Ümit KIVANÇ
Günümüzün en parlak düşünürlerinden Yuval Harari, gelmiş geçmiş bütün istihbarat örgütleri biraraya gelse toplayamayacakları kadar özel, ayrıntılı ve bol veriyi “komik kedi videoları karşılığında” kendi elimizle onlara teslim ettiğimizi hatırlatmıştı. İnternette kendimizi teşhir ve takdim etmenin şehevî zevkine bir defa vardıktan sonra her şeyimizi böyle ferahlıkla ortaya dökeceğimizi muhtemelen Facebook’un “imkânlarını” alıcı gözle değerlendiren istihbaratçılar bile tahmin edememiştir. Facebook’la kurulan teşhir âlemi, Instagram’la yaptığı hafiften elitimsi sıçramayı TikTok’la devâsa popüler atılıma dönüştürdü, adları bunlar kadar ortada olmayan, bilenin bildiği, çoğu daha dar ve kapalı gruplar halinde kullanılan başka birçok platform eksiği tamamladı - ve şimdi hemen her şeyimizle ortadayız. Araştırmaya üşenmeyen, az buçuk bağlantı kurma kabiliyetine sahip herhangi bir birey, herhangi bir başka birey (aile, arkadaş grubu…) hakkında, yüzeyselin ötesine geçebilecek nitelikte bolca veriyi birkaç saat içinde toparlayabilir. Bilemedin bir günde.
Dijital’in anlamı
“Hakkımızda veri toplanması”ndan sözedince, çoğunluğun ortalama tepkisi, “bunun benimle ne alâkası var?”dan başlıyor. Çünkü doğrudan siyasî faaliyeti, bağlantısı olmayan, gizli-kapaklı para-pul işleri de çevirmeyen insanlar, kendileri hakkındaki verilerin hiçbir zaman kendilerine karşı kullanılmayacağını varsayıyorlar. Çoğu insan, ilk bakışta haklı olarak, “benimle niye uğraşsınlar?” diye düşünüyor. Kimileri, “gizleyecek neyim var ki?”ye sığınıyor. Kaderini kendi belirleme kültürü olmayan toplumlarda insanların çoğu, “olmaz canım bişey”le sorunu kendileri için hissedilmez kılıyor. Toplanan verilerin başka zamanda, başka bağlamda, başkaları hakkındaki başka bilgilerin biraraya getirilmesinde işe yarayabileceğini yok sayan yaygın tavırlar, tek tek bireyler hakkında olabildiğince çok verinin istiflenmesi, tasniflenmesi işini yapanların yolunu açıyor, işlerini kolaylaştırıyor. İnternete kendimiz hazırlayıp yüklediğimiz zengin veri dosyalarıyla bu işin esas hammaliye kısmını bizzat bizler yürütüyoruz.
Kendimizi, marifetlerimizi ve sahip olduklarımızı sergilemenin şişme gururu meğer öyle tek iğne sokmayla patlamayacak kadar kalın zırh yaratıyormuş; hakikaten kolay delinmiyor. İnternette kendimizi teşhir faaliyetinin en önemli ayağı, sahip olduklarımızı sergilemek. Yani yeni alınan oyuncaklar, kediler, köpekler, çocuklar, sevgililer, eşler, gezilip görülen yerler, vs.. Bize özel saydığımız -nadiren gerçekten öyle olan- ne varsa teşhir etmekten vazgeçemiyoruz.
Bunu yaparkenki ruh halimiz, güdülerimiz, gündelik gerçek hayatın bize vermediklerini sanal yoldan edinme gayretimiz, sanal dediğimiz hayatın artık fiilen bir başka gerçek hayat haline gelmiş oluşu, bu ikili hayatı yaşayışımızın özel dinamikleri, kof tatminlerin kofluğu ortaya döküldüğünde veya sanal âlemde kurulan ilişkinin ancak fiziksel yüzyüze gelişi ve teması dışladığı ölçüde sürdürülebildiği idrak edildiğinde içine düşülen bunalımın derinlikleri, bunlara karşılık, gerçekle içiçe geçmiş sanallığın, oradan çıkılmadığı sürece pekâlâ birçok düzeyde insanî tatmini sağlayabilmesi, ama bu defa “insanî”den ve bizzat “insan”dan artık başka şey anlamamız gerektiği… Bu çetrefil meseleler okuduğunuz yazının konusu değil. Korkmayın yani :) Burada, bizim bizzat sağladığımız verilerle birilerinin yaşantımızı denetlemesi ve yönlendirmesi sorunundan sözediyoruz yalnız.
Kendi hapishanemizi inşa etmemizi kolaylaştıran etkenlerin başında, bilgisayar-internet çağının anahtar kavramı “dijital”in ne anlama geldiğini henüz idrak edemeyişimiz yeralıyor. Dijital veri, basitçe, sayıya çevrilebilir, kopyalanabilir, depolanabilir, kolaylıkla tasnif edilebilir, milyarlarcası çabucak taranabilir, yığını içerisinde süratle arama yapılabilir, aralarında bağlantı kurması, gruplaştırması, tahminler, öngörüler için denklemlere katması kolay bilgi demek.
Aynı zamanda, “sayısal” olarak nasıl ifade edilebildiğini büyük çoğunluğun kavrayamayacağı -meselâ birazdan konu edeceğimiz gözümüz kaşımız gibi- şeyler üzerinde yaratıcı sanatçıların tekelinin sona ermesi, yüz tanıma teknolojisi geliştiren herhangi bir teknisyenin insan yüzleri konusunda günümüzün en müthiş ressamı veya edebiyatçısından daha fazla bilgi sahibi olması demek. Henüz değilse de yarın. Öbürgün bile değil. Çünkü artık yalnız kaşın uzunluğu, kalınlığı değil, üzüntü, tedirginlik, sevinç de sayısallaştırma çarkları arasında öğütülebiliyor. Yani tıp alanından elde edilen verilerle insanların bizzat kendileri hakkında sundukları veriler biraraya getirilerek, bireyler hakkında eksiksiz tanım ve tasvirler oluşturulabilir. Şeklen kopyalanabilecek insanların huyunun suyunun da o kopyaya aktarılabilmesi mümkün olabilecek yani. Ne hoş!..
Önce Orwell, sonra Huxley
Fazlalıklarından arındırılmış, yani “gereksiz” nüfusunun yükünden kurtulmuş, sayıca azlığından ötürü etrafındaki doğanın tehditlerine karşı daha korunaklı yaşam alanları kurmuş, sürekli yenilenebilir organlarıyla, o vakit kimbilir hangi kurallara göre belirlenecek kısıtlamalara bağlı olarak upuzun ömürler sürebilecek bir insanlık… olabilir mi? Öyle görünüyor ki, olabilir.
Tabiî hemen akla, “peki, herkes mi?” sorusu geliyor. Bugünün dünyasına bakarak cevap vermek dışında seçeneğimiz bulunmadığına göre, “değil” demek zorundayız. Dünya nüfusu, henüz öngöremediğimiz yöntemlerle radikal şekilde azaldıldıktan sonra, ayrıcalıklı bir azınlık bu şanslara sahip olacak. Çoğunluksa, hâlâ birtakım hayatî faaliyetlerin bunları yapmaya mecbur bırakılmış insanlarca yürütülmesi zaruriyse, kendisine gerek duyulduğu ölçüde bir nevi ultra-modern kölelik hayatı sürecek. Eğer eşitlik-adalet kavramlarını insanlık normu haline getirecek bir ahlâkî yeniden aydınlanma dünyanın bugünkü sınıflı yapısına son vermez, yerine dayanışmacı bir toplum hayatı yaratamazsa.
(Belki ilk bakışta belli olmuyor, ama şu anda dünyada tarihin hiçbir döneminde görülmemiş yaygınlıkta haysiyet isyanları ve bunların topluca meydana getirdiği adalet arayışı var. Yani sadece en tepedekiler milyarlarına milyarlar katmıyor. Egemenlere “Hop! Bir dakika!” diyerek kendini askerîleştirilmiş polis kuvvetlerinin önüne atan milyonlarca insan dünyanın birçok yerinde sokaklarda. Kendinden başkasını göremeyen Türk münevverânı bu devâsâ itiraz ve değişim dinamiğiyle ilgilenmiyor. Bunu şimdilik burada bırakıp patikamızdan devam edelim.)
İnsanlık, Orwell’in distopyasından geçerek Huxley’inkine yaklaşacak gibi görünüyor, işler egemenlerin istediği gibi giderse. Yani katıksız zor ve ezilmiş bireylerden, kendini mutlu sanan robot bireyler âlemine. Ancak egemenler de dönüşecek. Özellikle geçiş döneminde, hâlâ inisiyatifleri ve iradeleri varolan insan topluluklarını yönlendirmeye, ikna etmeye, rıza üretmeye yarayacak araçlar, veri-bilgi belirleyici olacak. Muhtemelen, şimdiye kadar dünyanın dört yanında iktidarlar devirebilmiş, düzenler değiştirebilmiş petrolcüsü, silahçısı, her türlü geleneksel egemen ya Mark Zuckerberg’i yola getirecek, hizmetine koşmayı becerecek ya da onun önünde diz çökecek. Orada yeni bir güç var. “Sivil” bilgi-veri alanının patronlarıyla, devletler içerisinde bu verileri toplayıp işleyip muazzam bir gizil güç oluşturan istihbaratçıların koalisyonu neden yeni egemen zümre olmasın? Devletin silahlı güçleri neden kendilerine petrol şirketi CEO’sundan çok daha yakın görebilecekleri bu kesimin emrine uymayı tercih etmesin?
Toplumsal rızaya hâlâ ihtiyaç duyulduğu, kamuoyu diye bir şeyin hâlâ iktidarlar için meşruiyet kaynağı olabildiği yerde, herkes hakkında derlenmiş, işlenmiş veri tekeli elbette rakipsiz bir kuvvet. Üstelik Facebook vs. örneğinde, zihinleri yönlendirebilme, normlar, alışkanlıklar yaratma, yerleştirme gücü, basbayağı maddî güçle, parayla birleşebiliyor.
Şimdi de deep-fake’in hizmetindeyiz
İşaret etmeye çalıştığım bu çarkı bizim döndürdüğümüz. Bizim gönüllü katılımımız olmaksızın işleyemeyecek bir mekanizmadan sözediyoruz. O değirmene kendi elimizle su taşıyoruz. Artık hayatta olmayan büyüklerimizin fotoğrafı sûretinde. Deep-fake sektörüne sayısız yüz verisi temin ediyoruz. Bunlar da gündelik hayatımızı ayrıntısına kadar denetleyecek yüz tanıma sistemleri inşasında kullanılıyor.
Daha önce de yüz verisi toplama amaçlı “eğlenceli” yöntemler ortaya sürülmüş, derhal büyük rağbet görmüş, işlevlerini yerine getirdikten sonra sessizce kaybolmuşlardı. Bunlar faaliyetteyken, yüz verisi toplamanın gerisindeki karanlık maksatlardan sözedenler “zevkimizi kaçırmayın” diye azarlanmış, herkes elindekini -yüzündekini!- veri toplayıcılara sunmuştu. Şimdi, dedemizin, ninemizin fotoğraflarını canlandırıp bize hüzünlü olduğu kadar sevecenlik ve şefkatle dolu nostaljik anlar yaşatmayı amaçlayan bir site faaliyete geçti. Üstelik bu site yalnız dedenizin yüzüne hareket kazandırmakla kalmıyor. Aile geçmişinizi “bulmanıza”, soyağacı çıkarmanıza yardımcı oluyor: “MyHeritage en yeni teknolojileri geliştirir ve aile geçmişini keşfetmeyi her zamankinden daha kolay hale getiren olağanüstü bir kullanıcı deneyimi sunar. Kullanıcılar birkaç isim ekleyerek başlarlar ve otomatik eşleme teknolojilerimiz onların soy ağaçlarını büyütmelerine yardımcı olur. Kullanıcılar, her yıl milyarlarca yeni kayıt içeren küresel veritabanımızda aile geçmişlerini keşfedebilirler. Kullanıcılar basit bir DNA testi ile etnik kökenlerini keşfedebilir ve akrabalarıyla eşleşebilirler.”
Ne muhteşem seçim, değil mi, sitenin adı? Hazır şu fotoğraf için girmişken, bir de soyağacı oluşturmaz mıyım! Belki afilli birşeyler çıkar, paylaşır, havamı basarım sonra da, ha? Hem, MOSSAD benim soyağacımı n’apsın, CIA ninemin tebessümünü depolayacak da n’olacak! Değil mi?
Değil.
Muhterem okurlarımın hayalgücünün benimkinden daha dar olmadığını düşünüyor ve şu okuduğumuz satırlardan hareketle senaryolar geliştirip sunmayı fuzuli görüyorum. Kimsenin eğlencesini bozmak gibi olmasın, ama: Uzatılan her elmaşekerine atlarken sivri uçlu sapların göğsümüze saplanmasından nasıl sakınacağız kendimizi?
Pratik-teknik bakımdan çok geç, bütün bunları konuşmak için. Neyse ki ahlâkî bakımdan değil.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları









































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024