Ümit KARDAŞ
CHP’nin 36. Olağan Kurultayı Şubat ayının ilk haftasında gerçekleştirildi. Gerçek bir sosyal- demokrat partiye evrilemeyen, yüklü tarihsel bagajıyla yüzleşemeyen, devlet partisi niteliğiyle tekçi ideolojinin dışına çıkmakta zorlanan, çoğulcu, çoklu, özgürlükçü, barışçı bir demokrasiyi tutarlı bir şekilde savunamayıp yalpalayan ve siyasetin bir alanını bloke eden CHP’nin bu hali demokrasinin işleyişi önünde en büyük engel olarak durmakta.
Son kurultay da bu durumun sona ermesi ve yeni bir açılım için umut vermedi. Bu durumu değerlendirebilmek için CHP’nin kuruluşundan bu yana geçirdiği tarihsel süreci analiz etmek gerekmekte.
Mustafa Kemal bir meclis grubu oluşturduktan sonra Halk Fırkası’nın kurulmasına öncülük etti ve parti 11 Eylül 1923 tarihinde resmen kuruldu. Ancak Halk Fırkası içinde muhalif düşünceler bulunmakta, bu durum da meclis görüşmelerine yansımaktaydı.
Nitekim parti içindeki muhalif grup 17 Kasım 1924’te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı kurdu. Halk Fırkası da Cumhuriyet Halk Fırkası adını aldı. 1925 yılında çıkan Şeyh Sait Ayaklanması üzerine İsmet Paşa Hükümeti sert önlemlere yönelerek meclisten Takrir-i Sükun Kanunu’nu çıkarttı.
İktidara bağımlı İstiklal Mahkemeleri’nin kurulması ile şiddet ve baskı dönemi başlatıldı. Bunun dışında siyasal muhalefetin örgütlü gücü olan 6,5 aylık Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası 3 Haziran 1925 tarihinde söz konusu kanuna dayanılarak Bakanlar Kurulu kararıyla kapatıldı.
Böylece Türkiye 1925-1930 yılları arasında 5 yıllık muhalefetsiz ve otoriter bir rejimin uygulandığı bir döneme giriyordu.1930 yılında Mustafa Kemal’in izniyle kurulan Serbest Fırka 3 ay gibi kısa bir sürede kendini feshetmek zorunda kaldı.
Partinin kurucusu Fethi Okyar’ın hatıralarından anladığımıza göre Okyar’ın Ege gezisiyle Cumhuriyet Halk Fırkası’nın beklenmeyen çöküşü, halkın yeni partiye coşkulu ilgisi CHF’de büyük şaşkınlık ve kaygı yaratır.
CHF çevreleri tarafından ileri sürülen görüş, şeriatçıların Serbest Fırka’ya sızdıkları, Okyar’ı da aşarak şeriat lehine kargaşa yaratıp, başta Mustafa Kemal olmak üzere Cumhuriyet aleyhine tertip içine girdikleridir.
İrtica iddialarını mecliste Dahiliye Vekili Şükrü Kaya dile getirir ancak toplu gericilik eylemleriyle, Mustafa Kemal ve Cumhuriyet aleyhine gösteriler ve tertiplerle ilgili hiçbir somut delil gösteremez.
CHF’nin irtica isnatları süratle halkın desteğini kaybetmesinden kaynaklanan korku ve şaşkınlıktan doğuyor ve irtica iddiası siyasi bir araç olarak kullanılıyordu.
CHF’nin ve İsmet İnönü’nün Mustafa Kemal’i Cumhuriyet’in ve laikliğin tehlikede bulunduğu,irticai hareketin kaygı verici boyutta olduğu gerekçeleriyle etkiledikleri anlaşılmakta.
CHF İzmir’de örgütüyle, yayın organlarıyla ,partili olan valisiyle halkın coşkusunu kullanmış, güvenlik güçlerinin halka ateş açması sonucu ölüm ve yaralanmalar meydana gelmişti.
CHF’yi eleştiren Fethi Okyar’a karşı CHF’liler “Gazi’ye karşı çıkıyorsunuz?” diyerek Mustafa Kemal’i öne sürüyorlardı. Sonuç olarak Serbest Fırka denemesi kısa sürede başarısızlığa uğratıldı.
1935’ten sonra parti devlet ile özdeşleşerek devletin partisi durumuna geldi.1936’da Dahiliye Bakanı partinin genel sekreteri olurken, valiler de il başkanı yapıldı. Memurların parti üyeliği yasağı uygulamada kaldırıldı.
1937’de partinin 6 ilkesi anayasaya sokuldu. Böylece parti siyasetin yapıldığı bir yer olmaktan çıktı, halkla olan ilişkisi tamamen kesilerek devletin ve hükümetin emrine girdi. (MeteTunçay-“Eleştirel Tarih Yazıları- Bülent Tanör”Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri)
Bu tespitlerden çıkan sonuca göre siyasal otorite artık partide değil devlette yani şeftedir. CHP ise bir devlet partisidir. Rejimin asıl karar merkezi "Ebedi Şef” Mustafa Kemal, daha sonra da “Milli Şef” İsmet İnönü’dür.
Böylece rejim içinde Devlet Milleti, Parti Devleti, Şef de hepsini temsil etmekteydi. (Taha Parla-Türkiye’nin Siyasal Rejimi) Tek şefli ve tek partili otoriter rejim 1945 yılına kadar devam ettirildi.
1945’te Recep Peker ve çevresinin oluşturduğu çoğunluğa rağmen iç ve dış dinamiklerin kesişmesiyle birlikte CHP çok partili rejime geçmeyi tartışmaya başladı. Parti meclis grubuna parti içi demokrasinin kurulması isteğini öngören ve Bayar, Menderes, Koraltan ve Köprülü tarafından verilen “Dörtlü Takrir”in reddi üzerine gelişen olaylarla birlikte Demokrat Parti kuruldu.
II. Meşrutiyet’ten beri siyasetle uğraşma tekelini elinde tutan egemen bir azınlığın dışında kalan bazı toplumsal sınıf ve tabakalar DP içinde örgütlenerek politika sahnesine çıktılar. 1946’da yapılan şaibeli bir erken seçimle CHP iktidarını devam ettirdi,14 Mayıs 1950’de yapılan seçimde ise iktidarı yitirdi.
Böylece çevreyle ilişkisi olmayan bürokratik seçkinci CHP yenilgiye uğramış oldu. DP ise “Yeter söz milletindir” sloganıyla çevreyi merkeze taşıma, halkın taleplerini siyasi alana getirme işlevini görmeye başladı.
Bu açılım demokrasi ve özgürlük taleplerini içermesine rağmen yaşanan süreç gerek 1924 Anayasası’nın demokrasi, özgürlükler ve hukuk devleti ile uyum sorunu, gerek başta fikir özgürlüğü olmak üzere temel hak ve özgürlükler üzerindeki anti-demokratik kanuni kısıtlamalar gerekse çatışma-gerilim üreten tarihsel gelenek nedenleriyle başarısızlıkla sonuçlandı.
Bu döneme kadar herhangi bir sol düşüncenin gelişemediği ortada. Özellikle 1940-1947 yılları arasında uygulanan 7 yıllık sıkıyönetim rejiminin asıl hedeflerinden biri sosyalist düşünce ile işçi kuruluşları oldu.
Böylece çok partili yaşama geçişte gerek kanunlar gerekse sıkıyönetim uygulamaları nedeniyle sol kanadı budanmış bir demokrasiye geçiliyordu. (Zafer Üskül - “Siyaset ve Asker”) Nitekim CHP ve DP anti-komünizm konusunda birbirleriyle yarışıp, birbirlerini komünistlikle suçlamaktan geri durmadılar.
1961 Anayasası’nın kabulünden sonra gelen özgürlükçü ortamda kurulan ve sosyalist bir parti olan TİP (Türkiye İşçi Partisi)ilk kez seçimle meclise girmiş bulunuyordu. TİP’in bu başarısı sol düşünce ile tarihsel ve düşünsel olarak hiçbir ilgisi bulunmayan CHP’yi 1966’da yapılan 18.Kurultayda “ortanın solu” politikasını tartışmaya götürdü.
İsmet İnönü, TİP’in önünde bir bariyer oluşturacak politika değişikliği ile sol politikaların da devletçi gelenekten gelen CHP eliyle uygulanması gerektiğini düşünmüştü. Yani sol gerekliyse o da devlet partisinin kontrolünde olacaktı.
Bu politikayı savunan Bülent Ecevit genel sekreterliğe seçildi. 1971 askeri müdahalesinden sonra İsmet İnönü reform hükümetini kurması için partisinden Nihat Erim’in başbakan olarak görevlendirilmesini uygun gördü.
CHP yine devletçi bir refleksle askerin müdahalesine meşruluk kazandıracak, halk desteği olmayan özgürlüklere şal örtecek bir hükümete destek vermiş bulunuyordu. Buna karşı çıkan Bülent Ecevit ise genel sekreterlikten istifa etti.
CHP’nin, Bülent Ecevit’in ortanın solu politikası doğrultusunda halka açılan bir partiye dönüşmesi ve bu yönde halkçı bir söylemle ve halkla iletişim kurarak ortaya bir program çıkarması seçimlerde karşılığını bulmuştu. Ancak açılan bu parantez de CHP’yi kurumsal olarak sosyal-demokrat bir partiye dönüştüremedi.
Deniz Baykal yönetimindeki CHP de partinin eski çizgisine dönerken vesayet kurumlarıyla işbirliği içinde seçkinci ve halktan uzak devlet partisi niteliğini devam ettirdi.
CHP tarihsel süreçte kendi içinde demokratik kültür ve değer üretemedi, kendi içinden çıkan muhafazakar kadroların da bu kültüre sahip olmaları mümkün değildi.
Türk siyaseti parti içi demokrasinin olmadığı ve monark başkanların hüküm sürdüğü bir kültürle bugünlere geldi.
Bazılarının zannettiği gibi AKP’nin devletin tekçi ideolojisi doğrultusunda otoriterliğe savrulmasına 12 Eylül 2010 referandumu sonuçlarından çok eski rejimin ve tek partinin yarattığı siyaset iklimi ve kültürü etkili oldu.
Merkezde CHP’nin devletçi tekçi ideolojiyi koruma işlevini AKP yaptığı uzlaşmalarla CHP’den devraldı. Böylece CHP merkezle olan ittifakını kaybetti ve bocalamaya başladı.
Bugün halen CHP’nin iktidarın otoriter ve antidemokratik söylemleri içinden iktidar politikalarını meşrulaştırıcı bir işlev görmesi umut kırıcı.
Devam edeceğim...
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları




























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
13.12.2025
4.11.2025
17.10.2025
1.10.2025
7.09.2025
1.09.2025
27.08.2025
7.08.2025
4.06.2025