Berrin Sönmez
Erken evlilik suçundan hüküm giyenlere af getirme teşebbüsü, dini söylemle kurgulanırken, sessiz kalan dindar aydın eliyle perçinleniyor. Sorun, hem hukuka hem kadın haklarına indirilecek darbe niteliği taşıdığı gibi günümüz İslamî aydınlarının sessiz onayıyla dinden uzaklaşmayı sürdürecek nitelikte.
İnsan hakları, kadının insan hakları bağlamında erken evliliklere af teşebbüsü evet hukuki ve siyasi bir kriz ancak söylem din ve gelenek üzerine kurulduğu için aynı zamanda bir inanç sorunu da. Kız çocuklarının erken yaşlarda evlendirilmesini dini ve kültürel gerekçelerle normal karşılayanlar var. Söz konusu din İslam ve kültür de bu ülkenin, toplumun bu zamanda yaşadığı hayatın kültürü. Yasaların yumuşatılmasını veya cezaların affını isteyenler de aynı inancın ve kültürün parçası ama kendi çocuklarını erken evlendirmeye razı değiller. Kendi çocuklarını ergenlik çağında değil en az rüştü yaşında, mümkünse daha geç evlendirmeyi tercih ediyorlar. Fakat Medeni Kanun ve Ceza Kanunu hadlerinin uygulanışına sıra gelince din ve kültür gerekçesiyle itiraz ediyorlar. İslam’ın geleneksel yorumlarının, muamelat hükümleri hususunda, orta çağ Arap kültürüne sıkı sıkıya bağlandığı gerçeği gözden kaçırılarak din pazarlanıyor. Pazarlayanların çoğu ve pazarlanan dine itiraz etmeyenlerin hemen hepsi kendi özel yaşamında bu muamelat hükümlerini uygulamaya ihtiyaç duymuyor ama itiraz etmediği için halka dayatılmasını desteklemiş oluyorlar. Hukuk tanımazlığa dinden ve kültürden bahane üreten riyakâr tavır alış içerisinde erken evlilik cezalarına af isteyenler. Sosyal medyada ve siyasi arenadaki destekçileri de kendi çocuğu için istemediğini milletin çocuğuna reva görmekte. Bu tavra verilebilecek riyakârlıktan başka bir isim varsa ben o ismi bilmiyorum. Medya, yargı ve siyaseti bu sahte ve ikiyüzlü tutuma iten dinamikleri çözümlemek, anlamak zor değil. Zorlu, uzun soluklu da olsa mücadeleyle erken evlilik lobisinin bu sacayağını durdurmak da mümkün…
Ancak aydın tavrını anlamak gerçekten güç ve değiştirmek de. Erken evlilik karşıtı olması gereken İslami camianın entelektüellerinden birçoğu ya hiç konuşmuyor ya da bir şey söylese de ne söylediği anlaşılmıyor. Mahcup üzüntülerle yetinerek kız çocuklarının erken evlendirilmesine karşı net tavır almayışlarının arkasında yatan nedenleri anlamak da kabul etmek de benim için imkansız. Anlayışım, kavrayışım, inancım, zekam artık her ne denirse yetersiz olmalı ki kendisine dindar diyenlerin, İslamî ya da İslamcı diyenlerin din adına erken evlilik dayatanlara karşı açık ve net bir “Lâ” çekmeyişini anlamıyorum. Anlamak da istemiyorum. Entelektüel dindarların geleneğin din gibi pazarlanmasına hayır demek için kocaman bir “Lâ” ile söze başlamasını ummak hayalcilikse de ben bu hayalin peşinden koşmayı seviyorum. Aydının dolambaçlı imalarla “erken evlenmeseler daha iyi olur” minvalindeki mırıltılı tavır alışları İslami olamaz. Çünkü İslamî olan, evetin veya hayırın açıkça telaffuzunu gerektiren net duruştur. Hapisteki kocalara merhamet ederek, merhamet sözünü anlam kaybına uğratan ikircikli tutum kabul edilemez. Tüm kız çocuklarına erken evlilik adıyla tecavüzü teşvik anlamına gelecek af söylentisini, beklentisini açık dille kınayıp, reddetmeli, kendisine dindar diyen herkes.
Çünkü evlilik ve evliliğe dair usuller Kuran’da toplumların adetlerine bırakılmıştır. Evlilik sırasında kadına verilecek olan mehir prensibi dışındaki her şey “bil maruf” kavramıyla açıklanır ayette. Kavram, bilinen yani örfe uygun usullerle evliliğin gerçekleşmesini işaret eder. Kültüre, geleneğe aittir evlilik usulleri. Dine değil. Ve bugün din adına Arap kültürüyle adetleriyle evlilik usulleri dayatılıyor topluma. Evlilik yaşı belirtilmez Kuran’da. Bu nedenle evlilik yaşı için eski adetler değil günümüz hukuku bizim kültürümüzü oluşturur diyerek, kanuni yaş hadlerinin dine aykırı olmadığını açıkça söylemek gerekir. Yine dinde evlilik sadece bireylerin cinselliğini, nikah yoluyla yaşaması anlamına gelmez. Aynı zamanda topluma karşı sorumluluk da içerir. Rüşt kavramı kullanılmalı, yaş niyetine. Dikkat edelim dinde ergenlik yani akıl baliğ olma kız çocukları için evlilik yaşı olarak belirtilmemiştir. Herhangi bir yaş da belirtilmez. Ancak sorumluluk alma yetisi işaret edilir. Buna göre sosyal, ekonomik, hukuki hak ve sorumluluklar için olduğu gibi idrak ederek yerine getirebilecek, kendi kararlarını verebilecek yeterli olgunluğu anlatan rüşt yaşı gerekli olmalı evlilik için.
İslami aydınların oturup düşünmesi ve tavırlarını buna göre belirmesi beklenir aslında. Zira evlilik için ergenliği yani cinsel gelişim çağını işaret edenlerin insana, beşerî değil hayvanî yaşamı önermekte olduğunu, en çok aydınlar görebilir. Ergenliğin dinin gerektirdiği evlilik yaşı olduğunu iddia edenlerce kız çocuklarına, “cinsellik çağın geldi öyleyse yavrulayacaksın” denmekte. İnsan evladı kadın olduğunda ve söz konusu evlilik yaşıysa din adına üreme içgüdüsüne sahip diğer canlılar emsal kılınıyor yani. Böylece özellikle kız çocukları cinsel gelişim başladığı anda evlenmeye teşvik ediliyor, aileleri din adına bu erken evliliğe zorlanıyor. Fakat mal mülk söz konusuysa durum ve yaş haddi değişmiş o bin yıllık gelenekte de. Yetimin malı söz konusuysa yaş uzar da uzar. Yetimin malını, o, yeterli olgunluğa erişinceye kadar gözetenler, malı sahibine yani koruyup gözettikleri yetime iade etmek için ergenliğe girmesini yeterli görmezler. Malını, mülkünü idare edebilecek yeterli olgunluğa erişmesini, sosyal ve hukuki haklarının bilincine varmasını yani rüşt yaşını beklerler.
Fıkıhtaki ataerkil yaklaşım burada karşımıza çıkıyor. Kızlar evlenirken ergenlik şartı ama kız olsun erkek olsun yetim, ailesinden kalan servetini kendi yöneteceği zaman rüşt yaşına kadar beklesin hükmü, fıkhın dinin öngördüğü kadın haklarına indirdiği darbedir. İkiyüzlü bir tutumla aile sorumluluğu ve parasal sorumluluklar ayrılmış birbirinden. Kız çocuklarının kendisini, ailesini, çocuklarını yetiştirmesi için kendi maddi manevi haklarına sahip çıkacak olgunluğa, rüşt yaşına erişmesi gerektiğini söyleyecek olanlar aydınlardır. Geleneğin, geçmiş fıkıh yorumlarının bugün de dinin emri sayılıp, uygulanmasına itiraz etmesi gerekenler aydınlardır. Onlar, ilahiyatçıları, geçmiş fıkıh yorumlarını taklitten uzaklaştırabilirler, uyarılarıyla. Yazık ki kimse ilmiyle amel etmediğinden tüm bu beklentiler ham hayal sayılır. Herkes günü kurtarmanın peşinde maalesef. İnsan soyunun kız evlatları, çocuk yaşta evlendirilerek cinselliğe hapsediliyor, sadece cinsel nesne olarak görülüyormuş, dert edinen yok. Kendi kızını kurtarmakla yetiniyor çoğunluk. Ancak dindar-seküler karşıtlığından bakmakla yetiniyorlar soruna. Ve dindar bakışın, seküler bakış karşıtı olarak tanımlanmasıyla, sekülerizmi dine mikyas kıldıklarının bile farkında değiller.
Eski Arap adetlerinde de seçkinlerin kızları erkek kardeşleriyle neredeyse eşit denebilecek haklara sahip, güçlü kadınlardı. Toplumun genelinden tamamen ayrışmış haldeydi, sahip oldukları haklar bakımında nüfuz sahibi ailelerin kızları. İslam’ın getirdiği en büyük değişiklik, seçkinlerin kendi kızlarına tanıdıkları eşitliği, toplumun bütün kadınları için geçerli kılmak olmuştu. Ancak bunun için ilkin ataların dinine itiraz gerekiyordu. Müslüman’ın itirazı da kabulü de reddetmekle başlar, eski kültürü ve inancı reddetmekle. Güçlü bir “lâ“ çekilmişti ataların dinine. Arap geleneğini ifade eden cahiliye ahlakı yerine İslam ahlakı yerleştirilmek için çalışılmıştı. Ancak cahiliye ahlakından İslam ahlakına hicret edilmemiş gibi şimdiki dindar aydının hali. Mekke’nin fethini bunca abartılı şekilde öne çıkarışlarına bakılırsa, Mekke’ye ve cahiliye ahlakına geri dönüş gibi algılayanların yolundan gittikleri bile söylenebilir.
Kız çocuklarının sadece bedenine değil onurlu yaşam hakkına da tecavüz etmek manasına gelen erken evlilikler, çok boyutlu bir sorun. Sadece yasaların uygulanması ve hukukilik sorunu değil. Sadece kadın hakları sorun değil. Sadece kız çocuklarının örgün öğretimden yararlanma, kendini geliştirme, kendi hayatına dair karar alma hakkı değil. Aynı zamanda İslam toplumlarının vahiy ruhundan ve Peygamber ahlakından ne denli uzaklaştıklarını gösteren turnusol olarak düşünülmeli. Çağlar boyunca alimlerin, hükümdarların hatalarıyla inanç esaslarına indirilen darbeler, Allah’ın dini yerine ataların dinini canlandırmıştı. Şimdi erken evlilik suçundan hüküm giyenlere af getirme teşebbüsü dini söylemle kurgulanırken sessiz kalan dindar aydın eliyle perçinleniyor. Sorun, hem hukuka hem kadın haklarına indirilecek darbe niteliği taşıdığı gibi günümüz İslamî aydınlarının sessiz onayıyla dinden uzaklaşmayı sürdürecek nitelikte.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları




























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025