Kemal CAN
Korona virüs dünyada hüküm sürmeye başlayalı yaklaşık dört ay oldu. Tıp ilmi açısından virüsün görüldüğü tarih biraz daha geriye götürülse de, Çin’in sakladıklarını açıklamaya mecbur kaldığı ve salgın olasılığının fark edilmesinin üzerinden üç ay bile geçmedi. Bunun lokal bir sorun olmadığının anlaşılması önce İran’a sonra Avrupa’ya sirayet etmesiyle idrak edildi ve onun süresi de aşağı yukarı iki ay. WHO’nun küresel salgın ilan etmesi, tehlike ve tedbirlerin alarm seviyesine çıkması için de son bir ayı düşünebiliriz. Yani olayın devamı için yapılan projeksiyonları önümüze koyunca, büyük bir krizin sadece içinde değil epey başında olduğumuz açık. Yaşadığımız gerçeğin, mevcut durum ve olabilecekler açısından herhangi bir kurgunun ulaşamayacağı şaşkınlık ve belirsizlik yarattığı da ortada.
Daha önce dünyanın benzer felaketler yaşamış olması, bunun olabileceğini söyleyen bilimsel raporlar (komplo dayanağı yapılan senaryolar) veya salgın temalı felaket edebiyatının çok miktarda örnek üretmiş olması, bu gerçeğin kolay kabul edilir olmasına yetmiyor. Birçok insan, daha önce pek haberdar olmadığı kavramları, bilgileri, rakamları takip ederek mantıklı bir bilgi kümesi oluşturmaya çalışıyor. Duyduklarından, izlediklerinden mantıklı bir neden-sonuç ilişkisi çıkartmaya, olacağı ve yapması gerekenleri belirlemeye çabalıyor. Durumun acil oluşu ve tehlikenin büyüklüğü yüzünden, aktüel alan çok hareketli ve anlık gelişmeler zihinleri hemen ele geçiriyor. Ama bazen çok yüksek duygusal yüklerin etkisiyle bazen de kafada dönüp duran kaygı trafiğini bir an durdurabilince, kocaman bir soru karşımıza yerleşiyor: “Tam olarak neyin içindeyiz biz?” Devamında da bu içinde yoğrulduğumuz şey bizi, çevremizi ve dünya nasıl biçimlendirecek sorusu geliyor.
Sosyal medyada gördüğüm -ilk kim paylaştı bilmiyorum- “galiba dünyanın final sezonuna rastlamışız” sözü, son zamanlarda bazıları çok sevimsiz olabilen genç sarkazmının kötü olmayan örneklerinden. Kişisel ve toplumsal çeşit çeşit zorlukların içinden gelmiş 91 yaşındaki annemin söylediği, “bari bunu da görmeyeydim” sitemi de, zamanın bambaşka bir penceresinden benzer bir itirazı dile getiriyor. Görmüş geçirmiş olan için de görüp göreceklerinin başında olanlar için de sarsıcı bir anlaşılmazlık hali var. Daha virüsün ne yapacağı konusunda kafalar netleşememişken bütün bunların sonrasında dünya neye benzeyecek üzerine kafa yormaya başlayınca, görüntü daha da bulanıklaşıyor, kafalar karışıyor. Dünyayı parmağında oynattığı düşünülenler bile çuvallarken sıradan insan ne yapsın. Korona vesilesiyle evlere kapanıp zorunlu tefekkür dar bir alana sıkışınca, ilginç tartışmalar ortaya çıkıyor.
Zizek’in oldukça erken pozisyon alıp, iyimser tahayyüller kurmaya başlaması ve bunu çabucak bir kitaba çevirmesi; salgının çok sert vurduğu İtalya’dan Agamben’in, meselenin erken bir evresinde, en azından konunun ciddiyeti bakımından tazelenmeye muhtaç, aceleci kestirimlerde bulunması, hemen dikkat çekenler. Ağırlıklı olarak ekonomik etkiler, ortaya çıkan cevap kapasite ve zafiyetleri, sorunun yarattığı moral çıktılar üzerinden yürüyen tartışmalar, yavaş yavaş siyaset sahasına doğru da ilerliyor. Küreselleşmeden otoriterleşmeye, sistemin çöküşünden yeniden ihyasına kadar zıt uçlara doğru giden öngörüler paylaşılıyor. Sürmekte olanın içinden gözlemlerin, açı ve soru üretiminin, bilgi yığılmasına katkısını göstermek için “saha filozofluğu” kavramını öne sürenler de oluyor; bu erkenciliği bir tür falcılık olarak görüp, yeterli verinin eksikliği uyarısını yapanlar da.
Devletler, uluslararası kuruluşlar ve elbette “ekonomi çevreleri”, eldeki hazır kaynak ve reçetelerle savuşturamayacakları bu sert dalga karşısında fikri olgunluğu beklemeye tahammüllü –bunu yapabileceğini düşünenler de çabuk vazgeçti- değiller. Onların da çok hazırlıklı olmadıklarını, bazen şaşkınlıkla bazen deneme yanılma yöntemiyle hareket ettiklerini, olanı bildik ezberlerine ve formüllerine uydurmaya çalıştıklarını izliyoruz. Parasını harcayarak servetini korumaya çalışanlarla, elindekini sıkı sıkı tutarak bu zorluğu atlamayı deneyenlerin farklılaştığını görüyoruz. Toplumsal rızayı açıklıkta arayanları, bilgiyi kapatarak itaat peşine düşenleri izliyoruz. Bundan sonra ne olacak? Dünya nasıl şekillenecek? Bu soruların cevapları kaçınılmaz olarak harekete geçmiş olanlara ve gitmeye hazırlandıkları yöne bakılarak kestirilmeye çalışılıyor. Sonraya dair öngörüler, büyük ölçüde onların hareketlerine ve önceki deneyimlere bakılarak tartışılıyor.
Salgının nasıl seyredeceği, ne kadar süreceğiyle ilgili farklı senaryolar var. Ancak dar bir alanda kıstırılarak önünün tamamen kesilmesi artık birçok ülke için geçilmiş bir eşik. Şimdi bütün stratejiler kontrollü hasarla, sonrasına hazırlanmak üzerine. Ekonomiyle çok bağlı siyasi rota tartışmaları da, sistemin yeni örgütlenmesinin ihtiyaçlarına ve reflekslerine bakılarak kestirilmeye çalışılıyor. Tartışmalar küreselleşme ve otoriterleşme çevresinde yoğunlaşıyor. Küreselleşmenin ekonomik ve siyasi merkezinin değişebileceğinden, örgütlenme tarzının yeniden biçimleneceğinden bahsediliyor. Bu sürecin küreselleşmenin başlangıç iddialarından epey uzağa ve daha belirgin bir otoriterliğe sürüklenmesi veya küreselleşmenin yarattığı sorunların öne çıkartılarak başka talepleri yükseltebileceği ihtimalleri öne sürülüyor. (Elbette fazla sadeleştirilmiş bir özet bu. Yoksa çok önemli farklar içeren zengin tartışma kulvarları mevcut.)
Meselenin yaratacağı yeni ekonomik örgütlenmenin ihtiyaç duyacağı siyasi mimari yanında, endişe ikliminin hızlandıracağı sosyo-psikolojik eğilimler üzerinden de değerlendirmeler yapılıyor. İnsanların kendilerini çok çaresiz hissettikleri anlarda, kuvvetli kamusal otoritelere ihtiyaç duyulmasından istifade edecek fırsatçı otoriterlik önemli bir tehlike olarak işaret ediliyor. Fakat uzunca bir süredir hemen her türlü meselenin bireysel performanslara indirgenmiş olmasına karşı gelişebilecek öfkeye, bir imkan olarak bakanlar da mevcut. Bir süredir yükselen dalga muamelesi gören sağ popülist tarzın, bu süreçten nasıl etkileneceği üzerine de farklı yorumlar var. Çoğu sorunu hafife alan ve beceriksizce yöneten liderlerin bu dalgayla avantaj sağlayacağını düşünenler de var, ciddi faturalar ödeyebileceklerini söyleyenler de.
Türkiye’ye gelince, gerek salgının kendisine gerek ikincil sorunlara karşı iktidarın özel bir strateji geliştirdiğini söylemek pek mümkün değil. Ekonomik krizden Suriye meselesine kadar her sorun başlığında ortaya çıkan yaklaşımda bir değişiklik görünmüyor. Bu hadisede de “tepkileri ve rahatsızlığı” yöneterek durumu idare etmenin yeteceği fikri devam ediyor. Krizin ilk zirvesinin ardından -önlem paketinin de açıklandığı- yapılan toplantıdaki gevşeklik, yaşlıları eve kapatma sınırını aşamayan müdahale ve “borlu dezenfektan” icadından fırsat üretme heyecanı, tabloyu moral bozucu yapmaya fazlasıyla yetiyor. Fakat bu tanıdık siyasi biçimsizliğin tuhaf simetrisi de aynen devam ediyor. İktidar çevrelerindeki –toplantılara yansıyan espriler eşliğindeki- “rahatlık”, abartılı eylemsizlik, durumdan memnun olunduğu ve bu sayede bazı avantajlar elde edilebileceği şeklinde yorumlanıyor. Dünyada otoriterleşmenin yükselteceği, ekonomi elitlerinin risk küçültmek için değişimden kaçınacağı, konjonktürünün iktidara yarayacağı endişesi büyüyor.
Bu karmaşanın ortasında uygulamaya konulan kayyım kararları, arazi ve çevre talanına devam kararlılığı, Kanal İstanbul ihalesinin bile ertelenmeden yapılması, infaz yasasında adaletsiz düzenlemeler gibi çıkışlar da fırsat kullanmanın örnekleri olarak işaret ediliyor. Yani iktidarın kendisinde ve destekçilerinde bile olmayan yüksek bir iman, aslında karşı cephede mevcut: "Her durumdan avantaj yaratan iktidar yine bazı fırsatlar bulacak”. Yaşanan ve yaşanacak sıkıntılara kuvvetli bahane teminin çok işe yarayabileceği öngörülüyor. Bu olağanüstülük fırsatının iktidar tarafından kolayca değerlendirileceğine inanılıyor. Bunların defalarca yapılmış olması, tekrar yapılabilir olmasının garantisi sayılıyor. Ancak daha önceki pek çok meselede bu biçimsiz stratejinin sonuç alabilmesini sağlayan şey iktidarın inancı değil. Ayrıca ortaya çıkacak olası tablo, şimdiye kadar olduğu gibi kolay idare edilebilir görünmüyor.
Birikim
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları

















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2026
5.01.2026
28.12.2025
21.12.2025
15.12.2025
1.12.2025
23.11.2025
16.11.2025
3.11.2025
26.10.2025