Murat Sevinç
‘Dört buçuk’uncu eleştiri yazısı…
Malum, Heinrich Böll’ün meşhur eseridir ‘Katharina Blum’un Çiğnenen Onuru.’ Çok uzun yıllar önce İstanbul’da tiyatrosunu seyretmiş, epey etkilenmiştim. Ne yazık ki yönetmeni hatırlamıyorum ancak hafızam yanıltmıyorsa Blum’u Aliye Uzunatağan canlandırıyordu, onu unutamamışım demek ki. 1970’lerin Almanya’sında yazılmış, bir anarşistle ilişkisi nedeniyle başı dertte, sisteme, kurulu düzenin acımasızlığına ve hukuk dışılığına son derece doğru ve sert eleştiriler yöneten bir karakter Blum.
Osman Kavala’yı ömrümde bir kez gördüm. Elbette kim olduğunu biliyordum ancak o güne dek tanışmamıştım. Tutuklandığında anlatmıştım, şimdi yine anlatacağım. Anlatacağım ki nicedir kara propagandaya maruz kalan ve en son bir TRT dizisine konu olmuş görünen Kavala’nın nasıl biri olduğunu bir kez daha hatırlayalım. Sahi, yeri gelmişken, sizler bugüne dek propaganda aygıtının irili ufaklı dişlileri haricinde, Kavala’yı tanıyıp da hakkında olumsuz konuşan bir kişiye rastladınız mı?
2017 Şubat’ında üniversiteden atıldıktan sonra moral/dayanışma telefonları geldi tahmin edilebileceği gibi. Üniversiteler taş kesilmişken, kurullar havaya bakıp ıslık çalıyorken, ‘kimi’ solcu meslektaşlar dahi lütfedip bir cümle kurmaz ve hatta burunlarını odalarından çıkarmazken, birileri atıldığımız için pek mutlu olmuşken… umulmadık destek mesajları da aldım, aldık.
Beni en şaşırtanı Kavala’dan gelen e-postaydı. Son derece nazik bir dille geçmiş olsun dileklerini iletiyor ve uygun zamanda kahve içmeye davet ediyordu. Birkaç ay sonra İstanbul’a gelince haberleştik. İlk ve son görüşmemiz böyle gerçekleşti. O ânâ dek hiç karşılaşmadığım Osman Kavala üzüntüsünü aktardı, sağdan soldan sohbet ettik ve aramızdaki tek bağ Radikal yazılarıydı. Zarif, başkalarının yaşamıyla ilgilenen, diğerleri için kaygılanan, başını kuma gömmeyen bir insandan söz ediyorum. Başka biri olmayı tercih etseydi, bugün asgari ücret yorumu yapan, yaz akşamları ‘cemiyetin’ diğer önde gelen ‘simalarıyla’ poz veren varlıklılardan biri olarak sürdürecekti yaşamını.
Kavala yargılamasını bu yazıyı okuyup da takip etmeyen olduğunu sanmıyorum. Tutukluluk, iddianamesizlik, absürt iddianame, suçsuz bulunması, ardından aynı fiilden bir kez daha suçlama ve tutukluluk, sonunda Gezi davasında diğerleriyle birlikte mahkûmiyet. AİHM’nin verdiği ihlal kararı ve gelinen noktada ‘yerine getirilmeyen yükümlülükler nedeniyle’ Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nin muhtemel yaptırımlarıyla yüz yüze kalma ihtimali. Adil bir yargılama yapılıyormuş gibi davranılan bu süreçte iktidarın AİHM’ye tepkileri, “Kararı tanımayız” ifadeleri. Baştan sona Kafkaesk bir hikâye.
Kavala’nın yaşadıklarına uzun süre sessiz kalındı. Eğer Gezi yargılamasındaki diğer isimlerle birlikte o nihai ceza söz konusu olmasaydı, iş bu denli akıl ve vicdan almaz bir hale gelmesine karşın çoğu muhalif ve siyasetçi tarafından görmezden gelinmeye devam edecekti. Bundan kuşku duymuyorum. “Hepimiz Geziciyiz” diyen onca adı sanı bilinen insan, darbe girişimi olarak tanımlanan Gezi’yi ‘örgütlemekle’ itham edilen Kavala’yı büyük ölçüde kaderine terk etti. Öyle ya, son yıllarda giderek çoraklaşan düşünce faaliyeti de komplo kuramları çevresinde dönmeye başlayan memleketimizde, sorosçuluk morosçulukla itham edilme ihtimali vardı!
Türkiye’de sevdiğinin hakkını savunmaktır âdet olan, çünkü adalet her durumda gözetilmesi gereken bir ilke, ahlaki tutum olarak rağbet görmez. Bu yüzden sıklıkla, “Bir gün size de gerekebilir” ifadesini işitiriz ki, üzerinde pek düşünülmeden, sözcük aralarındaki ‘yararcılık’ yok sayılarak sarf edilen bu uyarı hiç ama hiç ahlaki değildir. Üstelik, size gerekli olduğunda savunacağınız adaletin size hayır getirme olasılığı yoktur. Adalet ancak bir ilke olarak sahiplenilirse varlığını sürdürebilir. Türkiye’de uzun süredir şikâyet edilen adaletsizliklerin başat gerekçelerinden biri toplum ortalamasının ve muhalif kamuoyunun kafasını ütüleyenlerin umursamazlığı. Sahip çıkılmayan hiçbir hak, hak değildir, kâğıt üzerindeki süslü cümlelerde kalır.
Okuduğunuz yazının gerekçesi, birkaç gün önce haberdar olduğum bir TRT dizisi ve Osman Kavala’nın diziyle ilgili açıklamasındaki son paragraf. Bizim vergilerimizle ayakta duran bir kurum TRT. Demek ki bu dizinin yapılıp gösterilmesinde üstün bir kamu yararı gördüler.
Bir bölüm yayınlanmış sanırım. Kavala’nın gençliğine benzediği varsayılan bir oyuncu çatık kaşla bakıyor fotoğrafta. İktidar TV dizilerinin gücünü çoktandır keşfetti, Kuruluş, Diriliş derken Kavala’yı da ihmal etmeyelim demişler! Dizi kahramanı eskiden solcuymuş, sonra kapitalist olmuş, bolca yabancı varmış senaryoda vs. Zaten yabancı parmağı olmadan olmaz, başka türlü bir yapımın yerli ve milli olduğunu nasıl anlayacağız…
Birkaç gün önce oyuncular bir TV programına çıkmış. İnternette kısacık bir kesit seyrettim. Genç başrol oyuncusu havaya bakarak, oturduğu koltuğa sığmayarak, ‘arada biraz aşkımız da olan’ bu ‘ajan’ hikâyesinin ‘interneyşınıl’ niteliğine vurgu yaparak konuşuyordu. Kiminle peki, yani kim davet edip dizi hakkında konuşturmuş? “Ben farklı ve çılgın biriyim bey.” Genç oyuncuya “Anlatsana bize hikâyesini” diyor, arada da “hıhım hıhım” diyerek anlatılanı kavradığını belli ediyor. Oyuncu, çok detay vermek istemediğini, ‘olayın tadında’ kalmasını arzuladığını söyleyince, “Ben farklı ve çılgın biriyim bey” araya girip “Uzun soluklu dizi işlerinde çok dikkat etmek lazım” yargısıyla deneyimini konuşturuyor. Oyuncu, konuyla ilgisiz gibi görünse de “Zaten çok çabuk tüketiyoruz her şeyi” cümlesini sarf edince, görmüş geçirmiş ‘bey’ “Hıhım” diyerek onaylıyor.
Kavala’nın açıklamasındaki son paragraf, iki ayrı Türkiye ve uygarlık düzeyi hakkında ipucu verdiği için çok önemli. Diziyi ‘itibar suikastı’ olarak tanımlayan Kavala şu cümleyle bitirmiş kısa metnini: “Kamu kaynaklarının bu amaç için kullanılmış olması beni yadırgatmadı. Beni şaşırtan ve bana üzüntü veren genç sanatçıların bu itibar suikastı projesinde yer almaktan rahatsızlık duymamaları.”
Bir yanda içtenlikle genç sanatçıların haline üzülen bir insan, diğer yanda rol aldığı yapım -birden çok dil konuşulduğundan- ‘interneyşınıl’ olacak diye mutlu genç oyuncu. Rol aldıkları diziye konu yapılanın, ömrü boyunca kamusal yarar gözetmiş ve kültür yaşamına onca katkı sunmuş biri oluşu umurlarında değil.
Adalet mülkün temeli. Yurttaşsız mülk olmaz. O yurttaşın tutumu bu olduğu sürece yaşadığımız koşullar değişmeyecek. İlanihaye devam eden adaletsizler ancak ‘rıza’ ile mümkün. Böyle bir dizi çekilir, çünkü birileri ister, birileri senaryosunu yazar, birileri oynar, birileri malzeme taşır, birileri seyreder ve hadi sade yurttaşı bir yana bırakalım, ülkenin çoğu oyuncusu sessizliğe bürünür. Sessizliklerinin duyulmadığını düşünerek.
Ama canım, ekmek parasıdır sonuçta… Şile bezi güzeldir ancak smokin dikemezsiniz, tuhaf durur. Duruyor da.
(Eleştiri yazılarına devam edeceğim)
Yazı önerisi: Yıldırım Türker’in, ‘kapitalist’ Osman Kavala hakkındaki yazısını bir kez daha buraya bırakıyorum.
Not: Oyuncu, dizinin dünyada yankı bulacağını da söylüyor programda. Burada, meslektaşım Kerem Altıparmak’ın sosyal medya hesabında paylaştığı görüşüne yer vermek istiyorum: “Dünyaya hitap edecek zaten. Muhtemelen bundan sonraki aşamalarda AİHS’nin 18.maddesinin ihlalinde ısrar edildiğinin somut delili olarak sunulacak bu dizi. Hakkında AİHM kararı olan bir dosya hakkında devlet televizyonunun çektiği propaganda filmi olarak birçok yerde tartışılacak.”
Dördüncü yazı: Muhalefet partilerinin liderleri yaşamını yitiren çocuklardan haberdar mı?
Üçüncü yazı: İttifaktaki partiler müttefik miydi?
İkinci yazı: Milli iradecilik ile büyülenen müesses muhalefet
‘Bir buçuk’uncu yazı: Nasıl, iyi görünüyor muyum, şöyle yan mı dursam!
Birinci yazı: Seçim sonrası bir ‘özeleştiri’ denemesi…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları






















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
10.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
7.12.2025
23.11.2025
21.11.2025
14.11.2025
30.10.2025
26.10.2025