Mümtazer TÜRKÖNE
Bir tabak yemeğin fotoğrafına bakıp tadı ve kokusu hakkında hüküm vermeye benziyor. Yemek fotoğrafçıları, ellerinde boya ve fırça fotoğrafını çekecekleri yemeğe rötuşlar yapar, meselâ köfteyi parlatır, bu yüzden görüntü aldatıcı olacak şekilde değiştirilmiş olur. Fotoğrafı çekilen yemek yenmez. Üç Asliye Hukuk hâkiminin reddettiği davada dördüncüsünün kayyım ataması, bir yemek fotoğrafı gibi yapay bir tabloyu nazara veriyor. İmaja değil, gerçeğe odaklanmalı, önünüze konan her şeyi yemekten uzak durmalısınız.
“Seçimli otoriterlikten diktatörlüğe geçiş” yorumunu yapıyor, siyaseti yakından takip eden uluslararası finans çevreleri, bir tek hâkimin verdiği kararla ortaya çıkan fiili durum için. Hiçbir iktidar, önünde fırsat varken rakiplerini etkisiz hale getirmekten vazgeçmez. Malına, mülküne hatta canına kasteden düşmanlar gibi görür iktidara talip olanları. Koltuğuna sahip çıkmakta zorlandığı zaman elinin altındaki bütün silahları ve cephaneyi savaş meydanına sürer. İktidara talip olan muhalefet de direnir.
Merhale merhale olan-biten bundan ibaret.
İktidarın sonu:
CHP’ye kayyım gündemine demokrasinin değil iktidarın sonu olarak bakarsanız, siyasî arenada kat kat yığılan düğümleri kolayca çözebilirsiniz.
Kamuoyu araştırma sonuçlarının tartışmasız bir şekilde gösterdiği üzere Saray, kendisini ayakta tutan halk desteğini ekonomik krizin her şeyi öğüten dişlileri arasında kaybetti. Eksiğini, karşı tarafı entrikalarla, komplolarla zayıflatarak gidermeye çalışıyor. Rakibini ezip parçalayarak ayakta kalmaya devam etmek, zayıflayan iktidar için kâğıt üzerinde tek çare gibi duruyor. Ancak söz konusu halk desteği olunca, mekanizma tersine işlemeye başlıyor. Aleni hukuksuzluk ve gayrımeşrû güç kullanımı iktidarı rakibi karşısında daha da zayıflatıyor ve onu bataklık gibi içine çeken bir kısır döngüye hapsediyor.
19 Mart’tan itibaren giderek tırmanan muhalefeti tasfiye operasyonlarına şu gözle bakmayı deneyin:
Ne yaparlarsa yapsınlar sonuç alamıyorlar. Muhalefet direniyor ve güç kazanıyor. Asliye Hukuk hakiminin, koskoca ülkenin siyasî kaderini belirleyecek kararı tek başına vermeye kalkması, durumun iktidar için ne kadar umutsuz olduğunu göstermiyor mu?
Durmuş-oturmuş bir seçim düzenimiz ve kurallarımız var. Bir tek hâkimin, Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisini gasp ederek, siyasete çeki-düzen vermeye kalkması, iktidar için bir zaaf ve çaresizlik belirtisi değil mi?
“Ya sonuç doğurursa?” diyeceksiniz. Buradan tek bir sonuç çıkar, karşısında ise yığınla çare var.
Demokrasilerde “siyasî rekabet” diyeceğimiz, bizde hayat-memat meselesi olarak görülen iktidar savaşını, tırmandırdığı gerilime, gidere belden aşağı inen darbelere rağmen iktidar kanadı kazanamıyor. Kazansa tırmandırır mı? Hangi güç arkasında halk desteği varken ve ikna ederek yönetmek dururken zora başvurur. “Zor” kelimesi, meşruiyet boşluğunu ifade ettiği için isabetli.
Demokrasinin çareleri:
CHP direndiği, arkasındaki halk desteğinin hakkını verdiği sürece demokrasinin sonunu kimse getiremez. Tarihte, yargı sopasıyla sürdürülen iktidar örneği yok. Toplumdan gelen dalga önüne çıkan her şeyi bütün engelleri aşarak dümdüz eder. Hukuksuzluklar, CHP iktidarının kesme taştan yapılan kaldırımlarını döşüyor.
Yargı operasyonlarının tamamı, CHP’yi zayıflatmayı, örgütsel gücünü eritmeyi, yöneticilerini enterne etmeyi hedef alıyor. Özgür Özel’in “2 Kasım’da seçime gidelim, ben genel başkanlığı bırakırım, İmamoğlu da aday olmayacak, hodri meydan” çıkışı, bu hedefin doğru okunduğunu gösteriyor. Çaresiz halk, çaresiz bırakılan CHP’nin arkasına geçince, kişiler değil bir dip dalga olarak yükselen anonim muhalefet iktidarı sarsacak ve değiştirecek güce erişiyor.
Bugün seçim olsa ne netice alınacağını biliyorsanız, bu yargı oyunlarının hiçbir anlamı yok demektir.
“Demokrasiyi sonlandırarak iktidarı sürdürmek” güç sahipleri için yolsuz-usulsüz bir seçenek; tersine demokrasinin yarattığı çarelere tutunarak iktidarı alaşağı etmek arkasına halk desteği almış muhalefet için çok kolay. Ne demişler? Demokrasilerde çareler tükenmez.
Tek başına, Çözüm Süreci’nin mevcut iktidar ile yürümeyeceği kanaati, iktidarı değiştirmek için yeterli. Erdoğan adım atmamakta, sadece hamasetle durumu idare etmekte kararlı. Bahçeli CHP’ye ayar verirken, bütün varlığını adadığı Çözüm için durumdan şikayetçi. Geriye CHP ile DEM’in tutumu kalıyor. Çözümü, seçim sonrası kurulacak hükümete havale etme seçeneği giderek güç kazanmıyor mu? Suriye’de Türkiye’nin takıldığı engelleri aşmak için yeni bir iktidarın söyleyeceği yepyeni sözler olabilir.
Tiranlık ve Oligarşi:
Aristo, 25 asır önce yönetim sistemlerini tasnif ederken tek kişinin, kendi çıkarına hizmet eden keyfi yönetimine tiranlık, azınlığın azınlık çıkarlarına hizmet eden yönetimine oligarşi adını vermişti.
Tiranlık veya diktatörlükle oligarşik yönetimler arasında çok ince bir çizgi vardır. Tiran, tek başına yönetemediği için çevresine aldığı azınlık ile gücü paylaşır. Rusya’da Putin’in oligarkları gibi. Uluslararası finans çevrelerinin son durum için “seçimli otoriterlikten diktatörlüğe geçiş” hükmünü, oligarşi üzerine yerleştirmeyi deneyin. Türkiye’de bir azınlık iktidarı oluşmadı. Yargı ve güvenlik bürokrasisi bir oligarşi değil, onlar “memur” statüsünde. Otokrasi gücü kimseyle paylaşmadığı için çevresinde bir azınlık desteği oluşmadı, her işini bu arada muhalefeti tasfiye operasyonunu da tek başına yürütüyor.
Diktatörlüğe geçiş ihtimalinin en zayıf halkasını buradan çekip yakalayabilirsiniz. Tek kişi, tek başına muhalefeti hamur gibi yoğurup istediği kalıba dökerek iktidarda kalmaya çalışırken, partisi, havadan nem kapan ve hemen kepenklerini kapatan bürokrasisi, sırtını yaslayacağı sermayedarları, halka silah doğrultacak ordusu yok. Özellikle çoluk-çocuğuyla, birikimleriyle ve umutlarıyla bu ülkede yaşamaya niyetli AK Partili siyasetçilerin hukuksuzluktan uzak durma refleksine dikkat etmelisiniz. Kimse geleceğini bozuk para gibi bugünün iktidar rekabeti için harcamaya niyetli değil.
Tersine çoğunluğun büyüyen tepkileri var. Bu sınırlı şartlarda nasıl diktatörlüğe geçilir?
Tutukluluğun bir cezaya ve itibarsızlaştırmaya döndüğü hukuksuzluğun tırmanışına, tek hâkimin kararı ile siyaseti tepeden tırnağa düzenleme çabasına, halk desteğinin şu sıcak günlerde azalan baraj suları gibi hızla çekilmesine bakarak, aslında demokrasinin aşılamadığı sonucuna varmalısınız.
DEM, Çözüm Süreci’nin yarattığı umutlarla kendince istikrarlı ve tutarlı bir muhalefet stratejisi izliyor. CHP, iç zaaflarından, bu zaafları kaşıyan yargı hamleleri sayesinde arınıyor, daha kuvvetli bir iktidar namzedi haline geliyor.
Saray kanadı her hamlesinde duvara tosluyor, gölgesi azalıyor.
Demokrasi sona ermiyor; Türkiye zayıflayan otokrasi karşısında zorlu bir iktidar değişimi sürecinden geçiyor.
Duvara toslayan her hamle, diktatörlük hayallerini dağıtıyor. Olan biten bundan ibaret.
Son söz: Halk bitti demeden demokrasi sona ermez.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları


















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
13.01.2026
9.01.2026
31.12.2025
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
21.12.2025