Ekrem DUMANLI
Hz. Ömer Halife. Hutbede halka sesleniyor: “Dinleyin ve itaat edin!” Oradan adı sanı bilinmeyen bir vatandaş, devlet başkanına haykırıyor: “Ne dinleriz ne de itaat ederiz.” Camide derin bir sessizlik! Kim bilir belki de Halife’den azar bekliyorlar.
Ama öyle olmuyor; Hz. Ömer “Neden?” diye soruyor vatandaşına. “Ya Emirelmüminîn! Herkese kumaş dağıtıldı; ama hiçbirimiz o kumaştan bir gömlek diktiremedi. Şimdi görüyorum ki sen o kumaştan bir gömlek yaptırmışsın. Bir de kalkıp bize nasihat ediyorsun.” Koca Halife’de ne hiddet ne şiddet. Belki de gizliden gizliye bir memnuniyet yaşıyor. Çünkü tâ baştan sormuştu insanlara: “Ben yanlış yaparsam beni nasıl düzeltirsiniz?” Sıradan insanların hakperestçe söylediği şu cevabı alınca sevinmiş, Allah’a şükretmişti: “Seni kılıçlarımızla düzeltiriz.” Demek ki halk soruyordu, sorguluyordu. Demiyordu ki; “Bu insan halifedir, dolayısıyla hesap vermek zorunda değildir.” Suçlamayı örtbas etme yerine meselenin iç yüzünü rahatlıkla izah ediyor Halife. “Oğlum Abdullah, kalk ve gerçeği söyle.” diyor. Hazreti Abdullah izah ediyor: “Doğrudur, o kumaştan bir gömlek yapmak imkânsızdı; ancak ben kendi hissemi babama verdim. O kumaşları bir araya getirdik, babama gömlek diktirdik.” Camiye huzur geldi yeniden. Ve vatandaşların gür sedası Mescit’te yankılandı: “Şimdi konuş ya Halife! Hem dinleriz hem de itaat ederiz!”
Halk soruyordu, sorguluyordu; yönetici de terleye terleye hesap veriyordu. Çünkü aldıkları Kur’anî ahlak ve Muhammedî (sas) terbiye öyle davranmayı gerektiriyordu. Hazreti Peygamber, bir gece sabaha kadar uyuyamamış, eşi sebebini sorunca o Muazzam Peygamber, “Dün gece yerde bir hurma gördüm, yedim. Sonra aklıma geldi ki; ya o hurma beytülmale aitse?” Nebevî ahlak buydu!
Ütopya değil; gerçek... Hiç kimse lâyüs’el değildi; hele milletin hukuku söz konusu olunca hiç kimseye imtiyaz tanınmazdı. Mevki sahibi bir hırsızın affı için kendisine müracaat edildiğinde, geçmiş ümmetlerin helaketinden bahsetti Şanı Yüce Nebi. O anlatıma göre nüfuzlu birileri suç işlediğinde affedilir, sıradan vatandaşa en ağır ceza tatbik edilirdi: İbret olsun diye şöyle söyledi: “Vallahi suç işleyen, kızım Fatma bile olsa cezasını tatbik ederim...”
Bir zamanlar salonlara doluştuğumuzda “İslam’ın sosyal adaleti” böyle misallerle anlatılır ve herkesin ruhunda ürpertiler hâsıl olurdu. Onlarca örnek sıralanırken adalete duyulan özlem depreşirdi. Ya şimdi! Yolsuzluk deniyor; muhafazakâr kitleden bir kısım insanlar “Olsa bile” diye başlayan arsız cümleler kurabiliyor. Rüşvet deniyor, Kur’an ve sünnet ile asla tevil edilemeyecek sahte fetvalardan bahsediliyor. “Almayan mı var, çalmayan mı var?” diye başlayan cümleleri, “Rüşvet verene de alana da lanet olsun!” diyen Hazret-i Peygamber duyunca ne der acaba!
Yahu Allah aşkına bu ne dünya sevgisidir böyle?.. Dün “Sabır-savaş-zafer, adım Müslüman!” diye sokaklarda bağıranların bir kısmı, şimdi “Para, kasa, masa, adım iktidar!” deyip ruhlarını “devlet”in ahtapot kollarına teslim ediyor. Nerde kaldı o “İslamî gençlik” heyecanı, nerde kaldı Hazreti Ömer’den bile bir gömleğin hesabını soran kıyam kültürü?
“Siyasal İslam” sistem dışında kalmanın sağladığı avantaj sayesinde etkileyici bir dinamizm yakalamıştı. Şimdi görünen o ki her hataya boyun eğecek kadar uysallaşmış, uyutulmuş ve sisteme entegre edilmiş. Ne uğruna? Son tartışmaların siyasî ve hukukî boyutu bir yana, dindar-muhafazakâr insanların üzerinde düşünmesi gereken hayatî bir konu var: Yolsuzluk, rüşvet, yalancılık, usulsüz mal edinme, kirli ve kaynağı belli olmayan paralarla servet sahibi olma gibi günahları dinî referanslarla bertaraf etmeye çalışma talihsizliği. Ne hazin bir imtihandır bu Allah’ım! Korkunç bir akide tahrifi ile karşı karşıyayız maalesef. Hz. Muhammed, “Haram da bellidir, helal de bellidir.” dedikten sonra, bu ikisinin ortasında “şüpheli şeyler” olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Ondan da sakının!” Daha ötesi var mı? Mesele sadece seçim kazanmaktan ibaret değil ki! Ya kaybettiğimiz hesap verme ve hesap sorma şuuru? Ya hayatı istikamet üzere yaşamak ahdi?
Allah’ını seviyorsan...
Maalesef Başbakan Erdoğan’ın keskin dili, hem kendine, hem ülkeye zarar veriyor. Kürsüye çıkınca adeta kendinden geçiyor ve toplumun her kesimine ağza alınmayacak laflar söylüyor. Taşıdığı makamın sorumluluğunu arada bir hatırlıyor olsa gerek ki, “Ben 77 milyonun tamamını seviyorum.” gibi laflar etmeyi ihmal etmiyor. Ah keşke öyle olsa! Ne yazık ki sarf ettiği asabı bozuk cümlelerin içinde ne sevgi esintisi var ne saygı kırıntısı.
Elinizi vicdanınıza koyun ve şu soruya cevap verin lütfen: Erdoğan’ın hakaret etmediği, aşağılamadığı, azarlamadığı bir kitle kaldı mı Türkiye’de? Kendi siyasî çekirdek kadrosu hariç! Sağcılar, solcular, ateistler, iş dünyası, medya, yazarlar, gazeteciler… Tek bir ölçüsü olduğu anlaşılıyor: Kendisine taabbud derecesinde itaat. Böyle bir şeyin ne dinde yeri var, ne siyasette. O yüzden herkese hakaret ediliyor pervasızca.
Mesela önce Devlet Bahçeli’ye “çocuksuz” diyerek ağır hakarette bulundu. Tek kelimeyle ayıp! Vaktiyle tanıdığımız, desteklediğimiz, inandığımız Tayyip Erdoğan’a yakışacak bir laf mı bu? O yetmemiş olsa gerekir ki bu sefer de Fethullah Gülen Hocaefendi’ye dil uzatarak “evlatsızlık” üzerinden vefasızlığa devam etti. “Ey Hoca!” diye bağırıyor meydanlarda. Türkiye’nin başbakanı böyle mi konuşur Allah aşkına!
Başta Bediüzzaman olmak üzere pek çok muhterem şahsiyet gibi Hocaefendi de evlenmemiş, kendini davasına adayarak büyük bir fedakârlık yapmıştır. Bunu millet gayet iyi bilir ve can u gönülden takdir eder.
Evlad ü iyal derdine düşenler, servet üstüne servet edinenler, para-tura işleriyle meşbu’ olup ülkeye hizmeti kendine paravan yapanlar, yolsuzluğa kılıf uydurup irtikâpa girenler tabii ki Hocaefendi’nin fedakârlığını anlayamaz.
Bir sebebe binaen evlenmemiş; ya da evlendiği halde çocuk sahibi olamamış insanları da rencide etmenin bir mantığı var mı? Ayıp ki ne ayıp! Sayın Başbakan etrafına bir göz atsa bu yaptığı hatayı anında görecektir. “Babacığım” diye kendisine seslenecek birisi bile bu aşağılamanın ne kadar insafsızca yapıldığını söyleyecektir...
Başbakan Erdoğan, “Ey Hoca... Senin vatanın Türkiye ise buyur vatanına gel.” diyor. Üstelik Hocaefendi’ye karşı “çete reisi”, “elebaşı” gibi yakışıksız sözler sarf ettikten sonra bunu söylüyor. O kadar ki yabancı bir ülkenin Başkan’ına şikâyet ediyor. Tarih bunu bir gün satır satır yazacak...
Ben de şöyle seslenmek isterim: “Ey Başbakan, Allah’ını seviyorsan sen önce internete düşen para kaçırma konuşmalarının, sıfırlanan on milyonlarca dolar ve Euro’nun, villaların hesabını bir ver.” O hesabı vermek için montaj, dublaj gibi teknik atraksiyonlara gerek yok. Allah’ını seviyorsan, “Ben böyle bir konuşma yapmadım, bu ses bana da ait değil, oğluma da...” de. Fas’tan aradığınızı, bir TV kanalındaki alt yazıyı değiştirttiğinizi itiraf ettiniz. İşte aynı ses, aynı dosya, aynı süreç. Allah’ını seviyorsan, doğru konuş, insanlara hakaret etme, vicdanları sızlatma!
Yeni 28 Şubat
Ne yazık ki adaletin üzerine koyu bir gölge düştü. Yolsuzluğu soruşturan savcılar hallaç pamuğu gibi sağa sola atıldı. Yerlerine getirilenlerin bir kısmı bile görevden uzaklaştırıldı. HSYK Yasası çıkarıldı ve yargı doğrudan Adalet Bakanı’na bağlandı. 9 bin civarında polis oradan oraya tehcir edilerek gözdağı verildi. Birkaç gün önce ortaya çıktı ki hukukî dinleme kayıtlarının imhası için resmî yazı bile yazılmış. Bu ne pervasızlık!
Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk dosyasındaki herkes serbest bırakıldı. Suçüstü yakalananların bir kısmı şimdi meydanlarda gövde gösterisi yapıyor. Artık yolsuzluğun üzerine kim gidebilir ki! Parti devleti, “saldırın” diye birilerini hedef gösterse kim “yargı bağımsızlığı”ndan, “hukukun üstünlüğü’nden bahsedebilir ki! 28 Şubat’ta brifing aldı diye yüksek yargıyı yerden yere vuranlar, bu dönemde yargıyı esir aldı. Tarih bu dönemleri bir gün yazmayacak mı? 28 Şubat’tan da beter bir durumun yaşandığı ortada. Güdümlü medya eski 28 Şubat’tan daha çirkef.
Yeni 28 Şubatçılar, ‘Hizmet’i MGK gündemine taşıyarak eski 28 Şubat’tan daha kuralsız bir baskı döneminin yaşandığını tescil etmiş oldu. 28 Şubat’ta demokrasiden hazzetmeyen askerler ‘Hizmet’i gündem yapıyordu. Bugün askerler sivillerden katbekat daha demokrat. Tetikçilerinin, “kırmızı bülten” goygoyculuğu bile ‘eski Türkiye’nin kime tevarüs ettiğini ortaya çıkarıyor. Askerî “28 Şubat bin yıl sürecek” idi, olmadı; yeni 28 Şubat bin yıl sürebilir mi? Asla!
Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.11.2015
6.01.2015
3.01.2015
30.10.2015
27.10.2015
23.10.2015
20.10.2015
16.10.2015
13.10.2015