Kemal CAN
Az olduklarını bilen ama kendilerini azınlık olarak görmeyip mücadele edenler ile az olmalarına rağmen sadece bir zamanlar yaşadıkları çoğunluk hissini korumak isteyenler aynı siyasi refleksleri göstermiyorlar.
Bu köşenin altındaki mini biyografide de belirtildiği üzere Düzce’de doğdum. Çocukluğumu geçirdiğim yıllarda, küçük bir merkez olmasına rağmen bir yol şehri olarak aşırı kozmopolitti. Türkiye’deki hemen her etnik gruptan, neredeyse bütün siyasi eğilimlerden küçük de olsa birer koloni vardı. İki büyük metropolü bağlayan ana yol, memlekette olup biteni, gelişen modaları, yükselen eğilimleri çok hızlı taşıyordu. Öğrenmek isteyen bir çocuk için büyük nimet. Ve Düzce o yıllarda da, baskıcı ve tacizkâr muhafazakarlık açısından şimdiki Türkiye’ye daha yakındı. Ama 70’lerin tam ortasında dünyada esen rüzgarların verdiği cesaretle sınırlı sayıda insan, o koyu atmosferin içinde farklı ses ve nefes vermeye çalışıyordu. Azdılar ama pek de öyle hissetmiyor, hissettirmiyorlardı. Belki çocukça bir hevesle öyle istediğim için bana olduklarından daha kalabalık görünüyorlardı.
Geçtiğimiz günlerde yine Düzce’ye gittim. Daha ortaokul sıralarındayken siyasetle birlikte tanıştığım arkadaşlarımla bir gün geçirdim. Neredeyse bir yıldır tek başına direnişini sürdüren KHK mağduru Alev Şahin’in şemsiyesinin altında çay içip sohbet ettim. Gelip geçerken gördüğümden daha fazlasına bakmaya, dışarıdan takip ettiğimden daha çoğunu dinlemeye çalıştım: Yine “sağcılığın” neredeyse havada asılı olduğu bir şehir görünümünde. Yine az bulunur bir çeşitliliğin içinde şaşırtıcı biçimde tek tip zorlamasında. İktidarın “ötekileri” yok sayma yaklaşımı, oyu yüzde 70’lerin üzerine çıktığı bu şehirde elbette çok daha sert. Ama yine sınırlı sayıda insan yaratabildikleri her küçük alanda demokrat bir duruş, farklı bir nefes yaratmaya çalışıyor. Daha da azlar ve olduklarından da azmış gibi hissetmeleri için her şey yapılıyor. Ama onlar da edilmesi gerekenleri “rahatsız” etmeye devam ediyorlar.
Siyaset sayılara, oranlara bakılarak konuşulunca aşırı soğuk, cansız ve iç karartıcı olabiliyor. İktidar blokunun çok yüksek oy aldığı şehirler, geniş bir coğrafya, sanki oralarda başka bir şey yokmuş gibi ele alınıyor. Oy sayısının yarattığı kibir iktidarla sınırlı kalmıyor. Oysa, iktidar lehine çok ezici oy ağırlıkları olan şehirlerde, kimi zaman mesleki, kimi zaman etnik korunaklara sığınarak ayakta durmaya çalışan ve az olmanın ciğerlere kadar işlediği, başa kakıldığı zeminlerde muhalif olmaya devam edenler var. Koyu ve bazen de kıyıcı sağcılığın sokak devriyesi gibi dolaştığı alanlarda solculuk yapmayı sürdürenler var. Çankaya’da, Beşiktaş’ta, Karşıyaka’da kalabalıklar içinde yerinenlerle, Düzce’de, Yozgat’ta, Rize’de bir avuç olup direnenler arasındaki fark sadece sayısal verilerle anlaşılamaz.
İLK İLİKLENEN DÜĞME
Uzunca bir süre iktidar yandaşlarının muhalefeti aşağılamak için ve bir süredir de çok haklı olarak herkesin kullanmaya başladığı, “Türkiye’nin muhalefet sorunu” meselesine bu pencereden bakınca, biraz farklı bir resim beliriyor sanki. İlk anda çok doğru gibi gelen bazı noktalar önemsizleşirken, pek fark edilemeyen bazı hususlar daha çok önem kazanıyor. Haksızlığı, kötülüğü, insanların ve insanlığın faydasına olmadığı çok açık görünen olumsuzluklara karşı olmak, yani muhalif olmak önemli bir ortak payda. Ancak, muhalif olmaya götüren asıl neden ve onun yaşanma biçimi açısından oluşan farklar, bu ortaklığı ciddi biçimde bozabiliyor. Rahatının kaçma ihtimalinden endişe ettiğinden her şeyi hak görenle, seçimleri nedeniyle yıllarca rahat yüzü görmemişin direnci aynı olmuyor.
Siyasi tavır, politik mensubiyet sosyal, ekonomik, kültürel hatta coğrafi bir sürü dinamiğin yanı sıra ahlaki ve vicdani bir mesele. Siyaseti moral dinamiklerle ilişkilendirmek ağırlıkla sağcıların işi olarak kabul edilse de, özellikle anarşist literatür bize siyasetin etik zemini hakkında kulak vermemiz ve hatırlamamız gereken önemli şeyler söylüyor. İyice kabalaştırdığımı bilerek söylüyorum: Eğer gelmekte olan bir şeylerden korkup mevcut halin değişmesinin sizi mutsuz edeceğine inanıyorsanız muhafazakar, içinde yaşadığınız atmosferden rahatsızlık duyuyor ve daha iyisinin olabileceğine inanıyorsanız da devrimci olma ihtimaliniz daha fazla. Sadece sonuçla ilgiliyseniz kırılgan bir pragmatik, dayanışmaya güvenerek direnirseniz de mücadeleci biri olabilirsiniz. Bütün dünyada muhalefetin gelecek güzel günler değil, gelmekte olan tehlikeler üzerine kurulmaya başlanması bir inandırıcılık ve inanç sorunu yaratıyor.
Siyasi tercihi ve aksiyonu, belki de hayata bakışı belirleyen en temel dürtü, başlangıç motivasyonu. Siyasetle neden ilişki kurmaya başlandığı, kurulacak ilişkinin yürüyeceği yolu önemli oranda etkiliyor. Dünyadan alınacaklara veya dünyaya katılacaklara odaklanma farkıyla ilgili galiba olup biten. Rahatı kaçtığı için çare arayanla, “daha iyi” için birilerini rahatsız etmeyi göze alanların siyasi refleksleri de, hikayeleri de çoğu zaman örtüşmüyor. Ancak ilkinin sesi (gürültüsü) daha fazla çıkıyor, ikincisinin ise inadı fark atıyor. Hayat tarzı üzerinden yürütülen siyasi tartışmalarda bunu çok daha açık biçimde görmek mümkün.
GELECEĞE DEĞİL YAŞANANA MUHALEFET
İçinde olunarak, yaşanmakta olanla ilişki kurularak -ilişki, uyumlu olmak anlamına hiç gelmiyor- oluşturulan siyaset alanı hem etkisi, hem de direnci açısından sayısal görüntüsünden daha farklı bir etkiye sahip. Buna karşılık, eskisi gibi olunamayacağı ve rahatın kaçacağı ihtimali üzerine kurulan ve “durdurun şunları” sınırını aşamayan bir muhalefet tarzı fazla dayanıksız. Veya şöyle de tarif edebiliriz; Az olduklarını bilen ama kendilerini azınlık olarak görmeyip mücadele edenler ile az olmalarına rağmen sadece bir zamanlar yaşadıkları çoğunluk hissini korumak isteyenler aynı siyasi refleksleri göstermiyorlar. Hayat tarzını ilkesel bir özgürlük ve asıl olarak “ötekilerin” meselesi olarak algılamayanlar, baskılardan duydukları rahatsızlıkları bir anda ırkçı bir tahammülsüzlüğe çevirmekten, sadece kendilerine kadar özgürlük talep etmekten kolay kaçınamıyorlar.
Türkiye bugün cehaletin, gericiliğin ve düşmanlaştırmanın kolay övülebildiği bir ülke gibi görünüyor olabilir ama gerçek verilere, ciddi araştırma sonuçlarına bakıldığında durumun tam öyle olmadığı anlaşılıyor. Öğrenim seviyesi artmış, temas ve ilişki alanları çeşitlenmiş, hatta taassup bile gerilemiş durumda. Görünürlük açısından oluşan negatif trendin asıl sebebi ise, bu eğilimleri besleyen çoğunluğun yükselmesinden ziyade, azların sesinin değersizleşmesi. Üstelik bu, sadece iktidar baskısıyla oluşan bir durum değil, muhalefet algısıyla da yakından ilgili. Bu durum, “muhalefet neden bu kadar güçsüz” sorusuna da başka bir pencere açıyor: Hangi muhalefetten bahsetmekteyiz? Güçsüz olan ne, neyin daha güçlü olması isteniyor? Elbette aynı sorular, “yenilik”, “değişme” başlıklarıyla da tekrarlanabilir.
Çocukluğumun şehrinde geçirdiğim günün ardından, biraz geçmişe gittim. Gelecek olan tehlikelerden (komünizm gelecek) bahseden kalabalığın değil de, içinde olduğumuz duruma itiraz eden azların neden bana daha doğru söylüyormuş gibi geldiğini hatırladım. Hiçbir açık avantajları olmadan, hatta korumaları gerekenleri riske atarak mücadele edenlerin neden daha inandırıcı geldiğini düşündüm. Az olunan, “güçsüz” görünülen yerde direnç göstermenin çoğaltan etkisini düşündüm. Muhalif olmak büyük parantezinde herkesin eşitlenmediğini, bazılarının da hakkının yendiğini hissettim. Hapse girmeden önce yeterince cesur olmadığı için eleştirdiği yazarların davaları için adliye önüne gelmeye üşenenlerin karşısına, bahçesinin ilk fındığını kırıp Alev Şahin’e getirenleri koydum. Öyle işte…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2026
5.01.2026
28.12.2025
21.12.2025
15.12.2025
1.12.2025
23.11.2025
16.11.2025
3.11.2025
26.10.2025