Kemal CAN
Bugün Türkiye’de sarı yelek eylemi yapılması olasılığından, hele onu organize edebilecek bir potansiyelin, yapının varlığından bahseden ciddi bir değerlendirme yok. Zaten, “çağrı yaptı” diye linç edilmeye kalkılan Fatih Portakal da, aslında bunun olamayacağından söz ediyor. Dolayısıyla, iktidar açısından “sarı yelek tehlikesi”, soğuk savaşın “bu kış komünizm gelecek” iddiaları kadar gerçek dışı ve aslında öyle olduğu için de uzak bir ihtimali ezmek için çok daha elverişli.
Baskı ortamı, korku iklimi hem kişisel düzeyde, hem toplumsal alanda söz ve hareket kabiliyetini çok güçlü biçimde etkiler, etkiliyor. İnsanlar, topluluklar yapmalarının çok doğal olduğu hamleleri, yapmayı düşünebilecekleri şeyleri, daha önce çok kolayca söyleyebildiklerini daha fazla tartarak hayata geçiriyor veya sıklıkla vazgeçiyor, erteliyor. Refleks davranışlar, doğal tepkiler, hatta alışkanlıklar bile zayıflamaya başlıyor, hareketsiz kalmak bir güvenlik meselesine dönüşüyor.
Etrafta olanlara, sadece hareket yönü ve sınırlarıyla ilgili ipuçları bulmak için bakılmaya başlanıyor. Başkalarının başına gelenlere, başa gelebilecekler hakkında konuşulanlara, herkes kendi pozisyonunu korumak veya duruşunu açıklanır kılmak için dikkat kesiliyor. Şartlar, şartları yaratan süreçler ve bu konulardaki gidişatı çizen öngörüler -belki pek de dahil olunmadan- yakından takip ediliyor. Çok şeyi açıklama iddiasındaki kalıplara da, sürprizli iddialara da talep tırmanıyor.
Hukuki ve siyasi baskılarla baş etme yöntemlerinden biri olarak iktidar sahiplerinin kafasından geçenleri anlamaya çalışmak, anlayan ve bilen iddiasındakileri takip etmek de sık rastlanan bir durum. Bu yüzden, iktidar yanlısı isimlerin açık tehdit içeren yazıları, önemli bir bilgiymiş gibi muhalif basın tarafından da paylaşılıyor. Olup bitenlerin arkasındakiler, perde arkaları, kulisler, gizli pazarlıklar gibi kapalı mevzulara dair bilgi kırıntıları büyük bir özenle toplanıyor.
İlk bakışta şüpheci bir meraktan besleniyor gibi görünen bütün bu haller, olanı anlamaktan çok yapılması gerekeni bulmaya takıldığı için, bir zihin açıklığı veya görüş berraklığı değil, kafa karışıklığı ve optik bulanıklık yaratmaya başlıyor. Endişeli hareketsizlik de, önce düşünüp sonra hareket etmek (söz söylemek) biçiminde bir ihtiyatlılıktan, korku iklimini yeniden üreten bir karamsarlığın kıyılarına doğru ilerleyebiliyor. Fonksiyonel niyet, anlama çabasını ele geçiriyor.
Giderek artan baskılar, yükselen endişe ve çaresizlik hissi, ne kadar başarılı sonuçlar aldığından bağımsız olarak aşırı “stratejik” bir akıl yürütmeyi, ne işe yaradığı son derece tartışmalı olsa da sürekli “taktik” formüller üretmeyi zorluyor. Hep kurulan, açığa çıkarılması ve korunulması gereken bir takım tuzaklar var. Elbette, 24 Haziran’da görüldüğü gibi, “keşfedilmiş” tuzaklara düşmemek gerekçesiyle, çizilen yolda uygun adım yürünmesini sağlayan tuhaf taktik buluşlar da mevcut.
Şimdi de, iktidar sözcülerinin Fatih Portakal ve Kemal Kılıçdaroğlu’na dönük sözleri üzerinden bir “kutuplaştırmanın tırmandırılması” tartışması yürüyor: Yıllar sonra Gezi soruşturmasının tazelenmesi, son derece örgütlü bir trol faaliyeti olan “Türkiye’de de sarı yelek eylemi organize edilecek” söylentileri, sonrasında da önce Bahçeli, ardından Erdoğan’ın “sokağa çağrı” suçlamasıyla bazı isimleri hedef göstermesi, tehdit etmesi siyasi tuzak olarak işaret ediliyor.
İktidarın, sokak eylemlerini tehlike olarak göstererek seçim öncesinde bir siyasi avantaj üretmeyi istediği yolunda değerlendirmeler yapılıyor. Bazı siyasi parti sözcüleri bu konuda uyarılarda bulunuyorlar, hatta iktidarın böyle olayların olmasını şiddetle arzu edebileceğini söylüyorlar. Bazı yorumcular da, iktidarın olası muhalefet çıkışlarının önünü kesmek için, bir siyasi kontrol aracı olarak meseleyi öne çıkardığına dikkat çekiyorlar.
Türkiye’de iktidarın toplumsal kutuplaştırmayı kullanarak siyasi desteğini süreklileştirdiği, muhalefet unsurları üzerindeki baskısını da kurgulanmış “tehdit” algılarıyla kalıcılaştırdığı bir sır değil. Çeşitli sembolleri ve vakaları kullanarak bunu bir siyasi enstrüman olarak kullanmada hayli ustalaştığı da söylenebilir. Fakat, geçen sürede iktidarın kullandığı “tehdit” motiflerinde sahiciliğin pek de peşinde olmadığı, buna ihtiyaç duymadığı, hatta tersini tercih ettiği de görüldü.
Dünyada yükselen yeni sağ popülist dalga, endişelerle mobilize edilmiş amorf kimlik kalabalıklarıyla yükseliyor. Aynı şekilde, tehdit ve karşıtlık alanlarının da -zayıf hedefler dışında- özellikle muğlak bırakıldığı görülüyor. Çünkü, sorunu, tehdidi ve hedefi daraltmak, somut hamleler ve bir tutarlılık mecburiyeti yaratırken; belirsiz ve en geniş biçimde tarif, kullanışlılığı artırıyor. Benzer biçimde Türkiye’de de tehdit, iktidara yönelebilecek her şey, herkes genişliğinde tanımlanıyor,
Bu açıdan tartışmaya baktığımızda, iktidarın siyaseten kullanışlı olabilecek bir sokak hareketliliğini mi yoksa zaten pek enerjisi kalmamış muhalefetin bir de mesnetsiz bir suçlama korkusuyla sokağı ağzına alamaması mı daha işe yarar? Bir başka pencere de, gazetecileri, siyasetçileri açık hedef göstermenin veya anayasal demokratik hakları suça dönüştürmenin bir siyasi tuzak olarak, taktik bir çıkış gibi tarif edilmesi, baskı rejimini ifşaya mı yoksa onu normalleştirmeye mi hizmet eder?
Bugün Türkiye’de sarı yelek eylemi yapılması olasılığından, hele onu organize edebilecek bir potansiyelin, yapının varlığından bahseden ciddi bir değerlendirme yok. Zaten, “çağrı yaptı” diye linç edilmeye kalkılan Fatih Portakal da, aslında bunun olamayacağından söz ediyor. Dolayısıyla, iktidar açısından “sarı yelek tehlikesi”, soğuk savaşın “bu kış komünizm gelecek” iddiaları kadar gerçek dışı ve aslında öyle olduğu için de uzak bir ihtimali ezmek için çok daha elverişli.
Bu vaka üzerinden tekrar baştaki tartışma noktasına döner ve sorarsak: Bahçeli ve Erdoğan’ın “sokak eylemleri” tehdidini kullanarak kutuplaştırmayı tahkim etmeyi deneyeceğini düşünen “stratejik akıl” yeni ne söylüyor? Arkasındaki “hinliği” ararken, önündeki düpedüz gerçekten kopmaya değecek bir taktik imkan açıyor mu? Sakınılması gereken tuzaklar keşfederken, sürekli yan yollarda kaybolunuyor olabilir mi?
Üzerinde fazla oynanmış bir stratejik akılla olanlara bakmak, karşı taktikler geliştirmeye çalışmak, bazen ihtiyattan çok, aktif bir hareketsizliğe yol açıyor. Siyasetçilerin, gazetecilerin tehdit edildiği, hedef gösterildiği, bunun da gayet açık ve son derece kaba bir üslupla yapıldığı bir durum karşısında, belki de çözümlenmesi gereken taktik bir problem filan yoktur. Belki, “patlatırlar enseni” sözünde bir stratejik derinlik aramak da çok gerekli değildir.
Benzer meselelerde yaşanan bir başka nokta da, tartışmanın aktörler açısından değerlendirilmesinin öne çıkması. Tıpkı aşırı stratejik akıl yürütmelerde olduğu gibi, birden zuhur eden yüksek tarih bilinci ve hafıza kodları hemen konunun etrafını sarıveriyor. Hedefe yerleştirilen isimlerin veya saldırılan çevrelerin, desteği hak edip etmediği, daha fenası bu saldırıyı hak edip etmediği bile, tartışmalı fişleme tutanaklarıyla ya da cesaret performanslarıyla test ediliyor.
Bahçeli ve Erdoğan’ın Fatih Portakal ve Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedefe koyarak herkese söyledikleri ve herkesin üzerine alınması gereken sözlerinin arkasında açık veya gizli bir strateji var mıdır? Bu sorunun, “Bu sözlerin kabul edilmez olması açısından, öyle olup olmamasının bir önemi var mıdır?“ diye cevaplanması daha zihin açıcı değil mi?
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları


















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2026
5.01.2026
28.12.2025
21.12.2025
15.12.2025
1.12.2025
23.11.2025
16.11.2025
3.11.2025
26.10.2025