Hasan Bülent KAHRAMAN
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 1992 yılında yeniden açıldıktan sonra kendisini ‘devleti kuran parti’ diye tanımlamaya başladı. Bu değerlendirme, genellikle doğru kabul edilir. Hatta doğrudan ziyade bu tanımı, bir ‘veri’ şeklinde ele almak da mümkündür.
Mustafa Kemal, savaştan hemen sonra İzmir’e gidince yeni bir parti kuracağını İstanbul gazetecilerine açıkladı ve kısa bir süre sonra Cumhuriyet Halk Fırkası’nı kurup kendisi doğal olarak başına geçti. Ama bir süre sonra, parti genel başkan vekilliğine İsmet İnönü geldi.
İnönü’nün genel başkan vekilliği ile birlikte toplumsal ve siyasal dönüşüm, CHP’nin damgasını taşımaya başladı. 1930’ların başında CHP, Avrupa’da yükselen otoriter rejimlerin, faşizan modellerin uygulamalarına koşut biçimde, devlet partisi kimliği kazandı. Daha doğrusu devlet-parti özdeşliği sağlandı. İllerde valiler aynı zamanda CHP İl Başkanı görevi üstleniyorlardı. Atatürk Ebedi Şef, İnönü Milli Şef ilan edildi.
Tarihsel Blok ve CHP
Bu kısa tarihçeye bakarak bazı yorumcular başlangıçta verdiğim tanımı tersine çevirir ve CHP’yi ‘devleti kuran parti’ yerine ‘devletin kurduğu parti’ şeklinde tanımlarlar. Bu da doğrudur. İki tanımın birbirine geçmesi, esas olarak Türkiye’deki siyasal modernleşmenin bir uzantısıdır. O model, daha önce yazdığım kitaplarda (Türk Siyasetinin Yapısal Analizi 1 ve 2. İstanbul: Agora Kitaplığı, 2008 ve 2010) uzun boylu ele aldığım gibi birTarihsel Blok tarafından kurulmuştur ve Merkez’i teşkil eder.
İtalyan düşünür Gramsci’den aldığımız bu terim, yani Tarihsel Blok, Türk siyasal modernleşmesini sağlayan ittifaktır ve ordu-bürokrasi-aydın üçlüsünden oluşur. Aşağı yukarı 1908 yılında adı koyularak oluşturulan Tarihsel Blok, elbette önce 2. Meşrutiyet’i hazırladı, oradan da Cumhuriyet’e evrildi. CHP de tıpkı bir önceki parti olan İttihat ve Terakki’nin (aradaki bütün iddia ve zıtlıklara rağmen) bir tür uzantısı olarak ortaya çıktı, bu koalisyona dayandı.
O kadrolar, belirttiğim gibi, Merkez’i teşkil eder. Merkez karşısında da Çevre yer alır. Çevre, en geniş anlamıyla taşradır ve bu ittifak tarafından yönlendirilen devrim ve değişim anlayışına karşı olan, geleneksel anlayışını sürdüren kesimlerdir. Ve Merkez ile Çevre arasındaki ilişkiler, ordu üstünden gelişen bir iktidar mücadelesidir.
Bu tarih, kısaca darbeler tarihi olarak nitelendirilebilir. Çünkü Merkez, iktidarı ilk defa 1950’de kaybetmiş, askeri müdahaleyle 1960’ta geri aldı. Sonra 1965’te tekrar, farklı koşullarda bile olsa kaybedip 1971’de bir başka darbeyle ele geçirecekti. Onu 1980, 1997 ve 2007 yıllarında gerçekleşen farklı koşullara, özelliklere sahip darbeler, müdahaleler, ültimatomlar izleyecekti. Ayrıca ordu da kendi içinde homojen ve yekpare değildir. Bu zıtlıklar, derecede derece CHP’yi etkiledi.
Etkileşim o derece büyüktü ki, mesela 1961 Anayasası’nı hazırlayan Kurucu Meclis’te de yer almış Doğan Avcıoğlu, daha önce CHP Araştırma Bürosu’nda çalışmıştı. 1961’de yayımlamaya başladığı Yön dergisinde, ordusuz bir toplumsal ve siyasal değişimin olamayacağını savundu. Avcıoğlu’nun yaklaşımı, Türkiye’deki sol çevrelerde yankı buldu, CHP de bu modelin öncülüğünü yaptı. İlişki, bu derecede açıktı.
CHP ile ordu arasında sadece 1971 müdahalesinden sonra bir çelişki yaşandı. 12 Mart müdahalesine karşı çıkan Bülent Ecevit, bu maksatla CHP’deki genel sekreterlik görevinden ayrıldı. Ondan sonraki 1973 seçimlerinde de CHP’yi Çevre ile özdeşleştirerek tarihi başarısına ulaştırdı. Ne yazık ki bu ‘kopukluk’ uzun süreli değildi. Bahse konu ilişki, parça parça olsa dahi devam etti.
1993’te yeniden kurulan ordu-CHP koalisyonu
Bilhassa 1993’ten başlayarak ordu-CHP koalisyonu yeniden ve çok güçlü bir şekilde kuruldu. CHP adeta ordunun partisi haline geldi. İki kurum arasında tam bir görüş beraberliği, uzlaşması sağlandı. 1998 ve sonrasında, özellikle 2007’de ordunun tüm girişimlerini CHP içtenlikle destekledi. Dönemin ideolojisi olan ‘ulusalcılık’ ise CHP’nin de ideolojisine dönüştü. Cumhuriyet Mitingleri, bu ilişkinin doruk noktasıydı. Nitekim 2007 genel seçimlerinde ‘ulusalcı’ kabul edilen kesimden önemli isimler, CHP’den milletvekili seçildiler.
2011 genel seçimleri öncesinde önemli bir gelişme yaşandı ve CHP Genel Başkanı Deniz Baykal görevinden ayrıldı. Baykal’ın gidiş süreci, henüz çözülmemiş bir muammadır. Çünkü, Baykal sonrasında partiye bir süre, Baykal’ın yakın çalışma arkadaşı Önder Sav hakim oldu. Sav, CHP’nin yeni Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu da kendisinin seçtirdiğini söyleyerek insanları şaşırtacaktı. Kılıçdaroğlu da 2011’de gene ‘ulusalcı’ bilinen çok sayıda kişiyi partiye milletvekili olarak taşıdı. O tarihten sonra ortaya çıkan durum, CHP’nin ötesinde bazı noktaların aydınlatılmasını gerektiriyor.
2007 sonrası yeni dönem ve CHP
Öncelikle 2007 genel seçimleri ve Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığına seçilmesi, Ergenekon, Balyoz gibi adlarla anılan davaların başlaması, ordunun siyaset üstündeki etkisini azalttı. Bu, sadece teknik bir düzenleme ve sonuç değildir. Yeni durumu doğuran önemli iki nedenden daha söz edilebilir.
İlk neden; daha önceki dönemlerde ordunun elini güçlendirdiğini kabul ettiği laiklik kavramının, 2007 sonrasında kazandığı yeni anlamdır. Laiklik artık negatif ve dışlayıcı özellikleriyle değil, pozitif ve kapsayıcı anlamıyla siyasal ve toplumsal bilince yerleşince, ordunun bu kavrama yönelik siyaseti veya siyaseti bu kavramla özdeşleştirerek sürdürmesi daha fazla mümkün olmaktan çıktı.
İkinci neden; Kürt Sorunu’nda görülen açılımdır. Uzun uğraşılarla varılan bugünkü nokta, ilerletilmeye henüz çok muhtaç olsa dahi, önemlidir. Çünkü tıpkı laiklik gibi, ordunun bu kavram üstünden siyaset üretmesi ve siyasal müdahale gücü kazanmasını devre dışına itmeye başladı.
CHP’nin bu koşullar altında ordu ile irtibatını kesmesi kaçınılmazdı. Aslında ve elbette CHP, o ilişkiyi çok daha önceleri koparmalıydı. Fakat bunu yapamadı ve o yanlış beraberlik, 2011 sonrasına kadar sarktı. Bugün de CHP’nin kendisini demokratik planda tam anlamda yenilediği, geçmişini reddettiği, geçmişindeki yanlışlarla hesaplaştığını söylemek olanaksız. Daha ziyade günün koşulları öyle gerektirdiği için yaşanan örtük bir kopuş var. Bir ilişki eğer örtükse, orada daha çok kopuştan değil beraberlikten bahsetmek gerekir.
Belirttiğimiz ilişkinin henüz netleşmemiş dönüşümünde, dünya konjonktüründe meydana gelen yeni oluşumların etkisi üzerinde de durulabilir. Küreselleşmenin getirdiği, hatta dayattığı demokrasi arayışı, ordu ile kurulan ilişkileri reddeder mahiyettedir. CHP ise henüz kendi içindeki ‘ulusalcı’ kanatlarla yüzleşemedi.
Kaldı ki, bir siyasal partinin alacağı kararlar, uygulayacağı siyaset sadece iradi değildir. Gerçek siyasal kararlar ancak yeni sosyolojilerle bütünleşirse sağlam ve kalıcı olur. 1973 başarısını burada aramak gerekir.
Oysa CHP henüz AK Parti’ye başarısını ve etkinliğini kazandıran yeni sosyolojik yapılarla ittifak kurmadı. O kesimler orduyla ilişkisi bulunmayan, tersine siyasette ordunun mevcudiyetini reddeden çevrelerdir. Bu, aynı zamanda CHP’nin artık hiç hatırlamadığı solculuğu veya sosyal demokratlığı bakımından da önemlidir.
Sadece sözle ifade edilmeyen bir sol/culuk, dünyanın başka yerlerinde olduğu gibi Türkiye'de de Çevre'de yer alan kadroların talepleri ve tercihlerini benimsemek, onlarla özdeşleşmek suretiyle gerçekleşir. Onun dışındaki yaklaşımlar, sadece yöntemsel ve konjonktürel olmaya mahkumdur.
CHP’nin konumu tastamam budur: Değişen şartlar, CHP’yi mahcup bir yöntem değişikliğine itti ama bir demokratik kararlılık noktasına taşımadı. Ordu, hâlâ CHP için gizli bir kuvvet olma niteliğini sürdürüyor demek de bir o kadar gerçektir. Henüz CHP istemediği için değil, ordu istemediği için örtülmüş bir ilişki dönemindeyiz.
http://www.aljazeera.com.tr/gorus/chp-ordu-iliskisi-mahcubiyet-donemi
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları





















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2025
18.08.2025
17.07.2025
20.06.2025
13.05.2025
5.05.2025
6.03.2025
26.02.2025
13.02.2025
6.01.2025