Ayşe HÜR
Twitter'ı yasaklama girişimi, Erdoğan'ı olası idollerinden II. Abdülhamit'e daha da mı yaklaştırdı? II. Abdülhamit'in baskı rejiminin ilk kurbanı da ifade özgürlüğü olmuştu.
Basın mensuplarına yönelik otoriter tavırları ve nihayet Twitter’ı yasaklama girişimden sonra, Başbakan Erdoğan’ı tarihten pek çok kişiye benzeten oldu ama ben Başbakan’ın idollerinden biri olduğunu sandığım II. Abdülhamit’e benziyor mu sorusuna cevap arayacağım bu hafta. O da sadece basına yönelik yaklaşımı açısından.
Saltanatının 93. gününde ‘akıl rahatsızlığı’ nedeniyle tahttan indirilen V. Murad’ın yerine 31 Ağustos 1876 tarihinde tahta çıkarılan Aldülhamit’in ilk işlerinden biri bilindiği gibi 23 Aralık 1876’da ilk Osmanlı anayasası olan Kanun-i Esasi’yi yayımlamak ve bunun gereği olan Meclis’i açmak olmuştu. Bunlar, aslında kendisini tahta çıkaran Mithat Paşa, Namık Kemal, Krikor Odyan gibi reformistlere verdiği sözün gereğiydi. Ancak bu durum çok kısa sürdü. Çünkü savaş Osmanlı’nın aleyhine gelişiyordu ve sinirler gerilmeye başlamıştı. İlk kurban, 1870’ten itibaren Diyojen, Çıngıraklı Tatar, Hayal ve İstikbal adlı mizah gazetelerini çıkaran Rum asıllı gazeteci Teodor Kasap oldu. Gazeteci, 1876 tarihli Kanun-i Esasi’nin “Matbuat kanunlar dairesinde serbesttir” diyen 12. Maddesini hicveden karikatüründen dolayı 1877 yılının mart ayında üç yıl hapse mahkûm oldu.
Resmi gazeteye sansür
Ama daha gri günler yoldaydı. 20 Eylül 1877’de sıkıyönetim ilan edildi. 18 Şubat 1878’de daha bir yılını bile doldurmamış Meclis kapatıldı, Kanun-i Esasi rafa kaldırıldı, anayasa gereğince hazırlanan Matbuat Kanunu’nu yürürlüğe konulmadı. Bu tarihten itibaren basılı yapılacak her türlü yayın Dahiliye Nazırlığı bünyesindeki Matbuat Müdüriyeti’nce öndenetime tabi tutulacak, bazı sözler ve konular yasaklanacak, bu yasaklara uymayan gazeteler kapatılacak, mizah dergilerine bir daha ruhsat verilmeyecekti. Aslında savaşın neden olduğu ekonomik sorunlar halkın gazetelere ilgisini azaltmış, gazeteler ‘kaime’ denilen kâğıt paralar yüzünden dar boğaza düşüp birbiri ardına kapanmaya başlamıştı. Geriye sadece suya sabuna dokunmayan ‘tahsisat’ gazeteleri kalmıştı. Ama bu gazeteler bile vehimli padişahın gadrinden kurtulamayacaklardı. Daha ilginci, devletin resmi gazetesi olan Takvim-i Vekayi’nin bile bir dizgi hatasından dolayı 1879’da kapatılmasıydı. (Üstelik bu kapanış tam 12 yıl sürecekti.) Ardından Tercüman-ı Hakikat ve Vakit gazetelerine “edebiyata dair bir vakitten beri cereyan eden tartışmalar hadd-i marufu (bilinen, kabul edilen çizgiyi) aşmış olduğundan” ihtar verildi. İşin ilginç yanı Tercüman-ı Hakikat Abdülhamit’in sözcülüğünü yapıyordu. Aynı yıl, Türk hilafeti yerine Arap hilafetini savunan ve çoğu yurtdışında basılan Mirat, Al Nahla, Al Sada, Al Hilafa, Al Ettehad, Paiki İslam gibi yayınların ülkeye girmesi yasaklandı. Yasaklamalar, Fransızların Tunus’u, İngilizlerin Mısır’ı işgal ettiği 1881 ve 1882 yıllarında tırmanışa geçti.
Kara Tahsin’in gizli yönetmeliği
Sansür, 1888’de Basmahane Nizamnamesi’ne yapılan tadilatla (nizamname 1857’de çıkmıştı) iyice şiddetlendi. Nizamnameye göre sadece matbaacılar değil, kitapçılar, hurufat (harf) dökümcüleri, kitap ve süreli yayın çıkaracak olanlar, her türlü resim, tasvir, madalya, arma basıp satanlar “padişahın hakkına ve devletin yararına dokunur” yayından kaçınacaklarına dair bir taahhütname imzalamak zorundaydılar. Ayrıca sayısız kural vardı uyulması gereken.
Bir de ‘Padişah hazretlerinin başkatibi Kara Tahsin Paşa’ imzasıyla yayımlanan gizli (belki de uydurma) bir yönetmelik vardı gazeteci ve matbaacıların başının üstünde Damokles’in Kılıcı gibi sallanan. Yönetmeliğin maddeleri (sadeleştirilmiş dille) şöyleydi: “1-Sultanın sağlığının iyiliği, hasadın bolluğu, ticaretin ve sanayinin ilerlemesi haberlerine öncelik verin. 2- Ahlak açısından maarif nazırınca onaylanmamış hiçbir dizi romanı yayımlamayın. 3- Bir sayıda bitmeyecek edebi ve ilmi yazılar yayımlamayın. “Devamı var” deyimini kullanmayın. 4- Bir makalede beyaz boşluk ya da birkaç satırlık noktalı yerler bulundurmaktan kaçının. Şüphe uyandırır. 5- Şahsiyetlerden, özellikle yöneticilerin yolsuzlukları, suçları ve hatalarından bahsetmekten kaçının. 6- Kişilerin ve grupların yönetim aleyhindeki şikâyet başvurularını yayımlamayın. 7- Her türlü tarihi ve coğrafi isimleri kullanmak yasaktır. 8- Yabancı hükümdarlara yöneltilen suikastlardan ve dışarıdaki ayaklanmalardan bahsetmek yasaktır. 9- Bu yönetmelikten gazetelerde bahsetmek de yasaktır.”
Düşen veya düşürülen hurufat
Ama dizgi sırasında kazara düşen (ya da bilhassa düşürülen) bir harf, padişaha yaranmak isteyen bir jurnalcinin gözüne takılınca olanlar oluyordu. Örneğin Sabah gazetenin başlığında Aldülhamit’in sıfatlarından biri olan ‘Şevketlu’ sözcüğünün v (vav) harfi düşmüş ve sözcük şöyle okunur hale gelmişti: “Şu kötü Ulu Gazi İkinci Aldülhamit Han”. Sonucu tahmin ediyorsunuzdur. İkdam’ın başlığında Aldülhamit’in tahta çıkışı için ‘mutlu gece’ anlamına gelen “leyl-i mes’ude” tamlamasının ikinci kelimesi ‘mesude’ diye basılınca tamlamanın anlamının ‘kara gece’ olmasını affetmek mümkün müydü? Servet-i Fünun dergisinde Aldülhamit’in tahta çıkışıyla ilgili bir cümlede “ve’l-istihkak” (hakkı olarak) ibaresindeki ‘l’ yani elif harfinin yeri değişince, kelime “ve la istihkak” (haksız olarak) haline gelince neyse ki gazetenin sahibi yanlışlığı zamanında fark etmiş ve sansür heyetini uyarmış, basılan nüshalar yakılmış da belki de Fizan’a sürülmekten kurtulmuştu.
12 yıllık aradan sonra 1891 yılında yayımlanmaya başlayan ‘resmi gazete’ Takvim-i Vekayi’nin bir yıl sonra tekrar kapatılmasına da bir dizgi hatası neden olacaktı. Gazetede Aldülhamit’in 12 yaşındaki Felemenk (Hollanda) Kraliçesi’ne verdiği nişandan bahsederken ‘nişan ita’ (vermek) yerine ‘nişan hata’ yazılınca, sansürden sorumlu müsteşar azledilmiş, düzeltmenler cezalandırılmış, gazete yeniden kapatılmıştı. (Bir daha yayımlanması da ancak 1908’de mümkün olmuştu.)
Külhanlarda yakılan kitaplar
1889’da İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kurulması ve 1894-1896 arasında Türk-Kürt unsurların Ermenilere yönelik katliamlarından sonra (bu konuyu 14 Temmuz 2013 tarihli “Hele kurulsun Ermenistan, Kürtlerden tek kişi kalmaz!” başlıklı yazımda ele almıştım) Abdülhamit’in muhalefet alerjisi veya korkusu zirveye çıkınca, 1898’de “Bilumum matbaaların daima zaptiye nezareti altında bulundurulması hakkında” irade çıktı. Sansür heyetinin üyeleri arttıkça basılan kitap sayısı azaldı. ‘Tutuklu’ kitaplar hamam külhanlarında (en çok da Çemberlitaş Hamamı’nda) yakıldı. Yurtdışından gelen postaların hepsi açıldı, muzır (zararlı) görülen kelimeler dantel gibi oyularak çıkarıldı. Bazı yabancı dildeki kitaplar sayfaları koparılarak içeri alındı, bazıları bir kelimeye kurban gitti. Örneğin Termo-Dinamik adlı Fransızca kitap, başlıktaki ‘dinamik’, muhtemelen ‘dinamit’ anlaşıldığı için; İngiltere’den gelen kibrit kutularının kapakları “kan rengini andırdığı ve markası da kılıç şeklinde olduğu, üzerlerinde yazan Fransızca ‘Union ‘ sözcüğü ‘İttihat’ anlamına geldiği için” gümrükte takılmıştı. Öyle ki Nicolaides adlı Yunanlı yazarın Abdülhamit’i ve Türkleri öven ‘Doğu’nun Altın Kitabı’ adlı eseri bile, dil bilmeyen endişeli gümrük memurlarının kurbanı olmuştu.
Sansürcülerin altın makasından yerli yazarlar da nasiplerini alıyorlardı elbette. Örneğin Halid Ziya (Uşaklıgil) Kırık Kalpler adlı romanının sansür memurlarının kırmızı kalemiyle delik deşik edildiğini gördükten sonra 1908’e kadar yazarlığa ara vermişti. Benzer şekilde Tevfik Fikret de yazamaz hale gelmişti, Aşiyan’daki evinde inzivaya çekilmişti.
Muzır kelimeler listesi
Lise yıllarında bellediğimiz gibi ‘burun’, ‘tepe’ ve ‘Yıldız’ kelimelerinin yasaklı olmadığını söyleyen kaynaklar varsa da Hüseyin Cahit (Yalçın), Pierre Loti’den çevirdiği İzlanda Balıkçısı’nda coğrafi bir tanım olan ‘burun’ yerine ‘karaların denizlere doğru ilerlediği yer’ dediğini anlatır. Aynı şekilde tiyatrocu Ahmet Fehmi Efendi, bir oyunda kadının gözlerinin ‘yıldız gibi parladığını’ söylediği için jurnallendiğini belirtir. 1901’de bir Fransız kumpanyasının oynamak istediği Cyrano de Bergerac oyunu, Cyrano’nun büyük bir burnu olduğu ve oyunda buna dair bir tirad olduğu için yasaklanmıştır.
Ama, çeşitli kaynaklarda ‘muzır’ (zararlı) bulunduğu için aforoz edilen kelimelerin epey uzun bir listesi olduğunu okuyoruz. Örneğin Ali Seydi Bey ve arkadaşlarınca 1908-1914 arasında üç cilt halinde yayımlanan Resimli Kamus-u Osmanî’nin sonundaki bir listeye başka kaynaklardan yaptığım eklemelere göre, Abdülhamit döneminde şu kelimelerin kullanılması yasaktı: Adalet, arsenik, aksülmen (ikisi de zehir), anarşi, avam (halk), Ballı Baba (neden yasaklı olduğunu öğrenemedim), beynelmilel, bomba, büzürgvar (‘değerli, yüce’ anlamına geliyor ama kaba, müstehcen anlamlı ‘büzüg’ kelimesine benzediği için olsa gerek), cemiyet, cumhuriyet, Darvinizm, demokrat, diktatör, disiplin, dinamit, Ermenistan, grev, hafiye, hak, hal’ (tahttan indirmek), Hatt-ı Sünbüli (nedenini öğrenemedim), humbara (bomba), hürriyet, ihtilal, infilak, inkıraz (yıkılma), inkılap (reform), irtica (gericilik), irtiyab (kuşku), istibdat (baskı), ispirtizm (ruh çağırma), isyan, Kanun-i Esasi, klik (hizip), klerikal (kiliseye dair), konservatör (tutucu), mabad (arka), ma’bas (baldır), Meclis-i Ayan, Meclis-i Umumi, memorandum, Murad, mutlakıyet, müfteris (parçalayan), müsavat (eşitlik), nihilist (yıkıcı), obstrüksiyon (engelleme), oportünist (fırsatçı), oligarşi, Pan Cermenizm, Pan İslamizm, psikolocya (psikoloji), radikal, randevu, sansür, siyanür, siyemma (özellikle), sosyalizm, suikast, Şura-yı Devlet, Şura-yı Ümmet, tahtakurusu (‘tahtın kırılsın’ diye okunabildiği için), teevvüh (feryad etmek), vatan, veliaht, veto, zehir, zulüm…
Aforozlu kitaplar
Bunun dışında külliyen yasaklanan kitaplar, dergiler vardı. Örneğin Kelile ve Dimne, Gülistan, Kitab-ı Muhammediye, Tarih-i Osmani, Ebu Müslim Kıssası, Raşid Rıza’nın Fatiha Tefsiri, Kırk Hadis gibi İslami kitaplar, Mezmurlar Kitabı veya Tevrat’ın Arz-ı Mevud’un Beni İsrail’e döneceği hakkındaki bahsi gibi gayri İslami eserler, Rüya Tabirleri, Nasreddin Hoca’nın Cuha hikâyeleri gibi folklorik eserler, Abdülhak Hamit ve Namık Kemal’in bütün eserleri, İbn-i Batuta’nın ve Evliya Çelebi’nin seyahatnameleri (bu sonuncusu aslında daha önceden de yasaklıydı, hikâyesini başka zaman anlatırım) gibi son derece geniş bir yelpazede yasaklı kitap vardı. Yasaklı dergilerin sayısını tespit edemedim. Ayrıca pek çok konuda resim, fotoğraf, bilgi verme yasağı vardı. Örneğin hepsi de anarşistlerce öldürülen Fransa Cumhurbaşkanı Carnot kalp durmasından (1894), Avusturya İmparatoriçesi (Sisi lakaplı) Elisabeth (1898) göğüs darlığından, ABD Başkanı Mc Kinley şirpençeden (1901) ölmüş gibi gösterilmişti, çünkü gerçeğin bilinmesi, Abdülhamit düşmanı anarşistlere esin kaynağı olabilirdi! Girit Meselesi’nin yan etkisi olarak, Yunan Kralı ve veliahtının, Yunan ordusunun, gemilerinin resimlerinin yayımlanması düşünülemezdi elbette. Müslüman kadınların resimleri, elbette müstehcen resimler zinhar yasaktı. Ve nihayet, Abdülhamit’in ve çocuklarının resimlerinin, fotoğraflarının basılması kat’a yasaktı!
Kısacası Aldülhamit dönemi, sansür tarihimizin nadide bir parçasıydı. Bu dönemle günümüzün benzerliklerini ve benzemezliklerini bulmak sizlere kalıyor. Ancak unutmamak gerekir ki, Aldülhamit’in 30 yıllık otoriter dönemini (33 yıl iktidarda kalmıştı ama ilk iki yılı ile son yılı görece demokratikti) takip eden İttihat ve Terakki (İTC) dönemi için de Şair Eşref şöyle demişti: “Vakt-i istibdatta söz söylemek memnu (yasak) idi/Ağlatırdı ağzını açsan hükümet mananı/Devr-i hürriyetteyiz şimdi, değişti kaide/Söyletirler evvela, sonra …….. ananı.” Gerçekten de, 9 yıllık İTC dönemi aynen Eşref’in dediği gibi olacaktı….
Özet Kaynakça: Ahmet İhsan Tokgöz, Matbuat Hatıralarım, Yay. Haz.: Alpay Kabacalı, İletişim, 1993; Fatmagül Demirel, II. Aldülhamit Dönemi’nde Sansür, Bağlam, 2007; Hüseyin Cahit Yalçın, Edebiyat Anıları, Yay. Haz.: Rauf Mutluay, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1975; Cevdet Kudret, Aldülhamit Dönemi’nde Sansür-I, II, Milliyet, 1977; Orhan Koloğlu, “Muzır Ararken Alay Konusu Olan Rejim: II. Abdülhamit Sansürü”, Tarih ve Toplum, S. 37, Ocak 1987, s.14-18; Louis Bazin, “Osmanlı Sansürü ve Sözlük Yazarlığı: Sâmî Bey’in Kamus-i Fransevî’si”, Çev.: Server Tanilli, Tarih ve Toplum, S. 19, Temmuz 1985, s. 10-12.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları

















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2024
9.09.2024
17.11.2022
6.11.2022
7.06.2019
26.12.2017
21.03.2016
13.03.2016
6.02.2016
28.02.2016