Halil BERKTAY
[2 Haziran 2015] Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu seçim kampanyasına müdahil olma, neredeyse el koyma ve kapıp götürme biçimlerine karşı olduğumu daha önce de yazdım. Kısmen benzer, kısmen farklı fakat örtüşen fikirleri Cengiz Alğan (Seçimlerde ‘bel altı’ vuruşlar, 27 Mayıs) ve Oral Çalışlar da dile getirdi (Dini ve eşcinselliği siyaset malzemesi yapınca, 29 Mayıs).
Sırf Erdoğan sorununa en kapsamlı değinmeler ise Vahap Coşkun’dan geldi. Coşkun konuya ilişkin ilk yazısında, her ne kadar cumhurbaşkanından mutlak bir tarafsızlık beklenemeyecek de olsa, Erdoğan’ın kabul edilebilir limitleri çok aştığına dikkat çekti (Seçim ve tarafsızlık, 28 Mayıs). İkinci yazısında, bundan AKP’nin yarar değil pekâlâ zarar da görebileceğini; esasen böyle bir rahatsızlığın doğrudan doğruya AKP içinde mevcut olduğunu belirtti (Seçim ve siyasî rüşt, 1 Haziran). Son ayların bu tür yanlış müdahaleciliklerini ve Erdoğan’ın hükümete yönelik eleştirilerini kestirmeden kamuoyu önüne taşıdığı örnekleri hatırlattı (Dolmabahçe mutabakatının reddi; faiz inadı, Merkez Bankasına amatörce karışma ve sonunda doların aşırı yükselmesi). Bunlara, en önemlisi, başkanlık sistemini zorla seçim kampanyasının merkezine yerleştirmesi eklenebilir. Acaba Erdoğan, seçimin nasıl olsa kazanılacağını varsaydı da, kazanıldığı takdirde başkanlık sisteminin de fiilen tasvip görmüş olacağını mı öngördü? Tersini, yani muhalefete önemli bir tutamak, karşısında sonuna kadar direnilecek ve birleşilebilecek bir iddia sunmanın geri tepip yüzde 42-43 dolaylarında olası bir kriz hattı yaratabileceğini hiç mi hesap etmedi? Öyle veya böyle; Vahap Coşkun’un, bu yüzden AKP’nin 7 Haziran seçimlerinde herhangi bir başarısızlık yaşaması halinde, faturanın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a değil de Başbakan Davutoğlu’na kesilmek istenmesinin çok büyük haksızlık olacağını vurgulaması dikkat çekiciydi.
Hemen hepsine katıldığım bu endişelerin üzerine, bir de Fetih Şöleni geldi. Türkiye’nin Millî Mücadele ve Cumhuriyet etrafında dönen ulusal bayram (19 Mayıs, 23 Nisan, 30 Ağustos, 29 Ekim) ve anmalarının (10 Kasım) yanı sıra bir “Osmanlı bayramı”na da ihtiyacı var dense, herhalde katılırım. Ama bu öyle genel ve kapsayıcı bir kutlama değil; AKP’nin ikinci ve asıl büyük İstanbul mitingi oldu.Louis Bonaparte’ın 18 Brumaire’i’nin hemen ilk sayfasında Marx, insanların tam da en büyük değişimleri gerçekleştirirken, atalarının otoritesinden kuvvet almaya ihtiyaç duyduklarını kaydeder. Fetih Şöleni’nde de tarih tamamen güncel siyasetin emrine ve iktidar partisinin tekeline verildi. 1453 ile 1950 (Demokrat Parti’nin 14 Mayıs seçim zaferi), 1994 (Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir belediye başkanı seçilmesi) ve önümüzdeki 7 Haziran oylaması arasında kesintisiz bir devamlılık belirlendi. Özetle, “Fetih = AKP’nin yeni bir seçim zaferi” denklemi kuruldu.
Bu arada öğrendik ki “Fatih’in ve sancağımızın yere düşmesi” tehlikesi varmış. Keza, “İstanbul’u kutsal emanetler başında kesintisiz Kuran okunan bir şehir olmaktan çıkarmaya çalışanlar” mevcutmuş. Aynı fikrin biraz değişik bir ifadesiyle, İstanbul’a “namahrem eli”nin değmesi olasılığıyla yüz yüzeymişiz. Hepsinde, İslâmî temalarla yoğrulmuş bir milliyetçilik doruğa çıktı. Hiçbirine müsamaha gösterilmeyeceği, göz yumulmayacağı, müsaade edilmeyeceği, imkân verilmeyeceği vurgulandı.
Ne kadar gerçek, ne kadar hayalî olduklarının tartışmasına girmek istemiyorum. Ama bir noktada, bu göz yummama ve müsaade etmeme söylemi çok somuta indirgendi. Bilmem farkında mısınız; imkân verilmeyecek şeyler veya kişiler arasında “Ermeni soykırımı, Pontus soykırımı diyen hainler” de yer aldı. İlginç bir ayrıntıyı da ekleyeyim: Ben bu ifadeyi daha 30 Mayıs Pazar gecesi Milliyet’in web sitesindeki ilk haber özetinde kendi gözlerimle okudum. Ertesi sabah kalktım; şunu kopyalayıp bir yere yapıştırayım da saklayayım dedim -- ama yok. Her nasılsa çıkmış; sadece şu kalmış: “Zulüm 1453’te başladı diyen hainlere göz yummayacağız.” Bana göre, içinde “hain” sözcüğü ve isnadı geçen her şey kötü ama Ermeni soykırımı demenin tekrar hainlikle suçlanmaya başlaması daha bir kötü, kolayca tahmin edebileceğiniz ama aşağıda tekrar izah edeceğim nedenlerle. Aman zaman, nereye gitti bu ibare? Başka yerlere de baktım ve sonunda iki ayrı yerde, iki ayrı versiyonuyla buldum (ki bu da gazeteciliğimiz açısından tereddüt yaratıyor): (a) “Zulüm 1453′de başladı, Ermeni soykırımı, Pontus soykırımı diyen hainlere imkân vermeyeceğiz. …” (Sözcü) (b) “Bilesiniz ki zulüm 1453’te başladı diyen, yok Pontus, yok Ermeni soykırımı diyen hainlere göz yummayacağız.” (Hürriyet) Gördüğünüz gibi, imkân vermemek ile göz yummamak arasında küçük bir fark oluşuyor da, Ermeni soykırımı demenin hainlikle bir tutulması her ikisinde aynı kalıyor.
Gelelim sorulara, başlıkta söz verdiğim gibi. (1) 23 Nisan 2014 ve 20 Nisan 2015 tarihlerinde AKP hükümeti Cumhuriyet tarihinde eşi görülmedik bir adım attı; geleneksel 24 Nisan soykırım anmalarının yıldönümüne denk getirerek, 1915 mağduru Osmanlı Ermenilerinin anısına peş peşe iki taziye mesajı yayımladı. Bu mesajlarda soykırım demedi (ve muhtemelen, Ermenistan’ın ve Ermeni diaspora örgütlerinin ne istediği kesinleşinceye kadar da, siyasî taktik gereği demeyecek; bkz 20 Nisan’dan bu yana Etyen Mahçupyan’ın ve benim çeşitli yorumlarımız). Öte yandan, çok net bir tolerans ve tartışma özgürlüğü vaadinde bulundu. Başbakan Erdoğan’ın 23 Nisan 2014 metninde “1915 olaylarına ilişkin farklı görüş ve düşüncelerin serbestçe ifade edilmesi; çoğulcu bir bakış açısının, demokrasi kültürünün ve çağdaşlığın gereğidir” dendi ve herkes “farklı söylemleri empati ve hoşgörüyle karşıla”maya çağırıldı. Bir yıl sonra, Başbakan Davutoğlu’nun 20 Nisan 2015 metninde, Türkiye’nin “tüm görüşlerin serbestçe dillendirilip, özgürce tartışılabildiği, her türlü belge ve bilginin soruşturulabildiği bir ortam sağlayarak, ortak geleceği inşa etme hedefi doğrultusunda önemli pozitif adımlar atmakta” olduğu vurgulandı.
İyi, güzel de, ifade ve tartışma serbestliği nasıl bir dil ve üslûp gerektirir dersiniz? Soruna ilişkin “farklı görüş ve düşünceler”den biri olduğunu herkesin bildiği (ve yeryüzünün ciddi akademik çevrelerinin de büyük ölçüde benimsediği) soykırım tezi, ülkenin cumhurbaşkanı tarafından “hain”lik olarak nitelenirse, başbakanken taahhüt ettiği empati ve hoşgörünün hayata geçmesi mümkün mü? Ben bu soruyu, Papa’nın Vatikan’daki bir âyinde “20. yüzyılın ilk soykırımı” cümlesini sarfettiğinde karşılaştığı resmî tepki üzerine de sormuştum (Eski yanlışlar sökün etti, 14 Nisan; Taziyenin özgürlüğü Papa’yı kapsamıyor mu, 15 Nisan). Bir buçuk ay geçti; aynı ezici, mahkûm edici ifadeler döndü dolaştı, dışarıdan ve diplomatik ilişkiler alanından ülke içine yöneldi. Dolayısıyla kendim ve benim gibi düşünen bütün aydın ve sosyal bilimciler için de tekrarlayabilirim aynı soruyu. Hani meseleyi tarihçilere bırakmak istiyordunuz? Hem tarihçilere bırakılacak, hem de cumhurbaşkanı bir kısım tarihçiye peşinen hain diyecek; olacak iş mi bu? Bütün bir tarihsel, bilimsel tartışmayı tek bir sözcüğe indirgemekten yana olmadığım; Türkiye’ye soykırımı ne yapıp yapıp kabul ettirme siyasasına karşı çıktığım biliniyor. Ama aynı zamanda, illâ bu soru sorulacaksa, evet, soykırımdır dediğim ve diyeceğim, zira elimizdeki bütün verilerin bilinçli ve kasıtlı devlet emirlerinin varlığına işaret ettiği kanaatinde olduğum (ya da başka bir ifadeyle, soykırım sözcüğünü kullanmasam da olguları sıralayış ve yorumlayış tarzımdan soykırım sonucunun çıkacağı) da biliniyor. Peki, şimdi ben bilimsel düşüncelerim ve vicdanî kanaatim sonucu gene bir hain mi oldum; böyle düşünenler hep hain mi, Erdoğan’ın, hükümetin ve AKP’nin gözünde? 15 yıl önce, resmî ideoloji dinozorlarının gözünde haindim, kuşkusuz. Dönüp dolaşıp 2000’lerin başlarına geri mi döndük? Dönmediğimizi biliyorum. Dönemeyiz, çünkü toplumdaki fiilî özgürleşme buna engel. Ama gene de, bu tür patlamaların kimseye güven vermediğini; böyle atavistik refleks ve reaksiyonların gölgesinde “tüm görüşlerin serbestçe dillendirilip özgürce tartışılması”nın kolay olmadığını herkesin anlaması lâzım.
Ve (2) Fetih Şöleni haberinin 30 Mayıs akşamı web sitesine yüklenen ilk versiyonundan Milliyet niçin çıkarmış olabilir, “Ermeni soykırımı, Pontus soykırımı diyen hainler[e göz yummama]” ifadesini?Hürriyet ve Sözcü’nün o cümleyi eksiksiz alıntılamaları normal, çünkü kendi kafalarına çok uygun; Erdoğan’ı hep durdukları yere getirmekten memnun olmaları lâzım. Buna karşılık anti-AKP olmayanMilliyet’in kısaltma operasyonu nasıl yorumlanabilir? Olumlu bir yan vehmedebilir miyiz bu basit işlemde? Artık bu tür klişelerden, kim kullanırsa kullansın rahatsız mı oluyorlar? Erdoğan’ı mı gözetiyorlar, can sıkıcı bir gafa karşı? Ağzından kaçtı, bunu çıkarın diye bir talimat mı aldılar? Gelişen bir toplumsal duyarlılık ve sorumluluğun belirtisi mi?
Böyle bir sofistikasyon beklemiyorum ama keşke öyle olsa deyip, gelecek sefer Sorular (II)’yi Aydınlar Bildirisi’nin tuhaflıklarına hasredeyim.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları





























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024