Etyen MAHÇUPYAN
Alper Görmüş ‘yeni İttihatçılık’ olarak adlandırılabilecek bir ideolojiye ‘geçişin’ Erdoğan açısından psikolojik arka planını yazıyor. Şu ana kadarki üç yazıda Uludere’den (2010) başlayarak 17-25 Aralık 2013’e kadar geldi. Sorguladığı mesele (benim kelimelerimle) şu: 2002 yılında geleneksel yaklaşımın dışına çıkarak daha ‘modern’ bir çeper siyasetini taşıyan, dolayısıyla devletçiliğe mesafeli duran, nitekim iktidarının ilk on yılında laikçi bürokratik mekanizma tarafından sürekli önü kesilen Erdoğan, nasıl oldu da sonradan devlete ve devletçiliğe yanaştı? Bu dönüşümün ardındaki ruh halinin temel yapı taşlarını nerelerde aramalıyız/bulabiliriz?
Sorunun cevabı muhakkak ki AK Parti ile Gülen cemaati arasındaki ilişkide aranmalı. Çünkü ideolojik meşruiyet açısından önce AB üyeliğine, ardından Çözüm Sürecine bel bağlayan Erdoğan, kendisinin ve partisinin bekası açısından devletle bir biçimde işbirliği yapmak zorunda olduğunu biliyordu. Nitekim Gülen cemaatinin devlete nüfuz etmesi sayesinde 28 Şubatçı ‘arkaik’ muhalefete karşı koyabildi.
Dolayısıyla Gülen cemaati ile ilişkilerin bozulması, Erdoğan’ın (devlet cenahında ayağını sağlam basmak üzere) ister istemez farklı arayışlara girmesine neden oldu. Ama söz konusu farklı arayışların gerçekçi olabilmesi için devlet kanadından da ‘mültefit’ bir yaklaşımın emarelerinin görülmesi lazımdı. Görmüş bu karşılıklı ‘iyi niyetli bakış’ tavrının Uludere ile başlamış olabileceğini söylüyor. Arka planda başka olaylar da böyle bir yakınlaşmayı tetiklemiş olabilir ama kamuoyu önünde sergilenmesi Uludere ile oldu. Bu olay bağlamında ordu ile kurduğu ilişkiler ve askerlerin tavrı, Erdoğan’ın gözünde devleti homojenleştirdi, ‘yerlileştirdi’, ideolojik açıdan yakınlaştırdı ve onu doğal bir müttefik olarak algılamasını mümkün kıldı.
Bu psikolojik kaymanın Erdoğan’ın ‘ruhsal derinliğinde’ niçin sorun yaratmayabileceğini gösteren bir anekdotu hatırlamanın vaktidir… İstanbul Belediye Başkanı olması sonrasında Erdoğan, Ali Bayramoğlu ve beni bir akşam sohbetine davet etti. Bizden başka bir ya da iki danışmanı vardı. Sohbetin bir yerinde Ali ile birlikte Türkiye’de ordu zihniyetinin nasıl bir şey olduğunu, ciddiye alınması gerektiğini, kendisinden hoşlanmayacaklarını, engellemek isteyeceklerini anlatmaya çalıştık. (Henüz şiir okuma ve hapis deneyimi yaşanmamıştı…). Erdoğan bize mealen şöyle dedi: “Askerle aramda niye sorun olsun ki? Ben de millete hizmet etmenin peşindeyim, onlar da…” Konu bu şekilde kapanmış oldu. Nihayette karşımızda Sünni dindarlığın otorite perspektifini benimsemiş, devleti ve devletçiliği ‘doğal olarak’ sahiplenmeye yatkın muhafazakâr bir siyasetçi vardı…
Diğer deyişle Erdoğan zihniyet, kültür ve ideolojik açıdan zaten devlet ve devletçiliğe uzak değildi. Ama Kemalist laik devlet tasavvuru muhafazakârları dışladığı ve (nihayette) aşağıladığı oranda devlete uzak ‘kalmıştı’. Onun dünyasında devlet, onu ‘şu an’ sahiplenenler ‘yanlış’ olduğu için olumsuz bir etkendi. Nitekim tam da bu nedenle Gülen cemaatinin devlete nüfuz etmesi (2003-2010 aralığında) AK Parti için bir ‘yanlışın düzeltilmesi’ anlamına geldi. Böylece devlet ‘doğru’ insanların eline geçmekteydi ve Erdoğan da ‘doğru’ insan olma hasebiyle devletle ‘bütünleşmeyi’ psikolojik açıdan hevesle kucakladı.
Ancak Görmüş’ün yazılarını okumuş olanlar, onun sözünü ettiği ‘devletin’ Gülen cemaatinin değil, resmi ideolojiyi taşıyan devlet unsurlarının kontrolündeki devlet olduğunu bileceklerdir. Yani soru şu: 2010 sonrasında ne oldu da Erdoğan Gülencilerin hakimiyetindeki devlete ‘Ergenekoncuların’ hakimiyetindeki devleti tercih etti? Nasıl oldu da devlet içinde büyük bir paylaşım savaşı yaşanırken Erdoğan giderek daha da devletçi olabildi?
Bence bunun cevabı kendi bekası açısından Erdoğan’ın devletle (onu elinde tutan kim olursa olsun) ittifak yapmak zorunda olduğu kanaatinin giderek güçlenmesi ve bunu psikolojik olarak olumlayacak bir gerçeklik algısı geliştirmesi…
Ben burada söz konusu ‘gerçeklik algısının’ oluşmasına hizmet eden birkaç olayı, Görmüş’ün yazılarına dipnot babından hatırlatmak istiyorum.
İlk olay 2011 seçimlerinde Gülen cemaatinin AK Parti listelerinde yer almak üzere kimine göre 100, kimine göre 150 milletvekili adayı önermesiydi. Cemaat o denli güçlenmiş ve AK Parti’nin kendi destekleri olmadan iktidarda kalamayacağından emin hale gelmişti ki, ‘resmen’ ortaklık teklif etti. AK Parti bu teklifi reddetti ve milletvekili listelerine (bilinen) Cemaat üyelerinden sembolik olarak sadece sınırlı sayıda isim alındı. Ancak söz konusu tercih, Gülencilerin etkisindeki devlet bürokrasisinin Erdoğan karşısında bir tehdit unsuruna dönüşmesini ima ediyordu. Dolayısıyla bu olay Gülencilerle ittifakın riski yanında, muhtemelen devlet karşısında ne denli kırılgan olduğunu Erdoğan’a bir kez daha hatırlattı.
İkinci olay 2012 başında (tam da Erdoğan bir operasyon nedeniyle hastanedeyken) Hakan Fidan’ın tutuklanma girişimidir. Bu hamle Gülen Cemaatinin ne kadar gözü kara davranabileceğini ve esas hedefin Erdoğan’ın kendisi olduğunu ortaya koyması açısından belirleyici nitelikteydi. Nitekim sonrasında farklı istihbarat ve kolluk kuvvetleri üzerinden hükümet ile Cemaat birbirini takip etmeye, bilgi toplamaya başladılar. Kısacası 2012 sonuna gelindiğinde AK Parti ile Gülenciler arasında adı konmamış ve deklare edilmemiş bir ’savaş’ hali mevcuttu. O haliyle ‘devlet’ Erdoğan açısından artık iktidarının ilk yıllarındaki ‘Ergenekoncu’ devletten de daha tehlikeli hale gelmişti, çünkü Cemaat dosya tutma ve ‘üretme’ konusunda mahirdi.
Üçüncü olay 2013 Mart-Nisan aylarında (Batılı bir sivil toplum örgütünce hazırlanmış) bir raporun Erdoğan’ın ve AK Parti’nin gündemine düşmesiydi. Söz konusu rapor mukayeseli bir tarama sonucunda, genelde ‘turuncu’ devrimlerin dinamiğini, hangi evrelerden geçerek olgunlaştığını, hangi taktiklerin kullanıldığını anlatıyordu. Hasbelkader yaşadığım birçok görüşmede AK Partililerin rapordan çok etkilendiklerine tanık oldum. (Şu an maddeleri tek tek hatırlamıyorum ama başlarda bir tanesi ‘yönetimin başındaki kişi kendisinden üçüncü şahıs olarak söz etmeye başlar’ diyordu… Son maddelerden biri de mealen ‘sıradan bir haksızlık ya da hak arayışı bahane edilerek bir kalkışma mobilize edilir’ demekteydi.) AK Partililerin kendilerini nasıl tehdit altında hissettiklerini, komplocu beklentilere ne denli hazır olduklarını anımsıyorum. Dolayısıyla Gezi olayları başladığında birçoğu söz konusu rapora döndüler ve ‘nifak tohumlarının’ nasıl ekildiğini, ‘harekât planının’ nasıl çalıştığını orada buldular. O dönem Erdoğan’ın yakınında olan kişilerin ifadeleri, Gezi olaylarının Erdoğan’ın tehdit algısını ve savunma psikolojisini büyük ölçüde etkilediğini gösteriyor.
Dördüncü olay 2013 Haziran sonunda, Gezi olayları hala sönümlenmemişken Mısırda darbe olması, General Sisi’nin yönetime el koyması ve (asıl önemlisi) Batıdan buna itirazi hiçbir sesin çıkmamasıdır. Bu olay Erdoğan’ın ‘Batı bizde de darbe planlıyor’ düşüncesinden emin olmasını sağlayan duygusal zemini pekiştirmiş gözüküyor.
Erdoğan Gülencilerin ortaklık ve (perde arkasında) hakimiyet arayışını, sonrasında yaşanan istihbarat savaşını, Gezi olayını ve nihayet Batının tutumunu/niyetini muhtemelen bir büyük ‘paket’ olarak okudu ve hâlâ da öyle okuyor. Ardından gelen 17-25 Aralık ‘yarı darbesi’ söz konusu komplocu analizin açık kanıtı olarak alındı. Dolayısıyla Erdoğan 2014 başında son derece kırılgan bir durumdaydı ve o yılın Mart ayındaki yerel seçimler kritik önem arz etmeye başlamıştı.
Söz konusu seçimler kazanılamasa tarih muhakkak ki çok farklı bir yöne doğru evrilecekti. Ama AK Parti o seçimi kazandı… Yeni bir konsolidasyon dönemi başladı ve nitekim 2015 başında Erdoğan ‘başkanlık sistemini’ gündeme taşıdı.
(Bir de kişisel not: 2014 Mayısına kadar Zaman gazetesinde yazdım. Kendilerinden, başarılı olacaklarından o denli emindiler ki hükümet aleyhine çalışıyor olduklarını gizleme ihtiyacı duymuyorlardı. 17-25 Aralık için ‘yarı darbe’ deyimini kullanmama, yazılarımda Cemaati eleştirmeme, yerel seçimleri AK Parti’nin kazanacağını söylememe rağmen, bana ‘naif’ muamelesi yapıp yazılarımı kesmediler. Ancak AK Parti gerçekten de Mart 2014 seçimini kazandığında daha fazla tahammül göstermediler…)
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024