Yavuz BAYDAR
Bu slogan henüz gündemde dolaşımda değil, ama yarı-felç Türkiye siyaseti içindeki kıpırdanmaların arka planında durduğu kesin. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ülkeyi batağa sürüklemeye devam eden devasa sistem krizinin bugün geldiği noktada muhalefetin önüne çıkan fırsatların üzerinde Kanal İstanbul ve Libya iri harfleri okunuyor.
Kanal İstanbul projesine karşı direniş mayalanırken, kamuoyunu ikna edemeyen Erdoğan'ın Berlin Konferansı'ndan hiçbir kazanım elde edemeden gerisin geri dönmesi, seçmenle arasında krizin ekonomik boyutu nedeniyle zaten açılan makasın içinde bu iki ana konunun iyice kök salması anlamına geliyor.
Kısacası, siyaseti ne kadar iyi okursa okusun, hamlelerde hala ne kadar ön alıcı olursa olsun, Erdoğan çok ciddi bir patinajın eşiğinde ve bunun da farkında.
Özellikle dindar-muhafazakar çoğunluğun bağrından gelmesinin de etkisiyle halkın nabzını Türkiye'de en iyi tutan kamuoyu araştırmacısı olan Metropoll Araştırma Başkanı Prof. Özer Sencar'ın Ahval'e yaptığı açıklamalar da, iktidar-muhalefet arasında yıllardır süregiden 'dehşet dengesi'nin bazı kritik açılardan sallantıya girdiğini, muhalefetin önüne yeni fırsatların çıktığını gösteriyor.
Öte yandan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun T24'e yaptığı açıklamalar da, ana muhalefetin kısmen de olsa bu fırsatların geç de olsa farkına varmakta olduğunu gösteriyor.
Prof. Sencar'ın Ahval'e sunduğu veriler ve analiz, temkinli olduğu ölçüde önemli. İhtiyatının sebebi açık: Serinkanlı ve bilimsel bakışla siyasetin nabzını tutanların 'anamuhalefet sütünden ağzı yandı'. Yerel seçimler ardından yaşanan durağanlık hayal kırıklığı yaratmıştı, şimdi yoğurt üfleyerek yeniyor.
Değişmeyen tek unsur, seçmenin genel sistem krizi nedeniyle hızla belirginleşen alternatif arayışı. Elbette Erdoğan krizi sürdürmekten yana, kimsenin şüphesi olmasın, ama bu da seçmenin arayışını daha hızlandıracak.
Ana başlıklarla Prof. Sencar şu noktalara parmak basıyor:
- İktidarın olası bir seçimde kaybedeceğine dair bir emare yok. Cumhur İttifakı 24 Haziran 2018’deki oy oranını aşağı yukarı koruyor. Destek Aralık 2019 sonu itibarıyla yüzde 51 dolayında. CHP'de dikkat çekici bir artış yok: Yüzde 25. HDP yüzde 11 ve İYİP yüzde 8.5. Denklem bileşenleri aynı.
- Son araştırmada 'en önemli sorun ekonomi' diyenler yüzde 60. İktidarın sürekli gündemde tuttuğu 'terör-güvenlik sorunu' yüzde 8-12 arasına kadar, yani en altlara inmiş durumda.
- AKP'lilerin yüzde 30’u (neredeyse üçte biri) ekonomiden şikayetçi. Ekonominin iyi gitmediğini, zor geçindiklerini söylüyorlar ama partiden de vazgeçemiyor. Çünkü alternatif göremiyor. Görse, yüzde 30 AK Parti’den gidecek.
- İkinci öncelikli sorun diye sorulduğunda 'yargı bağımsızlığı yok, adalet umudu kalmadı' deniyor. Yani acil Hak-Hukuk-Adalet beklentisi de tırmanışta.
- Libya’ya asker gönderilmesini onaylayanların oranı yüzde 38 iken karşı olanların oranı yüzde 50. AKP'lilerin yüzde 29’u MHP'lilerin yüzde 32'si Libya’ya asker gönderilmesini onaylamıyor.
- Cumhur İttifakı hâlâ toplamda yüzde 51’i koruyor görünse de AK Parti ve MHP oylarında parti düzeyinde gerileme mevcut. Yani Cumhurbaşkanı seçiminde Erdoğan seçilemeyebilir. Bu görünüyor.
- HDP dışında tüm küçük partiler (SP, İYİP, MHP) ittifaka bağımlı hale gelmiş durumda. Davutoğlu’nun partisi yüzde 2, Babacan’ın partisi de yüzde 1,7 görünüyor. Ama öte yandan ittifak olgusu giderek muhalefetin lehine işlemeye başladı.
- 18-34 yaş arası seçmen kesiminde AKP’nin oyu yüzde 30 ve geriliyor. AKP oyunun son ankette yüzde 40 olduğunu düşünürseniz genç seçmenin AKP’ye oy vermediği, AKP’den uzaklaştığı görülüyor. Eğitimli, şehirli genç nüfus AKP’den uzaklaşıyor. Bu gençler erken veya normal zamanında yapılacak bir seçimde seçmen. Bu kesimlere yeni bir şeyler söyleyen, inandırıcı olan kazanır.
- Muhalefet (HDP de dahil) durumu eleştiriyor, yanlışları söylüyor ama o kadar. Ekonominin çok kötü olduğunu düşünen halk bilindik tespitlerin, yakınmaların ötesine geçemeyen muhalefetin bu kötü gidişi durduracak yetkinlikte olmadığını düşünüyor ister istemez. Kendisine umut olacak, inandıracak, güven verecek “bunlar bu işi biliyor, çözer, yapar” dedirtecek bir çıkış gerekiyor. Şu anda bu çıkış yok.
- O yüzden bu güven ve inandırıcılık meselesiyle seçmen AK Parti’yi başarısız bulsa da terk edemiyor.
- ''Şöyle düşünün, hanımınızla kavga ettiniz, kapıyı çarpıp evi terk ettiniz. Dışarısı soğuk, kar-buz, fırtına. Bir otele gidecek paranız da yok. Ne yapacaksınız? Ya soğuktan donacaksınız ya da kuyruğu kıstırıp geri döneceksiniz.''
- ''Muhalefet sadece eleştirerek değil, sürekli yanlışları söyleyerek değil, ne yapacağını, nasıl çözeceğini söyleyerek, inandırıcı, somut paketler ortaya koyamıyorsa kenara çekilip otursun.''
Prof. Sencar'ın verilerle donattığı manzara ana hatlarıyla böyle.
Süzerek baktığınızda, Erdoğan'ın ittifak sistemi üzerinde yarattığı bağımlılığın iktidara ters tepme katsayısı artmış durumda. Kanal İstanbul'un seçmende kabarttığı alerji belli. Ama Metropoll, Libya meselesini ve gençleri AKP'den soğutan işsizliği de ekliyor ortaya çıkan yeni fırsat penceresinin içine.
İki kilit partiden başlıcası olan (diğeri HDP ve seçmeni) CHP acaba bu durumun ne kadar farkında?
Parti lideri Kılıçdaroğlu'nun son olarak yaptığı (çoğu Ankara'nın koridorlarından yansıyan) açıklamalardan, Erdoğan'ın 'beka'sı için bel bağladığı aşırı merkeziyetçi, İslamcı-Milliyetçi karması sistemin su kaynatmakta olduğu sonucu çıkıyor.
Anlaşılıyor ki, geleneksel sadakati yüksek bürokrasinin, kendisini talan ve yalan furyasına kaptırmamış kesimi de 'yetti artık' noktasına yaklaşıyor.
"İşsizlik Türkiye’nin en yakıcı sorunu'' diyor Kılıçdaroğlu. ''Anneler, işsiz eşleri ve çocuklarıyla birlikte bir yaşam mücadelesi veriyor. Özellikle de ailede kadın evi, yuvası yıkılmasın diye uğraşıyor. '2019’da 2.5 milyon istihdam' diye yola çıktılar, TÜİK verileriyle bile bir yılda yaklaşık 600 bin kişi, işsizler ordusuna katıldı. Türkiye üretmeden, katma değeri yüksek ürün üreten bir ülkeye dönüşmeden bu işsizlik sorununu aşamaz. Bu işsizlik sorununu aşamadığı müddetçe de ne yazık ki Türkiye huzura kavuşamaz. Hâl böyleyken saray ve bir avuç yandaşı zenginliklerine zenginlik katmaya devam ediyor.''
CHP liderinin, 15 Temmuz darbe teşebbüsü ardından girilen yanlış yola (gecikmiş de olsa) ışık tutan şu sözlerinin de altını kalın çizmekte yarar var:
"Türkiye'nin Rusya'ya bağımlılığı giderek artıyor. Rusya'ya doğal gazda bağımlıyız, nükleer santralı da onlara verdik ve enerji bağımlılığımız neredeyse yüzde 60'lara varan bir düzeye ulaştı. Bunu yanlış buluyoruz. Tüm bunlara ek ve daha önemli bir gelişme olarak ortaya çıkan bir başka gerçek de şudur: Türkiye’nin dış politikasını Putin yönlendirmeye başladı. Özelikle Suriye ve Libya konusunda Putin’in dedikleri oluyor."
Son olarak Kılıçdaroğlu'nun, ''Türkiye'de biz göre bir sağ-sol siyaseti yok. Demokrasiden yana olanlar - otoriter rejimden yana olanlar var. Temel ayrım bu. Sağ – sol ayırımının çok daha ötesinde öncelikle demokrasiyi hep birlikte inşa etmeliyiz'' vurgusunun da önemli olduğunun altını çizeyim.
Evet, sistem krizi girdabındaki Türkiye, kritik bir eşikte sağa sola çarpmaya devam ediyor. Sencar'ın vurguladığı tespitler ve CHP liderinin açıklamaları çerçevesinde şunları görmekte yarar var:
- Muhalefette seçmen açısından boşluk gibi görülen donukluk, Erdoğan'ın bir rutin halini alan hatalı kararları ve inatlaşması yüzünden, demokrasi arayışını daha da ötelere savuracak çok sert bir 'Kışlacı-Camici' hesaplaşmasına her geçen gün biraz daha kapı aralamakta. Ülke tarihi bunun acı örnekleriyle dolu.
- 'Çetin ceviz' bir siyasetçi olarak Erdoğan, tek başına dahi kalsa, siyaseti ve ülkeyi yönetme tarzından vazgeçmeyecektir. İktidarının sürdürülebilirliği için elindeki tüm imkanları seferber ederken, eğitimin İslamizasyonu ve bürokrasinin militarizasyonunda, savaş siyasetinde gaza basmasının sebebi de budur.
- Muhalefetin buna vereceği karşılık sosyal verilerde gizli. Yerel seçimler ardından ana muhalefetin gaza basmadığı da bir olgudur, Ali Babacan'ın parti kurmada aşırı 'oyalandığı' da bir gerçektir.
- Fırsat kaçmak üzere. Siyasette yerinizde durarak yükselemezsiniz. Muhalefetin Erdoğan karşısındaki şansı ancak ve ancak seçmenin kabaran beklentilerine anında karşılık vermesiyle, samimiyetiyle somutluk kazanabilir.
- Esas mesele, Kılıçdaroğlu'nun ''demokrasiden yana olanlar - otoriteden yana olanlar'' ayrıştırmasında yatmıyor. Sağda ve İslamcılarda olduğu kadar, solda ve laikler arasında da otoriterlik yandaşlığı hayli yaygın. Oysa, Türkiye'nin esas ayrımı 'ahlaklılar - ahlaksızlar' ayrımıdır. Çürümeyi ayyuka çıkartan, ikinci kategorinin baskın çıkmasıdır. Eğer demokrasi ittifakı kurulacaksa, birleştirici asli unsur da bunun üzerinden ölçülecektir.
''İnsanlar muhalefetten ne yapacağını, nasıl yapacağını, ne kadar zamanda, kaç günde ya da ayda yapacağını açık şekilde bir takvimle önüne koyup, kendisini ikna etmesini, inandırmasını bekliyor'' diyor Prof. Sencar: ''Aslında ekonomideki tablo doğru bir strateji uygulanırsa muhalefetin önünü açıyor. İttifak sistemi muhalefet lehine işliyor. Muhalefetin önünü açıyor. Özellikle bu kadar kötü bir ekonomide muhalefet geniş bir ittifakla iyi bir çıkış yaparsa, inandırıcı bir siyasi-ekonomik çözüm ortaya koyarsa iktidarı alabilir.''
Ne Libya ne Kanal ne de işsizlik sloganının arka planında işte böyle bir karmaşık denklem var.
Her şey muhalefetin başını çeken ana aktörlerin doğru okumasına, fedakarlığına ve cesaretine bağlı. Türkiye aslında zamana oynuyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları






















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.01.2022
10.11.2021
2.08.2021
13.07.2021
6.05.2021
28.04.2021
24.01.2021
20.01.2021
5.01.2021
25.12.2020