Levent Gültekin
Lise tercih (LYS) birinci yerleştirme sonuçlarına göre imam hatipler için ayrılan kontenjanların yüzde 47.69’u boş kaldı.
İstediği yere yerleşemeyen öğrencilere verilen ikinci, üçüncü tercih hakkıyla bu kontenjanın muhtemelen bir kısmı daha dolduruldu.
İlk tercihlere bakıldığında belli ki imam hatipler tercih edilen okullar arasında değil.
İmam hatipler bir anlamda başarısız öğrencilerin mecburiyetten gittiği okullara dönüştü.
Bunun en somut göstergesi ise üniversite sınav sonuçlarında ortaya çıkan tablo.
Bu yıl üniversite sınavına giren 234 bin 657 imam hatip mezunundan sadece yüzde 15.8’i yani yaklaşık 27 bin öğrenci 4 yıllık bir üniversite kazandı. Açık öğretimle beraber bu sayı ancak 66 bine çıkıyor.
Geriye kalan yaklaşık 168 bin öğrenci hiçbir üniversiteye giremedi.
Üniversiteye öğrenci gönderen okul türleri sıralamasında sosyal bilimler lisesi yüzde 67.02 ile birinci, Fen lisesi yüzde 52.81 ile ikinci, Anadolu lisesi yüzde 42,92 ile üçüncü, İmam Hatipler ise yüzde 24.94 ile dördüncü sırada yer alıyor.
Üniversite sonuçlarında genel bir başarısızlık var ama bu tabloda bile imam hatip mezunlarının durumu iyi görünmüyor.
Şimdi geleyim esas söylemek istediğime.
İktidarın bütün teşvikine, zorlamasına, insanları mecbur bırakmasına rağmen toplum imam hatipler tercih etmiyor.
Toplumun yarısının oyunu alan bir parti kendi seçmen kitlesini bile ‘dindar nesil’ projesine ikna edebilmiş değil.
Edemiyor, edemez de zaten.
Çünkü dindar nesil projesi sahici bir proje değildi.
Ülke yararı gözetilerek tasarlanmamıştı.
Bir anlamda ideolojik taraftar yetiştirme projesiydi.
İktidarın ideolojik iflası, imam hatiplerin dolayısıyla dindar nesil projesinin de iflasına dönüştü.
AK Parti’ye oy da verse herkes kendi çocuğunun iyi eğitim almasını, aldığı eğitimle dünyada rekabet edebilen bireyler olmasını istiyor. İmam hatipler bu ihtiyacı karşılayamıyor.
Kaldı ki din yani inanç okulda öğretilecek bir konu değil.
Bireyin kendi özgür iradesi ile tercihte bulunacağı inancı, okul aracılığı ile çocuklara empoze etmek çağ dışı kalmış bir yaklaşımın ürünüdür.
İktidar bunu kavrayamadığı için beyhude bir çabayla yüzbinlerce gencin geleceğini mahvetti.
Dini öğretemediği gibi Matematiği, Türkçeyi, Fiziği de öğretemedi.
Ve neticesinde yaşamı heba olmuş yüzbinlerce çocuğu lise mezunu olarak kaderlerine terk etti.
İşin en hazin tarafı ise bunun en büyük zararını iktidara inanıp çocuklarını imam hatiplere gönderen AK Partili seçmenler gördü.
İktidar, son verilere bakarak çocukların yaşamını, geleceğini mahveden bu çağdışı çabadan vazgeçmeli artık.
Eğitimdeki görünmeyen en büyük sorun.
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk eğitimdeki durumu “Kıyamet koparmamız gereken bir durum” olarak açıklıyor.
İlk bakışta sistem sorunu, müfredat sorunu, okulların mimari sorunu, çocukların sabahın köründe okula gönderilmesi gibi sorunlar olduğunu söyleyebiliriz.
Fakat bütün bunların yanı sıra daha büyük bir sorun var:
Öğretmen sorunu.
Müfredat, sistem gibi sorunları gölgede bırakacak bir sorun hem de.
Çünkü eğitimde, öğretmenin bütün bu sorunların etkisini kişisel başarısı ile en aza indirebilecek kadar önemli bir işlevi var.
Yani müfredattaki sorunu öğretmen kendi kişisel başarısı ile giderebilir.
Sistemdeki tıkanıklığı iyi bir öğretmen aşabilir.
Döküntü bir bina olsa bile iyi bir öğretmen öğrencileriyle kurduğu bağ sonucunda orayı bir şefkat yuvasına dönüştürebilir.
Yani bir öğretmen hem sistemden hem müfredattan hem de okulun fiziki şartlarından daha büyüktür, yani daha önemlidir.
İşte asıl sorunumuz tüm bunları yapacak öğretmenlerin olmaması, ya da giderek azalması.
Yani çocukların dilinden anlayacak, onların duygusunu yönetecek, şefkatle, olgunlukla, bilgelikle onların ilgisini, dikkatini derse yönlendirebilecek öğretmen yokluğu büyük bir hızla artıyor.
Türkiye her alanda insansızlaşıyor bundan en büyük zararı da eğitim sektörü görüyor.
Çünkü insanı eğitecek olan eğitmenlerin yokluğu demek insansızlaşmanın katlanarak artacağı anlamına geliyor.
Felsefe okumamış, edebiyatla tanışmamış, okuma alışkanlığı kazanmamış; insanın doğasını, psikolojisini bilmeyen çağımız insanını anlayamayan nihayetinden onunla bağ kurmaktan zorlanan gençler öğretmen oluyorlar.
Kanaatimce esas sorun bu.
Yani sistem iyi olsa da, müfredat dünyanın en iyi müfredatı olsa da, en iyi mimari ile yapılmış okullar olsa da eğitimli, iyi öğretmen yoksa sonuç değişmez.
İstanbul Milli Eğitim Müdürünün dikkat çektiği “lise çağındaki çocuklar okuma sorunu çekiyor” tespiti…
Üniversite sınavlarında 600 bine yakın adayın sıfır çekmesi ve hiçbir üniversiteye girememesi…
Çocukların Türkçeyi, matematiği öğrenmeden mezun olmaları…
Bu kadar büyük bir başarısızlığın arkasında, iyi öğretmenler yetiştiremeyen ve mevcut öğretmenleri kötü koşullara mecbur eden zihniyet var.
Kendi çocuklarımda da gördüm: İyi bir öğretmene denk geldiğinde dersleri süper oluyor.
Fakat çocuk psikolojisinden anlamayan, onun dikkatini çekmeyi başaramayan, onunla bağ kurmanın yolunu, yöntemini bilmeyen, çocuktaki derse olan kapalılığı bilgelikle, olgunlukla açamayan bir öğretmene denk geldiğinde çocuk o dersi dinleyemiyor, dikkatini derse veremiyor ve nihayetinde de sınıfta kalma olmadığından o dersten hiçbir şey öğrenmeden mezun oluyor.
Kuşak farkının 4 yıla indiği bir çağda öğretmen – öğrenci arasındaki bu farkı en aza indirecek donanıma sahip eğitmenlere ihtiyaç var.
Öğretmen kalitesindeki bu düşüşün iki nedeni var.
Birincisi öğretmenlerin aldıkları eğitimin yetersizliği.
Çocuklar liselerde sınıfta kalma olmadığı için temel eğitimi almadan mezun oluyorlar. Zar zor kapağı attıkları üniversitelerin durumu ise zaten içler acısı.
Geçtiğimiz günlerde Danıştay başkanı YÖK’e başvurarak hukuk fakültelerinin 5 yıla çıkarılmasını ve ilk yıl çocuklara Türkçe dersi verilmesini talep etti.
Yani 4 yıllık üniversite mezunu çocuklar Türkçeyi öğrenmeden mezun oluyorlar.
Çünkü Türkiye’nin en iyi, en kaliteli akademisyenlerinin birçoğu ihraç edildi.
Üniversiteler kısırlaştırıldı.
Lisede doğru düzgün eğitim almayan çocuklar üniversitelerde de yeterli eğitim alamıyorlar ve bütün bunların sorunda da kimi yetersiz hakim, kimi yetersiz mühendis, kimi de yetersiz öğretmen oluyor.
Yetersiz öğretmen olgusunun artışının bir diğer nedeni ise iktidarın öğretmen politikası.
İktidar öğretmenleri yoksulluğa mahkum etti.
Öğretmenlik mesleğini değersizleştirdi.
Atatürk’ün başöğretmen sıfatını almış olması öğretmenlik mesleğine verilen değerin en belirgin göstergesiydi.
İşte bu değer ne yazık ki zaman içerisinde peyderpey yok edildi.
Diğer taraftan öğretmenlerin çalışma şartları, maaşları korkunç derecede kötüleşti.
Mesela sözleşmeli öğretmenlerin bir ders karşılığında aldıkları ücret 11.90 TL
İnanabiliyor musunuz bu meblağa?
Atama bekleyen yüzbinlerce öğretmen adayı varken ataması yapılmayıp bir simit parası karşılığından onları sözleşmeli istihdam etmek…
Bu ücretle hayatını idame ettirmeye çalışan 25-30 yaşında bir insandan yani bir öğretmenden okulu, dersi, çocukları, o çocuğun psikolojisini öncelik yapmasını beklemek anlaşılır bir şey mi?
İktidar diyanetin bütçesini her yıl artırırken ülke geleceğinin mimarı sayılan öğretmeni yokluğa, yoksulluğa mahkum ediyor.
Öğretmenlik mesleğini değersizleştirmek, onları yoksulluğa mahkum etmek “Ben bu ülkenin geleceğini umursamıyorum”demektir.
Bir çok kimse Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un iyi şeyler yapabileceğini umuyor.
Umarım yapabilir.
Fakat yanlış istikamette giden bir trende ters yöne koşan bir insan misali yanlış istikamette giden bir ülkede farklı yöne gitmeye çalışan bir bakan tek başına ne yapabilir ki?
Kaldı ki sayın bakanın mensubu olduğu iktidarın itirazlara, eleştirilere, kıyamet koparma çabalarına nasıl baktığını, eleştirenlere ne yaptığını hesaba katmaması da ayrıca tuhaf.
Kıyamet koparmakla sorun çözülseydi yeterince koparıldı.
Sorunun çözülmesi için bakanın da mensup olduğu iktidarın anlayışını, felsefesini, politikalarını yani istikametini değiştirmesi ve ülkenin geleceğini dert etmesi gerekiyor.
Bunu beklemek hayalcilik olacağına göre?
Peki ne yapmalıyız?
Burada en büyük görev ailelere düşüyor.
İktidarın yanlış politikalarının eğitimde yarattığı yıkımın tesirini en aza indirmenin yollarını aile içinde yaratılmalıyız.
Yani kendi çocuklarımıza sahip çıkmalıyız.
Yoksa çocuklarımızı bütünüyle kaybedeceğiz. Sadece çocuklarımızı değil kendi geleceğimizi de bütünüyle mahvedeceğiz.
Diğer bir sorumluluk ise öğretmenlere düşüyor.
Bütün zor yaşam koşullarına, bütün imkansızlıklara rağmen onların kişisel çabasına, sorumluluk duygusuna ihtiyacımız var.
Çocuklarımızın, ülkemizin geleceği ne yazık ki öğretmenlerin kişisel çabalarına bağlı hale geldi.
Umarım bu sorumluluk duygusunu taşıyan öğretmenlerimiz çoğunluktadır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları






























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.09.2023
19.08.2023
19.08.2023
14.08.2023
6.08.2023
8.07.2023
3.07.2023
27.06.2023
23.06.2023
19.06.2023