Markar ESAYAN
Geçen salı günü bir telefon aldım. Arayan kişi kendisini tanıttı ve hayal meyal hatırladım. Bir vesile ile görüşmemiz olmuştu. Sesindeki tedirginliği hissettim hemen. O da daha fazla dayanamayıp başına gelen fena olayı benimle paylaşmaya başladı. Birkaç cümleden sonra artık ağlıyordu.
Güneyde bir beldede tatil yapıyor ve otelde tek başına kalıyordu. Başı örtülüydü. Kitap okuyarak ve inancına uygun kıyafeti ile denize girerek dinlenmeye, tüm senenin yorgunluğunu üzerinden atmaya çalışıyordu.
'Çok doldum ve aklıma sizi aramak geldi, kusura bakmayın' dedi. 'Geçmiş olsun, hayırdır ne oldu?' diye sordum, anlatmaya başladı.
Kaldığı otelin sahilinde güneşlenip denize girerken aynı yerde tatil yapan üç ailenin tacizine uğramıştı. Tabii ki başörtülü olduğu için... Bildiğiniz, yanında yetişkin çocukları olan, normal ailelerdi bunlar. Gün boyu, kıyafetinden ötürü bu yalnız genç kadını sözle ve jestlerle taciz etmişlerdi.
Başörtülü arkadaşım çok üzülmüştü. Onu en çok, tanımadıkları, yalnız genç bir kıza sadece başörtüsü yüzünden duydukları nefret sarsmıştı. Söz konusu olan gece karanlık ıssız bir sokakta karşınıza çıkan bir suçlu değil. Kendisiyle birlikte aynı otelde kalan, yanlarında çocukları ile tatile çıkmış insanlardı. Birer anne ve babaydılar. Ama hep birlikte böyle bir nefret ayinini sergilemekten alıkoyamamışlardı kendilerini.
Arkadaşıma bir tanık bulmasını ve hukuki işlemler için kendisine her türlü yardımı yapacağımı söyledim. Kabul etmedi. Ona kızmayın çünkü geçerli nedenleri var.
Çok ilginç bir olay daha yaşadım bir gün sonra.
Beşiktaş-Mecidiyeköy otobüsüne binmiştim. Maçka Teknik Lisesi'nin önündeki durakta durduğumuzda sakin otobüs birden karıştı. Yaşlı ve iyi giyimli bir kadın otobüse binerken, onun arkasından elinde bir dolu poşet olan yaşı yine epey geçkin köylü bir kadın aniden bağırmaya başladı. Hatta binerken onu ittirdi de. Şaşırdık tabii.
İki yaşlı kadın arasında ne yaşanmış olabilirdi? Köylü nine şiveli ağzıyla ağza alınmadık küfürler ediyordu diğer kadına. Kadın bu hakaretlere hiç cevap vermeden mermer bir sütun gibi sessiz kalarak çarprazımdaki koltuğa oturdu. Otobüs ahalisinin ilk izlenimi tabii küfür yağdıran köylü kadının aleyhine oldu. Köylü kadın sinirden kendinden geçmişti. Gerçek bir nöbet geçiriyordu.
İddiasına göre diğer kadın sözlü ve fiziksel şekilde durakta taciz etmişti onu. Kadın ise neden sonra kısık sesle 'Ben sadece...' dedi ama gerisini duyamadım.
Köylü ninenin söyledikleri çok can acıtıcıydı. 'Köylüyüz diye bizi hep aşağıladınız. Sen ancak boyanıp kurumlu kurumlu gezmeyi bilirsin. Ben köyde ekip biçmesem, köle gibi çalışmasam sen böyle yaşayabilecek miydin? Aç kalırdınız aç! Yeter artık hep ezdiniz, hep aşağıladınız. Kapıcınız olunca iyi. Durakta bizimle yan yana durmayı bile hazmedemiyorsunuz!'
Köylü kadın çok daha başka şeyler de söyledi, ama aklımda tutamadım. Çok bilinçli konuşuyordu. Adeta tarihine isyan ediyordu. Belki durakta bir yanlış anlama olmuştu, iyi giyimli kadının davranışını yanlış anlamıştı, bilemeyiz. Lakin belli ki hayatı boyunca böyle bir muameleye maruz kalmış ve artık bir otobüste, tam da Nişantaşı'nda canına tak etmiş ve boşalmıştı.
Değişimden yana olan (haliyle dezavantajlı) halk kitlesinin daha uysal ve sessiz, statükoya sahip sahip (haliyle imtiyazlı) kesimlerin ise daha saldırgan ve cüretkar olacağını varsayabiliriz. Bu doğaldır, çünkü henüz değişim tamamlanmamıştır ve tedirginlik egemendir. İşler ters giderse fazla göze batmamış olmak cezalandırılmamanın bir gereğidir. Kaldı ki reform devam ettiği müddetçe dezavantajlı kesimler avantaj kazanmaktadır, bu ise mümkün olduğu kadar az sorun çıkarma veya sürece yardımcı olma eğilimini besler. 'Kazanan' tarafta olmak başlı başına rehabilite edicidir.
Ama sürecin kendi imtiyazlarını törpülediğini düşünen statüko yanlıları hem sinirli olurlar, hem de hala düzenin yetkinleri onlardır. Dolayısıyla bu iki unsur daha saldırgan ve cüretkâr olmalarına yol açar.
Türkiye'de yaşanan da bu...
Başörtülü arkadaşım özel sebepleri ve kişilik özellikleri dışında sakin kalmasını buna da borçlu muhtemelen. Yaşlı köylü kadın ise yılların getirdiği bir birikimi daha fazla içinde tutamamıştı. Yaşlı kentli kadın ise otobüsün bir halk mekânı olması nedeniyle sessiz kalmış, yalnız oldukları duraktaki tavrını sürdürememişti. Köylü kadının otobüste nöbet geçirmesi ise yine bu kamusal güvene bağlı olmalı. Güney kasabasının da hangi siyasi kutba yakın olduğu, başörtülü kızın deplasmanda olduğu ortada.
Beni araması ise kendi mahallesinden olmayıp, onu anlayabileceğimi düşünmesinden muhtemelen. Ülkesine karşı ümidini kaybettiği o anda umutlu birkaç söz duyma ihtiyacından. Demek ki iyileşmek için birbirimize muhtacız.
Önümüzdeki mesele artık bu.
İki mekândaki iki insan tipi de bize ait. Ahlaki üstünlük kimde olursa olsun, kendilerini bir diğerinden ne kadar farklı hissetseler de onlar bizim insanlarımız. Kamusal alanda birarada yaşama zorluğumuz ortak ahlakı henüz üretememiş ve henüz bir toplum olamamışlığımızdan. Haliyle siyasetin, sivil toplumun sosyolojiyi rahatlatacak önlemler alması gerekiyor.
Bunu muhalefetten ve 'laik' ulusalcılardan beklemek çok anlamlı değil. Zira, durumu kabul etmelerinin yenilgiyi de kabul etmek anlamına geleceğini zannediyorlar. Yani normalleşme, bu kesimler için nihai yenilgi demek. Kutuplaşmadan şikâyet edecekler, ama asla normalleşmeyi arzulamayacaklar.
Hükümet ve STK'lar psikiyatristler ile çalışmalı ve bu travmayı ciddiye almalı. Asla bu depresyonu tahrik edecek yanlışlar yapılmamalı.
Kimsenin kaybetmediğini, herkesin kazandığını anlatmak durumundayız.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Operasyon çökünce...
9.05.2019 - Kızgın demiri soğutma yöntemleri...
2.05.2019 - Müzik ve terör örgütü listelerinin benzerlikleri...
24.04.2019 - Taşın altına elini yine Erdoğan koydu...
21.04.2019 - Millet İttifakı neye kuluçka oldu?
18.04.2019 - Organize kötülüğün peşini bırakmayacağız...
16.04.2019 - CHP'nin 2019 resmi
13.04.2019 - Mazbata fetişizmi neye delalet?
10.04.2019 - 31 Mart’ta Türkiye neyi başardı?
3.02.2019 - Bu seçimin adaletsizliği…
28.03.2019
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları






























































































































Mustafa Kavaklı
3-Sayın Çelebi memura verilen komik zama veya iktidarın ithal bakanı Mehmet Şimşeğin Asgari ücret yüksek, Emekli maaşları yüksek gibi demeçlerinde veya yine Bim Ber San üyelerine verilen özel zamdan sonra hiç kaleminiz eleştiriden yana değil.. Evet birileri halktan, Düzceliden özür dilemeli ama bu Sayın Karslıoğlu değil..Düzcemde seçilmeden ve seçildikten sonraki söylevleri ile sonrasındaki eylemleri binbirini tutmıyan seçilmişler olmalı.
Mustafa Kavaklı
2- Demezlermi ya bu kadar açıklamadığınız belge dosya vardı’da.. Burdanda Rektörün Ünveristeyi, Devleti zarara uğrattığı anlamı çıkıyordu.. Sayın Vekilimizin sözleri ile, Çözüm neymiş… Şahsından Özür diliyecek, olcek bitcek..Demezlermi İnsana bir yıldır bunun içinmi gündeminiz hep Ünveriste oldu diye..Bunun içinmi her demecinizde iki kelimenin biri Rektör..
Mustafa Kavaklı
1- Ömer bey sizi dehşete düşüren olay birilerinin sayın Korkmaza asli görevini hatırlatmasımı.. Seçildiğinden beri elimde öyle belgeler varki diyen Sayın Vekilin 8 satlik uzun söyleşi sonunda gazetecinin sorusuna verdiği cevabı dikkatle okuyun…Çözülmeyecek mi peki bu iş ?Çok kolay çözülecek. Gazeteci, Nasıl..? Sayın Rektör gelecekler, oturacağız yaptıkları bütün haksızlıklardan ve bana yaptığı haksızlıklardan da özür dileyecekÜniversite ile ilgili bir problemimiz yok ama rektör ile var
Kavaka
1. R hocanın usulsüz ve milletin değerlerine ters (masonik) güçler yordamıyla ve de cumbaba emriyle R olması bizim ona temenna edeceğmiz manasına gelmez. Zaten koltuğa geçen mason kimseden de özür dilemez, köprüyü geçmiştir artık,onun için herkes ayıdır!Korkmaz burada yanılıyor.Buraya kadar hep yanındayız.Bununla birlikte R hocanın etrafındakilerin hırsız-menfaatçi-dini zayıf/bozuk adamlar olduğunu dinden haberdar herkes biliyor:burada kendinizi sorgulamanız gerekiyor kavaklı bey!
Kavaka-2
1e devam: R hoca tahta oturduktan sonra yaptığı icraatler bini aşmaya başlayınca sıkıntılar çıktı=sıkıntıları doğuran kendidir.Sizler de yanın yer aldınız organik olarak.Uyarırım:milletin alfabesini-kılık kıyafetini-kültürünü-DİNİNİ değiştiren masonik güçlerin ahfadına arka çıkmak Düzce halkı tarafından es geçilse de düzce dışında bazı illerdeki yansımaları gönül ferahlatıcıdır, bilesiniz.Olaylar bu küçük fındık pazarında sizlerin istediği gibi gidiyor,çnkü burada halk duyarsız.
Kavaka 3
Devam:Korkmazın esas görevleri arasındadır üniversitedeki devlet eliyle döndürülen entrikaları ayan etmek.Ama aynı zamanda dediğiniz gibi başkaca meselelere de değinmesi gereklidir, o ayrı.Mesele o değil.Mesele sizin arka çıkmanızdır.Ömer faruk bey son derece haklı fakat artık sesi kısık bir şekilde vaveyla etmektedir.Özet olarak:R hoca "klüp" üyesidir ve eşi de masondur. ÇYDD ve ADD ile evrak ve pratik anlamda bağları mevcuttur.Bunlar bizlerin onun önünde durmamıza yeter:susmayacağız!