Ümit Fırat
Geçen haftaki yazımı, bu ülkenin geleceğine dair hiçbir umut ve ışık göremediğimi söyleyerek bitirmiştim. Uzun zamandır bu kadar karamsar olmamış, böylesi bir ifade kullanmamıştım.
1960’lı yıllarda genç bir insan olarak kendi kuşağımdan birçok arkadaşımla siyasi meselelere ilgi duymuş, Karl Marx’ın dünyayı yorumlamak yerine, değiştirmek üzere kurduğu ütopyasını gerçekleştirmek üzere yola çıkmıştık. Elbette Türkiye’nin geleceği hususunda pek iyimser değildik. Ama yeni öğrendiğimiz diyalektik materyalizme göre önümüzdeki sürecin bizden yana işlediğini, dünyayı değiştirerek cennete dönüştürebileceğimize inanıyorduk.
Ne var ki çok geçmeden, dünyada neden birer Kürt olarak değil de egemenlerce bize dayatılan kimlikle mücadele ettiğimizi de sorgulamaya başladık. Bizim öncelikli meselemizin, bir milli mesele olduğunu, bunun da sınıfsız bir toplumu inşa etmekten farklı bir zeminde ele alınması gerektiğini fark ettik. Sosyalist teori ve siyasette de milletlerin kendi kaderlerini tayin hakkı ve milli meselenin tartışılmakta olduğunu öğrendik.
Çevremizdeki Kürt arkadaşlarımızla sadece şark vilayetlerine mensup birer hemşeri ve sosyalist olarak değil, aynı zamanda birer Kürt olarak da mücadelemizi sürdürmemiz gerektiğini anladık.1967-68 yıllarına gelindiğinde, Türkiye İşçi Partisi (TİP) içerisinde Kürtler zaten fiilen bir grup oluşturmuştu. Aynı yıllarda düzenlenen Doğu Mitingleri münasebetiyle de bu ilişki açıkça görülebilmekteydi. Ardından Devrimci Doğu Kültür Ocakları (DDKO) kuruldu ve gençlik kesimindeki Kürtler de ilk kez legal bir kuruma sahip oldular.
12 Mart 1971 Askeri darbesi sonrasında, dünyadaki sosyalizm yorum ve tartışmalarına ilgisiz kalmayan Kürtler, hemen tümü de illegal olmak üzere çok sayıda siyasi grup ve partiler kurdular. Kürtlerin kendi geleceklerini kurmak ve inşa etmek üzere Türkiye dışında bir şeyler yapması gerektiği fikri yaygındı. Hiçbirinin yakın ve orta vadede Türkiye’nin geleceğinde Kürtlere de bir yer verileceğine dair beklentileri yoktu. Benim de şahsen Türkiye’nin geleceğinde kendime ait hiçbir hayalim ve planım yoktu.
Hatta rahmetli Terzi Niyazi Usta, her zamanki bilgeliğiyle bize takılır ve boş işlerle uğraştığımızı, en iyisi okulumuzu bitirip bir meslek sahibi olmamızı söyler ve buralarda hiçbir zaman iyi bir şeyler olamayacağına dair iddiasını tekrar ederdi. Bu tezini dayandırdığı bir de senaryosu vardı:
“Bir gün bütün dünyada sosyalizm kurulacak, insanlar barış ve mutluluk içerisinde yaşayamaya başlayacaklar. Ama bir tek Türkiye’de her şey eskisi gibi sürecek ve bir şey değişmeyecek. O zaman buranın etrafını doğal park gibi çitlerle çevirip koruma altına alarak, bir müze statüsü verecekler. Bazı insanların geçmişte nasıl yaşadıklarını göstermek amacıyla buraya kültür gezileri ve turistik seferler düzenleyip, yeni kuşaklara eski insanların hayatlarını gösterip tanıtacaklar.”
12 Eylül Askeri Darbesi ise zaten kesin bir nefret ve umutsuzluk dönemi getirdi. Binlerce Kürt ağır işkencelere uğradığı Diyarbekir 5 No’lu Askeri Cezaevi’ne kapatılırken, binlercesi de Batı ülkelerine sığınmak zorunda kalmıştı.
1987 yılında Başbakan Turgut Özal Avrupa Birliği’ne (AB) tam üyelik başvurusunda bulundu. AB Komisyonu, insan haklarına saygısızlık, ağır işkence, ardı ardına devam eden askeri müdahaleler ve sonuç olarak işlemeyen bir demokrasiden söz ettiği politik gerekçelerle başvuruya, “Ne Türkiye, ne de AB müzakere açmaya ve tam üyeliğe hazırdır. Bu başvurunun koşullar uygun olana kadar bekletilmesi daha doğrudur”diyerek cevap verdi.
Türkiye, bir anlamda eksik ve kusurlarını kabul etmiş olmalıydı ki AB’nin ileri sürdüğü gerekçelere hiçbir tepki göstermedi. Ekonomik durumu gittikçe daha da kötüye gitti. İnsan hakları ihlalleri, işkenceler, faili meçhuller, zorla kaybettirmeler, köy boşaltmalar, daha önce görülmemiş ölçülerde arttı.
Ne var ki o tarihten başlayarak, başta Kopenhag Kriterleri olmak üzere uyum ve reformlar konusu hep gündemde kaldı. Nihayet, Aralık 1999’da Helsinki’de Bülent Ecevit’in de katıldığı AB zirvesinde, Türkiye AB Aday Üyeliği statüsüne dâhil edildi. Ardından bazı reformlar gerçekleşmeye başladı.
AB üyeliği için gündem demokratikleşme olunca, Kürtler açısından da yeni bir dönem başlayabilir, bazı umutlar doğabilirdi. Eğer Türkiye demokratikleşmeyi başarabilirse, elbette Kürtler de bundan istifade edebilecekti.
2002 genel seçimleri sonunda büyük bir parlamento çoğunluğu ile hükümet kuran AK Parti’nin önünde iktidar olabilmek için elbette büyük engeller vardı. Oldukça sıkıntılı bir dönem yaşandı ve atlatıldı. Birçok liberal, demokrat ve aydının yanı sıra, önemli sayıda Kürt yurttaş da AK Parti hükümetine destek verdi. Israrla AB üyeliği için çaba gösteriyorlar, önceki hükümetlerden ve partilerden farklı bir yerde duruyorlardı.
Önceleri hayal bile edemediğimiz gelişmeler yaşanırken, bunun bir devlet kararı olduğunu, değişen ve demokratikleşen bir Türkiye’de Kürtlerin de kendilerini yönetebilecekleri ve eşit birer yurttaş sayılabileceklerini sandık.
12 Ağustos 2005’te Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa bir Başbakan olarak Diyarbekir’de “Kürt sorunu, benim de sorunumdur” dedi. Ergenekon Davası açıldı, TRT Şeş yayına girdi, Kürdistan yönetimiyle dostluk kuruldu ve Erbil’e konsolosluk açıldı, yeni anayasa için kampanyalar açıldı, demokratik açılım ilan edildi, okullardan ‘Andımız’ duası kaldırıldı. Sonunda işler Abdullah Öcalan ve PKK ile diyalog ve çözüm sürecine kadar vardı.
Bu arada Tayyip Erdoğan Reis-i Cumhur seçildi. Ama artık reform dönemi sona ermişti. 2015 Genel Seçimleri’nden sonra tekrar çatışmalar başladı. Tayyip Erdoğan artık yeni müttefikler edinmişti.
İyimserliğimiz çok fazla sürmedi. Yukarıda bazılarını saydığım ve bizi umutlandırıp heyecanlandıran şeyler bir bir tersyüz edildiler. Kürtler artık rabia sembollü nutuklardaki “Benim Kürt Kardeşim” olmaktan öte bir anlam taşımıyorlar. Belki ‘Andımız’ duasını da yeniden geri getirirler. Yine 1990’lardaki SHP-DYP koalisyonu dönemindeki gibi “son terörist yok edilinceye kadar…” hamaset edebiyatına dönüldü.
Sıralamakla bitmeyecek sahneler yaşamıştık ama sanki bazı şeyleri hiç yaşamamış gibiyiz. Sanki 5 Şubat 2011 günü Dolmabahçe ofisinde Cumartesi Anneleri’yle görüşüp, ardından partisinin grup toplantısında bu görüşmeyi anlatırken binlerce insanı ağlatan; sanki 23 Kasım 2011 günü partisinin il başkanları toplantısında Dersim’de bir katliam olduğunu ve bundan ötürü özür dileyen bir başbakan hiç olmamıştı.
Elbette bütün saydıklarımızın içerisinde biz de vardık, biz de yaşadık, bunlar gerçekti. Ama şimdi bunlar bir şey ifade etmiyor ve hukuki bir ifadeyle söylersek, devlet ve Tayyip Erdoğan bu dönemi keenlemyekûn* sayıyor.
Onurumla sürdürmeye çalıştığım uzun yılları geride bırakan bir insan ve bir Kürt olarak, Türkiye’de bir şeylerin değişmesini veya iyiye gitmesini çok istemiştim ve çaba göstermiştim. Ama artık bunun beyhude bir çaba olduğunu düşünüyorum. Hiçbir şey değişmedi ve kolay kolay da değişmeyecek.
Neticede Niyazi Usta yine her zamanki gibi haklı çıktı.
*Hiç yokmuş veya hiç olmamış anlamına gelen bir hukuk terimi.
*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir..
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları



























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2019
26.12.2018
18.12.2018
15.12.2018
29.11.2018
20.11.2018
14.11.2018
6.01.2018
30.10.2018
23.10.2018