Cemil KOÇAK
İşte Çanakkale haftası geldi yine; diziler, filmler, romanlar, kitaplar, televizyonlarda gözyaşartıcı konuşmalar ardı ardına sıralanacak. Bundan yıllar önce Türkiye İngiltere ile dost olurken, “mazi kalbimde bir yara” olarak unutulmaya terk edilmişti.
Turgut Özakman’ın Çanakkale savaşını anlatan “Diriliş: Çanakkale 1915” romanı, yetmiş yıl önce yayınlansaydı, sizce başına neler gelirdi? (a) CHP roman ödülünü kazanırdı (b) Özakman CHP milletvekili seçilirdi (c) Roman, orta ve yüksek öğretimde zorunlu ders kitabı olarak kabul edilirdi (d) hepsi. Elbette benim şıkkım farklı olacak!
Arşivdeki sakıncalı broşür
Mazinin acı hâtıraları, İngiliz dostluğuna zarar verir. Kemâl Samancıgil de, 1944’de bir Çanakkale zaferi kitabı yazmıştı.
Nedense kitap özellikle dikkat çekmişti. Nereden mi biliyorum? Başbakanlık Basın ve Yayın Genel Müdürlüğü İç Yayınlar
Dairesi Müdür vekili Feridun Fazıl Tülbentçi’nin 30 Haziran 1944 tarihli bir yazısından. Evet, “Çanakkale Başlarken” isimli broşür hakkındaki rapordan söz ediyorum. Kitap, resmî denetimden geçmiş ve incelenmişti. Şimdi sıkı durun!
İlgili rapordaki değerlendirmeler ve sonuç, bugün için ne kadar şaşırtıcı:
Bu broşürün hiç kıymeti yok
“Broşürde Çanakkale harbinin malûm olan tarihçesi, âmiyane [bayağı] bir üslûpla yapılmaktadır [anlatılmaktadır]. Harbi İngilizlerin ve bilhassa Mister Çörçil’in [Churchill’in] bize tahmil ettiği [yüklediği] anlatılmak istenmekte ve İngiliz kumandan ve askerlerinin kabiliyetsizliği tebarüz ettirilmektedir [belirtilmektedir]. Broşüre saçma sapan temsilî dokuz tablo ilâve edilmiştir. [Bazıları] Türk neferlerini İngilizleri boğazlarken göstermektedir.
Netice: Tarihe mâl olmuş bulunan bu Türk zaferi hakkında çok değerli eserler neşredilmiş [yayınlanmış] ve her iki taraf askerinin göstermiş olduğu kahramanlık ve liyâkat [fazilet] zaman zaman takdirle yâd edilmiştir. Binaenaleyh muharririn [yazarın] ne gibi bir gaye için bu broşürü yazdığı bir türlü anlaşılamıyor. Broşürün tarihî ve edebî hiçbir kıymeti yoktur.
Broşür, münevver zümreye hitap etmekten uzaktır. Zayıf kültürlü vatandaşları ise, mazinin acı hâtıralarına sürükleyerek, bugünkü Türk-İngiliz dostluğuna zararlı kanaate sevk edebilir.”
İngilizleri de takdir edelim
Broşürün âkıbeti hakkında bilgimizyok. Toplatılmış olabilir mi, bilemiyoruz. Asıl önemli olan yazıda ortaya konulan görüşler. Buna göre, Türk-İngilizittifakının geçerli olduğu bu tarihte artık “mazinin acı hâtıraları”ndan söz etmek anlamsızdı. Bu tür anıların İngiliz aleyhtarı duyguları harekete geçirmesi riski vardı ve bu risk en azından “zayıf kültürlü vatandaşlar” için geçerliydi. İngilizkumandan ve askerlerinin kabiliyetsizliğinin vurgulanması hiç de hoşa gitmemişti.
Aksine, onların da “kahramanlık ve liyâkatı” takdir edilmeliydi. Savaşın İngilizler ve Churchill tarafından çıkarıldığı iddiası da reddedilmeliydi. Türk askerlerinin İngilizleri boğazladığı sahneler adeta lânetlenmekteydi.
Mustafa Sagir’i de unutalım
Elimizde bir yazı daha bulunuyor. Basın ve Yayın Genel Müdürü Selim Sarper, 28 Aralık 1943 tarihinde, Başbakanlığa yazdığı bir yazıda, M. Sert imzası ile yayınlanan “Mustafa Sagir” adlı kitaba ilişkin düşüncelerini dile getiriyordu: “Millî Mücadele sıralarında Hint Hilâfet Komitesi mümessili ünvanını takınarak Ankara’ya gelen Mustafa Sagir adlı casusa, Mustafa Kemâl Paşa’yı öldürmek gibi bir vazife verildiğini ve Atatürk’e karşı İngiliz entelijens servisi tarafından bir suikast tertip edildiğini hikâye eden bu eser, mevzuu itibarıyla maziyi alâkadar etmekte ise de, okuyanları bugünkü Türk- İngiliz dostluğundan şüpheye düşürecek mahiyette görülmüştür.”
Bu kitabın da akıbeti bilinmiyor. Fakat hemen hemen aynı tarihlerde geçmişin acı hâtıralarını gündeme taşıyarak, o günkü Türk-İngiliz dostluğuna zarar verebilecek yayınlar artık sakıncalı görülüyordu.
‘Nobran ve tahrikkar yazı’
Bu kez daha da geriye uzanıyor ve İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın 9 Ağustos 1934 tarihli yazısına kulak veriyoruz. Yazı, Matbuat Genel Müdürü Vedat Nedim Tör’e hitaben yazılmış olup; 16 Mart 1920 tarihinde İstanbul’u işgâl eden İngilizlerin Şehzadebaşı karakoluna yaptıkları kanlı baskınla ilgilidir.
“Zaman gazetesinin 8 Ağustos 1934 tarihli nüshasındaki ‘16 Mart’ ünvanlı makale de, dost bir devleti nobranca ve maksatsıztahkir etmektedir. İngiliz elçisinin de bu makale için Hariciye’ye beklenebilir.” “Zaman gazetesinin 8 Ağustos 1934 tarihli nüshasındaki makale de gayet nobrancadır. Ne millî terbiyeye ve ne millî ve manevî ahlâka, ne de memleketin menfaatine uygundur. Makale, serapa tahrik ve tahkiramizdir.”
‘Mısır’la ilişkiler bozulmasın’
“16 Mart faciası, daha çok kibar ve daha çok müessir olarak yazılabilir ve bundan kimse de rencide olmazdı. Mısır’ı karıştırmak, hem Mısır milletini, hem de İngiliz hükûmetini tahriktir. Halbuki bu 2 memleketle de münasebetimiz dostanedir ve bu münasebetlerin inkişâfı memleketimizin menfaatlerinedir. Herhangi bir kimseyi tahkirden hiçbir fayda melhuz değildir [düşünülemez]. Bir milleti tahkir ise yalnızzarardır. Zaman’ın tahkiri, kendi muhitine münhasır kalır. Fakat İngiliz gazetelerinin bizim aleyhimizdeki neşriyatının tesir dairesi geniştir.”
‘Bu yayınlar milli çıkara ters’
“Cumhuriyet, emsalsiz gayetleri ile lehine çevirdiği cihan matbuatını, millî ve vatanî mülâhazaları bir tarafa bırakarak, şahsî igbirar [kırgınlığını] ve infiallerini nobranca izhara gazetelerini vasıta edenler yüzünden tekrar aleyhine döndürmeyi, umumî ve millî siyasetine uygun görmez. Devletin siyasî vaziyet ve satveti [gücü], hiçbir kimsenin hiçbir kimse için galîz[kaba] sutûmlarının [yükselmelesinin] revacına [makbul] vasıta ittihaz edilemez[kabul edilemez]. Kefiyetin bu esas ve üslûp dairesinde hemen (…) Zaman [gazetesine] (…) tebliğini rica ederim.”
Ee, ne de olsa bu tarihte Türkiye rotasını artık İngiltere’ye çevirmişti ve bu ülkeye karşı “nobranca” yazıların devri de çoktan geçmişti! İngiliz aleyhtarlığı, “millî politika” olmaktan çıkmıştı. Millî ve vatanî düşünceler, Türk-İngiliz dostluğunu haleldar edecek her türlü ifadeden uzak kalınmasını emretmekteydi. Aradan geçen 14 yıldan sonra, 16 Mart da mazinin acı anılarına terk edilmek isteniyordu! Sahi, Şükrü Kaya’nın Başbakanı ve Cumhurbaşkanı kimdi, hatırlayanınız var mı?
ZAMAN (7 Ağustos 1934)
“16 Mart şehitleri için âbide.
Nihayet bu millî vazife yerine getirilecek. Vezneciler’de acı işgâl gününün mukaddes şehitler[i] için güzel bir âbide yapılacak, konservatuvar da âbidenin arkasında inşa edilecek.”
Veznecilere anıt projesi
“Belediye, Vezneciler’de Letâfet apartmanının olduğu yer ile civarındaki araziyi ve binaları istimlâk etmiştir. İstimlâk edilen yerlerden mühim bir kısmı yıktırılmış olup, diğerleri de birkaç güne kadar hedmedilmiş [yıkılmış] olacaktır.
Burada vâsî, zarif bir meydan vücuda getirilecek, meydanın arkasına doğru asrî bir konservatuvar binası inşa edilecek, meydanın ön tarafına da 16 Mart Şehitleri âbidesi rekzedilecektir [dikilecektir].
Proje için yarışma açıldı
Mâlûm olduğu üzere, mütârekede İstanbul’un işgâl edildiği gün 16 Mart [1]336’da [1920] Letâfet apartmanında yatan 10. Kafkas Fırkası’na mensup askerlerimizden bazıları fecî bir şekilde şehit edilmişlerdi. Uzun zamandan beri orada bir âbide dikilmesi hakkında beslenilen tasavvur da [düşünce] bu suretle kuvveden fiile inkılâp etmiş olacaktır [gerçekleştirilecektir]. Gerek meydan, gerek âbide, gerek binanın plânlarının bir elden çıkması belediyece kararlaştırılmıştır. Yani belediye, bunların âhenktar bir üslûbu mimariye malik olmalarını arzu etmektedir. Bu maksatla bugünden itibaren bir müsabaka açılmıştır.”
ZAMAN (8 Ağustos 1934)
“16 Mart”
“Yapılacak âbide, zulmün bir milleti harikalar yaratan bir hızla ayaklandırabileceğini de ifade etmelidir” “İstanbul, senelerden beri ihmal ettiği bir vazifeyi artık yerine getiriyor. Dün de yazdığımızveçhile, 16 Mart işgâli faciasında Vezneciler’de Letâfet apartmanındaki dairelerinde her şeyden bîhaber uyurken İngilizler tarafından bastırılıp şehit edilen askerlerimiz namına bir âbide yapılacaktır.
16 Mart facisası
16 Mart tarihi, sade kuvvetin hakka kanla galebeye [yenmeye] çalışması ve masum askerlerimizin uyurken şehit edilmeleri gibi bir faciayı taşımakla kalmıyor. Belki o facia aynı zamanda ayaklar altına alınan mevcudiyetini, namusunu kurtarmak için galeyan ve feverandan başka bir çare kalmadığını da bütün bir millete işaret etmiştir. Filhakika hakkın kuvvete karşı ulvî mücadelesi, ancak 16 Mart’tan sonradır ki, daha ziyade kendisini göstermiş, gerçi tarihimizde birçok facialar ve ıstıraplar daha geçmiş, fakat mukadder netice hakkın kuvvete galebesi tahakkuk etmekte gecikmemiştir.
Gelecek nesiller unutmasın
16 Mart Şehitleri Âbidesi, sade zalimâne bir şekilde askerlerimizin hayatına hateme verildiğini tesbit etmekle kalmamalı, bütün bir milletin mübalağasız bir cihân-ı husumete karşı namusunu, hakkını kurtarmak için arslanca müdafaaya ve savlete [saldırmaya] hazırlandığını da ifade edebilmelidir. Tâ ki müstakbel nesiller, 16 Mart 336 tarihinin
Türk milleti için unutulmaz bir faciaya, aynı zamanda da ulvî, mukaddes ve zaferle tetevvüç eden [taçlanan] bir mücadelenin başlangıcına delâlet ettiğini anlasınlar.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Sovyetler boğazlarda imtiyaz talep etmişti
9.02.2016 - Sovyetler Montrö Antlaşmasını değiştirmek istedi
3.02.2016 - Türk sovyet anlaşması 1945 yılında feshedilmişti
26.03.2016 - Sadece donanmayla mı? Çok zor...
19.03.2016 - Sıkıyönetim bildirilerini hatırlarken
13.03.2016 - Sosyalistlerin hatırlamak istemediği tarih
5.02.2016 - Başarısız bir ‘ihtilal’ daha var
28.02.2016 - Bitmeyen Halkevleri meselesi
20.02.2016 - İttihat ve Terakki Cemiyeti CHP’ye sesleniyor
13.02.2016 - CHP ‘propaganda bürosu’nun önemini keşfediyor!
7.02.2016
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları




























































































































Ad Soyad Giriniz...
yenimi anladın
cengiz
Yüzde onu doğru yüzde doksanı yalan olan bir yazı.
Ad Soyad Giriniz...
yenimi anladın
cengiz
Yüzde onu doğru yüzde doksanı yalan olan bir yazı.