Ümit KIVANÇ
Çok korkunç şeyler yaşıyoruz.
Evet. Çok sıradan laf. Başka kelimeler bulamıyorum. Öyle şeyler yaşıyoruz ki, akıl ve ruh sağlığı yerinde bir toplum olsak her şeyi durdurup bunları halledip hayata ancak öyle devam edebilmemiz gerekirdi. Ama biz devam edebiliyoruz. Çünkü tek eksiğimiz akıl ve ruh sağlığı değil.
Varto'da çatışmada öldürülen HPG gerillası Ekim Wan'ın (Kevser Eltürk) ölü bedeninin çırılçıplak sokağa atılmış halde teşhir edilmesi, ülkede “hayatın olağan akışı”nı aksatmadı. Hacı Birlik'in cenazesinin Özel Harekât aracına bağlanıp galiz küfürler eşliğinde sürüklenmesi de vicdan sahibi az sayıda insanın infialiyle sınırlı tepkiye yolaçtı. Son olarak Bismil'de göğüs bölgelerine, başlarına onlarca mermi sıkılmış, birinin de başı koparılmış dört gencin görüntüleriyle karşılaştık. Hayat devam ediyor.
Oysa etmemeli. Biz insanlardan oluşan bir toplumsak, edememeli. Hep beraber durmalıyız. Bu vahşetleri yapanların yakasına yapışılmalı, yargılanmalı, cezalandırılmalılar, bunu talep etmeliyiz. Kürtlerin eşit hak ve özgürlük taleplerini benimsemeyenler de bu talebe katılmalı. “Beni temsil eden devlet bu iğrenç yaratık olamaz!” demeliler.
Demiyorlar. Demezler.
Oysa az buçuk gelişmiş, oturmuş, normal bir toplum hayatı veya az buçuk hukukun varolduğu bir yerde aksi düşünülemezdi.
(Değerli okurlarım, içimden geçeni kovmak, kendimi dizginlemek için muazzam çaba sarf ediyorum. Gözümün önünden gitmiyor: göğsünün ortayeri kıpkırmızı, başsız bir gövde. O başsız, biz onursuz. Yine de, feryadı bastırıp, belki gidişatı düzeltebilecek birilerinin işine yarar umuduyla ve hiç değilse kayda geçsin diye, insan içine çıkabilecek, mâkûl ifadelerle devam etmeye çalışacağım. Bilin ki hakikatim bu değildir.)
Hacı Birlik. Yaralı yakalanıyor, üzerine yirmi sekiz kurşun sıkılarak öldürülüyor. O arada HDP milletvekili Leyla Birlik'e “gel de kayınbiraderini al” diye mesaj atılıyor. Hacı'nın cenazesi başında toplu fotoğraf çektiriliyor. Eli kolu bağlanıp düzgün sürüklenecek hale getiriliyor. Araca bağlanıyor. Sürüklüyor ve videosunu çekiyorlar. İnsanı yaşadığına pişman eden bir soğukkanlılıkla, galiz küfürler ediyorlar. Seslerinden hiç de öfkeli olmadıkları, büyük korku atlatmış birilerinin heyecanına falan da sahip olmadıkları, her şeyi son derece bilinçli yaptıkları anlaşılıyor. Akrep denen uğursuz araca bağlanmış cenaze fotoğrafı sosyal medyada yayılıp buna karşı bazı enayilerin beceriksizce rötuş hamlesi gelince, cani ekibi, “mesaj bulanıyor” kaygısıyla videoyu yayımlayarak herkese meydan okuyor. Başbakan çıkıp “kabul edilemez” diyor. Ama açığa alınan tek Özel Tim'ci yok. Anlıyoruz ki, “dokunulmazlar” devrede.
Ardından Bismil katliamı geliyor. 1990'ların resmî katliam örgütü JİTEM'in adını kullanan aynı hesap (aynı hesap!!!), bu defa korkunç vahşice katledilmiş dört gencin fotoğraflarını yayımlıyor.
Anlıyoruz ki, ortada sadece organize bir özel vahşet operasyonu yok, bunların yayımlanması da işin parçası. Hattâ belki bu kadar çileden çıkarıcı vahşet, özellikle o görüntüleri oluşturmak ve yayımlamak için yapılıyor.
Bunu yapanlara, eğer isterse, devlet hemen ulaşır, engel olur. Olmuyor. Bulmuyorlar, engel olmuyorlar. “Dokunulmazlar” devrede.
Selahattin Demirtaş, onları şöyle tarif etti:
“Silvan da, Bismil'de, Şırnak'ta, Diyarbakır'da ve benzeri yerlerde gerçekleşen infazlar özel bir ekip tarafından yapılıyor... Genelde bunlar o şehrin dışından gönderilen özel ekipler. Hepsinin özel plakasız araçları var. Hepsi aynı marka. Muş'ta, Şırnak'ta, Van'da, Diyarbakır'da benzer araçlar kullanılıyor. Küçük operasyon ekipleri ve nereye bağlı oldukları belli değil. O şehirde ne vali, ne kaymakam ne de emniyet müdürünü takmıyorlar. Geliyorlar infazı yapıp gidiyorlar. Fotoğraflarını ve görüntülerini çekip yayınlıyorlar.”
Demirtaş'a göre bu seferki “dokunulmazlar”ın kimliği farklı: “Onlar böyle illegal, derin devlet, yasadışı gruplar falan değil. Bizahati Ankara'dan istihbarat ve Saray tarafından örgütlenen ve gönderilen ekiplerdir.”
Belki de on binlerce insanın yaşadığı koskoca ilçelerin ardarda zırhlı araçlarla abluka altına alındığı, elektriklerinin, sularının, telefonlarının (GSM dahil), internetlerinin, yani dünya ile bağlantılarının kesilip havan atışlarına hedef yapıldığı, evlerinin tarandığı, yakıldığı günlerde (Celal Başlangıç'ın aktardıklarını lütfen okuyun: http://goo.gl/eWyIiB) ülkenin gerikalanında sosyal medyanın engellenmeyişi üzerine de düşünmeliyiz. Acaba bu kirli propaganda için mi korunuyor sanal kamusal alan?
Çünkü operasyonlar sadece vahşet görüntülerinin yayımlanmasıyla sınırlı değil. O alçakça katliam propagandalarıyla aynı anda devreye giren bir sosyal medya faaliyeti var. Organize izlenimi veriyor.
JİTEM'in “beyni”, MİT Müsteşarı, Jandarma Genel Komutanı Teoman Koman, televizyonda, herkesin gözü önünde, “faili meçhul cinayetler nasıl birdenbire kesildi?” sorusuna gülümseyerek “demek ki gerek kalmamış” cevabını vermişti. 1990'larda faili meçhulleri JİTEM'ciler yapıyordu, ama JİTEM'in varlığı dahi inkâr ediliyordu. Koman'ın tavrı bu inkârın sinir bozuculuğuna pişkinliğin kahrediciliğini eklemişti.
Bugün karşımızdaki, pişkinliğin de ötesinde, ne ad koyacağımızı bilemediğimiz bir garabet.
Ve kendisinden büyük iki garabete daha hayat veriyor.
İlki, İslâmcı kesimde bu vahşet görüntülerinin dahi en ufak vicdan kıpırtısı yaratamayışı, akıllarının, ruhlarının, benliklerinin bütünüyle iktidar korumaya endekslenmiş, bu çirkin dünyevî hırs tarafından iğdiş edilmiş oluşu. (Ve aslında din dedikleri şeyin Türk ırkçılığına Allah'tan, peygamberden dayanak uydurma yalanından ibaret oluşu.)
İkincisi, varlığına sadece AKP ve Tayyip Erdoğan düşmanlığıyla anlam katan bir seküler kesimin de Kürtlere reva görülen zulüm karşısında İslâmcılardan zerrece farksız, belki beter halde oluşu. (Ve “aydınlık” dedikleri şeyin, tapındıkları ırkçılık abidelerine sekülerlik ambarından arakladıkları mumlarla ufak ufak ışık düşürmekten ibaret oluşu.)
Bu haller nedir? Şuursuzluk mu? Sadistlik mi? Devlet aşkı mı? “Ama Türklük!” kompleksi mi?
Hem “ümmet”e hem “çılgın Türkler”e sormalıyız: Bayrağı, ezanı, vatanı anladık; vahşeti ve propagandasını yürüten özel ekipler sizin için ne bakımdan mukaddes/kutsal?
Veya hepimize soru: Neden her ne yapıyorsak bırakıp, hayatı durdurup, “bu böyle gitmez” diyemiyoruz? Bunu yapamıyorsak kime karşı hangi onurumuzu, hangi özgürlüğümüzü öne sürerek hangi hakkı talep edebileceğiz?
Şu anda devlet, özel katliam ekipleri ve bunların propagandacı-sosyal medyacı uzantılarıyla, bu ülkede bile daha önce görmediğimiz türden bir vahşet sergiliyor. Bunun, itiraz etmediğimiz sürece hep beraber üstlendiğimiz korkunç suçunu, “Ama Yasin Börü!”, “Ama PKK” diyerek hafifletemezsiniz, kendinizi kandırmayın. Ne zavallı Yasin'in hunharca öldürülmesi ne PKK'nin asker-polis cinayetleri böyle bir resmî hunharlığı meşrulaştıramaz.
Gayriresmî boyut daha felaket ve daha korkutucu: Bunlarla birlikte yaşama, bunlara alışma, bunları olağan sayma eğitimidir, bize verilen. Duruyoruz, ses çıkarmıyoruz sanıyoruz ama yeryüzünün en onursuz toplumlarından biri olmaya doğru koşuyoruz.
Boynuna onlarca mermi sıkarak koparmışlar galiba o oğlanın başını. Elbette ya öldürdükten sonra ya da ağır yaralı yerde yatıyorken. Sonra da “bakın, biz yaptık!” diye yayımladılar. “Hukuk falan olmasın, devlet terörist saydığını öldürsün” diyenin dahi utanması gerekmez mi?
Yoksa her fırsatta cehaleti ve umursamazlığıyla övünen bir toplumda utanma duygusu da aslında yok mu?
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları



































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024