Hakan AKSAY
Üçüncü Dünya Savaşı çıkmadı. Hatta tek bir ölüm bile olmadı.
Ama koskoca ABD, İngiltere ve Fransa’nın askerî güçleri ta nerelerden geldi ve Suriye’yi bombaladı.
Önemli bir olay mı? Evet, öyle gibi... Ama yakından bakınca biraz tuhaf...
Ne oldu?
Doğu Guta’da 7 Nisan’da kimyasal saldırı yapıldı mı yapılmadı mı? Bilmiyoruz (oradaki hiçbir devlet ve siyasi örgütle ilgili olarak “Hayır, kesinlikle yapmaz!” diyecek güvenimiz yok). Yapıldıysa bu suçun öznesi Suriye midir, yoksa suçu ona yüklemek isteyen prokovatif güçler mi? Bunu da bilmiyoruz (gerçi “Rusya destekli Suriye zaten oralara neredeyse tamamen hâkim olmak üzereyken bunu niye yapsın?” sorusu akla geliyor ama yine de bilemeyiz).
Bilmediklerimizi nasıl öğrenebiliriz? Uzmanların araştırmalarıyla. Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’nden uluslararası uzmanlar dün Suriye’de bu araştırmaya başlamak üzereydiler. Ama ABD Başkanı Trump araştırma sonucunu beklemek istemedi.
Neden? Bu sabırsız saldırganlık, fazlaca kuşkulu bir durum ortaya koymuyor mu? (Tabii saldırının uluslararası hukuku ve BM Tüzüğü ile kurallarını ayaklar altına alması da bir başka mesele.)
Trump bir süredir “Vurdum, vuracağım, fena yaparım” türü garip bir konuşkanlık sergiliyordu. Twitter’den Rusya’ya sataşarak “Bekle, füzelerimiz gelecek”dediğinde yanında ABD Dışişleri’ni ve Pentagon’u göremedik. Böyle “farklı” (!) bir lider sonunda bir şeyler yapmazsa iyice rezil olacaktı. Ve galiba büyük ölçüde Trump’ın hatırına sınırlı bir harekât düzenlendi.
Tabii Rusya’nın Suriye’de aşırı derecede güçlenmesine karşı biriken tepkilerin de önemli rol oynadığı inkar edilemez.

Hem operasyon çok güzel, hem de direniş!..
ABD, Suriye’de Rusya ile karşı karşıya kalmayı göze alamadı. Hatta aralarında bir koordinasyonun olduğu da söylenebilir. Saldırıda tek bir Rusya askerinin burnu kanamadı, tek bir Rus tankı bile vurulmadı. (Bazı Rus gazetecileri, ABD’nin değil, “ABD ve İngiltere’nin yanında ne yaptığı başlangıçta tam olarak anlaşılmayan” Fransa’nın Rusya’ya saldırılarla ilgili önceden bilgi verdiğini, Rusya’nın da tabii ki bu bilgileri Suriye ile paylaştığını, dolayısıyla hedefteki her yerin erkenden boşaltıldığını savunuyorlar.)
Dahası saldırının pek fazla bir askerî sonucu olmadı.
Rus kaynakları, toplam 103 füze atışının 71’inin Sovyet yapısı Suriye hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiğini duyuruyor. Hatta bazıları “Bizim 30 küsur yıl önce ürettiğimiz S-125, S-200, Buk ve Kvadrat tipi füze savunma sistemleri, ABD saldırısını büyük ölçüde etkisiz hale getirdiyse, bir de S-400 kullanılsaydı herhalde tüm ABD füzeleri yok edilirdi”diye coşkulu anlatımlar kullanıyor.
Amerika uzaktan füzeleri salladı, bazı hedefleri vurdu, bazı füzeleri yolda vuruldu. Ve bütün bunların ardında o garip Devlet Başkanı “Çok güzel bir operasyon oldu” diyerek geri çekildiklerini memnuniyet verici bir yüz ifadesiyle açıkladı.
Harekâtın devamı gelir mi? Gelebilir. Burada da kalabilir. Ama her durumda bugünün sonucunu çıkarmak gerekirse öncelikle Suriye’ye dikkatle bakmakta yarar var.
Şam’da bayram havası var. Esad’ın reytingi daha da yükseldi. Zaten birkaç askerî ve bilimsel araştırma merkezini tahrip eden füze saldırıları can kaybına yol açmadı. Eh, füzelerin de çoğu vuruldu. Bundan daha kolay bir “savaş zaferi” mi olur? Emperyalizme karşı 1,5 saatlik şanlı bir direniş!..
Batılı devletler şu ya da bu biçimde ABD’yi destekledi. Son zamanlarda miskinleşen NATO kenetlenir gibi oldu. Elbette herkes ABD ile Suriye’deki askerî ortakları İngiltere ve Fransa gibi aktif tutum almadı. Çoğu – Almanya gibi – desteği “sözle” verirken savaşa girmeye niyetli olmadığını ortaya koydu.

Moskova’dan Ankara’ya ilk tepkiler
Görünen o ki Trump yönetiminin Suriye (belki Ortadoğu demek daha doğru olur) ile ilgili bir stratejisi yok. Gelgitleri, duygusal açıklamaları, kabadayı tehditleri, gövde gösterileri, riskli tutumları... Bütün bunlar var, ama strateji yok.
Bölgede en köklü, sürekli ve öngörülebilir stratejiye sahip devletler Rusya ve İran (işbirliği içinde davranan bu iki devlet arasında da ciddi çelişkiler var, o da ayrı konu). Ve bu ikili, oldukça enteresan bir denklem içinde yanlarına aldıkları Türkiye ile birlikte uzun süredir Suriye’ye ağırlığını koymuş durumda.
Sahi, bu iki devletle birlikte Astana Süreci’nin üçlü ittifakı içinde yer alan ve “Suriye’deki barış çabalarının garantör ülkeleri”arasındaki Türkiye ne alemde?
Daha 4 Nisan’da Ankara’da bu üç ülkenin liderleri samimi fotoğraflar çektirerek Batı’nın sinirlerini bozuyordu. Bugün ne oldu?
Kısa sürede bir açıklama yapma gereği hisseden Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin harekâtı desteklediğini bildirirken “insanlığın vicdanına tercüman oldu” gibi abartılı bir ifade kullanmakta beis görmedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan “Yapılan operasyonu doğru buluyoruz”dedi.
AKP sözcüsü Mahir Ünal, operasyondan önceden haberleri olduğunu söyledi. Acaba öyle miydi? Öyleyse ne kadar önceden? Çünkü Erdoğan önceki gün “Bölgede yumuşama söz konusu”diye bir demeç vermişti. Belki de Rusya ile Batı arasında kalmanın sıkıntısıyla yumuşama olmasını istemişti. Ama olmadı.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu çıtayı daha da yükseltti: “Rejime yönelik müdahale” olarak gördüğü operasyonu desteklerken “Suriye'yi bu rejimden kurtarmamız gerekiyor” dedi. Ama Trump ve ortaklarının sınırlı harekâtının böyle bir amaç gütmediği ilan edildi.
Dün Rusya’nın etkili senatörlerinden Konstantin KosaçevTürkiye’nin saldırıyı desteklemesinin “hata” olduğunu söylemekle yetindi.
Rus siyaset ve devlet insanlarından Ankara’ya yönelik yeni ve daha sert açıklamalar geleceğine bahse girerim. Hele hele medyadan...
Daha dün akşam Rusya internet sitelerinde bazı başlıklar gözüme çarptı: “Türkiye bir kez daha Rusya’ya ihanet ediyor”(www.svpressa.ru) “Türkiye, Rusya ve İran’la dostluğuna zarar verme pahasına ABD hava saldırılarını destekledi”(www.tsargrad.tv) Arkası yarın...
Ankara’nın bu tavrının şimdiki aşamada Moskova ile ilişkilerini aniden bozacağını düşünenlerden değilim. İşbirliği zaten pragmatizm basamaklarından hassas bir ilerleme içinde ve “ne de olsa NATO üyesi” olduğumuz Rus yetkililer tarafından akılda tutuluyor. Ancak “uçak hadisesi” ile dibe inen “güven atmosferi”ni bu ortamda onarabilmenin eskisinden daha zor olduğu da ortada.
E, sen Aralık 2016’da Moskova Deklarasyonu’nu imzalayarak “Suriye ihtilafına askerî çözüm bulunamayacağına emin olduğunu” ilan edeceksin, dahası Suriye barışı için Rusya ve İran’la birlikte “garantörüm” diyeceksin. Sonra da Suriye’ye karşı (fiilen “Rusya’ya karşı” olarak da okuyabilirsiniz) fırlatılan ABD füzelerine alkış tutacaksın. Zor!..

Suriye iyice karışırsa kim bilir neler olur?
Ha, bir de işin iç politika yanı var tabii (Aslında son zamanlarda “bütün dış politikalar iyice iç politika oldu”, biliyoruz).
İktidar, Rusya ile ABD/Batı arasında belki de bir dizi gerekçeyle mantıklı bulunabilecek bir denge çizgisi bulmak istiyor olabilir. Olabilir de...
Halkımız çok fazla “ABD ve Batı karşıtı” oldu. Bunda AKP’nin de büyük katkısı var. Şimdi “Ortadoğu’nun mazlum milletlerini kurtarmak”, “Müslüman dünyasının liderliğini yapmak”, “İslam karşıtlarına hak ettikleri cevabı vermek” falan derken ABD’nin Suriye’yi vurmasına onay vermek “içerde” nasıl karşılanıyor acaba?
Dün SP lideri Karamollaoğlu’nun “Saldırıyı memnuniyetle karşılıyoruz’ ifadesi Müslümanların yüreğini sızlatmıştır. Biz hükümetten ABD şakşakçılığı değil, İslam dünyasına öncülük edecek şahsiyetli bir duruş bekliyoruz” açıklaması ilginçti.
Halkımız, yani seçmenler, Suriye’deki gidişten iktidarın beklentisi ölçüsünde memnun değil. Ne Fırat Kalkanı, ne de Zeytin Dalı Operasyonu AKP’yi “Ortadoğu fatihi” yapabildi. Bundan sonra ne olur, göreceğiz.
ABD ve müttefiklerinin Suriye saldırılarının devamı gelebilir, Batı ile Rusya’nın arası çok daha gerginleşebilir (Ankara’nın PYD/PKK’yı ve FETÖ’yü desteklediğini söyleyerek eleştirdiği Washington ile yeniden sıkı müttefik olabileceği şüpheli, bu arada bir “kaza” çıkarsa Moskova ile yeniden tehlikeli gerginlikler yaşayabilir), teröristlerle ve Suriye’den göçlerle mücadele bugünkünden daha zor bir aşamaya ulaşabilir, ekonomi bütün bunlardan olumsuz etkilenebilir vs. vs.
Velhasıl Ortadoğu fatihi olacağım derken evdeki bulgurdan olmak da var.

Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları






















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
1.08.2025
17.07.2025
26.06.2025
22.06.2025
11.05.2025
10.05.2025
13.04.2025
29.03.2025
20.03.2025
6.03.2025