Uğur Gürses
Covid-19 salgınına yönelik en sıkı karantina koşulları Mayıs’ta uygulandı. Kentler arası seyahat uygulanırken, sokağa çıkma yasaklarının da en fazla uygulandığı bir ay oldu. Resmi ve dini bayramların hafta sonu ile birleştirilmesiyle ilan edilen sokağa çıkma yasakları, nüfus yoğunluğu yüksek olan büyük kentlerde toplam 13 gün uygulandı. 1 Haziran tarihi ile bu yasaklar kalktı. Kademeli olarak da uzaktan çalışma uygulamasına giden şirketlerin de sınırlı da olsa ofis ortamlarını açtığı görüldü.
Haziran ayı başındaki ilk veriler, yasakların kalkması ile ekonomik faaliyetin nasıl bir “dönüş” içinde olduğuna dair sayılar içeriyor.
Ekonomik faaliyetin iyi bir göstergesi olan elektrik tüketimi Nisan ayında önceki yılların ortalamalarına göre yüzde 18’e varan düşüş gösterirken, Mayıs’ta yüzde 10-18 düşüş bandında seyretti. Haziranın ilk haftasında ise elektrik tüketimi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16.5 aşağıda. İkinci hafta ise yüzde 11 aşağıda gösteriyor.
Salgının başlaması ile birlikte nakit tutma eğiliminin hızla arttığına, hatta bunun rekor düzeyde olduğuna tanık oluyoruz. Ekonomide dolaşımda bulunan TL banknotların göstergesi olan emisyon miktarı, şubat sonundaki 160 milyar TL’lik seviyesinden 71 milyar TL artarak 231 milyar TL’lik rekor zirvesine 22 mayısta ulaştı. Nakit para talebinin başka hiçbir dönemde bu şekilde arttığı görülmemişti. Türkiye’de hane halkı ve şirketlerin TL banknot tutma eğiliminin böyle “patlaması”, bunun alışverişe yansıdığı anlamına gelmiyor. Çok açık ki ihtiyat saiki ile bankalardan çekilen TL banknotlar, ticari kanala oradan da bankacılık sistemine geri dönmüyor, elde tutuluyor. 10 Haziran itibariyle 221 milyarlık emisyon miktarı, bize bunu teyit ediyor.
Nitekim kredi kartı ile yapılan harcamalar da nisan ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18 aşağıda iken, mayısta yüzde 8.9 aşağıda görünüyor. Haziranın ilk haftasında ise değişim yüzde 40’a yakın bir artış gösterdi. Bu çok hızlı toparlanma mı, yoksa karantina koşullarının kalkması ile aşırı düşmüş ve ertelenmiş talebin piyasaya dönüşü mü bilmiyoruz?
Makro tahminler
Küresel ekonomiye dair ilk tahminleri yapan IMF’nin ana senaryosunda 2020’de Türkiye’nin yüzde 5 küçülmesini, 2021’de de yüzde 5 büyüme tahmin ediyordu. Ana senaryo haziran sonu gibi salgının kontrol altına alınacağı varsayımı içeriyordu. Eğer salgın uzun sürerse yüzde 3 ilave küçülme yani toplamda yüzde 8 küçülme öngörülüyordu.
Dünya Bankası da bu hafta yayımladığı Küresel Görünüm raporunda Türkiye’nin yüzde 3.8 küçüleceğini, 2021’de ise yüzde 5 büyüyeceğini tahmin ediyor.
OECD de yayımladığı Ekonomik Görünüm raporunda Türkiye’nin 2020’de yüzde 4.8 küçüleceğini, 2021’de ise yüzde 4.3 büyümeye geçeceği tahmininde bulunuyor. OECD, salgında ikinci bir dalga halinde bu tahminlerin sırasıyla yüzde 8.1 küçülme, yüzde 2 büyüme olacağını vurguluyor. Bu tahminlere bakılırsa Türkiye 2021 sonunda bile 2019 milli gelir sayılarına ulaşamayacak.

Bunu tek bir anlamı var; işsizlik çığ gibi büyürken, yoksulluk da daha geniş bir kitleye yayılacak.
Önceki gün mart ayı işgücü istatistiklerini açıklayan TÜİK’in yayımladığı verilere göre, ilginç bir tablo ortaya çıktı. Bir taraftan istihdam sayıları yani çalışan sayısı azalırken, diğer taraftan da işgücüne katılım düştü. Bu durum, çok doğal olarak işsizlik oranını aşağı çekti. Bu tartışma yaratsa da bu dönemde sayılara klasik tanımlar çerçevesi dışında bakmak gerekiyor.
Mart ayı verilerine göre (Şubat-Mart-Nisan) son bir yılda 1 milyon 662 bin kişi işini kaybetti. Sadece mart ayında işini kaybedenlerin sayısı 1 milyon 3 bin kişi.
Son 1 yılda işgücündeki azalış 2 milyon 235 bin kişi olurken, sadece son bir ayda işgücünden çekilenlerin sayısının 1 milyon 35 bin kişi olduğu görülüyor. Bunun salgın nedeniyle sokağa çıkma yasakları ve iş yerlerinin kapalı olması ile ilgili olduğu açık. İşgücüne katılamayanlarda iki kesim hızla yükseliyor; iş bulma ümidi kalmayanlar ile iş aramayan ancak her an çalışmaya hazır olanlar. Bu iki gruptaki bir yıllık artış 1.4 milyon kişi. Tabi bunun da sadece mart ayındaki artışı 521 bin kişi.
Bir başka dikkate alınması gereken unsur da istihdam içinde görünen ancak iş başında olmadıkları için kısa çalışma ödeneği alan ya da zorunlu izin uygulaması sonucunda işsizlik ödeneği alanlar var. Bu kişiler “eksik istihdam” olarak tanımlanıyor ve mart ayı istatistiklerine yansıyan kısmının 1 milyon 57 bin kişi olduğu görülüyor. Kısa çalışma ödeneğinin mayıs verileri ile birlikte sayısının 4.5 milyon kişiye ulaştığı düşünülüyor.
DİSK Araştırma Merkezi, İLO’nun geniş işsizlik tanımına göre işsiz kişilerin sayısının 8.9 milyon kişi, Covid-19 salgını ile bu sayıya 6 milyon kişinin eklendiğini ve toplamda 13.3 milyon kişiye çıktığını hesaplıyor.

Son bir yılda sektörel olarak, tarımda 538 bin, inşaatta 248 bin, hizmetlerde ise 903 bin kişinin işini kaybettiği, nisan ve mayıs işgücü verileri geldiğinde bunun devam ettiğini de göreceğimize göre; salgından en çok etkilenen kesim niteliksiz-mesleksiz işgücünün olduğu çok açık. Bu da başka bir yere getiriyor.
Covid-19 krizi hangi vadede atlatılırsa atlatılsın geniş bir çalışan kitle üzerinde, ama özellikle niteliksiz işgücü üzerinde hasar bırakacak. Hem gelir kaybı hem de iş kaybı olarak. Bunun sonucu ise eşitsizliğin daha kitlesel hale gelmesi, yoksulluğun yayılması demek.
Dünya Bankası, salgın öncesinde dünyada aşırı yoksul (günde 1.9 doların altında geliri olan) sayısını 595 milyon tahmin ederken, salgın sonrası Nisan ayı tahminlerinde 665 milyon kişi, şimdi ise 684 milyon olarak tahmin ediyor. Kötü senaryoda ise bunun 712 milyon kişiye çıkması olasılığını da hesaplıyor. Özeti, sağlık krizi toplum sağlığı ve ekonomilerin üzerinden silindir gibi geçerken, en uç noktada geride 100 milyon aşırı yoksul bırakarak geçecek. Orta gelir grubundan yoksullaşacakların hesabı ise şimdilik bilinmiyor.
Covid-19’un işletmelere etkisi
Tam da salgın sonrası ekonominin geleceğine dair kaygılar yükselirken, durum ve hasar tespiti ile gelecek öngörüleri ölçümü içeren bir saha çalışması, “Hedefler için İş Dünyası Platformu Kurucu Başkanı Ümit Boyner tarafından kamuoyuna sunuldu.
TURKONFED ve TÜSİAD’ın kurucusu olduğu “Hedefler için İş Dünyası Platformu”, 11-22 Mayıs 2020 tarihlerinde, Covid-19 krizinin işletmeler üzerindeki etkilerini araştırmayı amaçlayan ikinci bir anket uygulamış.
TÜRKONFED, TÜSİAD ve UNDP koordinasyonunda, toplam 619 firmanın katıldığı anketle, Covid-19 krizinin işletmeler üzerindeki etkileri, krizin seyrine ilişkin öngörüleri ve ne gibi tedbirlere ihtiyaçları bulunduğu hakkında 26 soru ile ölçülmüş. Anketin analizini de Politik Analiz Laboratuvarı Yönetici Ortağı Esen Çağlar yapmış. Çıkan sonuçlar şöyle:
- Faaliyetlerini tamamen durdurmuş olan firmaların oranı Mart – Mayıs arası düşmüş. Firmaların yüzde 39’u faaliyetlerini azaltarak devam ediyor.
- Mart anketinde firmaların yüzde 31’i işletme faaliyetlerinin tamamen durduğunu belirtmişken, Mayıs anketinde yüzde 22’si faaliyetlerinin tamamen durduğunu belirtmiştir.
- Mart’tan Mayıs’a, krizin firmaları etkileme düzeyinde az da olsa bir düşüş izleniyor; olumsuz etkilenen firmalar Mart’ta yüzde 85 iken, Mayıs’ta bu oran yüzde 78’e düşmüş. Krizden en yoğun etkilenen firmalar yüzde 69 ile mikro firmalar iken bu oranın büyük firmalarda yüzde 31 olduğu görülüyor.
- Firmaların genelinde ciro kayıpları görülürken, yüzde 53’ünün cirosu yarıdan fazla azalmıştır. Bölgeler içerisinde en fazla ciro kaybı yaşayan firma oranı yüzde 90 ile ankete katılan Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinden oluşan grupta gerçekleşirken, yüzde 86 ile İstanbul takip etmektedir.
- Firmaların yaklaşık yarısı ödemelerini yapmakta zorlanırken, ciddi oranda güçlük çekenlerin oranı yüzde 17’dir. Konaklama ve yiyecek sektörünün yüzde 48’i aynı soruya çok zorlandıklarını belirtirken imalat sanayinde bu oran sadece yüzde 7’dir.
- Mikro ölçekli firmaların yüzde 33’ü ödemelerinde çok zorlandıklarını belirtirken büyük firmalarda bu oran sadece yüzde 2 olmuştur.
- Ankete katılan firmaların yüzde 76’sı çalışan sayısının değişmediğini belirtmiştir. Çalışan sayısının yüzde 50’den fazla azaldığını belirten firmaların büyük çoğunluğu mikro ve küçük ölçekli firmalardır.
- Covid-19 krizinin devamı durumunda firmaların yüzde 48’i sermayelerinin en fazla 3 ay yeteceğini belirtmiştir. Yüzde 22’si ise sermayelerinin ya yetmediğini ya da en fazla bir ay yeteceğini söylemiştir.
- Suriyelilerce kurulmuş firmalar krizden daha fazla etkilenmiştir. Suriyelilerin kurduğu firmaların yüzde 38’i Mayıs ayında faaliyetlerinin tamamen durduğunu belirtmiştir. Bu oran Türkiye geneli mikro ve küçük firma grubunda yüzde 30, Türkiye geneli tüm firmalarda ise yüzde 22’dir.
- Firmaların yüzde 64’ü yeni yatırım ve büyüme planlarını ertelemiştir. Firmaların yarısına yakını devlet desteklerinden faydalanırken, yüzde 47’si yeni borç almış veya borcunu yapılandırmıştır.
- Ankete katılan firmaların yüzde 44’ü Kısa Çalışma Ödeneği desteğinden faydalanmıştır. Kısa bir süre içinde kısa çalışma ödeneği desteğinin mikro ölçekli firmalara kadar nüfuz edebildiği görülmektedir. Buna göre, söz konusu destekten ankete katılan küçük ve orta ölçekli firmaların yüzde 51’i, büyük ölçekli firmaların ise yaklaşık yüzde 56’sı yararlanmıştır.
- Personelinin yarısından fazlası uzaktan çalışabilen firmaların oranı yüzde 41’dir.
- Covid-19 krizinin özellikle çocuk bakımı, hasta bakımı, hijyen ve gıda güvenliği gibi aile ve ev-içine ilişkin sorumlulukları artırması ile özellikle kadın çalışanlar üzerinde daha yoğun bir etki oluştuğu ifade edilmiştir.
- Firmaların yüzde 34’ü Covid-19 krizinin etkisi ile ortaya çıkan koşulların kadınları erkeklere oranla daha fazla etkilediğini ifade etmektedir. Bu algı, kadın yöneticisi olan firmalarda daha belirgin hale gelmektedir.
- Firmaların toparlanma sürecine ilişkin öngörülerinde mart ayından bu yana önemli değişiklikler olmuştur. Krizin 2021 ve sonrasını da etkileyeceğini düşünen firmaların oranı kayda değer bir yükselişle Mart’taki yüzde 11’den Mayıs’ta yüzde 48’e yükselmiştir.
- Firmaların bugünkü risk algıları itibarıyla, bu kriz mali bir krizden ziyade iç ve dış talep krizi olarak görülmektedir. İç talep yetersizliği ve dış talep yetersizliği (ihracat pazarlarında daralma) firmaların en yüksek risk atfettiği başlıklar olarak öne çıkmıştır.
- Mikro ve küçük firmaların yüzde 51’i ikinci bir salgın dalgasına hazır değildir. Suriyelilerce kurulmuş firmalarda bu oran yüzde 78’e yükselmektedir.
- Firmaların yüzde 62’si zorunlu ödemelerinde ertelemeye ihtiyaç duymaktadır. Kısa vadeli ek sermayeye ihtiyaç duyan firmaların oranı yüzde 38’dir.
- Firmaların yüzde 68’i Covid-19 salgını sonrası dönemde sektörlerinin önemli ölçüde değişeceğini düşünmektedir. Özellikle küçük ölçekli firmaların değişim beklentisi daha yüksektir.
Sunumun analizini yapan Esen Çağlar’ın da UNDP Türkiye temsilcisi Clauido Tomasi’nin de dikkat çektiği konu, “eşitsizliklerin daha da artarak devam etmesi”. Başta ciro kaybı olmak üzere belli başlı konularda zorluk yaşayan firmaların, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinden oluşan grupta olması belirgin biçimde göze çarpıyor.
Sonuçları okumak için, aşağıdaki dosyayı indirebilirsiniz:
Covid-19 Krizinin İşletmeler Üzerindeki Etkileri
İkinci Anket (11-22 Mayıs 2020)
Sonuç Raporu
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları





















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
15.12.2022
18.07.2022
18.02.2022
13.02.2022
29.01.2022
24.01.2022
17.01.2022
10.01.2022
4.01.2022
2.01.2022