Ayhan ONGUN
Cumhuriyet döneminden bu güne öyle çok kanayan yaramız var ki!
Bu yaralarımız öylesine derin ve öyle acıtıyor ki yüreğimizi, unutmak istiyoruz, unutturmak istiyoruz, bir daha yaşanmasın, yaşatılmasın, acıtmasın istiyoruz.
Ama öyle gereksiz ve öylesine zamansız bir anda birileri geliyor, inatla ve ısrarla tuz basıyor yaramıza, hem de öyle acımasız yapıyor ki bunu, yaranın ilk açıldığı andan çok daha fazla canımız yanıyor.
Geçmişte yaşadığımız tarihsel savaşlar, sosyal olaylarla ilgili bir sır perdesinin gerisinde suskun bir toplum yaratan egemen güçler, bize neredeyse Sarıkamış’ta yaşanan kırımı, Çanakkale savaşında ölen yüz binlerce askeri; bırakın sorgulamayı, konuşmayı bile mahalle baskısıyla yasakladılar.
Russel Crowe diye bir aktör çıkıyor, Çanakkale savaşı için özeleştiri yapıyor” bağımsız bir ulusu işgal ettik” diyebiliyor.
Kuşkusuz, kendi ülkesi dahil, ona da saldırılar, tehditler, kınamalar olmuştur. Ancak böyle bir açıklamayla tarihe not düşerek önemli bir görev yapmıştır.
Sarıkamış da 90 bin kişinin düşmana değil de ağır kış koşullarına, açlığa yenik düşmesinin sorumlusu kimdir? Niye geçmişimizle, tarihle yüzleşmekten korkuyoruz?
Dersim de insanları mağaralara doldurup içeriye gaz bombası atanlar, resmi otoriteye karşı çıkan bir kısım eşkıya nedeniyle o bölge insanını potansiyel vatan haini ilan ederek yok edilmelerine göz yumanlar; kimlerdi, kime hizmet ettiler?
Bırakın hesap sormayı, birileri çıkıp da bu konuda özür dilediği zaman bile vatan haini muamelesi görüyorsa, biz ne zaman geçmişin yaralarını saracağız?
Gerek iktidarda olanların, gerekse muhalefet partilerinin bu konuları konuşmak, özeleştiri yapmak yerine sürekli geçmişin üzerini örtmeye çalışmaları asıl yaramıza tuz basmıyor mu?
Dersim hareket emrinin verildiği bina şimdi müze yapılacakmış.
Şimdi inanıyorum ki, AK Parti hükümeti bu kararı aldı diye muhalefet partileri dahil, bu ülkenin kimi aydınları, bilim adamları, yazarları kanaat önderleri de koro halinde bu normalleşme adımına karşı çıkacak, anlamsız gerekçelerle eleştireceklerdir.
Oysa böyle bir fırsat doğmuş, bir barış ortamı oluşmuş, hep birlikte bunu değerlendirelim demek varken, “bu durumdan AK Parti yarar sağlar ya da samimi değiller, siyaset yapıyorlar” diyerek klasik muhalefet anlayışını sürdürmenin kime ne yararı dokunur?
Dünyanın tüm ülkelerinde insanlık tarihiyle birlikte kadına yönelik şiddet ve eşitsizlik sürüp giderken, kısmi de olsan kadınların yürekli direnişi, vazgeçmedikleri mücadeleleri sonucunda kadın hakları konusunda olumlu adımlar atılıyor.
Ülkemizde de kadının özgürleşmesi, sosyal yaşama ve siyasete aktif katılımı noktasında bazı gelişmeler yaşanıyor ve bir normalleşemeye doğru yol alınırken sayın Cumhurbaşkanımız çıkıp öyle bir laf ediyor ki, bir kez daha yaramıza tuz basılıyor. “kadın-erkek eşitliği fitrata ters!”
Kadın-erkek eşitliğinden ne anlıyor bilemem ama, bizim kadınlarımızın savunduğu eşitlik, ne Erdoğan’ın sandığı gibi bir biyolojik eşitlik, ne de anlamsız bir “her koşulda eşitlik” anlayışı.
Kadınlarımız fırsat eşitliği istiyor, gerisini zaten onlar çözer.
Bu konuda geçmişte yapılan adaletsiz uygulamalar, kadına yönelik şiddet ve baskılar, eşitsizlikler bir ölçüde normalleşiyor derken, şimdi nereden çıktı bu fitrat söylemi?
Özellikle de ülkeyi yönetenlerin toplumun kimi hassasiyetlerini böylesine yok sayan bir tavır ve yaklaşım içerisinde olmaları tam da “kanayan yaraya tuz basmak” değil midir?
Uludere’de katledilenlerin, Afyon da patlayan cephaneliğin, Hatay da yaşanan intihar saldırısının sorumlularını bilmek, perde arkasını öğrenmek hakkımız değil mi?
Hrant Dink cinayetini basit bir silahlı saldırı gibi değerlendiren dönemin yetkililerinden hesap sorulmasını engelleyenler, Ogün Samast’ın “savcıya yeniden ifade vereceğim, üçüncü kişiyi açıklayacağım” diye açıklama yapmasının ardından bir vicdan muhasebesine girmeyecekler mi?
1 Mayıs katliamı, Kahramanmaraş, Çorum olayları, Madımak yangını ve benzeri yüzlerce olayın gerçek sorumluları ortaya çıkarılmadan, hesap sorulmadan bu ülkede normalleşme olmaz, barış sağlanamaz.
Gerçek anlamda bir barış ortamının yaratılması ancak geçmişle yüzleşerek, tarihle hesaplaşarak mümkün olur.
Bunları yaparken belki yaramıza tuz basacağız ama bunu yapmazsak da yaralarımız içten içe kanamaya devam edecek.
Faili meçhuller kanayan bir yaradır geçmişimizde, Diyarbakır başta olmak üzere, cezaevleri ve orada yaşanan insanlık dışı işkenceler çok daha acı bir yaradır. 27 Mayıstan itibaren 12 Martlar, 12 eylüller, 28 şubatlar, tüm darbe girişimleri ve kendi halkına zulmeden darbeciler vücudumuzda değil, yüreğimizde kanayan birer yaradır.
Bir daha faili meçhuller yaşanmasın, darbeler olmasın, baskı, zulüm, işkence olmasın diyorsak eğer; gelin son bir kez daha tuz basalım yaramıza, canımız yansın, yüreğimiz kanasın isterse ama barış içinde, eşit yurttaşlar olarak bir arada yaşayabilmek adına koyalım önyargılarımızı bir kenara, yeniden yeşertip umutlarımızı, geleceği hep birlikte planlayalım.
Bir çoğunuza biraz hayalcilik, biraz eyyamcılık gibi gelecek ama ben her gün yüzleşiyorum kendimle, geçmişimle hesaplaşmaktan yorgun düştüm.
Ne olur sizlerde biraz empati yapın, yaşanmışlıklarınızı bir kez daha gözden geçirin.
Atın geçmişteki tüm yalanları, yanlışları bir yana, İnanın daha iyi, daha mutlu bir güne uyanacaksınız.
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2021
31.03.2021
17.03.2021
3.02.2021
23.10.2020
30.09.2020
28.07.2020
19.05.2020
15.05.2020
19.03.2020