Mehmet TIRAŞ
Ev telefonlarının bile her evde olmadığı yıllarda, evinde telefonu olanların mahallede parmakla gösteirldiği bir dönemdi onların birbirlerine bakışarak yakınlaştıkları, aşkları böylesi zor şartlarda başladı.
Kızın da çocuğunda aileleri yaşadıkları küçük şehirde görevlilerdi yani memurlardı.Bu bir yerde de avantajdı o küçük şehirde onlar açısından, yerliler tarafından fazla tanınmıyorlardı onun için okul çıkışı biraz evlerine geç gitmelerine ve sokakta dolaşmalarına mani yoktu.
Sık olmamakla arada sırada yaşadıkları küçük şehrin iki pastaneden birinde okul çıkışlarında buluşur,birbirlerine dokunmadan gülümseyerek kısa sohbet ederler çaylarını yudumladıktan sonra, evlerinin yollarını tutarlar oradan da ayrılırlardı,bu haftada ancak bir defa olurdu.
ikisi de yaşadıkları ilden ayrıldılar bu hiç hesasplarında yoktu;babalarının tayinleriyle ve bir uçtan bir uca savruldular,artık görüşmeleri mektublaşmaya kalmıştı.
Delikanlı, kız arkadaşına sayısını hatırlamadığı kadar mektup yazdıysa da,bir kere cevabı geldi.. Kız cevap mı vemek istemedi yoksa mektup mu eline geçmedi veya kız başka birine mi gönül açtı...Telefon da olmayınca bu gizemli aşklarını kalplerine gömümüp her ikisi de başka birirleriyle hayatları kesişti.
İkisi de aradan bir zaman geçtikten sonra evlendiklerinden haberdar oldular ama bir daha hiç mi hiç birbirilerinden haber bile alamadılar.
Aradan yıllar geçtikten sonra aynı okuldan ilk aşkını da iyi tanıyan bayan arkadaşıyla tesadüf bir ortamda karşılaştı erkek, hal hatır sorduktan sonra unutamadığı ilk gözağrısını kız arkadaşına sordu, görüşüyor musun nerelerde, diye?
“Evet görüşüyorum evlenip ayrıldı ve falan şehirde yaşıyor dedi.”
İlginç dedi adam bende evlendim ve ayrıldım dedi, neyse önemli değil dedi ama adamı bir heyecan sardı,ilk aşkının adresini biliyormusun diye sordu,kız arkadaşına? ”Evet biliyorum ben de cep telefonu da var dedi” bayan, siz görüşmüyor musunuz buna şaşırdım dedi.
Hem adresini aldı hem de cep telefonunu çok teşekkür edip görüşürüz diyerek ayrıldı bayanın yanından.
Bir anda cep telefonunu çıkartıp telefon etmek istedi unutamadığı ilk aşkına,sonra durakladı acele etmeyeyim mektup mu yazsam diyerek telefonunu cebine geri koydu,bir kaffeye oturup kendine bir çay söyleyip düşünmeye başladı.Telefon etmekten ve mesaj mesaj da çekmekten vaz geçti, ilk önce mektup yazmaya karar verdi.. Aşklarının ilk başlangıncında mektuplaştıkları günlere dönmeye karar verdi,nasıl olsa adresi var,dedi.
Çantasından Kağıtı kalemi çıkarttı ve dolma kalemle yazmaya başladı ama bir türlü mektuba giriş yapacak çarpıcı bir cümle bulamadı, her yazdığı kağıdı buruşturup buruşturup çöpe attı adam.
Kurşun kalemle bir müsvette yazayım ondan sonra dolmakalem ile temize çekerim deyip,nasıl bir sözle başlasam diye düşünmeye başladı..Yırtıp attığı kağıtlara ne karalamışım deyip çöpe attığı kağıtları açarak yazdıklarını tekrar okudu,bu arada da sığaranın birini söndürüp birisini yakmaya başladı.
Ama bir türlü mektuba giriş yapacak ve dikkat çekecek ona olan sevdasını hatırlatacak hatta kendine bağlayacak bir cümle bulamadı.
Sevgilim diye başlasam olmaz,bana kendini unuturamayan kadınım desem, bu da hoş değil,seni çok özledim falan hiç olmaz diye mırıldandı bir türlü mektuba giriş yapamadı.Mektuba başlayamadı ama onunla tekrar görüşeceği için o kadar heyecanlnıyordu ki, sanki bir kaç saat sonra buluşacak veya onu karşılamaya gidecek gibi titryordu, kendine gel oğlum ortada daha hiç bir şey yok hayal kırıklığına d uğrarsın deyip kendini frenledi.
Birden aklına şimşek gibi çakan kadını mest edecek ve kendine bağlayacak o söz geldi; yıllar geçtikçe unutamadığım “bende güzelleşen kadın” seni unutamadım,diye mektuba giriş yaptı.
Sana kaç mektup yazdım sayısını bilmiyorum eline mi geçmedi yoksa önemsemedin mi diyeceğim ama sadece bir defa cevap verdin, adresini yeni öğrendim ve tekrar mektup yazıyorum..Mektubu bitirirken umutsuz olmakla lütfen mektubuma cevap vermeni istiyorum, seni çok seviyorum,dilerim gönlün boştur veya ben öyle hayal ediyorum gönlünde bir tek ben varımdır.selam ve sevgilerimle en kısa zaman da görüşmek dileğiyle diyerek, mektubu bitirdi hemen postaya verdi,memura da mektubun en hızlı gitmesini istedi ve ücretini ödeyip,büyük bir görevi yerine getirmiş gibi gelecek cevabı beklemeye geçti.
Aradan çok zaman geçmeden iş yerinde bir arkadaşı sana mektup var demesiyle ayağa fırladı; kimden diye seslenmesiyle arkadaşının elinden mektubu aldı ve beklediği mektuptu, hemen oradan uzaklaşarak heyecanla elleri titreyerek mektubu açıp okumaya başladı uzun bir mektuptu..
İlk gözağrısı unutamadığı kadını içli bir mektup yazmıştı, sen de evlenmiş ayrılmışın bende..Sende de çocuk yokmuş neyse boş ver öylesine yazdım diyordu.. Tekrar beni aradığın için çok sevindiğini belirtip şöyle diyordu mektubun bir bölümünde; mektupların eline mi geçmedi yoksa cevap mı vermek istemedin diye sitem ediyorsun? Mektuplarını aldım ama cevap veremedim..Şu soruyu bana sosrarsın diye korktum ‘benden daha iyisini mi bulamadın da’ mı beni aradın sorusunu sorarsın korkusuyla cevap yazmamaya karar verdim.Aslında senden daha iyisini değil, seni unutamadığım için sana döndüm diyecektim..
Bana seni seviyorum yıllar geçse de unutamadığım bende güzelleşen kadın cümlesi, kalbimi yerinden çıkartacak kadar heyecanlandırdı.O ne kadar güzel bir söz her tarafımı tiretti ve bütün benlimi yerinden oynatttı.Sana olan aşkım bir anda depreşti ilk çıktığımız günleri yaşar gibi oldum,hatırlıyor musun sınıfta benim silgim düşmüştü yere, ben eğildiğim de sende eğildin ve silgimi bana verirken elimi tutumuştun,bir de şaka ile durakta otobüs beklerken o kalabalığın arasında saçlarımdan tutup ellerinle dudaklarımı sıkmıştın, bu söz onları hatırlattı tekrar bana.
Unutamadığım bende güzelleşen kadınımsın diyorsun, ben de soruyorum sana?
“Bana seni seviyorum deme uykudan uyanınca ilk aklına kim geliyor onu söyle?”
Ben her uykudan uyandımda ilk aklıma gelen sen oldun ve yıllar geçmesine rağmen bir gün olsun unutmadım,inanırmısın gerdek gecesinde bile seni düşündüm. Adamın koynuna giriyorum sen aklıma geliyorsun, koynundan kalkıyorum yine sen, yıllarca ve hala da öyle uyanıyorum. İtiraf edeyim en acı çektiğim zamanlar da bile ağrımı unutan bir aşkla sana bağlandım, evlilğimi bitirmeme gelince; seni unutamadığım için evlendiğim erkeğe de dişiliğiimi veremeyince,ona olan saygımdan dolayı ayrıldım ama bunları kocama söylemedim, söylemem de ahlaksılık olurdu. İnanırmısın bilmem benim sana olan aşkım bir kadının hayali olan anne olma özlemimin bile önüne geçti.
Bundan sonra mektup değil mesajlaşalım, buluşana kadar telefonda görüşmeyeylim,seslerimiz dahi ilk buluşmamızı da okuldan çıktıktan sonra buluştuğumuz o küçük şehrin pastanesinde olsun, diye de bir önerisi vardı,uluşacakları tarihi ve saatini yazmıştı,kadın.Eğer bu tarih senin programına uygun olmazsa mesajla bildirirsin yılların unutturamadığı tek erkeğim,senden başka hiç bir erkekten etkilenmedim, aslında çok ta yakışıklı değilsin şaka şaka yaptım prensim.
Mektubu bitiriken not düşmüştü:Mektuba giriş yaptığın söz çok içli ve bir kadını mest eden,her kadına da nasip olmayan o duygulu ‘ yıllar geçse de unutmadığm ve bende güzelleşen kadın’ cümlesi burgu gibi işledi kalbime, tekrar çok çok teşekkür ederim. Benim sana olan aşkımın karşılığı olarak, unutulmaz bir pırlanta hediyesi gibi geldi bu söz bana. Harika bir söz ve aşkımızın sloğanı olsun derim, ne dersin?Buluşacakalrı tarihe kadar geceleri sabahlara kadar mesajlaştılar.
Aşklarının temelinin atıldığı o küçük şehre buluşmak için randevüleşip; ikisi de ayrı illerden gece otobüsle yola çıktılar ve sabah şehrin terminelinde buluşmak üzere.. Adamın otobüsü şehre erken geldi,adam terminal de aşkını beklemeye başladı..Aşkının otobüsü geçiktikçe iki de bir yazaneyi gidip soruyor otobüs niye geç kaldı diye.Bir de otobüs gözüktü ve terminale yanaştı otobüsün etrafında iki üçkere adam tur attı göremedi aşkını, telaşlandı yoksa vaz mı geçti diye, en sonunda bağajını alırken yandan bakınca tanıdı arkasındna varıp gözlerini kapayarak kadına sarıldı,kadın bir çığlık attı ki terminalde olanlar ne oluyor demeye başladı, adama sarıldı valizini bir tarafa koyup üç beş defa sarıldılar bakıştılar, etraftaki yolcuların da dikktini çekti bu aşk buluşması ama umurlarında bile değildi.
Buluştuklarında ilk sarılmalarıydı bu hem de tam otuz yedi yıl sonra.
Hemen bir taksiye bindiler arka koltuğa oturdular elleri birbirine kelepçelenmişti liselli yıllarda buluştukları pastenenin ismini verdiler ama taksici öyle bir pastane yok dedi.O zaman bizi bir kahvaltı yapacağımzı restorana götür dediler taksiciye.Şehre şöyle bir baktılar ve bayağı değişmiş ve gelişmiş üniversite de var burada dedi kadın, kendisine aşkının adresini ve telefonunu veren kadın anlatmıştı.Masaya oturmadan tekrar birbirlerine sarıldılar ama bunda birbirilerini süzdüler kadın ağlamaya başladı, adam kadının göz yaşlarını silip, karşılıklı değil de okullu yıllardaki gibi yan yana oturdular kahvaltı masasına.
Kadın adama çok değişmişsin saçların ağarmış ve dökülmüş ama hiç önemi yok hala seni ilk gördüğüm gibi seviyorum ve benim tek erkeğimsin dedi.Senin o meşhur sözün aklımdan çıkmıyor erkek kadını gözü ile kadın da erkeği kulağıyla sever diyordun ya bu sözünü hep çevremde anlatmışımdır.Adam, sen hala güzelliğinden bir şey kaybetmemişsin deyince,kadın çok değiştim kaz izleri belli olmuyıor mu yüzümde,gerdanımda sarkıklar var, çok olmasa da biraz ayva kadar göbüşüm, iltifatın için teşekkür ederim aşkım dedi kadın adama.Adam kadına hatırlarmısın ben sana okul da adını değiştirmiş Kumru diye çağırırdım ve seni hep kumrum diye hatırladım dedi.Ayy evet evet şimdi hatıladım nasıl unuttum ben bunu,dedi kadın.
Kadın, aşkım sana bir önerim var,buluştuk ama buluşmamızın evliliğe dönüşmesini istemiyorum.. Bir daha da ayrılmayacağımız üzerine sürecek, buna varsan ben varım yoksa bu buluşma ilk ve son olur diye sözü unutamadığı erkeğine verdi?
“Vallahi çok heyecanlıyım rüyada gibiyim ama söylediklerinden de bir şey anlamadım, hem buluşacağız ama bu evliliğe dönüşmeyecek, peki güzelim bu nasıl olacak ” dedi kendin de güzelleşen kadına?
Erkeklerin anlamadığı da bu.. Siz erkekler ille sonuca gideceksiniz tek derdiniz cinsellik dedi kadın ve devam etti..Aşk,hasreti,özlemi,korkuyu ve zoru da içinde taşıyan bir ilişkiyle kendini canlı tutan duygudur..Uykunun tutuğu yerde aşk yoktur,evllik bu heyecanı bitirir.Kimin koynunan girdiğin değil kimi düşündüğün önemli.Bu aşkımızın plan ve programını ben yapacağım ve her buluşmamız ilk buluşmamız gibi heyecanlı olacak, buna varsan ben varım,yoksa da yokum açık söyleyeyim.Bu yıllanmış şarap gibi olan aşkımızın evliliğe dönüşerek monotonlaşmasına müsade etmem prensim,dedi kadın.
Ben Duygu Asene’nin bir imza gününe katılmıştım,Duygu Asene söyleşisinde aşklarınızı canlı tutacaksanız, ayrı evlerde yaşayın ve birbirinize program yaparak gidin diyordu,senin önerini dinleyince aklıma geldi, ben de varım buna ‘bende güzelleşen kadınım’ dedi adam.
Kahvaltılarından heyecandan olsa gerek bir kaç lokma ancak yiyebildler otele yerleşmek için elele tutuşup kalacakları otelin yolunu tuttular..Yolda kadın adamın kulağına fısıldadı otel rezervasyonu yapılmıştır ‘sen de güzelleşen unutamadığın kadının’ süprizlerine hazırmısın, prensim dedi.!
Not: Bu tutkulu aşk makalemi Anneler gününde başta Annem olmak üzere tüm Annelere ithaf ediyorum.
Yazarlar
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları






















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
1.12.2025