Murat Sevinç
Bir dönemi yaşananların sıcaklığıyla değerlendirmek kolay değil. Biraz sonrasından, yeterli ve gerekli mesafeden bakmak gerekiyor olup bitene. Bu genel ilke AKP iktidarı için de geçerli. Diğer yönetimler gibi AKP yılları da dönemlere ayrılarak, her yılın gelişmeleriyle ve dönüm noktalarıyla anlatılacak gelecekte. Olabildiğince nesnel bir bakışın varacağı yer ‘hep böyleydiler’ ile ‘çok değiştiler’ arasında bir yerlerde olacak muhtemelen. Ancak yorumlar ne olursa olsun, uzun süren ve kapitalizmin en azgın versiyonunun uygulayıcısı bir siyasal İslamcılık hikâyesi AKP çözümlemelerinin merkezinde yer alacak.
AKP’li yıllarla ilgili bugün de çok şey söylemek mümkün tabii. Nitekim söyleniyor, yazılıyor, anlatılıyor. Bana “İktidarın en çarpıcı ve sarsıcı mirası ne olacak” diye soran olsa, muhtemelen“Alıştırmak” derim. Bir adım atıp toplumsal tepkiye bakmak, gerekirse bir süre beklemek, ardından bir adım daha atmak, o adımı genellikle yalanlarla ve bilgi kirliliğiyle ‘olduğundan’ farklı göstermek, adımı eleştirme ihtimali olanları medya ve devlet gücüyle pasifize etmek… Atılan adımın başarılı olması için ne gerekiyorsa yapmak… Bir adım daha. Bir adım daha. Adımlar esnasında hukuku, demokrasinin klasik araçlarını, o anki müttefikleri ‘araç’ olarak görmek. Ve tabii olup bitenin siyasal sorumluluktan tümüyle bağışık olmak.
Adımlara alıştırmak. “Yok artık” denilecek ne varsa alıştırmak. Kitleleri hayret edemeyecek hale getirmek. Daha doğrusu, hayret duygusunu ‘marjinalleştirmek’!
Aylar önce Gazete Duvar’da Sebastian Haffner’in kaleme aldığı ‘Bir Alman’ın Hikâyesi’ üzerine (İletişim, Çeviren: Hulki Demirel) iki yazı kaleme almıştım. Haffner, Almanya’da 1914-1933 arasında yaşadıklarını anlatan bir hukukçu, genç bir hâkim. Haffner’in anılarında da beni en çok etkileyen gözlemi ‘alışmak’olmuştu.
Haffner bir yerde şöyle diyor:
“Çok ani ve çok derin olmuştu imkânsızla karşı karşıya kalmamız, bütün sınırlar aşılmıştı artık. Yarın, herhangi bir suçun bahanesiyle bütün Yahudiler tutuklansalar ya da intihar etmek mecburiyetinde bırakılsalar bile şaşıracak bir durum olmazdı bu artık. SA mensupları, herkesin düzen ve intizam içinde kendini öldürdüğü bildirildiğinde, tatmin olmuş ve keyifli bir halde ‘O zaman oldu’ derlerdi herhalde. Sokaklar her zamanki gibi görünürdü. ‘O zaman oldu.’ Busines as usual. Her zamanki gibi hoş bahçeleriyle villalar, ilkbahar rüzgarı ve çiseleyen ılık yağmur…” (s.154)
Bir insanın ve topluluğun başına gelebilecek en büyük felaketlerden biri, ‘artık’ yadırgamamak. Hiç bir kötülüğü. Yalanı. İftirayı. En absürt, en akıl almaz hikâyeleri. Mahcubiyetin yok olması. Sorumluluk duygusu, mahcup olabilmekle ilgilidir oysa. İç sıkıntısıyla. O sıkıntıdan masun olan bir insanın, herhangi birine borç hissetmesi mümkün olmaz. Özel yaşamda da kamusal yaşamda da.
Şöyle bir düşünelim, Türkiye’de sizi yadırgatacak bir şey var mı? Ne olursa hayret edersiniz? Pes dedirtecek bir davranış, söz? Benim yok. Hakikaten yok. Her şeyi, bir insanın varsayabileceği ya da varsayamayacağı her ne varsa beklerim. Yalnızca şu son seçim macerasına bakın. İlk kez böyle bir şey yaşadık Cumhuriyet tarihinde. Ne oldu? Bugün baktım, yine müzik sesi geliyor seçim çalışması yapılan çadırlardan, hiç bir şey olmamış gibi.
Her gün bir öncekinden daha anormal bir yalanla başa çıkmaya çalışıyor insanlar. Ekrem İmamoğlu’nu TV’lere davet edip ardından söylediklerini ‘makaslayarak’ yalana dayalı propaganda yapılıyor. Ne kadar ‘olağan’ karşılıyoruz değil mi? Özellikle bazı paçavraların her gün yeni yalan ve iftira kampanyası başlatacağını biliyoruz. Evet, sabahları bu bilgiyle uyanıyoruz! Dün İmamoğlu’nun başına getirilmeye çalışılan sahtekârlık ürünü TV görüntüsü/konuşması, aslında artık yadırgama çıpamızın tümüyle yok olmasıyla ilgili.
İBB başkanı seçilip mazbatası elinden alınmış bir insanın ‘FETÖ-PKK ile birlikte İstanbul’u yöneteceğini’ söylediğine inanacak, herhalde tek bir kuş beyinli yoktur memlekette. Kes-yapıştır işlerini, eski ortaklarından öğrendikleri kadarıyla yapmaya çalışanlar da farkında elbet bu gerçeğin. Ama mesele bu değil. Mesele, artık ölçü kalmamış olması. Haliyle, daha organize sahtekârlıklara dahi tenezzül etmeyip bir dakikada yalanlanabilecek süflilikler peşine düşülmesi.
Ne kadar doğal karşılıyoruz, trolleri, her ne haltsa o pelikan yaratığını, muhaliflerin hedef gösterilmesini, insanların canlarının yakılmasını, dün Ankara Barosu’nun açıkladığı gibi işkence iddialarını, bir avukatın İstanbul’un göbeğinde korumalar tarafından dövülmesini ve hiç kimsenin hesap vermemesini. Akademisyenlerin cezaevine girmesini. Berbat iddianameleri. Hatta iddianame dahi olmayışını.
İşte Ekrem İmamoğlu yalnızca seçim kazandığı için değil, bu çarka çomak soktuğu içi böylesine hedef oldu. Çünkü İmamoğlu, iyi bir siyasetçi olmasını şimdilik bir yana bırakalım, öncelikle‘normal davranan’ bir insan. Evet, mesele bu. Yadırgama duygusunun yok edilmeye çalışıldığı ve bir bakıma başarıldığı yerde, normal davranan yetenekli biri belirdi ve eski Türkiye’nin olumlu yanlarını berhava edip ne kadar olumsuz niteliği varsa kutsayan ‘yeni rejimin’ ezberini bozdu. Normal, sıradan davranışlarla yaptı ve yapıyor bunu.
İmamoğlu yetenekli ve hırslı bir siyasetçi. Ancak halihazırda iktidarı böylesine zor durumda bırakmasının nedeni, yadırgamamanın antitezi haline gelişi. Yıllardır her neye alıştırılmaya çalışıldıysa kitleler, onların alışılmaması gereken davranış ve uygulamalar olduğunu gösterdiği için çok kısa sürede büyük sevgi ve iltifatla karşılaştı. Çünkü ‘normal’ olan, artık en zorlu rakip iktidar açısından. Bağırmayan, sövmeyen, sinirlenmeyen, aşağılamayan, yolsuzlukların üzerine gideceğini söyleyen, demokrasi ve hukuktan söz eden biri. Bir kez daha: Normal bir insan. Haliyle, “Bize oy verin, sonrasında gerekirse tövbe istiğfar ederiz” diyenin karşısında, aslında ‘olması gerekeni’ temsil ediyor.
Tövbe istiğfara karşı, anayasa ve hukuktan dem vurmak!
Bakın, ne tuhaf cümle oldu değil mi? Anayasası’nda ‘laik ve demokratik hukuk devleti’ yazan bir ülkede, ‘tövbe istiğfar’diyen iktidara bakıp “E bir de hukuk var tabii” diyebilecek biri, birileri. Nasıl da alıştık hepimiz, Allah affetsinlere, tövbe etmelere. Bizim vergimizden eş dost vakıflarına aktarılan milyonlarca liraya. O eş dostun muhtelif arpalıklara atanma haberlerini artık yadırgamıyorken, biri çıktı ve “Vakıflara, tarikatlara para yok” deyiverdi. ‘Normal’ olan bu değil miydi zaten? Oysa biz o normali umursamaz olmuştuk artık.
Ekrem İmamoğlu, “Evladım dürüst, efendi biri ol, beslenme çantana muz koyma, canı çeken olur!” denilen yıllarda yetişenlerden. Ve artık yalnızca dürüst, sözüne güvenilir biri olmanın dahi büyük meziyet kabul edildiği bu toprakta, son derece dikkat çekici hale geldi, umut oldu. O umut, normal davranan birilerini görme özleminden kaynaklanıyor kuşkusuz. “Aaaaa Ekrem başkan kendisini tahrik etmeye çalışan militan hıyara nasıl da sabırla yanıt vermeye çalıştı!” Ne yapmalıydı? Tekme?
Yeni rejim, normal, sıradan, dürüst, açık sözlü bir siyasetçiyle karşı karşıya. Büyük şaşkınlık ve telaş yaşıyor…
Okuma önerisi: Tayfun Atay’ın, Dersim-Tunceli tartışmasına dair ‘bilgilendirici’ yazısını buraya bırakıyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
10.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
7.12.2025
23.11.2025
21.11.2025
14.11.2025
30.10.2025
26.10.2025