Alper GÖRMÜŞ
Hakan Aksay, gençliğinin partisi Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) bölünmesi ve tarafların taş, sopa ve bıçaklarla birbirlerine girmeleri üzerine ironi, hüzün ve biraz da öfkeyle harmanlanmış hoş bir yazı kaleme aldı. (Eyvah, TKP bölünmüş; ne yapacağız biz şimdi?, T24, 11 Haziran 2017).
Aksay, yazısının bir yerinde, zaman zaman şiddet boyutlarına varan sol içi tahammülsüzlüğe dair kışkırtıcı bir davette de bulunuyordu:
“Türkiye solu bugün de cılız ve bünyesindeki hastalıkları gidermek yerine, büyük bir keyifle virüslerin tadını çıkarmakla meşgul. Kendi aralarında bölünmeleri, bitmeyen kavga gürültüleri de bunun bir parçası.
“Bana kalırsa Türkiye solunun son dönemdeki en önemli kırılmalarından biri olan ‘Yetmez Ama Evetçiler’ ile ‘Ulusalcılar’ kapışması ve bunun gerisindeki güçlü kin, siyaset dışı araçlarla da yorumlanmalı.”
Hakan Aksay, sol içinde sıkça ortaya çıkan ve “siyaset dışı” nedenlerinin de olması gerektiğini ima ettiği “güçlü kin” için bir türlü dinmek bilmeyen “Yetmez ama evet” kinini örnek göstererek tam isabet kaydetmiş. Gerçekten de, sözünü ettiği öfke ve kini bundan daha iyi anlatabilecek başka bir sembolik örnek bulmak çok zor...
Parantez: Küçük bir hatırlatma, bunun neden böyle olduğu hususunda ikna edici olabilir... Hayatta en büyük saygıyı kitapların hak ettiğini savunagelen Enver Aysever, kampanyanın üzerinden yıllar geçtikten sonra bile, Adalet Ağaoğlu’nun “Yetmez ama evet”çi olduğunu öğrendiğinde, kütüphanesindeki bütün Ağaoğlu kitaplarını toplayıp çöpe attığını iftiharla ilan etmişti.
Bu kinin “siyaset dışı” nedenleri var mı?
Sol içi tahammülsüzlüğün yoğunluğunu izâh bahsinde, Hakan Aksay’ın sözünü ettiği “siyaset dışı araçlar”a ihtiyacımız var mı? Aksay, “Siyaset dışı araçlar” derken, mesela sol’da siyaseti yapan aktörlerin, yani insanların psikolojilerinden mi söz ediyor? O aktörlerin sık sık izâhı zor öfke ve kin nöbetleri içine girmesiyle, sahip oldukları bazı kişilik özellikleri arasında irtibat kurmamızı mı salık veriyor?
Aksay belki ilerde kendi sorusunun cevabının peşine düşer ve “siyaset dışı araçlar” derken neyi kast ettiğini açar... Fakat, şu kapalı haliyle önermesi, “sol içi öfke ve kin”i benim biraz önce özetlediğim “sol’daki aktörlerin ortak bazı kişilik özellikleri”yle açıklamak anlamına geliyorsa, ben buna itiraz edeceğim: Bence bu öfke ve kin patlamaları siyasi aktörlerin şu ya da bu özellikleriyle değil, onların siyasetten ne anladıklarıyla bağlantılı...
Sol’da ideolojik siyaset, sağda ‘dava’ siyaseti
Kanaatimce sol’daki sert, tâvizsiz ve tahammülsüz siyasi aktörler, siyaseti neredeyse kutsallık hâresiyle çevrelenmiş büyük ve küllî amaçların gerçekleştirilmesinin bir aracı olarak gören ideolojik tutumun türevleri... Bu anlamda, sağ-muhafazakâr siyaset çevrelerindeki “dava siyaseti”nin sol’daki ideolojik siyasetin bir benzeri olduğunu ve onun da benzer siyasi aktörler ürettiğini söyleyebiliriz. “Dava siyaseti”nin bir otoriterlik kaynağı oluşturduğunu irdelediğim eski bir yazımda yer alan şu satırlar, bu türden “büyük” siyasetlerin neden öfkeli ve tahammülsüz siyasi aktörler ürettiğini de ima ediyordu:
“Tarihteki bütün büyük anlatılar (davalar), ister bir milletin büyük idealleriyle, isterse de bütün bir insanlığın büyük idealleriyle bağlantılı olsun, daima otoriter siyasi sistemleri beslediler, onlara kaynaklık ettiler.
“Çünkü büyük anlatılar büyük (‘aşırı’?) haklılık duygusuyla birlikte yürürler ve bu duygu, büyük anlatının sahiplerine, büyük anlatının hedefleriyle uyumlu olmayanları susturmada esaslı bir meşruiyet kaynağı sağlar.
“Büyük bir dava üzerinden devşirilen aşırı haklılık duygusunun iktidarlar-devletler düzleminde otoriterlik üretmesi, aynı duygunun bireysel düzlemde bir şiddet kaynağı vazifesi görmesine çok benzer.”
Dava siyaseti ve otoriterlik
Yukarıda okuduğunuz satırlar, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti), toplumsal taleplere duyarlı ve esas enerjisini onlara cevap vermek amacıyla kullandığı ilk dönemiyle, “dava siyaseti”ne yöneldiği sonraki dönemi arasındaki farkı anlatmak üzere kaleme aldığım Bir otoriterlik kaynağı olarak ‘dava’ siyaseti (Serbestiyet, 25 Ocak 2017) başlıklı yazımda yer alıyordu.
Tarihçi Şükrü Hanioğlu da, “dava siyaseti” ile otoriterlik arasındaki bağı, Türkiye’nin 200 yıllık demokrasi deneyi bağlamında şöyle açıklar:
“Bâb-ı Âlî diktatörlüğü, II. Abdülhamid rejimi, İttihadçılık, Tek Parti idaresi değişik ‘mega’ söylemler çerçevesinde büyük dönüşümler gerçekleştirme iddiasıyla ortaya çıkmışlar, buna karşılık, ‘güncel’ ve kitlesel talepleri göz ardı etmişlerdir. Bunun, günümüze uzanan bir gelenek ve içinden çıkılamayan bir otoriterlik sarmalı yarattığı ortadadır.”
Hanioğlu, AK Parti’nin bir tarihten itibaren otoriterliğe savrulmasını da, partinin adını hiç anmadan onun siyasete bakışındaki değişikliğe bağlar:
“Toplumsal taleplere duyarlı, dolayısıyla çoğulculuğa ve çok sesliliğe açık” ilk dönem ile “Mega projeler ve ‘dava’lara odaklı, toplumsal talepleri ikinci plana atan, bunun yanı sıra ‘çoğulculuk’ ve ‘hukuk’u araçsallaştıran” ikinci dönem...
AK Parti’nin iki dönemi
Toplumsal taleplere odaklı “mikro” siyasetle, “dava”lara odaklı “makro, yüksek” siyaset arasında çoğulculuk ve ifade özgürlüğü açısından dağlar kadar fark vardır. Birincisinde itiraz ve eleştiri ilerletici ifade biçimleri sayılırken, ikincisinde “ihanet” sayılabilir... Çünkü ortada neredeyse kutsal bir büyük ideal ve dava vardır ve her eleştiri o dava etrafında örülen surlarda açılmış bir gedik sayılır.
Zaten AK Parti’deki eleştiri ve itiraz sahiplerinin birinci ve ikinci dönemlerde uğradığı akıbet arasındaki büyük fark, AK Parti’nin toplumsal taleplere duyarlı siyaseti terk edip dava siyasetine yönelmesinden kaynaklanıyor. Şu manzara başka neyle açıklanabilir:
“Daha çok siyasetçi, bürokrat ve gazetecilerin olduğu bir iftarın ana konusu, yapıcı da olsa eleştiri yapanların başına gelenler. Ankara’dan biri anlatıyor:
En küçük eleştiri yapanı aforoz ediyorlar. Halbuki insanlar daha doğruyu, daha iyiyi bulmak için bu yapıcı eleştirileri dile getiriyorlar. ‘Hayır, senin eleştirmeye hakkın yok’ diyen çullanıyorlar üzerimize. FETÖ’cü diyorlar. Onu diyemeyeceklerse, türlü türlü kulp buluyorlar. ‘Hocacı, Gülcü, Kraliçenin adamı’… Anında yalnızlaştırılıyoruz, ötekileştiriliyoruz. Herkes bu yüzden korkuyor ve susuyor artık. Ne oluyor Allah aşkına? Bu linç edenler kimden cesaret alıyor? Neden kimse dur demiyor bunlara?” (Kemal Öztürk, Yeni Şafak, 13 Haziran 2017).
AK Parti’nin iki dönemini kıyaslamayı daha da anlamlı hale getirmek üzere, AK Parti’nin kurucu kare asında (Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent Arınç, Abdüllatif Şener) yer alıp da sonradan parti siyasetine bazı itirazlar yönelten üç kişinin karşılaştığı muameleyi ele almak öğretici olabilir: Abdüllatif Şener en fazla nükteli “yolun açık olsun”larla uğurlanmıştı, oysa Arınç ve Gül “davayı satmakla” suçlanıyor.
Davadan-ideolojiden dönmenin bedeli
Özetlersem: Hakan Aksay’ın “sol siyasetlerin neden öfkeli ve kinci siyasi aktörler ürettiği” sorusuna cevabım, öncelikle bu meselenin sadece sol’la sınırlı olmadığı tespitiyle başlıyor. İkinci olarak, ister sağ’da ister sol’da olsun siyasetin büyük ve küllî hedeflere yönelmesi durumunda bunun kaçınılmaz olduğunu söylüyorum.
Son olarak şunu da ilave edebilirim: Kapsayıcı ideolojik siyasetler (aynı anlama gelmek üzere “dava” siyasetleri) gerçekçi ve ulaşılabilir göründüğünde, bu siyasetlerin yürütücüleri ve takipçileri “davadan-ideolojiden dönenler”e karşı biraz daha “hoşgörülü” davranabilirler... Fakat tanımlanan büyük ve kutsal hedeflere ulaşmada belki kendilerine dahi itiraf edemedikleri kuşkular taşımaya başlamışlarsa, işte o zaman, artık kendileri gibi düşünmeyen yoldaşlarına her şeyi reva görebilirler... İşte o zaman onların gazabından hakikaten korkmak gerekir.
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları

























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025