Ümit KIVANÇ
Adan’ın Ömer Çelik ve Numan Kurtulmuş’a, şüphesiz bilmediklerini aklımızdan geçiremeyeceğimiz şeyi alenen ve acımasızca hatırlatıp, parti olarak AKP’nin herhangi bir hükmünün var olmadığını belirtmesi, işin bir yanı. Öbür yanda, yıllardır başlamış bir -her şeye paralel- sürecin olgun evresine varıldığını da ilan etmiş oldu MHP’li vekil: Erdoğan artık yeni Demirel’dir.
Adı var, kendi var mı belli değil meclisimizin başkanvekili, MHP’li Celal Adan, hâlihazırdaki iktidar yapısının mahiyetini idraksiz kafalara güzelce sokmak istemiş. Adan’ın AKP Sözcüsü Ömer Çelik’e tepkisi, “Hoca, n’aptın sen yea!” diye özetlenebilir. Dileyenler, bunun başına “şşşş, alooo!”, peşine “konuştuğun kelimeye bak” ekleyebilir.
Ömer Çelik, yaklaşan yerel seçimlerde AKP-MHP iktidar ittifakının nasıl işleyeceğine dair sorular üzerine, “AK Parti her yerde seçimlere girecektir,” diye kestirip atmıştı. “AK Parti’nin bir yerde seçime girmemesi söz konusu değil.”
Bu haliyle, “MHP’ye belediye (koltuk) ikram etmeyiz” anlamına geliyor.
Celal Adan, İstanbul Sultangazi’de partisinin ilçe teşkilatının düzenlediği geceye katıldı, çıkışta da af, idam ve yerel seçimde ittifakın vaziyetine dair sorularla karşılaştı. Af talebini hapishanede sıkış tıkış yatan bîçare tutuklu ve mahkûmlara partisinin duyduğu şefkat hissiyle açıkladı, idam için de, “sunulması halinde destekleriz” dedi. Yani aslında idamı Meclis’e kendilerinin sunmayacağını söylemiş oldu, ama sözleri bu tarafından değerlendirilip üzerinde hakkınca durulmadı. Belki de ağzından o anda öyle çıktı; işaret etmiş olayım, geçeyim.
Ama AKP Sözcüsü Çelik’in yukarıda andığım sözleri üzerine Adan’ın söylediklerinde herhangi bir müphem taraf yoktu. “Cumhur İttifakı’nın,” dedi Adan, “üzülerek söylüyorum, bazı Adalet ve Kalkınma Partisi yöneticileri tarafından tam kavrandığı noktasında endişelerimiz var. Zaman zaman partilerini bağlamamakla birlikte yaptıkları açıklamalarla Cumhur İttifakı’nı kavrayamadıklarını görüyoruz. Bundan dolayı büyük üzüntü duyduğumuzu ifade etmek isterim.”
MHP’li vekil, hatırlatma gereği duyuyordu: “Cumhur İttifakı Türkiye’nin menfaati ile ilgili bir ittifaktır.”
DHA’nın haberinden aynen aktaracağım Adan’ın dediklerinin bundan sonrasını:
“Cumhur İttifakı Türkiye’nin birlik, beraberlik ittifakıdır, Türkiye’ye yapılacak olan saldırılara karşı kurulmuş bir ittifaktır. Cumhur İttifakı, Türk devleti, Türk milleti için kurulmuş bir ittifaktır. Dolayısıyla bu ittifakı zaman zaman klasik siyaset tarifleriyle tarif edenlerin bu işi kavramadıkları ortaya çıkmıştır. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan bu meseleyi görüştüklerinde milletimizi rahatlatan bir kararın çıkacağından endişe etmiyorum. Çünkü Cumhur İttifakı devam etmelidir. Bu yerel seçimlere bizim bakış tarzımız, Cumhur İttifakı’nın zarar görmeyeceği bir süreç olarak tarif edilmekte. Bu da doğrudur. O bakımdan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin sözcülerinin meseleyi kavrayarak, analiz ederek, MHP’nin ne söylediğini kavrayarak açıklama yapmalarında fayda var. Sadece Ömer Çelik’in değil, zaman zaman Numan Kurtulmuş’un da yaptığı açıklamalar var. Akıllarına geldiği gibi konuşmaları son derece yanlış.”
Önce gündelik olanı aradan çıkaralım: AKP’nin bahsi geçen “kafa” elemanlarının kafalarına göre konuşmadığını hepimiz biliyoruz, Celal Adan bizden iyi biliyor. Sıradan gündelik süflî politika usûlüne uygun olarak, esas muhatap komutana değil, yaverlerine laf ediliyor. Bu bir. İkincisi, bir bütün olarak, yani parti olarak AKP de -gerçekte tıpkı Tayyip Erdoğan’ın başka bir düzlemde fiilen yaptığı gibi- kenara konuyor. Deniyor ki: Boşuna debelenip ortalığı karıştırmayın, sonuçta liderler oturur, karar verir, siz de nereye denirse oraya tıpış tıpış yürürsünüz. Celal Adan niçin bundan bu kadar emin? Çünkü ittifak.
Neydi ittifak: “Türkiye’nin birlik, beraberlik ittifakı”, “Türkiye’ye yapılacak saldırılara karşı kurulmuş ittifak”, “Türk devleti, Türk milleti için kurulmuş ittifak”. Dolayısıyla “klasik siyaset tarifleriyle tarif edilemeyecek” bir oluşum: “bu ittifakı (…) klasik siyaset tarifleriyle tarif edenlerin bu işi kavramadıkları ortaya çıkmıştır”.
Nedir “klasik siyaset tarifleri”ne sığmayan?
Acaba büyük ölçüde kuralına uygun ve dürüstçe yapılmış bir seçimin sonucunu fiilen iptal eden, bizzat rejimin meşru işleyiş zeminini ortadan kaldıran, 7 Haziran ertesi süreç mi kastediliyor? Böyle bir fiilî ilga operasyonu nasıl “klasik siyaset”le yapılsın ki? Değil mi ama? Yine devletin ve rejimin meşruiyetinin zemini ve teminatı olan kurumların birer birer, güçsüz, işlevsiz, itibarsız kılınarak yok edilişi; hukukun tamamen buyruk altına alınışı, zaten kırıntısıyla geçindiğimiz yargı güvencesinin hiçe indirgenmesi… Bunlar hiç “klasik siyaset tarifleriyle” kavranabilecek şeyler mi?
Şu anda, oraya buraya çekiştirmeden söylersek, herhangi bir yasal denetim mekanizması tarafından sınırlanmaksızın yürütülen başkanlık rejimi ve Meclis’in itildiği konum, zaten yalnız “klasik siyaset tariflerini” değil, bizzat siyaseti ortadan kaldırmış değil mi? Muhalefet suç; bu kadar basit aslında, kavranmayacak nesi var?
Ne yazık ki var. Zira “muhalefet” dediğimiz gruplar, zümreler, çoğunluklarıyla, Celal Adan’ın bambaşka bir yerin ve ortamın tarifiyle tarif ettiği ittifaktan çok da ayrı yerde değiller. Laf kalabalığını masanın kenarına itip ana yemeğe uzanırsak, menüde basbayağı buralara özgü klasik tarifle karşılaşıyoruz: “Türk devleti için kurulmuş birlik-beraberlik ittifakı”. Bu tarif yapıldığında kimlerin başına neler gelir, herkes gayet iyi bilir. Kimlerin başına neler geldiğinde kimlerin sesini çıkarmayacağını, kimlerin öbür tarafa bakacağını, kimlerin içinden onaylayacağını da çoğumuz biliriz. CHP bir muhalefet partisi değildir, meselâ. Celal Adan bunun da niyesini açıklamış oluyor, AKP sözcülerini “kavrayışsızlıkla” suçladığı konuşmasında.
Adan’ın Ömer Çelik ve Numan Kurtulmuş’a, şüphesiz bilmediklerini aklımızdan geçiremeyeceğimiz şeyi alenen ve acımasızca hatırlatıp, parti olarak AKP’nin herhangi bir hükmünün var olmadığını belirtmesi, işin bir yanı. Öbür yanda, yıllardır başlamış bir -her şeye paralel- sürecin olgun evresine varıldığını da ilan etmiş oldu MHP’li vekil: Erdoğan artık yeni Demirel’dir. Devletin başkanıdır, esas olan budur. Hizaya getirecekleri arasında kendi partisi de vardır. Partisinin başkanı oluşunun tek esprisi budur. Partisindeki şu veya bu eğilim, fikir veya tavrın hiçbir hükmü yoktur. Ömer Çelik ve Numan Kurtulmuş’a, “Siz de nereden çıktınız?” diyor Celal Adan. Çünkü “klasik tarifiyle siyaset” tasfiye edilirken onunla birlikte, HDP’liler, bininci sabır sebat sınavına hazırlanmak üzere hapishaneye, CHP’liler alışkın oldukları ve kendilerini iyi hissettikleri yere, CHP binasına gönderildiler; AKP’ye de yeni giysi biçildi. Tek tip. Çarşıda da giyiliyor.
Erdoğan tek-adamlığa yürürken, AKP’nin değer ve işlevini, o güzel tâbirle “ağırlığını” azaltacağını öngördük birçoğumuz. Çünkü bütün benzer tek-adamlar böyle yapıyor. Böyle yapmak zorundalar. Parti örgütü ne olursa olsun saatli bomba haline gelebilir. Çünkü insanlardan oluşuyor. Başkasına kapılabilirler. Ve herhangi bir güçlü tek-adam, kudretini korumanın ilk şartının kimseye güvenmemek olduğunu bilir. Ayrıca parti “örgütü”, bizzat varlığıyla, tek-adamınkinin karşısında, aşağıdan gelen, bir tür toplumsal ve -ne kötü ve ne tehlikeli ki- çoğul inisiyatif potansiyeli barındırır. İşler iyiyken kendisinden söz etmenin bile gülünç kaçtığı bu tehlike, gidişat bozulmaya yüz tuttuğunda birden ete kemiğe bürünebilir. Ve kudretli tek-adamlar işlerin her an kötüye gidebileceği ihtimaliyle yatar kalkarlar.
Adan’ın devlet dersine dönelim. Erdoğan’a, kendisini partisiz tek-adam olarak muhatap aldıklarını bildiriyor ve partiyi partiymiş gibi öne sürüp iktidardaki ağırlığını artırma, belirleyiciliğini pekiştirme hamlesinden hoşlanmadığını belirtiyor. Bahçeli kendisini ziyaret ettiğinde mecburen gereğini yapacağını da hatırlatıyor. Rol gereği sahne alanlara da diyor ki: Şşş, aloo! Lüks içinde yüzüyorsanız, tafranızdan geçilmiyorsa, artık bunları birilerine borçlusunuz. 7 Haziran’da meşru seçim sonucunu niye iptal ettik? Siz tek başınıza hüküm sürün diye mi?
Ha, işte, lider iktidar ortaklarına patronun kendisi olduğunu bildirmek için partisini parti sûretinde öne sürer de, devleti temsilen konuşan ortaklarıyla papaz olursa, o zaman muhalefet MHP ile yeni demokrasi blokları filan kurar, İYİ Parti’yi de alıp, gericiliğe ve emperyalizme karşı, artık…
Bu konuya girmeyelim. Seneye de Sultan Reşat tartışmasına girmeyiz.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları









































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024