Ferhat KENTEL
Osmanlı’nın son dönemlerinde “Osmanlı’yı kurtaracak mıyız. Kurtaracak olursak nasıl kurtaracağız” sorularıyla bir siyaset tarzı öneren farklı grupların ortak bir noktası vardı. “Bize ait” olduğunu düşündükleri bir şeyleri “koruyup”, yenilmiş bir devleti ekonomide, sanayide, orduda kalkındırmanın yolları üzerine kafa patlatıyorlardı.
Savaşarak genişlemiş ve savaşarak gerilemiş bir yapı, en sonunda geriye bir “yenilmişlik” psikolojisi bırakmıştı. İslamcısı, Türkçüsü, Osmanlıcısı, Batıcısı, hepsinin önünde inanılmaz güçlü bir Batı vardı ve hepsi bu Batı karşısında tarifsiz bir aşağılanmışlık duygusu ya da aşağılık kompleksi içindeydiler. Batı karşısında yeniden güçlü olmak, ona yetişmek için ise onu “teknolojide/ teknikte” taklit etmekten, “kalkınmaktan” ve “modernleşmekten” başka çare yoktu. Ancak bu şekildeBatı’yı “askerî” olarak tekrar alt etmek mümkün olabilirdi.
Bu ortak “kalkınma temeli”nin üzerine ise, gene kendilerinin “esas” olduğunu zannettikleri farklı kültür ya da kimlik unsurlarını cansiperane savundular. Ancak, Doğulu, Müslüman, Türk vs. bütün bu farklı kültür ya da kimlikler sos olmaktan öte gidemedi. Özellikle bu kavganın içinde, önce Osmanlı’yı “yenmeyi” başaran (dolayısıyla aslında ona ihanet eden) İttihat-Terakki, Yusuf Akçura, Ziya Gökalp ve Kemalizm uğraklarındaki etnik uluslaşma çizgisi “çok acı bir sos” oldu.
Osmanlı’dan devralınan yenilmişlik duygusu ve aşağılık kompleksi hiç sona ermedi. Ve bu sos tarifsiz baskılarla dayatıldı. Modernleşmeci seçkinler, Batı gibi güçlü olmak, bir gün o Batı’yı “yenmek” için içeride de herkese savaş açtılar. 1915’te Ermenileri yokederken kazandıkları tecrübeden beslenerek, Kızılay Meydanı’nda kasketiyle, poturluyla yürüyen köylülere; yüzyıllardır kullanılan ve bir hafıza mekânı olarak dile ve Arapça alfabeye; müziğe, Sünni dindarlara, Alevilere, Kürtlere; zaman içinde tekrar Ermenilere, Rumlara, Yahudilere, Süryanilere, komünistlere savaş açtılar.
Şimdi de ortaya Türklük ve muhafazakârlıkla karışık, yeni tür bir seçkincilik daha önceki siyaset tarzlarından ve tabii ki ittihatçı-kemalist çizgiden beslenerek “kalkınmaya”/ “Batılılaşmaya” çalışıyor. Bu seçkinler, “başka bir dünya mümkün” diyen, yeryüzünde adalet talep eden İslami toplumsal hareketin üzerinde yükseldiler. Ancak kazandıkça değiştiler, İslamcılıktan uzaklaşıp, yeni “milliyetçi-muhafazakâr soslarıyla” bir önceki “milliyetçi-Türkçü sosu” dayatanlara benzediler.
İttihatçı-kemalist çizginin gerçekleştirmeye çalıştığı protestanlaşarak/ sekülerleşerek modernleşmek, çağdaşlaşmak, kapitalistleşmek ve en önemlisi “güçlü olmak” hedefini “başarır gibi” oldular.
Onlar da hayatı ve dünyayı kendilerinden öncekiler gibi ikiye ayırdılar: Bir tarafta Batı’nın gücünü taklit etmek, diğer tarafta “özümüz”ü bulmak, bulamazsak da icat etmek... Bir tarafta kalkınma, ekonomik büyüme, teknoloji vs; diğer tarafta (ulus, Türklük vs. yerine) din, iman, Çamlıca’ya cami, kürtaj yasağı vs.
Ama esas dertleri “güçlü” olmak. Dev gibi gökdelenler inşa edip ne kadar da güçlü olduğumuzu görüp tatmin olmak; demokrasinin asgari kurallarını hiçe sayıp, insanlara fikirlerini sormaya tenezzül etmeden mesela Taksim Meydanı’nın altını üstüne getirmeye kafayı takmak; yurdun dört bir yanını beton ağlarla örmek; Haliç’in üzerine “ben yaptım oldu” köprüleri yapmak; New York- Manhattan özentisi birtakım yerlerde “finans merkezlerini/ gücün merkezlerini” inşa etmek ve daha bilumum güç gösterileri...
Bu yüzden, İslam’dan, İslamcılıktan, toplumun geleneklerinden, geleneksel dilinden devraldıkları birsosa bulanmış milliyetçiliği, Kemalistlerin de o çok özendikleri “Batı gibi kapitalistleşme” yolunda“bir savaş aracı” olarak tepe tepe kullanıyorlar.
İslamcı görünümlü ve de gazete görünümlü, ancak “28 Şubat- Ergenekon- internet andıçları” mantığında çalışan derin odaklar da bu savaş aracının şimdiki zamanda yıkama, yağlama ve bakım işlerini üstlenmiş durumdalar.
“Nükleer santral istemiyoruz!” diyenlerin üzerine jandarmayı salıp, Kürt meselesini inatla daha fazla askerî teknoloji ve güçle çözmeye inat ederken, herkesi PKK’lı ya da PKK düşmanı diye ikiye ayırıp,dibine kadar pozitivist- modernist bir ikili mantık içinde savaş dilini yeniden üretip duruyorlar.
İnsan hayrete düşmeden edemiyor. Osmanlı’nın yenilgisi nasıl da güçlü bir travma, dolayısıyla nasıl da tarif edilmez bir aşağılık kompleksi yaratmış! Ve Osmanlı’dan beri, bu duyguyu aşmaya çalışanlar nasıl da savaş dilinden vazgeçemiyorlar!
Ancak, uzun bir süre de olsa, savaşla varolan Osmanlı sonunda tükendiği gibi, topluma savaş mantığı içinde bakanlar, yani 12 Eylülcüler, 28 Şubatçılar da bugün artık maskaraya döndüler.
Yenme ve yenilme kısır döngüsünden çıkmadıkları takdirde, bundan sonra da, tevazuunu kaybetmiş bir şekilde, çerezli ya da çerezsiz, gazozlu ya da içkili yukarıdan aşağı kibirle bakan, kendilerinden farklı düşünen bütün herkese savaş mantığıyla yaklaşan yeni seçkinlerin de “yenilmeyeceklerine” dair bir garanti yok...
Yazarlar
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları

































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.07.2024
16.04.2024
5.02.2024
12.07.2023
24.01.2023
26.11.2021
2.05.2021
16.04.2021
10.10.2020
9.09.2020