Ali Türer
AK Parti Hükümeti geçtiğimiz hafta içinde eğitime dönük iki yeni müdahalede bulundu. 4+4+4 düzenlemesinden sonra adı Yatılı Bölge Okulları (YBO) olarak adı değiştirilen Yatılı İlköğretim Bölge Okulları’nı (YİBO) kapatma kararı aldı. Aldığı bir başka önemli karar da üniversitelerde güvenliği eskiden olduğu gibi polis eliyle sağlama kararı. Bu iki kararın da önemli sonuçları olacak.
Eski adı YİBO olan bu okulları meşrutiyet yıllarında ilk öneren Ethem Nejat’tır. 1913’de yürürlüğe giren Tedrisat-ı İptidaiye Kanunu ilköğretimin önüne “her çocuğu çevresinde aktif ve yararlı olabilecek hale getirme” hedefi koymuştu. Köye dönük eğitimin nasıl olması gerektiğine kafa yoran Ethem Nejat bu amaca ulaşabilmek için belirli merkezi köylerde Yatılı Bölge Okulları kurmayı önerdi. M.Kemal Atatürk de 1923 meclis açılış konuşmasında mahzurlarına rağmen Yatılı İlkokullara muhtaç olduğumuzu belirtmiştir.
1931’de yapılan Genel Kurulda CHP, programına köylerde yatılı okullar kurmayı alır. İlk Yatılı İlköğretim Bölge Okulu 1939’da kurulur. 1962’den sonra bu okullar kentleri de içine alarak yaygınlaşmaya başlar. 1990’lardan sonra köyden kente göç hızlanır. Boşalan köylerdeki ilkokulların kapılarına kilit vurulmaya başlanınca, kapanan bu okullarda okuyan öğrenciler ya YİBO’lara yerleştirilecek ya da yakın merkezlerdeki okullara taşınacaktır. Böylece bir yandan YİBO’larda istihdam edilen öğrenci sayısı artar, bir yandan da hayatımıza Taşımalı Eğitim de girer.
2008 yılında YİBO’ların sayısı 579’a ulaşır. Bugün bu sayı 470 civarındadır. 65 bini kız 120 bin öğrencinin öğrenim gördüğü bu okullarda 10 bin civarında da öğretmen görev yapmaktadır.
AKP iktidarı döneminde CHP etrafında “ulusalcı” olarak şekillenen kesim bu okulları tarikatların cirit attığı yerler olarak algıladı ve mesafeli durdu. Bugün AKP Hükümeti’nin de özellikle Doğu ve Güney Doğu Anadolu’daki YBO’ları PKK’nın cirit attığı, örgütlenmek için kullandığı yerler olarak gördüğü için kapattığını öğreniyoruz. Zaman zaman da bu okullar fiziksel şiddet gibi olaylarla gündeme geldiler.
YBO’lar ilkokul 4. sınıftan itibaren eğitim veren okullardı. Çocukları 8-9 yaşında ailelerinden koparacaksınız, ailenin o sıcak, duygusal ortamından uzakta özel koşullarda, devlete egemen ideoloji doğrultusunda yetiştireceksiniz. Bu yönüyle bu okulların sorunlu olduğu ortadadır.
Ancak bu okullar parçalanmış ailelerin, sahipsiz kalmış çocukların eğitimi bakımından son derece önemli bir işlev de görmüştür. Kız çocuğunun eğitimine önem vermeyen, çocuklarının iş gücünden yararlanmaya bakan ailelerin çocukları için bu okullar bir koruma ve eğitim alanı olarak iş görüyordu. Şimdi bu tür aileler çeşitli bahanelerle çocuklarını daha kolay eğitim dışına taşıyabilecekler.
Sonuçta hükümet aldığı bu kararla eğitim için kullanmak amacıyla hazırlanmış 470 binayı başlangıçta belirlenen amaç dışında kullanıma açacak. Bu durum Milli Eğitim Bütçesinden yatırım için ayrılan kaynakları nasıl etkileyecek? AKP’nin iktidara geldiği 2002’de M.E.B.’na ayırdığı bütçe 7.461 milyon TL. idi. 2009’da bu rakam yaklaşık 4 kat artışla 27.447 milyona çıktı. Fakat bütçe içinde eğitim yatırımlarına ayrılan pay 2002’den bu yana geçen yedi yıl içinde hiç artmadı. Aksine kabaca 1.281 milyondan 1.256 milyona geriledi. Yani başka bir deyişle Milli Eğitim Bakanlığı yatırımları içinde eğitim yatırımlarına ayrılan payın oranı 2002 ile 2009 arasında dört kat geriledi. Hükümetin 4+4+4 inadı bu yatırımların seyrini nasıl etkileyecek?
Öğrenci başına harcadığımız ortalama yılda 1.614 dolarla OECD ülkeleri içinde öğrenci başına eğitimde en az para harcayan ülkeyiz. OECD ülkeleri arasında eğitimde öğrenci başına maliyetin ortalaması 7.840 dolar. Yani öğrenci başına harcadığımız para bakımından OECD ortalamasının yaklaşık dört kat gerisindeyiz. Hükümetin eğitime ne kadar önem verdiğini bu rakamlardan çıkarabiliriz. Bakalım YBO’ların kapatılması eğitim-öğretimdeki okullaşma oranlarını, öğrenci başına düşen maliyeti nasıl etkileyecek? Önümüzdeki yıllarda bunları hep birlikte yaşayıp göreceğiz.
AKP’nin geçen hafta eğitime dönük müdahalelerinden biri de üniversitelere yönelik oldu. Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, 19 Mayıs Bayramı kutlamaları kapsamında 81 ilden gelen gençleri önemli bir “müjde” ile karşıladı. Üniversitelerde özel güvenlik yerine polislerin görev yapmasını uygun gördüklerini açıkladı. Başbakan da Amerika’dan yardımcısını doğruladı. Özel güvenliği kastederek üniversitelerde ve statlarda “danışıklı dövüş” oluyor” dedi. Üniversitelerdeki eylemci gençlerin özel güvenliği de örgütlediklerini bu vesileyle öğrenmiş olduk.
YÖK başkanı ve YÖK yönetim kurulu üyeleri de siyasilerin üniversitelere bu müdahalesini bizimle birlikte basından öğrenmiş olmalılar. Şimdiye kadar bu konuyla ilgili hiçbir düşünce açıklamadılar, basından kimse de bu konuda ne düşünüyorsunuz, diye onlara sormadı. Herhalde başkan dâhil YÖK üyelerinin büyük çoğunluğunun siyaseten belirlendiği ve bu kuruldan çıkan yeni Türkiye Yükseköğretim Kurulu yasasının da mevut durumu devam ettirdiği için olacak. Yukarıdan gelen bu müdahale ile ilgili YÖK üyelerinin söyleyebilecekleri pek bir şeyin olmayacağını düşünmüş olmalılar haklı olarak.
Yüksek öğretim kurumlarında görev yapan 40 bin özel güvenlik memuru bulunuyor. Yani açık öğretim de dâhil üniversitelerde okuyan on öğrenciye nerede ise bir güvenlikçi düşüyor. Ayrıca üniversite içinde elinde telsiz ile dolaşan “siviller” de var. Üniversiteler mevcut idari yapısı, disiplin yönetmenliği ile zaten askeri bir disiplin içinde yönetiliyor. Rektör, cumhurbaşkanının, dekan rektörün, öğretim üyesi dekanın ve bölüm başkanının, öğrenci ise öğretim üyesinin iki dudağı arasından çıkan ile belirleniyor. Üniversitede hoşgörü yok, çok seslilik yok. Bir basın açıklamasına, öğrenci protestosuna karışmaya görsün öğrenci. Hele bir de polis alıp götürdüyse, altı ay sonra hiçbir şey olmamış gibi salıverilse de hayatı kararıyor. Öğrenim hakkı, yurtlarda barınma hakkı, burs ve kredi alma hakları elinden alınıyor.
Biz üniversitelerde görev yapan hocalar bu baskıcı ortamdan şikâyetçiyken bir de başımıza “koruma memurları” çıktı. İçişleri Bakanı Güler 10 bin “koruma memuru” alacaklarını, teorik ve pratik eğitime tabi tutulduktan sonra üniversitelerde ve statlarda bunları görevlendireceklerini açıkladı Başbakanın ve yardımcısının ardından. Demek hükümet bu alana müdahaleye kendince hazırlanıyormuş da haberimiz yokmuş.
Peki ne olacak?
12 Eylül öncesi polisin üniversite kapısında durup içeri girenlerin üzerini aradığı, bazılarının kimliğine el koyduğu, öğrencilere “kol kola girmeyin”, “fazla samimi olmayın”, “açık saçık giyinmeyin” diye aklına estiği gibi müdahale ettiği, zaman zaman koridorlarda öğrenci kovaladığı; polisin elinden dekanın, öğretim üyelerinin öğrenci kurtarmaya çalıştığı günlere geri mi döneceğiz?
Üçte ikisini siyasetin belirlediği TYK (Türkiye Yükseköğretim Kurulu) ve üçte ikisini TYK’ün belirlediği Üniversite Konseyleri ile yönetilmeye hazırlanılan üniversitelerde polis vesayeti altında eğitim-öğretim yapılacak, sözüm ona bilimsel çalışma yapılacak; AKP’nin üniversiteler için uygun gördüğü çözümün bu olduğu anlaşılıyor. Üniversite sosyal tesislerinden içkiyi de çıkardık, sıra buna gelmişti. 2023’de kalkınmış 10 ülke arasına böyle gireceğiz anlaşılan. Artık ne bilimsel üretim olur ya!
Üniversitesi özgür olmayan bir ülkeye barışın, huzurun, demokrasinin geldiği nerde görülmüş?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024