Alper GÖRMÜŞ
Taner Akçam, 23 Ocak 2012’de Taraf’ta yayımlanan “Talat Paşa’nın intikamı alınmıştır”başlıklı makalesinde şöyle yazmıştı:
“Hrant Dink’i, Talat Paşa’nın öldürülmesinin intikamını almak için öldürdüler. Her şey, ama her şey, 1921 yılında işlenmiş suikastın intikamını almaya uygun örgütlendi. Yasin Hayal’in, McDonald’s olayı sonrası, hapisten çıktığında, babası ile Talat Paşa’yı konuştuğunu biliyoruz. Babasına soruyormuş, ‘baba, Talat Paşa’nın nasıl öldürüldüğünü biliyor musun?’ Bayağı bilgi sahibi de olmuş olay hakkında aslına; ‘Talat Paşa’yı öldüren adamın ceza almadığını, serbest bırakıldığını da biliyor muydun’, diye ekliyormuş.
“Hrant Dink’i niçin (...) AGOS’un önünde, caddede, herkesin gözü önünde, hem de arkadan kafasına ateş ederek öldürdüler! Niçin? Çünkü Hrant nezdinde Ermenilerden Talat Paşa’nın intikamını almak istediler. Talat Paşa, 15 Mart 1921’de, Berlin’de, soykırımdan sağ olarak kurtulan Soghomon Tehlirian tarafından öldürüldü. Tehlirian, Talat Paşa’ya arkadan yaklaştı ve kafasına sıkarak öldürdü. Kaçarken yakalandı. 2-3 haziran tarihlerinden görülen dava sonucunda da beraat etti.
“Cinayetin, bilmediğiniz bir başka benzerliği daha var: Tehlirian olay yerinden kaçarken yakalanmıştı ama aslında suikast planını yapanların aldıkları karara göre kaçmaması, olduğu yerde durması ve teslim olması gerekiyordu. Hrant Dink soruşturmalarında var olan bazı kayıtlardan aslında Ogün Samast’ın da kaçmaması, en azından İstanbul’da yakalanması gerektiğinin planlandığı anlaşılıyor. Her şey, 1921’deki gibi olmalıydı. Amaç hem Talat Paşa’nın intikamını almaktı hem de Ermenilere 1915 soykırımını, onların sesini boğmak için yaptıklarını hatırlatmaktı.”
Sevag’ın ölümündeki sembolizm...
Akçam’ın bu yazısı fazla ilgi uyandırmadı, muhtemelen “zorlama” ve “fantezik” bulundu... Doğrusu ilk okuduğumda bana da öyle gelmişti. Fakat Akçam’ın yazısında ifadesini bulan “sembolizm”i, erSevag Şahin Balıkçı’nın tam da Ermeni Soykırımı’nın sembolik başlangıç günü olarak kabul edilen 24 nisanda (2011) öldürülmesiyle birlikte düşündüğümde, kafam karışmaya başladı. Akçam’ın yazısından birkaç gün sonra (26 Ocak 2012) gelen itiraf neticesinde Balıkçı’nın ölümünün iddia edildiği gibi bir kaza değil cinayet olma ihtimali güçlenince, kafam daha da karıştı. Acaba birileri semboller üzerinden,“göstere göstere” bir şeyler mi anlatmaya çalışıyorlardı? Amaç, zaten “güvercin tedirginliği”içinde yaşayan Türkiye Ermenilerini korkutmak ve onlara kadim sorularını (“gitmeli mi, kalmalı mı?”) bir kez daha sordurtmak olabilir miydi...
Durum böyleyse ve bu iki olay “işaret fişekleri” ise, devamı da beklenmeliydi... Tam da 1915 öncesinde Türkiye’de başlatılacak bir “Ermeni korkutmaca” kampanyası, Ergenekoncu-darbeci güçlerin özellikle Batı’ya yönelik olarak yürüttükleri önceki kampanyaların (“Türkiye İran oluyor”, “İslamcı militanlar Türkiye’deki Hıristiyan azınlıkları boğazlıyor”, vb.) bir devamı olarak son derece etkili olabilirdi.
Bu ihtimal çerçevesindeki endişelerimi 21 ocakta Taraf’ta kaleme aldığım “Sevag’ın ölümü bir Ergenekon eylemi olabilir mi?” başlıklı yazıda şöyle ifade etmiştim:
“‘Türkiye’deki iktidarın gerçek yüzünü, gözleri kör olmuş Batılılara göstermek için’ her dönemde yeni ve etkili bir tema keşfeden Ergenekon zihniyeti, yeni dönemde neyi araçsallaştırmayı düşünebilir?
“Bence sorunun cevabı çok açık, 2015’e kaç yıl kaldı? Unutmayın, o yıl seçim de var. 2015 yaklaştıkça, Batı kamuoylarındaki Ermeni hassasiyeti giderek artacak; bu süreç başladı zaten.
“Peki, Türkiye’den, ‘Soykırım sözcüğünü telaffuz etmese ve özür dilemese bile, hiç değilse inkârdan vazgeçip acıları paylaşması’ gibi bir tavır beklenirken, ülke, kurbanın yarasını bir daha kanatacak eylemlere sahne olmaya başlarsa, bunun siyasal sonuçları ne olur?”
O yazıda, bu soruyu mealen “Türkiyeli Ermenilerin ülkeyi terk etmesi olur” diye cevaplamış, Ergenekonculuğun zihniyet yapısını ve eylem stratejisini gözönüne aldığımızda, önümüzdeki dönemde, bu sonucu devşirmek üzere bizi ciddi bir “Ermeni ürkütme” kampanyasının bekliyor olabileceği uyarısında bulunmuştum.
Taksim mitingi: “Ermeni şaşırma, sabrımızı taşırma”
O yazının yayımlandığı gün, Hocalı Katliamı’nın gerçekleştirildiği 26 Şubat 1992’nin 20. yıldönümünde gerçekleştirilecek miting ve yürüyüşlerle ilgili ilk bilgiler ve duyurular ortaya çıkmaya başladı. Bunlar, düşünülen eylemin haklı ve insani bir protestodan çok Ermenilere yönelik bir nefret eylemi biçiminde realize olacağına dair çok güçlü kanıtlar sunuyordu. Fakat fiili durum, bu yöndeki her türlü endişeli bekleyişi de aşan bir tablo ortaya koydu: “Ermeni ürkütme” mevsimi, büyük bir kampanyayla açılmıştı...
Ermeni gazeteci Aris Nalcı ve eşi de o gün oradaydılar: Hem mitinge katılan on binlerce insanın duygularını ve tepkilerini öğrenmek, hem de “20 yıldır Türkiye’de milliyetçi grupların hiçbir defasında anmadıkları Hocalı Katliamı’nı, şimdi nasıl anmayı tercih ettiklerini anlamak”için...
Doğrusu ben de, Türkiyeli Ermenilerin bu mitingden nasıl etkilendiklerini merak ediyordum, dolayısıyla “Hocalı anmasında iki Ermeni ‘piç’” başlığıyla beni çok fena eden bu yazıyı büyük bir ilgiyle okudum. Şöyle diyordu Aris Nalcı (Radikal, 28 Şubat 2012):
“Beyoğlu’ndaki yüzlerce insan, ellerinde ‘Hepiniz Ermenisiniz, hepiniz piçsiniz!’ pankartı taşıyordu. Bir Ermeni olarak kırılmamak, korkmamak elde değildi. Sinirlerimize hâkim olmak, bunca şeyi görüp bu ülkeden hâlâ gitmeyen biz Türkiyeli Ermeniler için bile zorken, Türkiye’de bulunan Ermenistanlıları ve diyaspora Ermenilerini düşünemiyorum bile.”
Anti-misyoner kampanya günlerindeki gibi...
Başladığına ve önümüzdeki aylarda-yıllarda devamının geleceğine artık emin olduğum kampanyanın biri “ideolojik” öbürü “siyasal” iki temel amacından söz edebiliriz...
İdeolojik amacı, “toplumdaki milliyetçi duyguları ve Ermeni düşmanlığını kabartmak”olarak tanımlayabiliriz.
Siyasi amaç ise, bu duyguların taşıyacağı eylemlerin sorumluluğunu ve yükünü iktidarın omuzlarına yükleyerek, onu bilhassa Batı kamuoylarının gözünde mahkûm etmek olarak biçimleniyor; her zamanki gibi...
Tablo, bu açıdan akla hemen 2002-2007 arasındaki anti-misyoner kampanyayı getiriyor.
O dönemde de devlet merkezli, temel güçlerini milliyetçi-ulusalcı çevrelerin oluşturduğu bir kampanya başlatılmış, kampanya Türkiye’de kısmî, Batı’da mutlak bir başarıyla “İslamcı iktidarın oluşturduğu zeminde hareket eden İslamcı militanlar”a fatura edilmişti.
Çok sonra, Ergenekon davaları başladığında kampanyanın tümüyle Ergenekon teşkilatı tarafından yürütüldüğü ortaya çıkmış, Sevgi Erenerol’un Genelkurmay’da ve askerî birliklerde verdiği misyonerlik konferanslarının bantları ele geçirilmişti.
Kampanyanın trajik bir boyutu da vardı: Hükümet, kampanyanın kendisini kuşatmak üzere örgütlendiğinden bîhaber, “İslam’ı korumak” adına ona destek bile veriyordu.
Özden Örnek, Darbe Günlükleri’nin 23 Ocak 2004 tarihli bölümünde, konuyla ilgili bir Milli Güvenlik Kurulu toplantısını aktarırken, askerlerin “misyoner tehlikesi” sunumunu Başbakan Erdoğan’ın nasıl desteklediğini de anlatıyordu.
Erdoğan’ın 1914 hesabının bir parçası mı?
Fakat Erdoğan’ın, İçişleri Bakanı’nı göndererek mitinge, dolayısıyla “Ermeni ürkütmece”kampanyasına destek vermesi, askerlerin “anti-misyoner kampanya”sına 2004’te verdiği destek kadar naif ve masum görünmüyor.
Bu destek, belki de çok ciddi, bir o kadar da tehlikeli bir Erdoğan siyasetinin parametrelerinden birini imâ ediyor... Acaba diyorum, Başbakan Erdoğan iki yıldır bindiği milliyetçilik trenine böylece bir vagon daha ilave etmek ve 2014’teki cumhurbaşkanlığı seçimlerine bu trenle mi ulaşmayı planlıyor?
Durum eğer böyleyse, Tayyip Erdoğan kendini de bütün bir ülkeyi de yakacak bir yola girmiş demektir.
Durum eğer böyleyse, bu yolda ona ne sürprizler hazırlandığını tez zamanda öğrenecektir.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları



























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025