Gökhan BACIK
Türkiye’de milliyetçilik güçlü bir ideoloji. Bunu bir veri olarak kabul etmek gerekiyor. Hal böyle olunca, milliyetçi olup olmamanın gerekliliğini tartışmaktan ziyade, bu güçlü ideolojinin Türkiye’de nasıl modern, demokratik ve müreffeh bir toplumun kurulmasına katkıda bulunabileceği sorusu öne çıkıyor. Bir bakıma, milliyetçi olalım olmayalım, Türkiye’de milliyetçiliğin serencamı hepimizin meselesidir.
Bu bağlamda, Türk milliyetçiliğinin temel sorunu, büyük ölçüde geçen yüzyılda ve özellikle Soğuk Savaş döneminde kurgulanmış ideolojik kalıplarını sürdürmesidir. Elbette her ideoloji geçmişinden ve kökeninden esinlenmeye devam eder. Ancak şartlar değişmiştir ve milliyetçiliğin Soğuk Savaş’tan ziyade günümüz koşullarına göre yeni pozisyonlar alması gerekmektedir. Tabiri caizse, tıpkı İslamcı düşünceden beklenen “tecdit”/yenilenme, milliyetçilerden de beklenmelidir.
Milliyetçi cenahın elbette güçlü ve kendine özgü bir entelektüel birikimi vardır. Dolayısıyla “milliyetçilere milliyetçilik öğretmek” niyetinde olmaksızın, dünyadaki literatürden de esinlenerek birkaç noktanın altını çizmek istiyorum.

Millet kadar ülkeye (ve doğasına) vurgu yapmak
Türk milliyetçiliği millet (ve devlet) merkezli bir düşüncedir. Millet merkezli olmak elbette bir vatan düşüncesini de içerir. Ancak bu vatan düşüncesi, daha çok 19. yüzyılın sonunda oluşmaya başlayan bir algı üzerine tanımlanmıştır. Namık Kemal’in vatan kavramından anladığı ile günümüzdeki yirmi yaşında bir Türk vatandaşının anladığı arasında farklar vardır. Eğer milliyetçi düşüncede bir restorasyon yapılacaksa, millet ve ülke/yurt arasında bir denge kurulması gerekiyor. Bugünkü milliyetçilikte millet düşüncesi, vatan kavramını gölgede bırakıyor. Sonuç olarak, Türk milliyetçiliğinde vatan kavramı kutsal ama soyuttur. Bu kavramın somut olarak neye tekabül ettiği belirsizdir.
Burada gerekli olan, Türk milliyetçiliğinin ülke/yurt kavramını daha çok vurgulaması; ancak bunu yaparken dış tehditlerden çok iç sorunlara odaklanmasıdır. Yani vatanı sadece “harici” düşmanlardan korumak üzerine inşa edilen bir yurt anlayışı artık yeterli değildir. Nihayet bunun sonucu olarak, vatan sevgisinin ülkenin ağaçlarına, nehirlerine, göllerine vurgu yapacak şekilde genişletilmesi gerekiyor. Yani vatan kavramı içine doğa sorunları, zeytin ağaçlarının kesilmesi, her dereye baraj yapılması gibi meseleler de dâhil edilmelidir. Bugün Türkiye’de zeytin ağaçlarının kesilmesine karşı bir protesto düzenlendiğinde karşımıza genellikle sosyalistler ve çevreciler çıkıyor. Burada bir sorun yok. Ancak zeytin ağaçlarının kesilmesine karşı çıkmak ile Türk milliyetçiliği arasında bir bağlantı kuramıyor olmamız sorun. Zeytin ağaçları kesiliyor, Büyükçekmece Gölü kurumaktadır… Peki, bu sorunların birinci muhatabı neden milliyetçiler değildir?
Önce devlet değil vatandaş
Türk milliyetçiliği, kendini devlete adamak ve gerektiğinde onun uğruna feda etmek gibi bir ruh hali üzerinden kendini tanımlıyor. Oysa Türkiye’nin sorunu güçlü bir devletin olmaması değil, güçlü bir ahalinin olmamasıdır. Devlet kendi başının çaresine zaten bakar; asıl mesele sivil toplumun, yani yurttaşın zayıflamış olmasıdır.
Türk milliyetçilerinin söylemlerinde aşırı bir devlet vurgusu bulunmakta. Devlet nihayetinde bir araçtır; asıl olan yurttaştır. Kimse devletinin yıkılmasını istemez ama böyle bir şey olursa –ki Türk tarihinde çok kez olmuştur– millet yeni bir devlet kurabilir. Yani ontolojik olarak esas olan millettir, araçsal olan devlettir. Bu nedenle devletin kutsanması ve devletin bizatihi mukaddes bir varlık olarak görülmesi konusunda milliyetçilerin biraz frene basması gerekmektedir. Devlete aşırı vurgu, pratikte milliyetçileri askeri, polisi, savcıyı önceleyen bir görünüme sokuyor. Elbette bu meslekler önemlidir; ancak bunlardan daha önemli olan ‘düz’ vatandaştır. Sonuçta bütün bu parlak apoletli mesleklerin meşruiyet kaynağı, milletten gelen millî egemenliktir.

Milliyetçilik seküler bir ideolojidir
Milliyetçilik kökeni, tarihsel gelişimi ve ontolojik doğası gereği seküler bir ideolojidir. Dolayısıyla milliyetçilik, dini kültürü toplumsal yapının önemli bir unsuru olarak kabul eder; ancak onu siyasetin merkezine yerleştirmez. Bu nokta, Ziya Gökalp’ten İbrahim Kafesoğlu’na Türk milliyetçiliğinin ‘kurucu babalarının’ üzerinde uzlaştığı bir konudur.
Özellikle Soğuk Savaş döneminde milliyetçilerin aldığı antikomünist pozisyon gibi nedenlerle, Türkiye’de milliyetçilik zamanla din ile neredeyse özdeş hale gelmiştir. Oysa unutulmamalıdır ki İslam’ın öznesi ümmettir; milliyetçiliğin öznesi ise yurttaşlardır. Bugün Türkiye’de birçok milliyetçinin referans noktasının ümmet mi, millet mi olduğu belirsizdir. Burada bir tür epistemik karmaşa yaşanmaktadır. Kişisel kanaatim, Türkiye’de milliyetçiliğin bir tür yarı-ümmetçi hale geldiği yönündedir. Halbuki milliyetçiliğin politik odak ve sadakat noktasının vatandaşlık olması beklenir.
Milliyetçiliğin ötekisi/“düşmanı”
Türk milliyetçiliği Soğuk Savaş döneminde antikomünistti. Daha sonra, özellikle MHP özelinde, “öteki” olarak Kürt siyaseti görüldü. Bunun yanı sıra, belirli ölçülerde anti-Batıcılık gibi unsurlar da milliyetçiliğin ötekisi olarak tanımlandı.
Bir ideolojiyi “öteki” üzerinden tanımlamak, o ideolojinin özgün bir zeminde gelişememesi anlamına gelir. Türkiye’de milliyetçilik modernize edilecekse, Soğuk Savaş dönemi ve sonrasına ait bu “öteki” tanımlama mirası terk edilmelidir. Modern bir ideoloji, ötekilerini nasıl yok edeceğini değil, kendi pozitif gündemini ve hedeflerini nasıl gerçekleştireceğini ortaya koymalıdır.
Sivil görüntü
Güneş gözlükleri, takım elbiseler, korumalar, makam arabaları, kalabalık erkek grupları… Bunların yanında milliyetçilikle sıklıkla anılan mafya gibi kavramlar. Bu tür motifler, Türkiye’de milliyetçiliği bir tür “kabadayılık” işi olarak resmediyor. “Filan milliyetçi parti” veya “lider” dendiğinde genelde bu imgeler şekillendiriyor zihnimizdeki kişiyi.
Oysa artık başka bir zamanda yaşıyoruz. Takım elbise giymeyen, sürekli kravat takmayan, ille de “manda kasa” Mercedes (ya da benzeri bir araba) kullanmayan bir milliyetçi siyasetçi mümkün değil mi? Kendini kamusal alanda sürekli devlete benzetmekten vazgeçmek, daha halktan ve sıradan görünmek burada işe yarar bir strateji olabilir.

Batı’ya bakış
Türk modernleşmesinin ve Batılılaşmasının pek çok ismi – başta Atatürk – milliyetçiydi. Milliyetçilik zaten Türkiye’nin modernleşmesi sürecinde Batı’dan gelmiş bir ideolojidir. Halbuki, bugün Türkiye’de milliyetçilik çoğunlukla Batı karşıtlığıyla özdeşleştiriliyor. Elbette Batı’nın karşı çıkılacak yönleri vardır. Fakat unutulmamalıdır ki tek bir Batı yoktur. Eğer Türkiye’de daha modern bir milliyetçi düşünce tahayyül edilecekse, Batı içindeki farklılıkları iyi okuyarak bir siyaset geliştirmek gerekir.
Batı’yı gerektiğinde eleştiren, ancak öte yandan Türklerin Tuğrul Bey’den Osmanlı’ya, oradan Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan Batı ile temasını da siyasetinin bir parçası haline getiren bir paradigma inşa edilmelidir. Bir entelektüel gelenek olarak milliyetçi düşünce, geçmişte Batı ile güçlü düşünsel angajmanlar kurabilmişti. Bugün ise bu angajmanların yerini maalesef yüzeysel Batı karşıtı söylemler almış durumda. Bu noktada, Gökalp’in kültür ve medeniyet ayrımını hatırlamak gerekiyor. Ziya Gökalp’e göre kültür milli, medeniyet uluslararasıdır. Yani, milliyetçilik – Gökalp’in tarifinden hareket edersek – bir ayağını muhakkak uluslararası olanda tutmalıdır. Tabiri caizse, bugün milliyetçiliğin iki ayağı da ‘içeride’ kalmıştır ve bir ayağın tekrar ‘dışarı’ çıkması düşünsel bir reform için elzemdir.
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları

























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2026
25.01.2026
20.01.2026
13.01.2026
7.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
21.12.2025
7.12.2025
16.11.2025