Akın ÖZÇER
Lluís Companys i Jover (1882-1940) bugün bağımsızlık cephesinde yer alan Katalunya Cumhuriyetçi Solu’nun (ERC/Esquerra Republicana de Catalunya) İkinci Cumhuriyet ve iç savaş (1931- 1939) dönemindeki lideri. Aynı zamanda Katalan özerk hükümeti Generalitat’ın 1934’ten 1939’a kadar Başkanı. İspanyol iç savaşı sonunda Fransa’ya kaçan ama orada Frankist rejimin talebi üzerine Gestapo tarafından yakalanarak İspanya’ya iade olunan Lluís Companys Savaş Konseyi’nin kararıyla kurşuna dizilen bir Cumhuriyetçi.
Bu yazımda İspanya’da şu sıralarda adı çokça zikredilen Lluís Companys’ten söz etmemin nedeni, İkinci Cumhuriyet sırasında bir özerklik statüsü elde eden (1932) Katalunya’nın bağımsızlığını ilan etmiş (1934) ve bu nedenle tutuklanmış bir politikacı olması. Başbakan Rajoy önceki gün (9 Ekim) yaptığı açıklamada, Puigdemont’un Companys gibi hapis cezasına mahkûm edilebileceğine dikkat çekmiş ve “tarih tekerrür etmemeli, umarım Puigdemont bağımsızlık ilan etmeye kalkışmaz” demişti.
Aslında İkinci Cumhuriyeti kuran 1931 anayasası ve dolayısıyla Núria Statüsü (Estatut de Núria) olarak bilinen ilk özerklik statüsü Katalunya’yı, “İspanyol devletinin özerk bölgesi” olarak tanımlıyordu. Oysa 1978 anayasası 2. maddesinde, “Neden herkese kahve kalmadı” başlıklı yazımda ayrıntılı olarak izah ettiğim gibi, milliyet/bölge ayırımı yapıyor. Bu nedenle Katalunya, gerek 1979 (Estatut de Sau), gerek 2006 (Estatut de Miravet) tarihli özerklik statülerinde “milliyet” olarak tanımlanıyor. Bu önemli fark, Katalanların 78 anayasası yapılırken “bölge” değil “millet” olarak tanımlanmakta ısrar etmelerinin nedenini ortaya koyuyor. Ama sonuç itibariyle üzerinde mutabık kalınan “milliyet” kavramı da bağımsızlık ilanını mümkün kılan kendi geleceğini belirleme (otodeterminasyon) hakkını içermiyor. (http://www.serbestiyet.com/yazarlar/akin-ozcer/neden-herkese-kahve-kalmadi-819696)
Companys neden bağımsızlık ilan etmişti?
Aslında Lluís Companys’in bağımsızlık ilanı, Puigdemont’un kayda geçirip askıya aldığı son bağımsızlık ilanıyla benzer koşullarda olmadı. Madrid ile Barselona arasındaki gerilim aşırı Sağın iktidarına kapıyı aralayan 1933 genel seçimleriyle başlamıştı. Bu seçimlerden özerk bölgeler sistemine karşı olagelen Katolik muhafazakâr, faşizan eğilimli Özerk Sağ (partiler) Konfederasyonu CEDA’nın (Confederación Española de Derechas Autónomas) birinci parti ve desteği olmadan hükümet kurulmasını olanaksız kılan bir siyasi tablonun çıkmasıyla Generalitat’la ilişkiler bozulmaya yüz tutmuştu. Samper hükümetine dışarıdan verdiği desteği bir süre sonra çeken CEDA’nın popülist Leroux hükümetinin ortağı olmasıyla da kriz patlak verdi.
Aslında o dönemdeki Katalan krizinin arkasında ayrılıkçılık değil, Companys’in toprak reformu vardı. Lluís Companys CEDA’nın karşı çıktığı bir toprak reformu yasasını özerk parlamentodan geçirmiş, Anayasa Mahkemesi iptal etmiş ama aynı içerikte yeni bir yasa daha çıkarmıştı. Samper’le bu konuda tam uzlaşıldığı sırada hükümet düşmüş, Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) İspanya’da “devrimci genel grev” ilan etmişti. Genel grev İspanya’nın birçok büyük kenti gibi Barselona’yı da paralize ederken, işçi gösterilerinde Leroux hükümetine tepki olarak “Katalunya Cumhuriyeti” pankartları taşınmıştı.
Companys o akşam (6 Ekim) Leroux hükümetine, kendi deyişiyle “Cumhuriyet’e bir süredir ihanet eden monarşist ve faşist güçlere” karşı “İspanya Federal Cumhuriyeti’nin Katalan Devleti’ni” ilan etmişti. İspanyol devletine değil ama Madrid’deki hükümete karşıydı ve bazı tarihçilere (José Luis De la Granja, Justo Beramendi ve Pere Anguera) göre asıl amacı da Katalunya’daki sosyal hareketlerin partisi ERC tarafından kontrolünün sağlanması için geçici bir bağımsız hükümet kurmaktı.
Ama asıl amacı ne olursa olsun, bağımsızlık ilanı nedeniyle Companys ve arkadaşlarının o sırada bulunduğu Generalitat Sarayı aynı akşam askerler tarafından sarılmış ve özerk polisle (Mossos d’esquadra) sabaha kadar süren çatışmalar sonunda da ele geçirilmişti. Companys, özerk hükümetinin üyeleri ve ERC ileri gelenleriyle birlikte cezaevi işlevi gören Barselona limanında demirlemiş Uruguay isimli gemiye götürülmüştü.
Paralel olarak Katalunya’da 6 ay için savaş hali ilan edilmiş, özerklik statüsü askıya alınmış, Generalitat mensupları yerine üyeleri Leroux hükümetince atanan bir Konsey oluşturulmuş, başına da Katalunya Genel Valisi sıfatıyla bir albay (Francisco Jiménez Arenas) getirilmişti. Ayrıca krizi tetikleyen toprak reformu yasası da tümüyle iptal edilmişti.
Puigdemont’a ültimatom
Birebir aynı olmamakla birlikte İspanya’da bugün ile 1934, Companys ile Puigdemont arasında benzerlik kurulması, Katalunya’nın bağımsızlığına izin verilmeyeceğini vurgulama amacı taşıyor. Başbakan Rajoy’un yukarıda atıfta bulunduğum sözlerinde olduğu gibi. Bu nedenle olsa gerek Generalitat Başkanı Carles Puigdemont da Salı günü özerk parlamentoda Katalunya’nın bağımsızlığını ilan edip bir sonraki cümlesiyle askıya aldığını açıkladı. Bağımsızlık yanlısı seçmende hayal kırıklığı yaratan bu manevrasıyla bağımsızlık ilanından vazgeçmeden diyaloğa zaman tanıdığı görüntüsü vermeyi düşündü belki ama geçen yazımda uygulanma olasılığının güçlendiğini belirttiğim 155. maddenin kılıcı hâlâ ve hatta daha keskin biçimde başının üstünde sallanıyor.
Başbakan Mariano Rajoy, Çarşamba günü (11 Ekim) bir açıklama yaparak, anayasanın 155. maddesini uygulayabilmek için Puigdemont’un bağımsızlık ilanının geçerli olup olmadığını sordu. Bu soru Puigdemont’un önce bağımsızlık ilan edip cebine koymasını boşa çıkarıyor. Eğer Generalitat Başkanı Salı günü yaptığının arkasında durursa, Halkçı parti PP, PSOE ve Katalan kökenli Ciutadans’ın desteğiyle 155. madde uygulamaya konulacak. Bir önceki yazımda da altını çizdiğim gibi, anayasanın bu uygulama için şart koştuğu Senato’nun üçte iki çoğunluğu bu üç partinin desteğiyle rahatlıkla sağlanıyor.
Bu durumda veya bu soruya makul bir süre içinde (en geç 19 Ekim saat 10 00’a kadar) yanıt verilmemesi halinde Carles Puigdemont ve özerk hükümet üyeleri görevlerinden alınacak ve yerlerine erken özerk parlamento seçimleri yapılana kadar görev yapmak üzere İspanyol hükümetine bağlı Devlet Sekreterleri ve Yardımcıları Komisyonu’ndan (Comisión de Subsecretarios y Secretarios de Estado) bir heyet atanacak. Bu yazımı kaleme aldığım sırada Puigdemont Başbakan Rajoy’un sorusuna daha yanıt vermemişti, belki de süre sonuna kadar vermeyecek.
Sonuç olarak belirtmek gerekirse, Puigdemont’un Başbakan Rajoy’un sorusuna şu veya bu şekilde yanıt vermesiyle Katalunya’nın bağımsızlık macerası sonlanmış, 1978 anayasasının özerk toplulukların bağımsızlıklarına cevaz vermediğine ilişkin yazdıklarım ve söylediklerim doğrulanmış olacak. 1978 anayasası özerk topluluklara ne kadar geniş yetkiler tanırsa tanısın, bu yetkiler zaman içinde ne kadar artarsa artsın, ayrılıkçılığa kapalı bir anayasa. O bakımdan gerek Katalunya, gerek Bask Ülkesi’nin bağımsızlığının bu anayasa değiştirilmeden -ki bugün ve yakın gelecekte mümkün görülmüyor- imkansız olduğunu bir kez daha yinelemekte yarar var.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları






























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
15.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025