Vahap COŞKUN
Hükümet kurulması için Anayasanın öngördüğü 45 günlük süre doldu. Bu süre zarfında AKP, HDP ile bir ve MHP ile iki kez bir araya geldi. Ancak HDP ve MHP, baştan itibaren AKP ile bir koalisyona girmeme kararında olduklarından bu görüşmeler bir nezaket ziyaretinin ötesine geçemedi.
Koalisyona dönük esas görüşme ve çalışmalar AKP ile CHP arasında yapıldı. İki parti uzun bir mesai harcadılar, yaklaşık bir ay kadar birlikte çalıştılar, tüm seçenekleri tükettiler ama neticede bir hükümete ulaşamadılar. Bu nedenle Anayasanın 114. maddesine göre geçici bir Bakanlar Kurulu teşekkül edilecek. Böylece Türkiye tarihinde bir ilki tecrübe edecek ve ülkeyi seçimlere bu geçici hükümet ile götürecek.
Seçimlerden korkmaya gerek yok. Demokrasilerde sistem ne zaman dara düşse, sandığa müracaat edilir, halk iradesini ortaya koyar ve çıkan karara göre bir yol çizilir. Türkiye’de de sistem 7 Haziran sonuçlarıyla zora girdi. Meclise giren partiler ortak bir çizgide buluşamadılar ve oluşan siyasi tablodan bir koalisyon çıkaramadılar. Siyasilerden bir çözüm neşet etmeyince düğümü çözmek halka kaldı. Dolayısıyla seçim bir öcü olarak değil, mevcut açmazdan çıkmayı sağlayacak bir enstrüman olarak değerlendirilmeli.
“Seçimden başka çare yok”
Bununla birlikte bir nokta açıklığa kavuşturulmalı. Evet, seçimleri bir felaket olarak göstermek yanlış. Lakin seçimlerin tekrarını 7 Haziran sonuçlarının doğurduğu bir zorunluluk biçiminde takdim etmek de yanlış. “Partiler ne yapsın, öyle bir siyasi denklem çıktı ki, seçime gitmekten başka bir çare yoktu”türü değerlendirmeleri paylaşmıyorum. Aksine 7 Haziran’ın önemli fırsatların önünü açtığını düşünüyorum. Ne var ki siyasi aktörler önlerine gelen bu fırsatları ellerinin tersiyle ittiler. Şöyle anlatayım:
7 Haziran akşamında beliren siyasi haritadan hemen varılabilecek üç sonuç vardı: Birincisi, AKP’nin içinde olmadığı bir hükümetin kurulamayacağıydı. CHP, MHP ve HDP’nin birlikteliği, AKP karşıtlığından gözü kararmış olanların fantezilerinden ibaretti, siyasi realiteyle uzaktan yakından bir alakası yoktu. Zaten Bahçeli de bunu “boş bir laf” olarak niteledi ve hayalleri yerle yeksan etti.
“Tabela partisi”
İkincisi, en yakın ihtimal AKP ile MHP arasında bir koalisyon kurulmasıydı. Seçim sonrası yapılan yorumların önemli bir kısmında da bu tez dillendiriliyordu. Buna göre, iki partinin tabanları birbirlerine yakındı. Keza meclis grupları da hükümet kurmak için istekliydi. Dolayısıyla AKP ile MHP’nin bir koalisyonda bir araya gelmeleri güçlü bir ihtimaldi. Ancak böyle bir koalisyon, ister uzun ister kısa ömürlü olsun, hem ülkeye hem de AKP’ye büyük bir zarar verme potansiyeline sahipti. MHP’nin mutlak süreç karşıtlığı, Kürt meselesinde çözümsüzlüğü derinleştireceği için herkesin zararına olurdu. Diğer yandan MHP ile yapılacak bir işbirliği, AKP’nin Kürtler nezdinde bitmesi anlamına gelir, AKP bölgede CHP gibi bir tabela partisine dönüşürdü. Neyse ki Bahçeli ilk geceden böyle bir koalisyona kapıları kapayarak bu ihtimali bertaraf etti.
Üçüncüsü, Meclis aritmetiği, AKP ile HDP ve AKP ile CHP arasında bir koalisyonun oluşmasına elverişliydi. Bence bu, Türkiye’de toplumsal çekişmenin makul bir seviyeye çekilmesi ve siyasetin normalleşmesi için yakalanmış önemli bir şanstı. AKP’nin bu iki partiden biriyle hükümette ortaklaşması halinde siyasi tansiyonunun düşmesi, çözüm sürecinin daha sağlam bir zeminde ilerlemesi ve demokrasiyi güçlendirecek hamlelerin yapılması mümkün olabilirdi.
Sakıncalı kimliklerin taşıyıcıları
Seçim ertesinde sıcağı sıcağına yaptığım değerlendirmelerde, benim tercihimin AKP-HDP koalisyonundan yana olduğunu belirtmiştim. Üç sebebim vardı:
1. AKP ile HDP çözüm sürecinde 2.5 yıldan beridir birlikte çalışıyorlardı. Çalışmanın yöntemine ve elde edilen sonuçlara bağlı olarak bazı eleştiriler vardı elbette. Ama nihayetinde iki parti arasında bir tecrübe oluşmuştu. Eğer bu tecrübe ortak bir hükümete taşınabilseydi çözüm sürecini daha hızlı ve derinlikli olarak ilerletmek mümkün olabilirdi.
2. Hükümette yer aldığı takdirde HDP’de radikal değişimlerin olması kaçınılmazdı. Bir kere psikolojik bir eşik aşılacak, Kürtlerin de ülke yönetiminde söz sahibi oldukları düşüncesi pekişecekti. HDP bir taraftan istemle güçlü bir şekilde entegre olurken, diğer taraftan da Türkiyelileşme iddiasını pratiğe dökme imkanı bulacaktı.
3. AKP ile HDP’den teşekkül eden bir iktidar yapılanması sembolik açıdan da çok büyük bir önemi haiz olacaktı. Her iki parti de, kurucu ideolojinin dışladığı kimliklerin temsilcileriydiler. Sakıncalı kimliklerin taşıyıcıları olarak bu iki partinin “Yeni Türkiye”nin harcını birlikte karmaları, memleketin kadim sorunları çözmek ve yeni bir toplumsal sözleşme yapmak için beraberce ter dökmeleri gerçek bir değişimi ifade edecekti.
Koalisyonun zemini
Böyle bir hükümetin inşasını sağlayacak başlıca iki sütun vardı: İlki, her iki partinin de seçimden önceki çatışmacı ruh halinden çıkmalarıydı. Seçim yeni bir denkleme ortaya çıkarmıştı. Seçimden önceki pozisyonda ısrar etmenin bir manası yoktu; bu sadece hareket sahasını daraltacak bir işlev görebilirdi. Yapılması icap eden, söz konusu yeni denklemden en iyi şekilde istifade edebilecek siyasetlerin üretilmesiydi. Bu da iki partinin işbirliğine açık olmasını zorunlu kılıyordu.
İkincisi ise, PKK’nin siyasetten yana tavır koymasıydı. HDP, beklentilerin üzerinde bir başarı kazanmıştı. Halk, çözümün artık siyasette olduğunu oylarıyla tescil etmişti. PKK’ye düşen, bu durma işaret ederek Türkiye’ye karşı silahlı mücadelesini sonlandırdığını deklere etmesiydi. Böylesi bir adım HDP’nin iktidara giden yolunun üzerindeki son bariyerlerin de aşılmasını sağlayabilirdi.
Aslında bu imkânı gerçeğe dönüştürmek için çok fazla bir şey kalmamıştı. Ama gözümüzün önünde bu koskoca fırsat harcandı. HDP, AKP ile çatışma siyasetini seçim sonrasına da taşıdı. MHP’yle bile birlikte çalışmayı gözüne kestiren Sırrı Süreyya Önder, sonuçların belli olmasından hemen sonra AKP ile hiçbir koşulda işbirliği yapmayacaklarını açıkladı. Büyük zaferin ardından kamuoyunun karşısına çıkan Selahattin Demirtaş’ın ilk mesajı, AKP’ye ne hükümet içinden ne de hükümet dışından destek sunmayacakları oldu. PKK ise barışçıl bir ortamı güçlendirmek yerine silahlı çatışmanın fitilini ateşledi. Böylece fırsat heba edildi.
Şu sorulabilir: HDP ve PKK bunları yapsaydı bir koalisyon mutlaka kurulur muydu? Hayır, hiç kimse bunun teminatını veremez. AKP, bunlara karşın yine de HDP ile bir koalisyon görüntüsü vermekten kaçınabilirdi. Ancak HDP ve PKK üzerlerine düşeni açık bir şekilde yerine getirdiklerinde siyaseten daha güçlü bir konuma gelir ve hükümetsizliğin faturası da AKP’ye yüklenirdi.
Yeni fırsat
CHP ve MHP, Anayasanın ilgili hükmü gereğince kurulacak olan geçici seçim hükümetine girmeyeceklerini belirttiler. HDP ise hükümette yer alacağını duyurdu. Yani seçim hükümeti; AKP, HDP ve bağımsızlardan oluşacak. Bu, kaçırılmaması gereken yeni bir fırsat. Partilerin iki ay önce kendi iradeleriyle yapamadıkları, Anayasanın zoruyla gerçekleşmiş oluyor.
AKP ve HDP, bu fırsatı iyi değerlendirmeli. HDP’nin hükümete girmesi, öncelikle PKK’nin ateşkes ilan etmesine ve çatışmasızlık haline dönmesine vesile teşkil etmeli. Kısa sürecek olsa da birlikte çalışmak, partiler arasındaki iletişimsizliğin giderilmesine, önyargıların aşılmasına ve buzların kırılmasına vesile olmalı. Kanlı bir girdaptayız. Bizi büsbütün yutmadan bu girdaptan çıkmaya yardımcı olacak bir fırsat var önümüzde. AKP ve HDP, bu kez bu fırsatı kullanma iradesini ve basiretini göstermeli.
Yazarlar
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları

































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2025
28.10.2025
8.09.2025
3.09.2025
27.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
14.08.2025
5.08.2025
29.07.2025