Taha Akyol
Türkiye “sahte diploma” skandalıyla çalkalanıyor. Dijital güvenliği sağlamakla görevli Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkan ve yardımcısı dahil, üst kamu görevlisi 270 kişinin e-imzalarını dijital olarak ele geçirmişler, bu sahte imzalarla diplomalar düzenlemişler.
Hukuk, mühendis ve öğretmenlik gibi dallarda sahte diplomalar üreten şebeke, bu sahte diplomaları hem YÖK hem e-devlet sistemine elektronik olarak yerleştirmişler.
Bunların, ürettikleri sahte elektronik imzalarla girdikleri sistemde bazı diplomalarda, akademik unvanlarda, vergi ya da tapu gibi kayıtlarda tahrifat ya da şantaj yapmaları riski olduğu da söyleniyor.
270 ELEKTRONİK İMZA
İmzaları elektronik olarak elde edilen 270 kamu yöneticileri arasında 14 üniversitenin öğrenci işleri yetkililerinden başka, BTK başkan ve başkan yardımcısı ile YÖK Eğitim Öğretim Daire Başkanı’nın elektronik imzaları da bulunuyor.
Şebekenin yöneticisi olduğu söylenen Ayhan Ateş, “400’den fazla kişinin bu yöntemle akademiye sokulduğunu, birçoğunun doçent ve profesör unvanı aldığını” ileri sürdü. İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, bu iddiayı yalanladı.
İddiaların ve yalanlamanın ne ölçüde doğru ya da yanlış olduğu, kılı kırk yaran bir soruşturmayla anlaşılabilir ancak.
Sahte diploma ve sahte akademik unvan alanlar arasında bazı siyasilerin de bulunduğu yolunda iddialar var.
Sahte olarak üretilmiş 270 elektronik imza ile kim bilir hangi kurumlarda neler yaptılar?
Bu soruşturma, bir hayli güven erozyonuna uğramış yargının, bu defa itibar kazanmasını sağlayabilir. Bunun yolu, dosya açıldığında hiçbir noktanın karanlık kalmamasıyla, her şüphenin ciddiyetle soruşturulmasıyla mümkündür.
ADLİ SORUŞTURMA
Çağımızda “elektronik imza” çok yaygın olarak kullanılıyor. Yetkili makamların, hele de Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) başkan ve yardımcısının elektronik imzası nasıl ele geçirilebilir? Dijital saldırılara karşı korunaklı olması ve alarm sistemi bulunması gereken kamu kurumlarında, nasıl olur da ele geçirilmiş bu elektronik imzalarda insanlara diploma ve unvan dağıtılır?.. Bu çok teknolojik bir konu, ben cevap veremem.
Fakat şu açığa çıkıyor ki, yıllardan beri bu “dijital sahtecilik” en korunaklı olması gereken kamu kurumlarının e-devlet sistemlerinde yapılmıştır! Sistem mi, denetim mi, personelin liyakati mi eksikti?
Bu konuda, sorumlu kamu kurumlarının “bizim kusurumuz yok” açıklaması inandırıcı olmaz. Adli soruşturmada, mutlaka hem liyakatli hem bağımsız, yani kurumlarla ve iktidarla bağlantısız uzmanların ayrıntılı bilirkişiliğine ihtiyaç vardır.
Eksik soruşturma yargıya güvensizliği arttırmaktan başka neye yarar?
YOZLAŞMA VE YOLSUZLUK
Kamuoyunda iktidarın “bizden”leri nasıl kayırdığı bilinmektedir. Bu soruşturmaya böyle bir gölge düşmemeli.
Uluslararası Yolsuzluk Algı İndeksi’nde Türkiye, 2012 yılında 49 puanla 54. sırada yer alıyordu, 2024 sonunda 34 puana ve 115. sıraya düştü…
İBB ve ABB yönetimlerinin AK Parti dönemine ait yolsuzluk dosyalarını ya İçişleri Bakanlığına alarak iktidar üstünü örttü veya savcılıklar hiç işlem yapmadılar; soruşturma da açmadılar, takipsizlik kararı da vermediler.
Uluslararası Şeffaflık Derneği, Türkiye’de yolsuzluğun ana kaynaklarının birinin Kamu İhale Kanunu olduğunu açıkladı. Eski Bakanlığı döneminde Mehmet Şimşek de Kamu İhale yasasından yakınmıştı, şimdi ağzına almıyor.
Bütün hükümet programlarında “yolsuzlukla mücadele”ye yer veren AK Parti, Ahmet Davutoğlu azledildikten sonra “yolsuzlukla mücadele” kavramına hiçbir programda ver vermedi.
İBB hakkındaki soruşturması “silkeleme” operasyonu…
“Sahte diploma” olayına peşinen yolsuzluk denilemez. Yolsuzluk sorununu hatırlatmamın sebebi, savcılığın objektif ve derinlikli gerçek bir soruşturma yapması gerektiğini vurgulamak içindir.
“Cezasızlık kültürü” ve toplumdaki ahlaki çürüme de bu tür sahtecilik, dolandırıcılık, köşe dönme, adamını bulma, torpil, yetkiyi kötüye kullanma gibi davranışları anormal boyutlarda yaygınlaştırıyor.
Bu soruşturma AİHM standartlarında bir soruşturma olursa etkili bir toplumsal uyarı da olabilir, mutlaka olmalı.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
19.12.2025
16.12.2025
14.12.2025
12.12.2025
10.12.2025