Cemil ERTEM
Bu seçim sürecinde, muhalefet tarafında, hiç anlamadığım bir görüntü var; sanki 25 Haziran’da eski sistem devam edecekmiş gibi muhalefet yapıyorlar, konuşuyorlar. Ancak zaten parlamenter sisteme döneceklerini, her fırsatta söylüyorlar diyeceksiniz; hadi diyelim seçimi kazandılar ve öyle olması için kolları sıvadılar, peki o kaosla örülü gerici restorasyon sürecini nasıl yönetecekler? 25 Haziran sabahı Türkiye, seçim sonucu ne olursa olsun, yeni bir sisteme uyanacak ve her şey otomatik olarak değişmeye başlayacak. Başta devlet bürokrasisi olmak üzere, yasama, yürütme ve yargı organları bu yeni döneme kendilerini uydurmaya çalışacaklar. Bu durumda, inatla eskiye döneceğiz diyen birileri iktidara gelirse, başta ekonomi olmak üzere, her alanda çarklar yalnız durmakla kalmayacak, geriye de dönmeye çalışacak ve öyle ki, şimdiye değin büyük bir istimle dönen çarklar, geriye dönmek için, dişlilerini de kırmaya başlayacak!
/* */
Bu büyük riski sermaye göze alamaz, çalışan büyük kesimler, KOBİ sahipleri, esnaf, çiftçi hiçbir kesim bunu göze alamaz. Kaldı ki riskten öte, geriye dönmek, bütün bu kesimlerin hem kısa vadeli hem de uzun vadeli çıkarlarına terstir. Toplumların tarihinde böyle dönemler devrimci dönemlerdir. Böyle dönemlerde “eski”nin temsilcisi olduğu için büzülerek küçülmüş, içi boşalmış eski egemen kesim dışında, hemen her kesimin çıkarları büyük değişimden yanadır. Ve böyle olunca, böyle dönemlerde, büyük dönüşümler büyük uzlaşılarla, barışçıl olarak gerçekleşir.
Millete meydan okuma!
Bu anlamda CHP’nin ve onu takip edenlerin “Biz iktidara gelirsek tornistan edeceğiz, geriye basacağız, parlamenter sisteme geri döneceğiz” demeleri daha şimdiden bu seçimi kaybettiklerini gösteriyor. Çünkü hem bir önceki Cumhurbaşkanlığı seçiminde hem de referandumda bu halk başkanlık sistemine geçişe onay vermiştir. Ve büyük uzlaşıyı zaten iki kez yapmıştır. Şimdi bunlar çıkmış herkese ama herkese “Biz sizin tarihi seçiminizi, büyük uzlaşışınızı tanımıyoruz, biz tornistan edeceğiz, gerici bir restorasyon süreci başlatacağız, Türkiye’de ileri gitmeye başlayan her şeyi durduracağız” diyor; hiç şüpheniz olmasın ki 24 Haziran’da millet bunu, kendisine meydan okuma olarak anlayacak ve bunu diyenlere tarihi bir yenilgi armağan edecektir.
Bana göre, nasyonal-sosyalist CHP ve takipçilerinin seçimi kaybetmesini bu büyük dönüşüm iradesini anlamama sağlayacaktır ki zaten bugünden kaybetmişlerdir.
Peki, “Biz parlamenter sisteme döneceğiz” ne demek? Bu, öncelikle, yukarıda da vurguladığımız gibi, gerici bir restorasyon isteğidir ve bu istek, esasında CHP ve ardıllarının yalnızca dillendirdiği bir hedeftir. Bu hedefin gerçek sahipleri, yarım asrı geçen bir sürede, Türkiye’yi “parlamenter demokrasi” aldatmacası altında, darbeler, askeri vesayet dönemleriyle yönetenlerdir. Bu ülkeye IMF 1947 yılında ayak basmış ve 2008 yılına değin, Erdoğan kapı dışarı edene kadar, bu ülkenin ekonomisini IMF yönetmiştir. Halkın siyasi iradesi, sandığın gücü yasamaya ve yürütmeye hiçbir zaman yansımamıştır. Öyle ki en geniş kesimlerin ekonomik talepleri artmaya başlayınca da askerler devreye sokularak doğrudan darbe yapılmıştır. 12 Mart 1971 darbesine giden yolda, darbenin generallerinden Memduh Tağmaç, darbenin -belki de bütün darbelerin- gerekçesini şöyle özetlemiştir: “Sosyal uyanış ekonomik gelişmeyi aştı.”
Eski sistemin ağababaları, yani ABD ve diğerleri, ekonomik gelişmeyi, kalkınmayı yukarı taşıyamayacaklarına göre, sosyal uyanışı bastıracaklardı, bunun da yolu dolaylı askeri vesayet değil, doğrudan askeri darbeydi. Zaten, parlamento milletin iradesini yansıtan bir organ olmaktan çoktan çıkmıştı. Parlamentonun partileri şimdiler gibi “birbirine benzemez” görünseler de aslında birbirinin tıpkısıydı. (Bu arada niye şimdi ittifak yapan sözüm ona muhalefet partilerine dört benzemez falan diyorlar, bunu anlamıyorum, Erbakan Hoca’nın dediği gibi, bunların hepsi aynı; Batı’nın içimizdeki kopyaları...) Tüm bunların dışında da zaten askeri darbe sürecine sıkıştırılmış “sivil” iktidarların ortalama ömrü ise en çok 1.5 yıl falandı. İşte bunların istediği, geri getirmek istediği, parlamenter sistem bu!
Manifesto ve ekonomi...
Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim manifestosunda ekonomiyle ilgili olarak, “Faizler, cari açık ve enflasyon düşecek” dedi. İşte şimdi de bu gerici restorasyoncuların, “Bu üçü birlikte nasıl olacak?” dediklerini duyuyorum, bunu akılları almıyor. Almaz çünkü onlar ta 1947’den beri IMF’nin ezberleriyle kendilerini avuttular, bundan dolayı anlamıyorlar.
Örneğin, Türkiye gibi ülkelerde enflasyon bir sonuçtur, yalnız parasal bir olgu değildir, üretim (maliyet) tarafında gerçekleşen ve etki olarak bütün piyasalara sıçrayan yanlış ekonomi politikalarının sonucudur. Bu anlamda yüksek faiz, yalnız yüksek faiz değildir, bütünüyle sömürgeci bir ekonomi-politikasının sonucudur. Yüksek faiz politikası borç ve ithalat ekonomisidir, böyle olunca, piyasa gerçeği sandığınız hiçbir şey piyasa gerçeği değildir, tam aksidir.
Yüksek faize dayalı bir ekonomi politikası, cari açığa enflasyonla birlikte yol açar, çünkü yüksek faiz, kurdan başlamak üzere, hiçbir şeyi piyasa fiyatlarıyla, gerçek anlamda, fiyatlamaz. Yerel paradan başlamak üzere, hiçbir şey rekabetçi fiyata sahip olmaz ve sanayiniz rekabet edemez. Böylece yüksek cari açık, enflasyon üretirsiniz. Türkiye’yi “piyasa gereği” (!) diye yıllardır bu büyük yalanla soydular. İşte Erdoğan bu yalana, ne pahasına olursa olsun, dur diyen adamdır. Böyle olunca, Türkiye, Erdoğan döneminde ekonomide elde ettiği hiçbir temel kazanımdan da vazgeçmeyecektir. Örneğin, dışa tam açık, dalgalı kur rejiminin geçerli olduğu, sermeye giriş ve çıkışlarının sonsuz serbest olduğu bir ekonomi temel çıkış noktamızdır ve vazgeçilmezdir. Bir sonraki yazıda bu temel üzerinde şekillenecek ayrıntılara gireceğiz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları






















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2018
24.10.2018
18.10.2018
17.10.2018
25.09.2018
21.09.2018
18.09.2018
11.09.2018