Ümit KIVANÇ
Korona virüsü ya da bilimsel adıyla Covid-19’un “demokratik bir virüs” olup olmadığını tartıştığı yazısında Evren Balta, “Dünya bu krize çok şansız bir döneminde yakalandı,” diyor. “Siyasetçilerin kamu baskısını takmadan kafasına göre takıldığı, gerçekliğin sorgulandığı, bilimin söz oluşturmada önceliğinin geniş kitleler açısından tartışılır hale geldiği, kurumların güvenilirliğinin zedelendiği ve içlerinin boşaltıldığı, sorumluluk ile siyaset arasındaki bağın koptuğu, küresel işbirliğinin azaldığı bir dönem bu.” Ona göre, “olağanüstü kutuplaşmış siyasal sistem”, “siyasî iktidarın yaptığı her şeyin otomatik olarak yanlış olduğunu düşünenler”, “her tür salgının Rockefellerların evlerinin alt katındaki labarotuvarda yapılan bir sosyal deney olduğunu iddia eden ve her şeyi hafife alan kitleler” ve “elinde akıllı telefonla, duyduğu her bilgiyi gerçek sanan, hayatını endişe etmek ve endişeyi ancak biliyormuş gibi yaparak geçirebilen milyarlarca insan”ı, manzaranın tamamlayıcıları olarak bunların yanına katmak gerekiyor. Şu soruya varıyor, Evren’in ardarda dizdiği olgular: “Herhangi bir salgın, gelişip serpilmek için bundan daha mümbit bir iklim bulabilir miydi?”
Sahiden, bulabilir miydi?
Buna karşılık, insanlığın hiç azımsanmayacak kısmının, bu zamâne kusurlarından epeyce uzak, akıl-mantığa, sistemli ve bilimsel çalışmaya, belki daha önemlisi, dayanışma ruhu ve fikrine yakın olduğu da böyle afet hallerinde ortaya çıkıyor. Virüs salgını haberlerinin hemen hepsinde, insanlığın iki yüzü birarada seçilebiliyor. Diş geçirebildiği kimseye herhangi hak-hukuk tanıma niyetinde olmayan, servet ve kudret sahibi, büyük şirketlere ve büyük silahlı güçlere hükmeden muktedir zümre bir yanda, yaşamaları ancak başkalarının sunacağı çare ve imkânlara bağlı olan, kendilerine bunların sunulup sunulmayacağını bilemeyen, zaten yoksunluk içinde sürdürdükleri yaşamlarının ortayerine koca kaya gibi yuvarlanmış varoluş endişesinin altında ezilen geniş kitleler öbür yanda.
Hastaları iyileştirmek, virüse çare bulmak için didinen, yardıma muhtaçlar için koşuşanlar, afet halinin getirdiği doğal sonuç olarak, muhtaçların, kudretsizlerin safında. Olağan zamanda muktedirlerin hizmetindeler ve onlarla birtakım ayrıcalıkları paylaşabiliyor ya da bunların benzerlerine ulaşmayı hayat gayelerinden sayıyorlar, ancak böyle durumlarda, aksi davranış varoluşlarının inkârı olacağından, toplumsal iktidarın paylaştıkları kısmını kudretsizlerin hizmetine tahsis ediyorlar. Kısmen, diyelim yoksul ülkelerden ülkelerine akan göçmenler, sığınmacılar konusunda kapanmacı totaliter muktedirlerle ve destekçi kitleleriyle aynı yaklaşımı paylaşabilirler. Ancak çaresizlik içerisinde kendilerini çürük botlar üzerinde çoluk çocuk Akdeniz’in dalgalarına teslim eden, silahlı muhafızların şiddetine mâruz kalmayı göze alarak sınırlardaki dikenli telleri yarmaya kalkışan, yüksek duvarlara tırmanmaya çalışırken düşüp ölen insanlara yönelik hassasiyet de yine alt orta sınıftan üst orta sınıfa uzanan bu kesim içinde büyüyor, yayılıyor, etki ve etkinlik yaratıyor. Ve ne muktedir ne iktidarsız olan bu kesimi ikiye bölüyor.
Öyle görünüyor ki, tepedeki “yüzde bir”in “en alttakiler”e yapabileceklerini bu geniş orta sınıfın ne kadarının kapanmacı otokrasilerin kitle desteğine katılacağı, ne kadarının hak-hukuklu, adaletli, görece eşitlikçi dünya için saf tutacağı belirleyecek. Zira “en alttakiler”in geleceği, önümüzdeki yılların en hayatî konularından biri olacak ve bugünün koşullarında, bütün ezilenleri yeni bir toplum tahayyülü peşinde biraraya getirebilen, harekete geçirebilen, kendini dönüşümün öznesi kılabilecek bir hareket yok. Bugünkü göçmen akınının ortaya çıkardığı manzaralar, yakın geleceğin insânî felaket hallerinin fragmanları sayılabilir.
FOTOĞRAF KARESİNDEKİLER
Kabul edelim ki, Ankara’nın bir nevi şantaj malzemesi olarak kullanmak maksadıyla özel olarak sınıra yığdığı müstakbel mültecilere karşı Yunanistan sınırına Frontex’in savaşçı muhafızlarını dizen Avrupa, salgın karantinası yüzünden “kapanan” şehirler ve ülkelerle aynı fotoğraf karesine oturabiliyor. Hepsinden bir tecrit fikri ve başkasını istememe ve yabancıyı uzak tutma kaygısı fışkırıyor. Tercih sonucu veya zorunlu; fışkıran bu.
Bu noktada belki gelişmiş ülkelerin kendi içlerindeki “en alttakiler”i konu etmek yakışıksız görünebilir. Değil. Eşitlikçi toplumsal muhalefet hareketlerinin, özellikle sosyalistlerin bir türlü gündemlerine alıp gereken ciddiyeti göstermedikleri olgu, yoksulların, “emekçilerin” giderek artan bölümünün güncel kapitalist ekonomi ve teknoloji için “yararsız-gereksiz” hale gelişi, pek yakın geleceğin en büyük güncel sorunlarından olacak.
Salgın bağlamında Evren Balta, toplumda genel sağlık sorunları varsa ayrıcalıklıların da bundan bağışık kalamayacaklarına işaret ederken, “Kapınıza gelen postacı sağlıklı değilse siz nasıl sağlıklı kalabilirsiniz?” diye soruyor. Ancak bu soru, ilk bakışta tuhaf, ama hakikiliği giderek görünür hale gelen, can acıtıcı bir başka soruyu doğuruyor; meşum soruyu: Postacıya ihtiyaç var mı hâlâ? Amazon’un drone ile evlere paket servisi yapacağı yollu haberleri okurken silik gölgeleri aklımızdan geçiyor belki, bu yöndeki soruların. Yaşanan teknolojik gelişmenin yönü, hızı ve çapı siyasî tartışmanın aslî konularından olamıyor, ne yazık ki.
GEREKSİZ-YARARSIZLAR
Yalnız emekçilerin gelişen teknoloji tarafından ekonomi-dışı bırakılacak kısmı değil, gereksiz-yararsız görülüp dışlanacak olan. Birilerinin ekonomi-dışılığı, “maksimum kâr” âlemi için gereksizliği, yararsızlığı konu edildiğinde ilk akla gelen, ama insanlığın hatırı sayılır bölümü birtakım insanca kaygıları hâlâ taşıdığından sözü edilmeyen mâlûm kesimi kastediyorum: Yaşlılar. Maalesef virüs salgını yaklaşan tehlikeye fazla acımasızca ışık tuttu. Virüs en çok yaşlıları öldürüyor. Bağışıklık sistemleri başka nedenlerle zayıf düşmüş olanlarla birlikte. Bu, şimdiye kadar “gereksiz nüfus”u ekonominin sırtından atmayı kimbilir kaç defa aklından geçirmiş yerleşik düzen iktisatçıları ve CEO’lar şunlar bunlar tarafından tam anlamıyla “Allah’ın lütfu” olarak görülmüyor mudur? Birilerinin zihninde, “hazır başlamışken…”li müstakbel girişimler şekillenmiyor mudur? Ekonomiye gereksiz herkesin, imha edilmeseler bile hayatın dışına itilmeleri, “ekonomi”nin onlara bakmakla sorumlu olmadığı, kapitalizmin temel önermelerinin kaçınılmaz kabûlü, mantıkî sonucudur aslında. Bunun şimdiye kadar açıkça savunulamayışının kapitalizmin içerdiği herhangi bir insancıllıkla ilişkisi yok, her egemenliğin bir ölçüde toplumsal rıza üretmek zorunda oluşuyla ilgisi var. Emekli maaşı kapitalist toplum için ancak yüktür. Bunun gibi müesseseleri işçi-emekçi hareketleri türlü mücadelelerle dayatıp kabul ettirdi, “sosyal devlet” mücadelenin sonucu uzlaşma ile şekillendi. Kapitalizmin egemenlerinin fırsatını buldukları anda her türlü sosyal devlet kurumunu ortadan kaldırışlarına bizzat şahit oluyoruz.
Virüs salgını tedbir olarak iki temel insan davranışını zorunlu kılıyor: Bireylerin, en fazla ailelerin evlerinde birbirinden tecrit edilmesi ile acil tedavi için seçmek zorunda kalındığında yaşlıların gözden çıkarılması. Hastanelere hasta hücumu karşısında doktorlar savaş zamanlarına özgü kararlar vermek zorunda kalıyorlar. Önlerindeki iki kişiden yalnız birini kurtarabileceklerse genç olanı seçiyorlar.
Bunlar bu şartlarda zorunlu kabul ediliyor. Oysa elbette ABD, Almanya, Fransa gibi devletler beraberce el atsa, İtalya’da iki haftada -Çinlilerin yaptığı gibi- beş-on sahra hastanesi kurulabilirdi. Salgının henüz yaygın olmadığı ülkelerden doktorlar, sağlıkçılar ihtiyaç neredeyse oraya yönlendirilebilirdi. Başta ABD başkanı koltuğuna oturması gelmiş geçmiş en büyük rezaletlerden biri olan küstah, şımarık dalaveracı, sorumsuz otokrat özentilerince tukaka edilen uluslararası kuruluşlar, Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler bu işlerde hayatî roller oynayabilirlerdi. Oynayabilirler de.
Ancak bunun için bambaşka “devlet felsefeleri”, başka türlü toplumsal tahayyüller, değerler, insan haysiyeti kavramı etrafında şekillenmiş hayat gerekiyor.
Umut edebiliriz ki, salgının yolaçtığı afet hali, evlerine kapanmış insanlarda bu tür hayalleri uyandırabilir, besleyebilir. Böyle olursa bundan ne sonuç doğar, gerçekte dünyadaki düzenin motoru olan dinamik, becerikli orta sınıf kadrolar ağırlıklarını ne taraftan yana koyar? Büyük ölçüde dağıtılmış, “vazgeçilmez emek unsuru”nu temsil edip etmedikleri şüpheli hale gelmiş emekçi sınıf örgütleri birden başka türlü bir uyanışa geçer ve henüz ekonomide hesaba katılması gereken bir rol oynayabilen geniş emekçi kitlelerinin desteğini ve enerjisini yeniden kazanabilirler mi? Yeryüzünün “alttakiler”i, “işçi sınıfı” gibi, günün koşullarına göre fazla dar kaçan bir tanım yerine, “dünyanın ezilenleri” gibi bir anlamla doldurmaya çalıştıkları yeni bir kimliğe kavuşup, zaman zaman giriştikleri haysiyet mücadelelerini topluca radikal değişim uğraşına dönüştürebilirler mi?
Uzak gelecekten bahsetmiyoruz. Virüs salgını dolayısıyla yaratılan ortamı, bir defa daha tekrar edeyim, “Allah’ın lütfu” sayacak gayet güçlü ve kötü niyetli bir zümre, “insanlık”ın “gereksiz-yararsız” -ve tabiî toplumsal yükler getiren, mesele çıkaran veya çıkarabilecek olan- kısmından kurtulmak için, ıskartaya çıkarılacak olanı seçmenin doğallaştığı, bireylerin artık “toplum” bile oluşturamayacak şekilde tecritli yaşadığı ortamdan “normal zaman”a uzantılar çıkarmak için uğraşacaktır.
Büyük ihtimaldir ki, karantinadan çıktığımızda döneceğimiz ortam, her şeyiyle, evlere kapanırken bıraktığımız yer olmayacak.
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları











































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024