst mahkemeye itiraz edilememesi olarak görülmekte. Bu hâkimliklerin kararlarına ancak aynı seviyedeki bir sonraki hâkimliğe itiraz edilebilmekte. Böylece bu hâkimlikler kapalı devre olarak çalışmakta. Hukuk güvenliği yok edilmekte.
Bu mahkemelerin ivedilikle kaldırılarak başta tutuklama olmak üzere diğer koruma tedbirlerine karar verme yetkisinin yüklenen suçun ağırlığına göre asliye ya da ağır ceza mahkemelerine verilmesi, kararlara karşı da bir üst yargı merciine itiraz hakkının tanınması gerekmekte.
Yargı reformu olduğu iddia edilen paketin diğer önemli düzenlemesi de tutukluluk sürelerine getirilen süre sınırları gösterilmekte.
Tutuklamada geçen sürelerle ilgili Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 102. maddesine eklenen 4. fıkra ile soruşturma evresi için azami tutukluluk süreleri şöyle belirleniyor. "Soruşturma evresinde geçirilecek tutukluluk süresi tutuklamaya neden olan suç, ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmeyen bir suç ise altı ay, giren bir suç ise bir yıl olacaktır"
Düzenlemede; Türk Ceza Kanunu'nda Millete ve Devlete Karşı Suçlar, Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar, Millî Savunmaya Karşı Suçlar, Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlar bakımından ise bu sürenin en çok bir yıl altı ay olacağı, bu sürenin gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabileceği belirtilmekte.
Bu düzenlemenin uzun tutukluluk durumlarının sonlanması bakımından bir anlam taşımadığı ortada. Yapılan ek düzenlemede sadece savcılık soruşturması kapsamında tutuklamanın süre sınırları belirlenmekte. Oysa esas sorun kovuşturma aşamasındaki uzun tutukluluk süreleriyle ilgili.
Ağır ceza mahkemelerinde görülmekte olan davalarda dört yıla yaklaşan tutukluluk süreleri yaşanmakta. Makul süreleri aşan yargılamalarda tutukluluk süreleri de infaza dönüşmekte.
Tutukluluk durumunun devamına ilişkin kararlarda AİHM içtihatlarına aykırı olarak toptan, klişe ve dosyadaki somut duruma uymayan gerekçeler yazılmakta. Bu durumda yargılama sonunda verilmesi muhtemel beraat kararlarının mağduriyet bağlamında bir anlamı kalmamakta.
Yargıtay mahkûmiyet kararlarının temyizi aşamasında uzun tutukluluk sürelerini gözetmesi gerekirken bu süreci hızlandırmakta isteksiz davranmakta.
Paket söz konusu değişiklik bakımından da ceza muhakemesi hukukunun temel evrensel ilkelerine bir dönüş anlamını taşımadığı gibi mevcut durumun tekrarı olarak anlaşılmakta.
Yargı reformu çalışmaları sırasında üzerinde en çok durulan ve Türkiye’nin de en fazla eleştirildiği konu ifade ve basın özgürlüğü. Yeni paket, haber ve eleştiri ölçülerini aşmayan ifadelerin suç oluşturmayacağını hükme bağlıyor.
Oysa mevcut yasal düzenlemelerde de haber ve eleştiri suç oluşturmamakta. Zaten ifade ve basın özgürlüğü Anayasa’nın 28. maddesiyle güvence altında bulunmakta. Böyle olmasına rağmen Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak, Mümtazer Türköne, Osman Kavala, Selahattin Demirtaş’ın da aralarında olduğu birçok gazeteci, akademisyen, sivil toplum önderi ve siyasetçi şu anda tutuklu.
Bu insanların tutuklu olmalarının veya mahkum edilmelerinin nedeni Anayasa’daki ve yasalardaki mevcut hükümler olmayıp, hâkimlerin devlet ideolojisini önceleyerek insan hak ve özgürlüklerinin güvencesi olduklarının ayırdında olmamaları.
Yargı reformu olarak sunulan paket kimseyi ikna edemez. İnsanlar çevreleriyle birlikte yaşadıkları mağduriyeti kendi hakikatleri olarak yaşarlar. Söz konusu paket “yargı reformu” değil bir “yargı reformu illüzyonu” olabilir.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları



























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
13.12.2025
4.11.2025
17.10.2025
1.10.2025
7.09.2025
1.09.2025
27.08.2025
7.08.2025
4.06.2025