Kadri GÜRSEL
7 Haziran 2015 genel seçimlerinde AKP’nin Meclis’te çoğunluğunu yitirmesi karşısında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan koalisyon seçeneğini reddetmiş ve sonrasında kaos ve terör tehdidinin olağanüstülüğü altında gidilen 1 Kasım 2015 genel seçimlerinde seçmen, Meclis çoğunluğunu AKP’ye iade etmişti…
Erdoğan, yine ‘tam muktedir’ olduktan yaklaşık iki ay sonra, 26 Aralık 2015’te yaptığı konuşmada bir üzüntüsünü paylaştı:
“Türkiye’de geçtiğimiz 13 yılda her alanda tarihi bir dönüşüme, tarihi bir değişime şahit olduk. Ülke olarak çok önemli mesafeler kat ettik. Ancak bu süreçte iki alanda, eğitimde ve kültürde hedeflediğimiz noktaya gelemediğimizi üzülerek söylemek istiyorum”.
Aradan bir yıldan fazla bir zaman geçti; 9 Şubat 2017’de Erdoğan, “Ülkemizin geçtiğimiz 14 yılda yaşadığı büyük dönüşümün en zayıf halkalarını ne yazık ki eğitim ve kültür oluşturuyor. Bu konularda hayal ettiğim düzeylere ulaşamamış olmamızdan fevkalade müteessirim” dedi.
İki ay bir hafta sonra, 16 Nisan 2017’de Erdoğan Türkiye’yi referanduma götürdü. 15 Temmuz başarısız darbe girişimi ve sonrasının olağanüstülük koşullarından faydalanarak, hayalindeki otoriter başkanlık rejiminin anayasasını halka kabul ettirdi; ‘hiper-muktedir’ olmanın kapısını araladı.
Erdoğan’ın, iktidarlarındaki 14 yıl zarfında eğitim ve kültürde hayal ettiği seviyelere gelememiş olmalarından yakınmasının üzerinden yine bir yıldan fazla bir zaman geçmişti… 22 Şubat 2018’de, “Geçtiğimiz 15 yılda her alanda tarihi başarılara imza atarken, eğitim, öğretim ve kültür konusunda nispeten geride kalındığı hususunda hep hayıflanıyorum. Demek ki bir şeyleri eksik bırakmışız. Önümüzdeki dönemde bu eksiklikleri tespit edip ortadan kaldıracağız” dedi.
Bu sözleri sarf ettikten iki ay sonra Erdoğan, Kasım 2019’da yapılması gereken Cumhurbaşkanı ve Meclis seçimlerini bir buçuk yıl erkene aldı. 24 Haziran 2018’deki cumhurbaşkanı seçiminin birinci turundan yüzde 52 oyla çıktı. Artık ‘hiper-muktedir’di; ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ adını verdiği rejim planına göre, ülkeyi dilediği gibi yönetecek, karışanı edeni olmayacaktı.
Bu arada Erdoğan’ın ’15 yıldır iktidarda olup tarihi başarılara imza atmalarına rağmen kültür konusunda geri kaldıklarından‘ şikayet etmesinin üzerinden takriben bir yıl geçmişti.
Bundan ötürüdür ki 10 Ocak 2019’da Erdoğan, iktidardaki 16 yılda yapamadıklarından yakındı: “Geçtiğimiz 16 yıla baktığımda, kültür-sanat alanında yeteri kadar mesafe kat etmemiş olmamızdan dolayı hep hayıflanırım, iç geçiririm. Kültür-sanat meselesini ülkemiz ve milletimiz bakımından en az terörle mücadele, en az dış politika, en az temel hizmet alanları kadar önemli bir beka meselesi olarak görüyorum.”
Yaptığı bu mukayeseler sayesinde ‘kültür-sanat alanı’nın Erdoğan için öneminin ‘bir beka meselesi’ kadar büyük olduğunu müşahede ettik.
‘Kültür-sanat’ bir iktidar alanıydı ve Erdoğan ise iktidarını kendisi için bir ‘beka meselesi’ olarak algılamaya başlıyordu.
Nihayetinde iktidarda geçirdiği zaman, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın artık “geçtiğimiz 17 yıl” hakkında konuşmasına imkan verecek kadar uzamıştı. Geçen 7 Eylül’de Eskişehir’deki ‘Odunpazarı Modern Müze’nin açılış töreninde şunları söyledi:
“Türkiye geçtiğimiz 17 yılda her alanda tarihinin en büyük dönüşümlerine, reformlarına, yatırımlarına, eserlerine kavuşmuştur. (…) Bununla birlikte iki konuda nispeten hedeflerimizin gerisinde kaldık. Bunlardan biri insan yetiştirme olan eğitim, diğeri ise insanı zenginleştirme olan kültür-sanattır.”
Hülasası, karşımızda, iktidardaki on üçüncü yılından itibaren, on dördüncü, on beşinci, on altıncı ve on yedinci yılları boyunca tüm gücü adım adım kendi elinde toplayan, parlamenter rejimi ortadan kaldırarak yerine fren ve denge mekanizması bulunmayan bir ‘tek adam sistemi’ koyan, bütçe denetimini imkansızlaştıran ve dolayısıyla halktan toplanan vergilerin nasıl ve nereye harcanacağına tek başına karar verdiği gibi bunun hesabını vermekle de mükellef olmayan bir lider var.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kamu kaynaklarını kullanmaktan yana bir kısıtı yok… Ama iktidarının on üçüncü, on dördüncü, on beşinci, on altıncı ve on yedinci yıllarında hayıflandığı, iç geçirdiği, üzüldüğü konu hep aynı oluyor: Kültür ve sanatta ve hatta eğitimde, hedeflere, hayal edilen düzeylere ulaşamamak, geri kalmak…
Erdoğan hep aynı eksiklikten yakınıyor ve bu arada yıl sayacı çalışıyor.
Peki, “Ama neden?” diye soruyor mu kendisine ve çevresindekilere:
“Kültür-sanatta neden yeteri kadar mesafe kat edemedik?”
Bilemem, ama ben bir soru sormak istiyorum.
Yardımcı olabilir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan 7 Eylül’de neden Eskişehir’deydi?
Bu sorunun cevabı, Odunpazarı Modern Müze gibi bir kültür ve sanat mekanının neden Erdoğan’ın yüzde 70 ve üzerinde oy aldığı bir derin muhafazakar Anadolu kentinde değil de Eskişehir’de kurulabildiğiyle ilgilidir. Müzenin kurucusu Erol Tabanca’nın Eskişehirli olmasının ise konumuzla hiçbir alakası yoktur. Erol Tabanca içine kapanmış ve koyu muhafazakar bir taşra kentinden olsaydı, orada böyle bir müzeyi kurmazdı, kuramazdı.
Erdoğan müzenin açılış töreninde yaptığı konuşmada Eskişehir’den bakınız nasıl da övgüyle bahsediyor:
“Eskişehir bugün de eğitimde, kültürde ve sanattaki canlılığıyla böyle bir müze için en ideal şehirdir. (…) Bugün Eskişehir, ülkemizde gezilip görülmesi gereken şehirler denildiğinde ilk akla gelenler arasında yer alıyor.”
Doğrudur. Eskişehir, kültür ve sanattaki canlılığıyla, yeme-içme ve eğlence hayatıyla, koyu muhafazakar Anadolu’nun kıyısında bir vaha gibidir. Kapsayıcıdır, demokrattır, moderndir, dışlayıcı ve içine kapalı değildir.
Peki, Eskişehir’deki bu canlı kültür ve sanat hayatında, acaba Erdoğan’ın hayalindeki, hedefindeki, o ulaşamadığı ‘kültür-sanat’ mı yaşanmaktadır?
Hayır, Eskişehir’deki kültür-sanat, beslenme kaynağını kent boheminden, modern özgürlük ortamlarından, çoğulculuktan ve evrensel ile yerelin kucaklaşmasından alır. Bu şehir, çevresindeki diğerlerinden farklı olarak kültür talep eder ve kültür tüketir.
Ve Eskişehir, Erdoğan’ın da bugün teslim etmek zorunda kaldığı bu avantajını, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in vizyon ve programlarıyla, kent halkının bunu sahiplenerek gösterdiği basirete borçludur.
Erdoğan’ın ulaşmak isteyip de yıllardır ulaşamadığı hedef, siyasal İslamcı ideolojinin kültür-sanattaki iktidarını kurmak ve böylece, siyasette ticarette bir yerlere gelip de kültürde sanatta topallıyor olmanın eksikliğinden kurtulmak… Bunun için de mutasavver bir mazideki ‘kök’, çıkış noktası olarak görülüyor.
Mamafih bu iktidar, gerçek bir kültür-sanatın bu ‘mazideki kök’ten filizlenerek dal budak salması için gerekeni yapmaktan aciz. Denerlerse, iktidarda kalamazlar.
Bir kere sanat, ‘toplumun yerleşik tavırlarının eleştirisi’nden doğar; eleştirinin ön koşulu ise yüzleşmektir. Bugünkü gibi eleştiriyi, itirazı ve yüzleşmeyi yasaklayan, cezalandıran, rekabete ve bireysel tercihlerdeki farklılaşmalara set çeken, aşırı merkeziyetçi bir iktidar kuşatmasının olduğu yerde, muhafazakar ‘sanatçı adayı’ kendisini nasıl özgürleştirsin, nasıl gerçekleştirsin ve bir sanat insanına dönüşsün? Bu imkansızdır. İktidardaki siyasal İslamcının totaliter dünya görüşü buna engel olur. Muktedir, ifade özgürlüğüne karşı düşmanca tavır içinde olduğu içindir ki cemaatinin ‘sanatçı adayları’ da cezalandırılma korkuları nedeniyle biat ve icazet kültüründen kendilerini azat ederek özgür bireylere dönüşememektedirler. Özgür olamadıkları için de kökü şu veya bu mutasavver mazide olan herhangi bir özgün estetik duygusunu geliştirip ‘ati’ye taşıyamayacaklardır.
Mimaride ve izin verilen güzel sanatlarda ürettikleri bu nedenle mazidekilerin değersiz replikaları, ucuz kopyaları olmaktan öteye gitmemiştir.
İktidarda geçen yılların sayısı arttıkça ayıbı da büyüyen ‘kültür-sanatta hayal edilen düzeye gelememe durumu’nun kök nedeni içeride, muktedir zümrenin makûs kültürel-siyasi genetiğindedir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.03.2020
5.03.2020
26.02.2020
20.02.2020
17.02.2020
4.02.2020
19.01.2020
9.01.2020
6.01.2020
3.01.2020