Kurtuluş TAYİZ
Diyarbakır’ın baharı yalancıdır; sabaha güneşle uyanırsınız, öğleden sonra karabulutların bir anda toplandığı gökyüzünden yağmur boşalır...” Diyarbakır Havaalanı’nda servisin dolmasını bekleyen belediye aracının şoförü, bu sözlerle anlatıyor son günlerdeki hava durumunu.
Şehrin havası da pek farklı değil; çabuk değişiyor. Şehir merkezine doğru giderken otobüste, Gülistan’ı dinliyoruz. Şivan Perwer’den sonra Kürtlerin en popüler şarkıcısı. Esnaflar dükkânlarının önünü temizliyor. Kürsüler çoktan kapı önlerine atılmış bile. İki gün önce dört PKK üyesinin cenazesi kaldırılırken şehirde tüm kepenkler indirilmiş, kentte hayat durmuş. Bu sabah ise şehir yastan çıkıyor. Aklımda onlarca soruya yanıt bulmak için Diyarbakır sokaklarında dolaşmaya çıktığımda ciğer kebabının dumana karışmış kokusu şehri sarmış bile. Ne kayıt cihazını açmayı ne not tutmayı düşünüyorum. Zira merak ettiğim soruların hiçbirinin kolay yanıtı yok. Sabah çayını içmek için bir kahvehanenin önüne oturuyorum. Televizyonda haberleri veren sunucunun heyecanı bitişik masadaki yaşlıların gündelik konuşmalarının içinde kayboluyor.
Diyarbakır’da iki gün boyunca yüze yakın insanla konuşma fırsatı buldum. Aralarında şehrin tanınmış siyasileri ve toplum temsilcileri de vardı. Fakat çoğu bir şehre hayat veren, sokakları dolduran ‘sıradan’ Diyarbakırlılardı...
Cenazelere kayıtsız kalamıyorlar
Neredeyse hepsine aynı soruları yönelttim; son günlerde kentte yaşanan olayları, kalkan cenazeleri, inen kepenkleri, sokak çatışmalarını, barış ve kardeşliği; kısaca tüm sorunların anası olan Kürt meselesini sordum. Değişik yanıtlar aldım ama ortak tepkiler gözledim. AKP hükümetinin, devlet bürokrasisinin, güvenlik güçlerinin ve özellikle de polisin ilk defa bu kadar çok eleştirildiğini görüyorum. Yüzlerine yansıyan acı, öfke, hiddet ve suçlayıcılık bana göre daha çok barış ümitlerinin, bundan önce defalarca olduğu gibi, boşa çıkmasından kaynaklanıyor. Kürt meselesi onlar için hala kanlı bir sorun. Yaşamlarını doğrudan etkiliyor. ‘Ateşkes’ olmasına karşın dağdan cenazelerin gelmesine kimse kayıtsız kalamıyor. Herkes tutulan yasa ortak oluyor bir şekilde. Ya büyük gösterilerle defnedilen PKK üyelerinin cenazelerine katılıyor ya kepenk indiriyor ya basın açıklamalarında bulunuyor ya da sokağa çıkıp güvenlik güçlerine taş savuruyor. Batı’dan bakıldığında “Kürtler ayrılmak istiyor” yorumlarına neden olan bu görüntüler aslında “birleşme”nin gecikmesinden, barışın ertelenmesinden doğan ümitsizlikten kaynaklanıyor. Kürtlerin sokağa taşan öfkesi, kendilerine ‘barışma hakkı’nın bile tanınmamasından, çok görülmesinden ileri geliyor. Bu ülkenin diğer vatandaşlarıyla birlikte eşit yaşama hakkına sahip olamadıkları ve bunun kendilerinden esirgendiğini düşündükleri için kızgın ve öfkeliler.
Savaşın bittiğini anlamamışlar
Kanlı bir iç savaşa rağmen Kürtler Türkiye’den ne duygusal ne de zihinsel bir kopuş yaşadı. Fakat kendilerini bu ülkenin hep katliama uğrayan vatandaşları gibi hissettiler. Bugün de başka türlü hissetmiyorlar. Barışmanın zorluğunda tek sorumlu kuşkusuz devlet veya hükümet değil. Kürt siyasetine yön veren merkezlerin, İmralı-Kandil-BDP’nin de bunda azımsanmayacak payı var. Ancak bu pay, 30 yıldır süren bir savaşı bitirme cesaretini gösterip bir türlü barışma adımını atamayan AKP politikalarının gölgesinde kalıyor. Şu izlenimi ediniyorum: Büyük savaş bitti ama hem devlet hem de PKK bunu algılamakta zorlanıyor. Yaşanan küçük çatışmalar bu algı sorunundan kaynaklanıyor. Sokakları cehenneme çeviren küçük kalabalıkların isyanını şehrin pasif kalabalığı da düşünce düzeyinde paylaşıyor. Kürt politikacıların kopardığı feverana kapılmayan sağduyulu çoğunluk bile yine sabırla hükümeti haksız bulacak nedenleri tek tek sıralayabiliyor. KCK operasyonları adı altında gözaltına alınıp tutuklananların tamamı onlara göre BDP kadrosu. Bu yüzden hükümetin polis ve yargı eliyle siyasi operasyon yürüttüğünü düşünüyorlar. Bölgedeki gözaltı ve tutuklamalar bile tek başına örgütün AKP’ye karşı bölgede hasmane duyguları canlı tutmasına yetiyor.
Kastamonu’daki PKK saldırısına Diyarbakırlıların bazıları “Erdoğan’a değil, polise misillemeydi” dese de büyük bir çoğunluk kararlı şekilde bu saldırıyı tasvip etmediğini vurguladı.
Kopuş değil özerklik
Bölgeden yükselen “demokratik özerklik” talebinin ayrılma tehdidi olarak algılanması da yanlış. Diyarbakır’daki DTK’nın son olağanüstü oturumunda tekrar gündeme gelen bu modeli, sokaklar farklı değerlendiriyor. Esnafı da, işçisi de, işadamı da, kahvelerin vazgeçilmez müdavimleri yaşlı bilgeler de “demokratik özerkliği” yönetimin demokratikleşmesi olarak görüyor.
Diyarbakır dünyadaki değişimden kopuk değil. Kendi şehrinin yönetimini üstlenmek istemesi etnik bir güdülenmeden ileri gelmiyor. Üstelik etnik sorununu da daha rahat çözeceğinden bu modeli akla daha yatkın buluyor. Artık milyonlarca nüfusu barındıran şehirlerin tek merkezden idare edilme modası geçti ve Diyarbakırlılar da bunun farkında. Çözüm üretmekte pek yaratıcı olamayan Kürt siyasetçilerin “demokratik özerkliği”, “iktidarımızı kurarız”a indirgemeleri sokağa göre geri bir yaklaşım. Devletin bu yaklaşımdan korkarak Türkiye’nin de bir ihtiyacı olan yerel yönetimlerin özerkliğine yönelmemesi kuşkusuz hata olacaktır.
Seçimlere kadar Diyarbakır’da ve bölgedeki gerilimin süreceği görünüyor. BDP seçimlerden umudunu kesmek üzere olduğunu açıklasa da, burada herkes umudunu seçimlerden sonra yapılacak olan yeni anayasaya bağlamış durumda. Kürt kimliğinin yeni anayasada yer almasını isteyen tek bir öneriyle karşılaşmadım. Ancak eski vatandaşlık tanımının değiştirilmesi herkesin ortak talebi. Yıllarca inkâr edilmenin doğurduğu travmanın etkisiyle sanırım, yeni anayasada “Türklerle eşit olmak” istiyorlar. Barışın tescili ise Diyarbakır’da önemli bir kesim için Öcalan’ın ‘ev hapsine’ alınmasına, dağdakilerin eve dönüşü ile KCK operasyonunda tutuklananların serbest bırakılmasına bağlı.
Ensarioğlu: Burası ne Tunus ne Mısır olur
Diyarbakır’ın en popüler adaylarından Mehmet Galip Ensarioğlu’nun seçim bürosundayım. AKP’nin Diyarbakır’da rahat çalışıp çalışamadığını yerinde görmek istiyorum. Dicle Kent’teki bürosu adeta ziyaretçi akınına uğruyor. Ziyaretçiler rahat ve yüzü gülüyor. Herhangi bir baskı havası sezilmiyor. Seçim güvenliğiyle ilgili herhangi bir sorun yaşayıp yaşamadıklarını soruyorum. Şikâyetçi değil Galip Ensarioğlu. BDP’nin seçim boykotunu tartıştığını hatırlatarak, seçim güvenliğinin olup olmadığını soruyorum: “Öyle bir sorun yok. BDP’nin de bundan şikâyet etmeye bence o kadar hakkı yok. Zira parti binaları taşlanan, tehdit altında olan aksine AKP’dir.” Diyarbakır’da Tunus ve Mısır’da olduğu gibi toplumsal olayların yaşanıp yaşanamayacağını sordum, zira bu da kentin önemli gündemlerinden biri. Ensarioğlu, Türkiye’nin ne Mısır ne de Tunus olduğunu anlatıyor: “Bu kadar abartı olamaz. Dünya Ortadoğu’daki olaylara bakıp Türkiye’yi örnek gösteriyor, şöyle demokratik bir modeli yakalamışlar, cazibe merkezine dönüşmüşler diyorlar... Türkiye’nin koşullarını iyi değerlendirmek lazım.” Ensarioğlu, şehirde yükselen tansiyonu seçim atmosferine bağlıyor. Ama seçimden sonra yeni anayasa ile birlikte bu gerilimin de ortadan kalkacağına inanıyor.”
Kürtler demokratik zeminden tasfiye ediliyor
Kürt siyasetinin önemli isimlerinden Diyarbakır Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş ile uzun bir görüşme yaptım. 2009’da KCK operasyonu adı altında gözaltına alınan ve adliye önünde elleri kelepçeli dizilen belediye başkanlarından biriydi. Çift dilli belediye hizmetiyle adını duyuran Demirbaş, tahliye olduktan sonra da Çanakkale Belediyesi ile kardeşlik köprüsü oluşturmak için çalışmış. Sur Belediyesi şimdi hem Duhok hem de Çanakkale belediyeleri ile kardeş. Şehrin son günlerdeki gerilimi Demirbaş’ın da yüzüne yansımış. Çok sıkıntılı görünüyor. Şehirden kalkan dört cenazeye konuyu getiriyor: “Son bir ayda 30-40 PKK’li vuruldu. Bu cenazeleri gönderenlerin amacı ne? Bizim demokratik siyaset yapmamızı istemiyorlar. PKK, 15 hazirana kadar ateşkes ilan etti. Karşılığı bu mu olmalıydı; barış böyle mi sağlanacak? İki üç yıl önce olsaydı askerin işi, AKP kontrol edemiyor derdim; ama bugün böyle düşünmüyorum. Nedeni ise dağda asker vuruyor, şehirde polis BDP kadrolarını tutukluyor. Ortak hareket ediyorlar.”
Kürtlerin demokratik zeminden hızla tasfiye edildiğini anlatıyor örneklerle Demirbaş. Aysel Tuğluk’un DTK kongresinde yaptığı açılış konuşmasının Türkiye’de tepki uyandırdığını hatırlatıyorum. Demirbaş, DTK’yı agresifleştirenin dağda ve şehirlerde süren operasyonlar olduğunu söylüyor. KCK davası tutuklularına toplam üç bin yıl hapis cezası istendiğine dikkat çekerek, “O halde Kürtler niye ovada siyaset yapsınlar” diye soruyor. Demirbaş, bu gerginliğin kaynağını AKP’nin siyasi kaygılarından ileri geldiğini söylüyor...
PKK ile çatışmaya sürükleniyoruz
Diyarbakır’da BDP ve PKK baskısını yaşayan önemli bir kesim var, bu inkar edilemez. Mustazaflar bunların başında geliyor. Hizbullah ile anılmasından dolayı her toplumsal olayda bu dernek çevresi hedef oluyor. Mustazaflar Derneği Diyarbakır Şubesi Başkanı Avukat Hüseyin Yılmaz ile dernek binalarında buluşuyoruz. Hakkari’den yeni dönmüş. Yüksekova’daki toplumsal olaylarda bir arkadaşları hayatlarını kaybetmiş. Yılmaz, BDP ve PKK baskısına Yüksekova’daki olayı örnek gösteriyor: “Her olayda derneğimize, üyelerimize saldırıyorlar. Yüksekova’da arkadaşımız öldürüldü; Türk medyası haberi örgütün internet sitesinden alarak kullandı; saldırgan taraf olarak arkadaşlarımızı gösterdiler. Bu arkadaşlarımı kaç defa bulundukları binanın içinde yakacaklardı cayır cayır. O gün de yine aynı şekilde binaya saldırıyorlar. Biz artık sorun çıkmasın diye kendimizi bile savunmuyoruz. Suçlu taraf gösteriliyoruz.” Hüseyin Yılmaz, üzerlerinde son günlerde artan baskıyı şöyle analiz ediyor: “Bizi örgütle çatışma içine sürüklemek istediklerini düşünüyoruz. Aynı 12 Eylül darbesinden önce olduğu gibi devlet sadece izlemekle yetiniyor. Biz yasal bir derneğiz ve sivil toplum kuruluşu olarak hizmet etmeye çalışıyoruz. Bu zeminden asla çıkmayacağız. Ama PKK ve BDP çevresinde yeniden çatışma başlatmaya meyilli bir grup var anlaşılan. Adana’da, Yüksekova’da derneklerimize yapılan baskıların nedeni nedir? Diyarbakır’da üyelerimize yönelik niye baskılar yapılıyor. Aslında Kutlu Doğum Haftası nedeniyle İstasyon Meydanı’nda toplanan büyük kalabalığın bazı çevreleri ürküttüğünü ve bunun için üzerimize gelindiğini gözlüyoruz.”
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
15.05.2019
10.05.2019
1.05.2019
22.04.2019
19.04.2019
17.04.2019
15.04.2019
12.04.2019
11.04.2019
8.02.2019