Hakan AKSAY
Ben Kürt değilim.
PKK’li de değilim.
HDP’li de değilim.
7 Haziran’da oyumu HDP’ye verdim.
İçimde hiçbir kuşku olmadan, büyük bir gönül rahatlığıyla kullandım oyumu.
Yalnızca Türkiye’nin Erdoğan’ın ittiği uçurumdan kurtulması için değil...
Aynı zamanda HDP’nin demokrasi ve barış yolunda doğru politikalar izlediğini, son derece sabırlı ve yapıcı davranarak ilerlediğini, Türkiye’nin geleceğine ilişkin öteki partilerden çok daha isabetli ve güvenilir hedefler belirlediğini düşündüğüm için.
Ve seçim sonuçları beni çok sevindirdi:
Demokrasi güçlerinin tepkisi, en başta da HDP’nin yüzde 10 barajını rahatlıkla aşması diktatörlüğe dur dedi, Erdoğan açısından sonun başlangıcı oldu.

* * *
Seçim sonrası –her ne kadar biraz rahat nefes almış olsam da– tam olarak rahatlayamadım; olan biteni ve herkesi büyük bir heyecanla izlemeye çalıştım.
En çok da HDP’yi.
Doğrusu en çok onu izlerken heyecanlandım/heyecanlanıyorum.
Bazen seçimlerin ardından geçen dönemde “acaba HDP bu sıralarda biraz pasif mi kalıyor?” kaygısını hissettim/hissediyorum.
Bu genç ve umut veren parti, seçim sınavından sonra karşısına çıkacak daha pek çok aşamadan da başarıyla çıkacak mı, diye meraklanıyorum.
Onun içindir ki, HDP’nin 29 yaşındaki çiçeği burnunda Muş milletvekili Burcu Çelik Özkan’ın köy korucularına yönelik söylediği “Bu memleketten defolup gideceksiniz. Bize uzattığınız o keleşi size çevirmesini çok iyi biliriz” sözlerini duyduğumda uykum kaçtı. (Onun küçük yaşta babasını iç savaşa kurban verdiğini ve zorlu bir hayatın içinden geldiğini göz ardı etmiyorum; ama HDP’nin açtığı barış yolunun daha başlarında, üstelik bir milletvekilinin, dahası bir avukatın böyle bir söylem kullanarak en başta parti yönetimini zor durumda bıraktığını anlayacak feraseti gösterememesine üzülüyorum.)
HDP’nin bir başka milletvekili, tecrübeli politikacı Altan Tan’ın bir TV programında, CHP lideri Kılıçdaroğlu için “Demirtaş, 'ben Müslümanım' dedi, aynısını nedense Kılıçdaroğlu'ndan duyamadık.” sözlerini sarf edecek ve CHP için "yerli inek" benzetmesini yapacak kadar patavatsız konuşabilmesi beni çok rahatsız etti. (Onun CHP’yi ve liderini eleştirmesine karşı olduğumdan değil; böylesine yanlış ve özensiz yaklaşımları bu kadar rahatlıkla dile getirebilmesinden dolayı.)
Bazı HDP milletvekillerinin Meclis’teki yemin töreninde, resmî olarak önlerine konan metni aynen telaffuz etmek ve/veya Türkçe yemin etmek istemediklerini duydukça ürktüm ve ürküyorum. (Elbette resmî yemin içeriğini ve başka bir dilde telaffuz edilmesinin yasaklanmasını çok beğendiğimden ve tartışmasız gördüğümden dolayı değil; zafer sarhoşluğuyla ilerde gündeme getirilebilecek konuların hemen bugün ortaya atılmasının doğuracağı olumsuzlukların gündemi nasıl farklı bir yere taşıyacağının gün gibi aşikâr olmasından.)
Nitekim bu üç konu da medyada ve siyasiler arasında seçim sonrasında HDP’ye karşı kullanılan mücadelenin mecraları arasında yerini aldı.
* * *
Sonra düşündüm...
Neden bu kadar heyecanlanıyorum, bana ne oluyor, diye kendime sordum.
Kendime verdiğim cevap şuydu:
Galiba 7 Haziran zaferinin, sanıldığından çok daha önemli bir dönüm noktası olabileceğini düşündüğümden ve hissettiğimden...
Bir yıl içinde ve özellikle son birkaç ayda Türkiye’nin nasıl farklılaştığını, çok farklı etnik ve siyasi kökenli insanların HDP’ye nasıl sempatiyle baktıklarını görüp, bunun çok önemli bir iklim değişikliğinin başlangıcı sayılabileceği kanısında olmamdan...
HDP’nin aynı zeki, titiz ve enerjik tempoyu sürdürürse, olağan şartlarda belki bugün hiçbirimizin tam olarak öngöremeyeceği kadar güçlü bir siyasi alternatife dönüşebileceğini, kısa sürede yüzde 13’ten yüzde 20-25’e tırmanabileceğini ve hatta birkaç yıl sonra seçimleri kazanıp iktidara gelebileceğini ciddi bir ihtimal olarak görmemden dolayı...
Dikkat ettiyseniz yukarıdaki cümlede iki kelimeye dikkatinizi çektim: Olağan şartlarda...
“Olağan şartlarda” derken kastettiğim:
Savaş, diktatörlük, ağır provokasyonlar vs. “dış etkenler” ortaya çıkmazsa...
Ve bir de...
HDP bünyesinde ve Kürt hareketi içinde ciddi sıkıntılar yaşanmazsa...
* * *
Hassas bir konuya girdiğimi ve üstelik “hariçten gazel okuyanlara” gösterilen sabrın genellikle sınıra yakın durduğunu biliyorum.
HDP, Kürt hareketinin içinden çıkan bir parti ve mevcut kitlesinin büyük bölümü Kürt.
Ama seçtiği yol ve son dönemde attığı adımlarla “Türkiyelileşme”açısından devasa adımlar attı.
Belki bir süre sonra herkes onu yalnızca Türkiye partisi olarak tanımlayacak.
Ama bugün HDP hem bir Kürt partisi, hem de Türkiye partisi durumunda.
Kürtlerin mücadele tarihi çok eski.
HDP ise çok genç bir parti.
HDP’nin gücünü pekiştirmesi için, partinin çok kısa bir süre içinde attığı oldukça başarılı adımların en başta kendi içinde ve çevresinde doğru özümsenmesinin zorunlu olduğunu düşünüyorum.
Sanırım HDP’nin ve Türkiye’nin hızlı değişim dinamikleri birçok şeyin tekrar tekrar gözden geçirilmesini, revize edilmesini, geliştirilmesini zorunlu kılıyor.
Başarıların sırları nerede yatıyor? Başarısızlıkların ve zorlukların kaynağında neler var? Bundan sonra nereye ve nasıl gitmeli?
HDP kendini ve amaçlarını tanımlarken sahip olduğu özgür ve zengin kaynakları nasıl daha doğru değerlendirmeli?
* * *

Çok temel bir başka konu da şu: Kürt siyasi hareketinin –ülkenin tarihi şartları içinde kazandığı- üç odaklı yapı, kendi arasında nasıl bir etkileşim ve işbirliği içinde olacak?
Yani “İmralı” (Abdullah Öcalan), “Kandil” (PKK) ve HDP arasındaki ilişkiler nasıl şekillenecek?
Her şeyden önce bu üç bileşenli yapının objektif bir gerçeklik olduğu, kimi zaman ortaya atılan “Öcalan’ın devre dışı bırakılması” ya da “PKK’nin muhatap alınmaması” gibi yaklaşımların gerçekçi ve sorumlu olmadığı ortada.
Bu açıdan –ister durumu yeterince bilmediğinden ya da önyargıların etkisi altında kaldığından dolayı, isterse de kurnaz hesaplarla ve birilerini köşeye sıkıştırma gayretiyle– “Her şeyden önce HDP, PKK’nin silahsızlanmasını sağlasın, gerisini sonra düşünürüz” türü şartları ileri sürenlerin önce bunu anlaması gerekiyor.
Eğer “aydan gelmediler” ise tabii...
İç savaşın ve terörün bitirilmesi konusu yalnızca bize özgü değil. İrlanda, İspanya, Güney Afrika, Kolombiya, Filipinler ve başka ülkelerde de gündeme geldi. Çözüm yolunda ilerleme kaydedenler, her şeyden önce gerçekleri olduğu gibi kabul etme ve uzlaşmanın zorunlu olduğunu içine sindirme sınavını vererek adım attılar.
* * *
Öcalan’ın büyük bir tarihsel ve siyasi otoritesi var. Ancak özgürlüğü yok. Devlet onun dış dünyayla, bu arada PKK ve HDP ile bağlantısını sınırlama ve kesme imkânına sahip.
Kandil, on yıllara dayanan silahlı mücadele demek. Etkisi reddedilmez bir siyasi ve askerî güç demek.
HDP yasal bir parti. Ülkenin yıldızı parlayan ve hızla gelişen dördüncü partisi. Ve kendi içinde birçok siyasi, sosyal, dinsel, kültürel vs. farklı bileşenlerden oluşan bir ittifak.
HDP’nin en büyük sıkıntılarından biri de sık sık yasallığını tartışmalı hale getirmek isteyenlerin kuşku ve eleştirilerine muhatap olması, Öcalan’dan ve PKK’dan bağımsız olduğunu durmadan kanıtlamak zorunda bırakılması.
HDP “İmralı”dan ve “Kandil”den bağımsız mı?
Hem evet hem hayır.
Evet, çünkü çok bileşenli, kendi program ve tüzüğüne sahip, kararlarını kendisi alıp uygulamak durumunda olan bağımsız, legal bir parti.
Hayır, çünkü Kürt hareketinin içinden çıkan ve bugün sahip olduğu deneyim ve gücü büyük ölçüde o hareketten alan genç bir parti. Üstelik HDP, ülkenin en önemli sorunlarının başında gelen Kürt sorununa çözüm arayışını “İmralı” ve “Kandil” ile birlikte yürütmekle yükümlü. Dahası günümüzün özgün şartlarında devlet ile “İmralı” ve “Kandil” arasında aracılık etme misyonuna sahip.
Öte yandan HDP’nin seçim başarısı, Öcalan’ın ve PKK’nın geleceğini radikal olarak etkileyebilecek bir pencereyi aralamış durumda.
Kürt direniş hareketinin on yıllardır verdiği mücadelenin kamuoyu desteği – en azından seçimlerde kullanılan oy düzlemindeki verilerle ifade etmeyi denersek – yakın zamana kadar oldukça sınırlıydı.
2014 Martı’ndaki yerel seçimlerde BDP yüzde 4,5 oy almışken, aynı yılın Ağustos ayındaki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Demirtaş’ın oy oranı yüzde 9,8 oldu; 7 Haziran 2015’de Demirtaş’ın lideri olduğu HDP’nin oy oranı ise yüzde 13’ü aştı.
Seçmen desteğinin 15 ayda 3 kat artması dünyada çok sık rastlanan bir şey değil.
Bu, aynı zamanda uzun savaş yıllarının toplumsal desteği ile göreceli kısa bir çatışmasızlık döneminde yaratılan desteğin farkını göstermesi açısından da üzerinde düşünülmesi gereken bir konu.
* * *
Yazının ikinci bölümünü izninizle yarına bırakıyorum.
@AksayHakan
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları






















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
1.08.2025
17.07.2025
26.06.2025
22.06.2025
11.05.2025
10.05.2025
13.04.2025
29.03.2025
20.03.2025
6.03.2025