Alper GÖRMÜŞ
Ergenekon davasında müebbet hapse çarptırılan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un avukatı İlkay Sezer, T24'te yayımlanan "Bilgiyle konuşmak isteyenler için İlker Başbuğ dosyası" başlıklı yazıma bir cevap gönderdi.
T24 o cevabı da yayımladı, okumuşsunuzdur.
Avukat İlkay Sezer'e göre, yazımda “Başbuğ hakkında asılsız değerlendirme ve iddialara yer verilmiş”ti.
Sezer'in “asılsız” bulduğu ve beş maddede topladığı değerlendirmelerimle ilgili yazdıklarını birazdan tek tek ele alacağım... Fakat ondan önce, tartışma konusu yazımla ilgili olarak bana gelen, İlkay Sezer'in yukarıdaki cümlesinde de içkin olan bir eleştiriyi kısaca cevaplamak isterim...
Bu eleştiriye göre, yazımda somut, olgusal verilerin yanı sıra “kuşku uyandıran” durumlara da işaret ediyordum... Bunu yapmamalıydım, çünkü ispat edilmemiş kuşkulu durumların hukuken hiçbir geçerliliği yoktu ve bunlar sanık aleyhine kullanılamazdı...
Bu çerçevede, Genelkurmay karargâhındaki, izinli personelin (dahi) çağrıldığı, geceleri de devam eden “bilgisayar silme ve belge kırpma” faaliyetinden Genelkurmay Başkanı'nın haberinin olmamasının “hayatın akışına uygun olmadığı”na dair cümlelerim, özellikle eleştiri konusu olmuştu.
İlkay Sezer de mektubunda şu satırlarla katılmıştı bu eleştiriye:
“Hayatın olağan akışına uymamak şeklinde ifade edilen değerlendirme daha ziyade hukuk davalarında dikkate alınan bir görüş olmakla birlikte Ceza hukukunda yeri bulunmamaktadır. Sanık hakkında her türlü şüpheden uzak somut ve inandırıcı delil olmadan sanığın cezalandırılması hukuken mümkün değildir.”
Gazetecinin işi kamuoyuyladır, mahkemeyle değil...
Bu eleştiriler, gazetecinin bir davayı ele alırken savcıların ya da yargıçların kullandıkları, kullanmak zorunda oldukları delil kriterleriyle konuşup yazmaları gerektiği varsayımından hareket ediyor...
Oysa bu doğru değildir. Savcılar iddialarını; yargıçlar kararlarını elbette “sanık ile fiil arasındaki illiyet bağı açıkça gösterilmiş” somut deliler üzerinden oluşturmak zorundadırlar...
Fakat bir gazeteci sadece bunlarla konuşmak zorunda değildir. Hukuken delil olmanın sınırlarında gezinen kimi kuşkulu durumlara dikkat çeken bir gazeteci, “hukuken geçersiz delil üretme çabası” içinde olmakla suçlanamaz... Çünkü gazetecinin işi, mahkemelerle değil kamuoyuyladır. Savcılar ve yargıçlar, doğru, sadece deliller üzerinden konuşmalıdırlar... Fakat gazetecilerin yalnız deliller değil, şüpheler üzerinden de konuşma hakları vardır.
Savcılar ve yargıçlar böyle yapmak zorundadırlar, çünkü onların “söz”lerinin sonunda sanıkların cezalandırılması ihtimali vardır... Oysa gazetecinin “söz”ünün böyle bir sonucu yoktur, dolayısıyla savcı ve yargıçlara “yasak” olan bazı şeyler onlara “yasak” değildir.
Şimdi artık İlkay Sezer'in sözleriyle “Başbuğ hakkında asılsız değerlendirme ve iddialar”bahsine geçebiliriz...
İlkay Sezer sadece beşinci maddede haklı, o nedenle onu başa alıyorum:
“Yazarın 5. İddiası: Müvekkilimin dava konusu andıca 'yasa dışı' dediği iddiası...”
Bu ifadem, konuya dair eski bir yazımdan yaptığım alıntıda yer alıyordu ve Başbuğ'un iptal ettiği eski internet siteleri için kullandığı ibareyi, İnternet Andıcı için kullandığını öne süren birkaç yanlış haberden kaynaklanıyordu...
Doğrudur, İlker Başbuğ, yargılandığı İnternet Andıcı'nın “yasadışı” olduğunu hiçbir zaman söylememiştir. Sadece, hazırlanması için emir vermediğini ve ve kendisine arz edilmediğini savunmuştur.
Bunu hemen düzeltiyorum.
Şimdi artık diğer dört maddeyi ele alabiliriz...
Başbuğ'un İnternet Andıcı'ndan haberinin olmaması bahsi...
“Yazarın 1. İddiası:
“Başbuğ'a yöneltilen iki temel suçlamadan birinde (İnternet Andıcı), suç içerdiği öne sürülen eylemlerini inkâr etmeyen subayların bir bölümü, yapıp ettiklerinden İlker Başbuğ'un (da) haberinin olduğunu açık bir biçimde dile getiriyorlar.”
“Değerlendirme:
“Soruşturma aşaması dahil olmak üzere dava dosyası incelenir ise hiçbir subayın davaya konu internet siteleri konulu andıcı yasadışı bir belge olarak tanımlamadığı görülebilir.”
Benim iddiam ne? Diyorum ki, İnternet Andıcı'nda imzası olan subayların bir bölümü, bu andıçtan İlker Başbuğ'un da haberinin olduğunu dile getirmişlerdir...
İlkay Sezer ne diyor? Diyor ki, hiçbir subay İnternet Andıcı'nı yasadışı bir belge olarak tanımlamamıştır...
Anladığım kadarıyla (iyimser okuma), İlkay Sezer, yazımdaki “suç içerdiği öne sürülen eylemlerini inkâr etmeyen subaylar” cümlesini yanlış yorumlamış ve böylece benim bazı subayların İnternet Andıcı'nı “yasadışı” ilan ettiğini söylediğim gibi bir sonuca varmış.
Oysa cümle açık: Bu pasif cümlenin gizli öznesi “savcılar”dır ve ben bununla sadece İnternet Andıcı'nı hazırlama eylemini savcıların “suç içeren eylem” olarak değerlendirdiklerini söylüyorum. Bu cümleden, sanıkların “İnternet Andıcı'nı yasadışı bir belge olarak tanımladıkları” sonucu kesinlikle çıkmaz.
İlkay Sezer, bu başlık altında, bundan sonra da sadece “İnternet Andıcı'nın yasadışı olmadığı”nı ispat etmeye çalışıyor, fakat benim asıl iddiam olan, “sanıkların bir bölümünün, İnternet Andıcı'ndan İlker Başbuğ'un da haberinin olduğunu açık bir biçimde dile getirmeleri”yle ilgili olarak hiçbir şey söylemiyor.
Yazı çok uzayacağı için, bu ifadeleri görmek isteyen okurları ben yine 39 sayfalık iddianameyi okumaya davet edeceğim.
İnternet Andıcı'ndan “İlker Başbuğ'un haberini olup olmadığı” bahsini kapamadan önce, geçen yazıda aktarmayı unuttuğum bir ifadeyi dikkatinize sunmak istiyorum.
Bu davanın bir numaralı sanığı ve İnternet Andıcı'nın son imzacısı emekli orgeneral Hasan Iğsız, tutuklanmadan önce mahkemede verdiği ifadede kendisinin yerine avukatı Orhan Önder'in konuşacağını söylemiş, o da şöyle demişti:
“Yüzbaşıdan 2. başkana kadar bir silsile içinde andıç hazırlanmıştır. En üst makama da sunulmuştur. Bu silsilede yer alan subayların hepsinin terör örgütüne üye olması hayatın olağan akışına uygun değildir.”
Başbuğ'un karargâhtaki "silme ve kırpma"dan haberinin olmaması bahsi...
“Yazarın 2. İddiası:
“Başbuğ'â yönelik ikinci temel suçlamaya (İrticayla Mücadele Eylem Planı) gelince... Bu defa astları ona ilk örnekte olduğu gibi 'senin de haberin vardı' demiyorlar... Fakat Başbuğ'un, iki suç delilinin ortaya çıkma ânında Genelkurmay karargâhında hafta sonunda geceleri de kapsayacak biçimde yürütülen 'bilgisayar kayıtlarını silme ve belge kırpma' faaliyetinden haberinin olmadığını söylemesini nereye koyacağız?”
İlkay Sezer benim iddiamı böylece ortaya koyduktan sonra uzun uzun İlker Başbuğ'un tıpkı “İnternet Andıcı” gibi “İrticayla Mücadele Eylem Planı”ndan da haberinin olmadığını anlatıyor.
Oysa benim iddiam açık: Diyorum ki, Genelkurmay karargâhındaki “silme ve kırpma” işlemlerinin tam da İrticayla Mücadele Eylem Planı'nın ortaya çıkmasının sonrasına rastlaması anlamlıdır ve hafta sonunda, Genelkurmay karargâhında, izinli personelin de katılmasıyla, üstelik gece de sürdürülen bu faaliyetten bir Genelkurmay Başkanı'nın haberinin olmaması “hayatın olağan akışı”na uymamaktadır.
İlkay Sezer, bilgisayarların 35 kez silindiği iddiasının doğru olmadığını, kırpma makinesine gönderilen evrakların zaten önemsiz evraklar olduğunu bana değil mahkemeye anlatmalıdır. Çünkü bunlar benim iddialarım değil. Ben, yalnızca ve basitçe o hafta sonundan İlker Başbuğ'un haberinin olmamasının inandırıcı olmadığını söylüyorum.
... Ve evet: Bu tür kuşkulu durumlara (da) dayanarak “kamuoyu yaratmaya” çalışıyorum.
Özetle, sayın Avukat'ın cevabı, tıpkı “yazarın 1. iddiası”na verilende olduğu gibi bir “cevap” değil... İlkay Sezer, burada da söylediğime hiç değinmemiş, söylemediğim her şeye “cevap” vermiştir...
"Silme ve kırpma"nın emrini Başbuğ'un verdiğinin kanıtlanamaması bahsi...
“Yazarın 3. İddiası:
“Doğru, savcılar, 'bilgisayar kayıtlarını silme ve evrakları kırpma' emrini Başbuğ'un verdiğini kanıtlayamıyorlar... Fakat böyle durumlar için hukukta, nedense hiçbir zaman ısınamadığım 'hayatın olağan akışına uymamak' diye bir suç karinesi var...”
Bu konuyu yukarıda, giriş bölümünde ele almıştım...
Avukat Sezer'e göre, bu “karine” hukuk davalarında geçerlidir ve ceza davalarında yeri yoktur...
Olabilir, fakat yukarıda dediğim gibi, ben bir gazeteciyim ve savcıların ve yargıçların katı delil ve “karine” kriterleriyle konuşmak ve yazmak zorunda değilim...
Ben bir “gazeteci sorusu” soruyorum... Sayın avukat bu gazeteci sorusuna ancak Genelkurmay karargâhındaki o hafta sonundan genelkurmay başkanının haberinin olmayabileceğini bize göstererek cevap verebilirdi... Fakat gördüğünüz gibi o bunu yapmak yerine,
“Başbuğ'un o hafta sonundan haberinin olmaması hayatın olağan akışına uygun olmayabilir, fakat savcılar, haberli olduğunu ispatlayamadıkları sürece, bu karine geçerli değildir” diyor mealen...
Andıç'ın Başbuğ'a arz edilip edilmediği bahsi...
“Yazarın 4. İddiası:
“Başbuğ'un, İnternet Andıcı davasından yargılanıp mahkûm olan karargâh arkadaşlarının bir bölümü ifadelerinde … 'andıcın komutana arz edildiğini' açıkça söylediler.”
“Değerlendirme:
“Sanıkların hiçbirisi, soruşturma aşaması dahil olmak üzere dava konusu andıç üzerinde Sayın Başbuğ’un imzasını gördüm demedi.”
İlkay Sezer yine söylediğime değil, söylemediğime “cevap” veriyor...
Sayın avukat gayet iyi biliyor ki, ben yazımın hiçbir yerinde andıçın üzerinde Başbuğ'un imzasının olduğunu öne sürmedim, yukarıda alıntıladığı paragrafta da yok böyle bir şey... Ben sadece İnternet Andıcı'nın kendisine arz edildiğine dair bizzat çalışma arkadaşlarının ifadelerinin olduğunu söyledim...
Tekrar etmek pahasına, davanın bir ve iki numaralı sanıklarının beyanlarını hatırlatacağım:
“Yüzbaşıdan 2. başkana kadar bir silsile içinde andıç hazırlanmıştır. En üst makama da sunulmuştur.” (Avukatı aracılığıyla Org. Hasan Iğsız.)
“Sayın İlker Başbuğ'un internet andıcından haberi olmadığı şeklindeki beyanlar doğru değildir. Sayın İlker Başbuğ'a andıçla ilgili olarak defalarca bilgi verilmiştir.” (Korg. Mehmet Eröz).
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları


























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025