M.Şükrü HANİOĞLU
Siyasî sistemimizin ilerlemeci bir otokrasiden demokrasiye değil tekçi bir ideolojiye dayalı bir ideokrasiden, onun söylem düzeyinde yeniden üretildiği logokrasiye evrildiğini görmemiz önümüzdeki seçenekleri de daha iyi kavramamıza yol açabilir
Cumhuriyet sonrası siyasî sistemimizin gelişimi genellikle ilerlemeci, hayırhâh bir otokrasiden demokrasiye evrim biçiminde kavramsallaştırılmaktadır. Bu yaklaşıma göre, sınırlı çoğulculuğa izin veren, hattâ bunu yaratmaya çalışan ilerlemeci otokrasi, gerçekleştirdiği reformlarla demokrasinin temellerini hazırlamış, toplum olgunlaştığında ise çoğulculuğa dayanan demokrasiye geçilmiştir.
Bu tahlil benimsenirse, toplumumuzun günümüzdeki meselesinin de varolan demokrasinin sınırlarını genişletmek olduğunun kabulü gerekir. Ne yazık ki bu değerlendirme gerçekçi olmadığı için bizi, bilhassa yeni anayasa hazırlama aşamasında bulunduğumuz bir süreçte, yanlış yönlendirebilir.
Otokrasi mi? İdeokrasi mi?
Söz konusu değerlendirmenin en önemli sorunu Erken Cumhuriyet siyasî rejimini "otoriter" olarak sınıflandırmasıdır. Bunun temel nedeni de rejimin totaliterlik boyutuna ulaşmamış olması ve uç ideokrasi örnekleriyle karşılaştırılmasındaki zorluktur. Gerçekten de kapsam, uygulamalar, kullanılan yöntemler açısından bu tür bir mukayese anlamlı değildir. Bu nedenle rejimin "totaliter" olmamak anlamında "otoriter" karakter taşıdığını söylemek yanlış değildir.
Buna karşılık Tek Parti Dönemi ideolojisi "sınırlı çoğulculuk"tan ziyade "monist (tekçi)" karakter arzettiğinden, rejimin bir ideokrasi olarak sınıflandırılması daha anlamlıdır. Bu değerlendirme yapılırken her ideokrasinin totaliter karakter taşımadığını da vurgulamak gerekir.
Piekalkiewicz ve Penn'in ideokrasiler üzerine kaleme aldıkları analitik çalışmada verdikleri tanımlamayı kabul edersek, ideokrasi meşruiyetini monistik (tekçi) bir ideolojinin ilkelerinden alan siyasî sistemdir. Bu tekçi ideoloji "gerçek"i her yönüyle kapsama iddiasında olup, her alanda kendisine itaati gerekli görür. Son tahlilde bilimcilik (scientism) üzerinden "gerçek"i kavrama tekeli kurarak, insanlığın gelişiminden, tarihin izlediği yola, dinin toplumdaki rolü ve dillerin evriminden, ırkların şekillenmesine kadar her alanda tezler geliştirerek, bunların çoğulcu biçimde tartışılmasını yasaklayan Erken Cumhuriyet ideolojisi bu nedenle bir ideokrasinin temelini oluşturuyordu.
Bu açıdan bakıldığında Türkiye'nin siyasî rejimi, sınırlı çoğulculuğa izin veren bir otokrasiden ziyade popülist bir ideokrasiyi andırıyordu. Bu ideokrasinin dayandığı ideolojinin sığlığı onun "gerçek"i her yönüyle açıklama iddiasında olan "tekçi" karakter taşıdığı hakikatini değiştirmemektedir.
Bu nedenledir ki Arjantin, Gana, Güney Kore benzeri, "tekçi" ideolojinin egemen olmadığı ülkelerde askerî diktatörlüklerden demokrasilere geçiş daha kolay gerçekleşirken, "tekçi" bir ideokrasinin egemenliği altında uzun seneler geçiren toplumumuzda, altmış yılı aşkın "çok partili yaşam" tecrübesine karşın bu dönüşüm çok daha zor olmaktadır.
İdeokrasi nasıl evrildi?
İdeokrasiler bireyleri ideolojik ilkelerinin "üstün değerleri"ni içselleştiren inanç sahiplerine dönüştürmeye, kazanılması mümkün olmayan muhalifleri ise tasfiyeye gayret ederler. Bu alanda başarı sağladıklarında ideokrasilerin zor kullanma ve tasfiye gereksinimleri de ortadan kalkar. Ufak topluluklarda, meselâ Massachusetts'deki püritan cemaatleri ya da Paraguay'daki Cizvit yerleşimlerinde, herkesin "üstün değerler"e kazandırıldığı, inançsızların cezalandırılarak topluluk dışına atıldığı "olgunlaşmış ideokrasi"ler ortaya çıkabilmişse de bunların istisnâî olduğu unutulmamalıdır.
Büyük ölçekli ideokrasiler için böylesi bir başarının sağlanabilmesi neredeyse imkânsızdır. Herkesin "Sovyet insanı" ya da "Kemalist" olduğu toplumlarda ideokrasi olgunlaşabilir, zor kullanma ve yasakçılığı bir kenara bırakabilirdi. Ancak bu, yukarıda verdiğimiz örneklere nazaran, son derece zor bir dönüşümdü. Bu nedenle ideokrasilerin çoğunluğunun totaliter karakter göstermesi tesadüfî değildir. Ancak kendi örneğimize dönecek olursak, aykırı fikir sahiplerini tasfiye ederek Türkiye'yi inançlı Kemalistler cemaati haline getirme projesinin başarısızlığı totaliterliğe yönelim sonucunu doğurmadı.
Bu başarısızlık, şekil şartları açısından demokrasiye uygun olmakla beraber onun gerektirdiği çoğulculuk yerine "tekçi" ideolojiden vazgeçmeyen bir sisteme geçişe neden oldu. Başka bir ifadeyle, ideokrasi kendi ilkeleri çerçevesinde, kırmızı çizgilerinin dışına çıkılmaması koşuluyla, dar bir alanda tartışmaya izin verdi. Ancak pek çok örnekte görüldüğü gibi, tartışmaya açık alan gitgide genişleyerek ideokrasinin kırmızı çizgilerini anlamsızlaştırdı. 27 Mayıs, 12 Eylül ve 28 Şubat benzeri müdahalelerle ideokrasinin yeniden tesisi çabaları ise sonuç getirmedi. Bunun neticesinde ideokrasi yerini logokrasiye, yâni söylem, kavram ve ifadelerin iktidarına, bırakmak zorunda kaldı. Artık tekçi ideoloji aidiyet ve inanç beklememekte, siyasetleri yaratmamakta ancak ilkelerinin tekrarlanmasını, sembol kullanımı ve törenlerle topluma aşılanan kutsallığının sorgulanmamasını ve siyasetlerin kendi temel yaklaşımlarının yorumlanmasıyla üretilmesini talep etmektedir.
Seçeneklerimiz nelerdir?
Siyasî rejimimizin ilerlemeci, halkı çoğulculuğa hazırlayıcı bir otokrasiden demokrasiye evrildiği varsayımının geçersizliğini kabul ettiğimiz zaman, önümüzdeki sorunun da altmış yılı aşkın geçmişi bulunan çok partili yaşama dayanan bir demokrasi üzerinde ufak tefek düzeltmeler yapılması olmadığını kavramamız pek de zor olmaz.
Bu gerçek kavrandığında önümüzdeki seçenekleri görebilmek de kolaylaşır. Olgunlaşamaması ve zamanın ruhuyla uzlaşmazlığı nedeniyle logokrasiye dönüşmek zorunda kalan geleneksel ideokrasinin canlandırılması mümkün değildir. Dolayısıyla Türkiye'nin önündeki ilk seçenek yeni bir ideokrasinin farklı bir "tekçi" ideolojiye dayalı olarak tesisidir. Bu şüphesiz yapılabilecek en kötü tercih olur. Değişik sivil toplum toplantılarında dile getirilen "ideolojisiz anayasa" talebi de gerçekte bu tür bir dönüşümden duyulan korkuyu yansıtmaktadır. Buna karşılık uzun yıllar ideokrasi altında yaşamış, daha sonra da onu söylem düzeyinde yeniden üretmiş bir toplumda böylesi bir seçeneğin, bilhassa iktidar sahiplerine, fazlasıyla câzip görünmesi doğaldır.
İkinci yaklaşım logokrasiyi resmî söylemi yeniden yorumlayarak muhafaza etmek, değişimi yeni kuşaklara bırakmaktır. Bunun ise zamanın ruhuna karşı arafta kalma durumunu uzatmaktan başka bir kazanç sağlamayacağını unutmamak gereklidir.
Son tercih ise "kıralın çıplak olduğunu" söyleyerek, "tekçi" bir ideolojinin dayatılmadığı, onun söylem düzeyinde de yeniden üretilmediği, çoğulcu ve demokratik bir Türkiye'nin temellerini atmaktır. Bunun yeni bir ideokrasi yaratma fırsatçılığı ya da logokrasiyi sürdürerek mevcut dengeleri koruma kolaycılığıyla kıyasalandığında çok daha zor olacağı kuşkusuzdur. Ancak göğüs germemiz gereken meşakkat çocuklarımızın bizlerin çektiği sıkıntıları yaşamamasının maliyetinden başka birşey değildir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.11.2018
12.11.2018
5.01.2018
29.10.2018
22.10.2018
15.10.2018
24.09.2018
16.09.2018