Münir AKTOLGA
Hani son zamanlarda „ecdadımızdan“, onların „stratejik zihniyetinden“ falan bahseder olduk ya, acaba Horasan Erenleri atalarımız için kurbanın ve kurban bayramının anlamı ne idi bunu hiç düşündünüz mü?..
İlkel sınıfsız toplumdan sınıflı topluma geçiş aralığına damgasını vuran en büyük gelişme, özünde bir komün yaratığı olan insanın (tıpkı ipek böceği kurtçuğunun kelebek haline gelerek kozasını delip uçup gitmesi gibi) üretim araçlarına sahip birey haline gelerek kendi nefsiyle „varlığını“ keşfederken komünal varlığın dışında kendisine yeni bir dünya arama-yaratma çabasıdır…
Düşünün, onbinlerce yıl içinde yaşadığı komünün, komünal varlığın dışında başka bir varlığa-„benliğe“ sahip olmayan, böyle bir şeyi aklının ucuna bile getirmemiş olan insan, artık „kendini“ komünün dışında bir varlık olarak da hissetmeye başlıyordu… Bu müthiş birşeydi!.. İşte, dinlerde yer alan „insanın içindeki şeytanın“ falan özü gelir sonunda buraya, bu „benlik“ duygusuna ve ona karşı mücadeleye dayanır... Bir yanda insana bireysel düzeyde-komünden ayrı bir varoluş vaad eden insanın kendi içindeki „şeytan“ denilen „nefs“, diğer yanda ise, komünden koparak yapayalnız kalma korkusu ile birlikte buna karşı mücadele!.. İnsanlık bu ikilem içinde „hem ağlar hem giderim“ hesabı, adım adım ilkel sınıfsızlıktan sınıflılığa doğru ilerler!…
İşte, yüzlerce-binlerce yıl sürecek olan o „büyük kavganın“ özü budur!..
Bir yanda, sınıflılık mikrobunu almış yeni insan tipleri, öte yanda ise, hem kendi dışındaki, hem de içindeki „düşmana“ karşı komünal ruhu savunmaya çalışan atalarımızın geleneksel duruşu. O dönemde antika tarihin çarkını döndüren mücadelelerin özü bu idi… Büyük tarihçi İbn-i Haldun’un bütün ayrıntılarıyla açıkladığı (içinde atalarımızın da bir tarihsel devrim gücü olarak yer aldıkları) tarihsel devrim diyalektiğinin özü bu idi… Henüz daha devletleşmeden önceki İslam’da „cihad“ adı verilen mücadelenin özü de budur aslında (tabi şimdi bütün diğer kavramların olduğu gibi bunun da içeriği boşaltılmış, yerine sınıflı topluma özgü ideolojik unsurlar konmuştur)…
„Büyük“ ve „küçük“ „cihad“ kavramları nereden geliyordu?..
Konu, henüz daha devletleşmemiş olan İslam klasiklerinde şöyle ele alınır. „Nefsini bilirken Rabbini bilerek“ „kendi varlığında yok olmak“, nefsini-bireysel varlığını Allah’a „kurban etmek“ anlamında „büyük cihad“, ve kendi dışındaki „kafirlere“ (o zaman sınıflılığı temsil eden antika medeniyetlere böyle deniyordu) karşı verilen mücadeleler, yani „küçük cihad“...
Biz şimdi, şu anki konumuz „büyük cihad“ olduğu için „küçüğünü“ bir yana bırakarak onun üzerinde yoğunlaşmaya çalışalım…
Nefsini bilirken Rab’bini bilerek kendi varlığında yok olmak“…
İnsanın kendi içinde, kaleyi içerden fethetmeye çalışan „düşmana“-sınıflılığa- karşı verilen mücadele öyle büyük bir mücadeleydi ki, tek kurtuluşun-çözüm yolunun yeniden komünal yaşama dönüş olduğuna inanan atalarımız için bu mücadeleyi kaybetmek herşeyin sonu anlamına geliyordu…
Herşey olup bittikten sonra geriye dönerek, „bunlar hep tarihin tekerleğini geriye doğru döndürme çabalarıydı“ demek kolay?… Ama unutmayın ki, bu, işin sadece bir yanıdır. Tarihsel diyalektiğin bir de öbür yanı var ki, onu da hesaba katmadan antika tarihi kavramak mümkün değildir… Tabi, antika tarihi kavrayamayınca bugünü kavramada da yetersiz kalıyoruz… Bu konu çok önemli; olayı bütün ayrıntılarıyla ele almak isteyenler için: http://www.aktolga.de/t5.pdf s.88 …
İnsanlar önlerine çıkan problemleri ancak o anki bilgi temellerine uygun bir şekilde kavrayarak çözmeye çalışırlar… Sürecin bu aşamasında ilkel komünal toplum mücahidi atalarımızın önündeki somut hedef bütün imkanları kullanarak kaleyi içerden de fethetmeye çalışan „düşmanı“ acil olarak „yok“ edebilmekti. Bu aşamada onlardan, sözkonusu „düşmanın“ ancak toplumsal gelişmenin ileriki aşamalarında üretici güçlerin gelişmesine bağlı olarak „yok olacağını“, onu zorla yok ederek tekrar ilkel komünal topluma geri dönmenin mümkün olmadığını kavramalarını beklemek insafsızlık olurdu!..
Sınıf mücadelesi ve ilkel sınıfsızlığa geri dönüş mücadeleleri…
Nitekim, daha sonra, bir sınıflı toplum gerçeği olarak devlet de ortaya çıkınca, uzun yıllar, hakim sınıfa ve devlete karşı verilen sınıf mücadelesiyle ilkel komünal topluma geri dönüş mücadelesi içiçe gelişerek yol almak durumunda kaldı… Kendi tarihimize bir göz attığımız zaman, Babai İsyanlarından, daha sonraki Alevi isyanlarına, Şeyh Bedreddin isyanına kadar Osmanlı düzenini tehdid eden bütün isyanların altında devlet kurucu Horasan Erenleri atalarımızın mücadeleleriyle ezilen sınıfların mücadelesinin hep içiçe geçmiş şekilde geliştiğini görürüz …
Evet, ne yazık ki, tarihin akış yönünü tekrar ilkel komünal topluma doğru geri çevirmek mümkün değildi!..
Üretici güçlerin gelişmesi süreci, bir şekilde sınıflı toplumun gelişmesine, ileriki aşamalarda, daha da gelişerek yok olmasına yönelik olarak „ileriye“ doğru evriliyordu. Bu arada-sınıflı toplumlar süresi boyunca- ortaya çıkan bütün „devrimlerin „ diyalektiği de zaten hep modern sınıfsızlığa giden yolda basamak basamak „inkarın inkarı“ adı verilen merdiveni çıkmaya yönelik değil miydi?...
Peki, o „stratejik „zihniyetimizi“ şimdi nasıl kavramalıyız?...
Çok basit!… Atalarımızın ilkel sınıfsızlık özlemine yönelik mücadelesinin özüne sahip çıkarken, mücadelenin yönünü sınıflılığın diyalektik anlamda inkarı olarak ulaşılabilecek „modern sınıfsızlık „ hedefine doğru çevirerek... Başka türlü, ilkel sınıfsızlığın karşısında tarihsel olarak „devrimci“ konumda olan lanet olası o sınıflılığı altedemeyiz!..
Peki, Horasan Erenleri atalarımızdan bize kalan ve bugün bilinçli bir şekilde sahip çıkmamız gerektiğini söylediğimiz „Tasavvuf“ adı verilen o mirasın özü nedir?..
Atalarımızın „stratejik zihniyetinin“ özünü oluşturan „tasavvuf“ düşüncesini tek bir cümle ile ifade edebilir misin“ deselerdi, herhalde, „nefsini bilen Rabbini bilerek kendi varlığında yok olma“ yoluna girer derdik!..
İşte, "Kurban'ın" ve “Kurban Bayramı’nın“ özü budur… „Doğa’nın kendi bilincine varması“ olarak tanımlanan insanın, kendi nefsiyle mutlak gerçeklik olarak varolmadığını, izafi bir gerçeklik olduğunu kavramasıdır… O „an“a „bayram „ denmesinin nedeni de, „insanın, doğa’nın bilincini yaratmak“ olan görevini layıkıyla yerine getirerek, kendi nefsiyle „kendinde şey bir varlık“ olarak sahneyi terk etme sevincidir!… Çünkü insan, „kendini bilmeye“ başladığı an, ortada „nefs-benlik“ diye „mutlak bir gerçekliğin „ bulunmadığını, „objektif mutlak gerçeklik“ olarak varolduğunu sandığı nefsin her an yeniden yaratılan izafi bir oluşum-gerçeklik olduğunu keşfederek „bilinçli doğa“ haline ermiş olmanın hazzını yaşamaya başlar!..
Buradaki- „nefsini bilen Rabbini bilir“ deki „Rab“, yani Tanrı, insanla birlikte kendi bilincini yaratan evrensel oluşum instanzıdır. Tanrı, insanla birlikte kendi bilgisini-bilincini üretirken adeta aynaya bakmakta kendisini seyretmektedir. Evrensel oluşum diyalektiği denilen şeyin özü budur!!
Toprağa düşen bir tohum neden kendini inkâr ederek bitki, sonra da tekrar tohum-meyva haline dönüşüyor dersiniz, kim zorluyor acaba onu?.. Nedeni, niçini olmayan bu diyalektiğe isterseniz Tanrısal döngü-oyun da diyebilirsiniz!!..
Peki, sıfır noktasında temsil olunan o instanz, yani „Rab“- Tanrı neresinde midir bu oluşumun?"O, hiçbir yerdedir"!; çünkü (aynen küçükken bize öğrettikleri gibi) "her yerde, her zaman hazır ve nazır olandır o“... "onun ne rengi, ne kokusu vardır, bütün bu sıfatları kendi içinde barındırandır"… her seferinde, izafi bir varoluş haliyle birlikte sistem merkezindeki sıfır noktasında ortaya çıkandır. http://www.aktolga.de/m37.pdf
Şöyle düşünelim:
Bu evrende varolan herşey, bir atomdan bir galaksiye kadar, bütün o „cansız“ ve „canlı“ varlıkların hepsi kendi içinde bir sistem değil midir ve her sistem de izafi bir gerçeklik olarak sistem merkezindeki sıfır noktasında „varolarak“ temsil olunmuyor mu?.. O halde, bu açıdan baktığınız zaman, „her yerde, her zaman varolan“ sadece o dur, o sıfır halinden başka hiçbir şey yoktur bu evrende... Gerisi, suyun üstündeki o dalgalanmalar gibi izafi varoluş hallerinden ibarettir!..
İşte, evrim süreci içinde insanın ortaya çıkışıyla birlikte, hem bir sistem olarak onun kendi içindeki sistem merkezinde, hem de insan-doğa (dış dünya) sisteminin merkezinde bulunan o sıfır hali, tıpkı ana rahminde gelişen çocuk gibi insanla birlikte kendi bilincini yaratmakta, bunu yaparken de-„bilinçli doğa“ adı verilen çocuğu doğururken de- insan ona kurban olarak „kendi varlığında yok olmaktadır“!..
Not: İkide bir diyoruz ki „Türkiye Batı ile Doğu arasındaki bir sentezdir, Doğu ve Batı düşünceleri burada buluşmakta yeni bir sentezi yaratmaktadır“… İşi komisyona havale etmeyelim isterseniz, nerede ve nasıl birşey o „sentez“ acaba!!. http://www.aktolga.de/t4.pdf
Şaka değil bu, birgün "hem var, hem yok" birisi çıkıyor ve alın işte size o "Herşeyin Teorisi-Bilgisi" diyor! Ve hiç ses çıkmıyor(!).. „böyle birşey olamaz“ diyen insanlar görmezden gelerek halâ onu aramaya devam ediyorlar(!).. ne kadar ilginç değil mi!!
Rabbim, bu ne yaman diyalektiktir böyle, sen nereden buldun bu kadar basit ve aynı zamanda da o kadar karmaşık diyalektiği!..
Herkesin bayram içindeki bayramını kutlarım!!..
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları



























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.11.2024
9.11.2024
31.07.2024
3.06.2024
9.04.2024
20.07.2023
18.07.2023
17.07.2023
20.06.2023
18.06.2023