Hakan AKSAY
Yok hayır, bu bir Trump yazısı değil. Onun hakkında herhalde yeterince yazı yazılıyor.
Sık sık da “o yüce makam”da otururken daha önce atıp tuttuklarının ne kadarını yapabileceği soruluyor.
Trump ile Putin arasında kocaman bir nefret nehri üzerine kurulan incecik köprüde sempati filizlendiğine inananlar var. Hatta Amerikalı milyarderin “Rusya’nın gizli oyunları sayesinde”seçildiğini iddia edenler de. “Zaten Moskova-Washington ilişkileri hep Cumhuriyetçiler döneminde ilerleyebilmiştir” diyen Ruslar da az değil.
Trump’ın seçilmesine sevinen kimi Ruslar, “Başkan adayı iken Kırım’ın Rusya’ya bağlandığı referandumu ele almaya hazır olduğunu söylemişti” diyerek şimdi ABD’nin Kırım’ı tanıması (yani Rusya’ya resmen bağlandığını kabullenmesi) gerektiğini savunuyor.
Trump tanır mı? Zor... İmkânsız mı? Hayır, pekâlâ mümkün... O tanırsa Erdoğan da tanır mı?.. Kim bilir, belki Trump tanımasa bile tanır...
İstanbul’dan Kırım’a uzun bir yolculuk
Uluslararası bir konferansa ve bir basın turuna katılmak için geçenlerde Kırım’a gittim. Türkiye’den Karadeniz’in hemen öbür yakasındaki Kırım’a direkt uçuş artık mümkün olmadığından dolayı oraya ta Moskova üzerinden geçmek gerekiyordu.
Elimdeki Aeroflot biletine baktım, hayır yanlış görmüyordum: İstanbul-Moskova uçuşu 3 saat 40 dakika kadar sürecekti. Oysa normali 2 saat 40 dakikaydı. Saat farkı da kalmamıştı aramızda...
Ah, evet! Fiili savaş hali. Yani malum gerginliklerden dolayı Ukrayna hava sahasını kullanamayan Rus Aeroflot, çareyi epeyce bir dolanmakta buluyordu. Onca zaman ve yakıt kaybıyla!
Ruslar ile Ukraynalılar birbirine en yakın iki halktı birkaç yıl öncesine kadar. Türkler ile Azeriler gibi. Şimdiki hale bakın!..
Kırım’da görüştüğümüz birçok yerel yönetici ve gazeteci, Kiev yönetiminden nefretle bahsediyordu. Birçok Ukraynalının da aynı savaşkan tutumla Moskova’ya karşı çıktığını biliyorum.
İşte halklar birbirine bu kadar kolay ve bu kadar kısa sürede düşman olabiliyor. İktidarlar, politika ve propaganda uzmanları, en başta da televizyon yayınları sağ olsun!..
“Dışardan karışanlar”ı eklemeyi unuttuk. Ruslar ile Ukraynalılar birbirine girsin diye AB ve özellikle de ABD cephesinden az çaba harcanmadı...
Yaptırımlar istenen sonucu veriyor mu?
İkinci Uluslararası Kırım Konferansı’nda Rusya’nın yanı sıra Fransa, İtalya, Yunanistan, Bulgaristan, Çin, Sırbistan, Ermenistan, Kazakistan ve Türkiye’den konuşmacı ve katılımcılar vardı.
Birçok konuşma oldukça keskindi. Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş kıvılcımları kelimelere yansıyordu.
Oradaki konuşmaları da dinlerken şunu düşündüm. Günümüzde artık “Rusya suç işlemiştir”, “Ukrayna suç işlemiştir” (başka devletler ve uluslararası güçler için de benzeri cümleler kuruluyor) türü suçlamalar ne kadar rahat ve sık dile getiriliyor! Herkes birilerini yargılayıp cezayı kesmeye bayılıyor. Üstelik hiçbir yetkisi olmadığı halde...
Bazı konuşmacılar haklı olarak yaptırımlar konusunu gündeme getirdi. Yaptırım: Soğuk bir kelime. Ekonomik, siyasi ve başka yaptırımlar var. Yaşamsal alanlarla ilgili olanları da. Örneğin, Kırım’da halkın su ve elektriğini kesmekten uluslararası uçuşların ve iletişim ağları hizmetinin kesilmesine kadar (bu sonuncusu 4-5 gün boyunca biz yabancı gazetecileri de etkiledi).
Kuşkusuz, bu konu üzerine uzun konuşmalar yapılıp hacimli yazılar yazılabilir. Ben sadece şu soruyla yetineyim: Yaptırımlar istenen sonucu veriyor mu? Sanırım genellikle hayır, hatta çoğunlukla tam tersine. Üstelik milliyetçiliğin şahlandığı günümüz şartlarında... Kimse teslim olmuyor, aksine daha da bileniyor. Diyalogun ve karşılıklı etkileşimin başka türleri üzerine düşünmekte yarar var galiba.
Simferopol’de başlayıp Yalta’da tamamlanan konferans sonrasında Kırım’ı gezmek, benim için harika bir fırsattı. 90’lı yılların başında buralara sık gelirdim. Şimdi bir kez daha Simferopol’ü, Sevastopol’ü, Yalta’yı görmek, Stalin ile Rooseveltve Churchill’in (4-11 Şubat 1945 Yalta Konferansı’nda) bir araya geldiği Livadiya Sarayı’nı gezmek, yanından (veya biraz uzağından) geçerken de olsa Kerç, Yevpatoriya, Feodosiya, Aluşta, Bahçesaray, Foros, Nikolayevka ve Koktebel’in kokusunu hissetmek çok güzeldi. Turizmde yakın dönemde – ve özgür şartlarda – Türkiye’yle ne kadar yarışabilir, bilemiyorum, ama Kırım gerçekten de çok güzel bir coğrafya.

Peki, ‘Kırım krizi’ nedir?
Konu uzun ve karışık. Kısaca özetlemeyi deneyeyim.
Sovyetler Birliği’nde Kırım Özerk Cumhuriyeti 18 Ekim 1921’de Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti’ne bağlı olarak kuruldu.
Kırım, 26 Nisan 1954’te dönemin Sovyet lideri Hruşçev’in sürpriz bir kararıyla Rusya’dan alınıp Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti bünyesine dâhil edildi (Bu enteresan “hediye” jesti, o dönem “nasıl olsa herkes ölümsüz Sovyetler Birliği içinde” diye düşünüldüğünden fazla tepki görmemişti).
2000’lerin başından itibaren Ukrayna’da siyasi iklim ısındı. 2004’teki “Turuncu Devrim” sonrasında ülkeye huzur gelmedi. 2014 Şubatı’nda Devlet Başkanı Yanukoviç devrildi. İktidar liberal, milliyetçi ve Batı yanlısı güçlere geçti. Son derece hareketli, yer yer de kanlı gelişmeler tüm ülkeye yayılırken Rusya, Karadeniz Filosu’nun üslendiği ve nüfusun çoğunluğunun Ruslardan oluştuğu Kırım’a bir askerî operasyon düzenledi. Ardından Moskova, 16 Mart 2014'te Kırım’ın Rusya Federasyonu’na katılması konusunda yüzde 83’lük katılım ve yüzde 96’lık destekle sonuçlanan bir referandum yapıldığını açıkladı.
Kırım’ın Rusya’ya bağlanması kararı dünyada kabul görmedi ve “işgal” olarak kınandı. Türkiye de bu kararı tanımadı, ancak Rusya ile kapsamlı ilişkilerinden dolayı güçlü bir muhalefet sergilemedi.
Kısaca özetlediğim bu gelişmelerin yorumu ne olmalı? Kim haklı, kim haksız? Tek cümleyle dile getirmek kolay değil. Dileyen okurlar, benim T24’te yayımlanan “Ukrayna Yazıları”mı okuyabilir.
Yazının tam burasında özgün görüşleriyle saygı uyandıran Rus yazar ve sanatçı Yevgeniy Grişkovets’in o dönemlerde söylediği sözler aklıma geliyor: “Kırım’ın Rusya’ya ilhakı doğru mudur? Bu müdahale hukuksuzdur (yasadışıdır), ama tarihsel perspektiften bakınca adaletlidir.”
İki konuyu ekleyeyim: Birincisi, referandumun tümüyle düzmece ve sonuçlarının yalan olduğunu düşünmüyorum. O oranda olmasa bile yine de güçlü bir oranda yarımada halkının Rusya’ya katılımdan yana olduğu bence ortada. İkincisi, Ukrayna’ya bağlı olduğu zamanlarda da ciddi ekonomik-sosyal sıkıntılar içindeki Kırım, bugün yine düze çıkmış değil, ancak yaşam şartlarında görece iyileşme olduğunu tespit etmekte yarar var.
Ve bir şey daha: Ukrayna’da iç savaş şartlarının sürdüğü Donetsk-Luhansk bölgelerinden farklı olarak Kırım konusunda Batılı ülkelerin önemli bölümünün ciddi tepki göstermediğini, kimilerine göre bunun bir tür “sessiz kabullenme” sayıldığını belirtelim. Belki de sorun, pazarlık unsuru olarak masada bekletilmektedir.
Sürgün ve ölümlerin süzgecinden geçen Kırım Tatarları
Kırım Yarımadası’nın şimdiki toplam nüfusu 2 milyon 300 bin kadar. Resmî verilere göre, bugün Kırım nüfusunun yüzde 65’ini Ruslar, 15’ini Ukraynalılar, 10’undan fazlasını da Kırım Tatarları oluşturuyor (yaklaşık yüzde 10’u da diğer etnik kökenlerden).
Tatarların oranı eskiden çok daha fazlaydı.
18 Mayıs 1944’te Stalin’in emriyle 200 bin kadar Kırım Tatarı, Özbekistan’a ve öteki cumhuriyetlere, farklı kentlere sürüldü. Binlerce Tatar çok ağır şartlarda, en başta da açlıktan, susuzluktan ve çeşitli hastalıklardan dolayı öldü.
15 Kasım 1989’da Sovyetler Birliği Yüksek Sovyeti, “Tatarların ve öteki halkların sürgününü, yasadışı bir uygulama ve bir suç”olarak kabul eden bir yasa çıkardı. 1990 sonrasında Kırım Tatarları’nın dönüş süreci başladı.
Son yıllarda Kırım Tatarları arasında ciddi bir bölünme yaşandı. Lider Mustafa Cemilev (Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu) Rusya’ya karşı çıkarak Ukrayna yönetiminin yanında yer aldı. Kırım Tatar Millî Meclisi yasaklandı. Kırım Tatarları’nın Rusya yanlısı temsilcileri öne çıktı. (Gezimiz sırasında resmî Kırım TV kanalının yanı sıra “Kırım Tatarları’nın kanalı” olarak işlev gören Millet TV’yi de ziyaret ettik.)

Kırım’dan ayrılmadan gerçekleştirdiğimiz son ziyaret benim için ilginç oldu. Kırım Devlet Mühendislik ve Pedagoji Üniversitesi’ne gittik. Orada sempatik bir yaşlı adamla tanıştım: Fevzi Yakubovile.
1993’te açılan söz konusu üniversitenin kuruluşundan itibaren rektörlüğü üstlenen, hâlâ aynı görevde büyük bir enerjiyle çalışan 79 yaşında bir delikanlı. Çok acı deneyimlere sahip bir Kırım Tatarı. Stalin zulmünden kendisi ve akrabaları çok çekmiş. Hayatta kalmalarının sırrını açıklarken önemli bir saptama yaptı:
“Hepimiz ölebilirdik. Bizi kurtaran politika falan değil, insanlar ve onların yüreklerinde kalan iyilik yapma duygusu oldu.”
Türkiye’den geldiğimi öğrenince bana özel ilgi gösterdi. Önce Tatarca konuştu. Rusça bildiğimi öğrenince sohbet koyulaştı.
Kalabalık bir ortamda ona Kırım’ın Rusya’ya bağlanması ve Kırım Tatarları’nın bölünmüş olmasıyla ilgili soru sormanın yöntemini aradım. Sanırım beni anladı. Sözlerimi kibarca keserek şöyle dedi:
“Mesele, insanlık için, halk için, gelecek nesiller için mücadele etmek. Eğitimin ve aydınlanmanın önünü açmak. Mevcut durumdan şikâyet etmekle değil, somut işlerle uğraşarak adım adım ilerlemek. Her zaman, her koşulda...”
Yazarlar
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları




















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
1.08.2025
17.07.2025
26.06.2025
22.06.2025
11.05.2025
10.05.2025
13.04.2025
29.03.2025
20.03.2025
6.03.2025