Zeki ALPTEKİN
Postpandemi döneminin ekonomik paradigmasının anatomisine giriş
Bugünlerde, ekonomi politiğin geleceğini ilgilendiren olağanüstü gelişmeleri yaşıyoruz. Bunu, ABD başkanı Joe Biden geçenlerde „we have a deal“ cümlesi ile Cumhuriyetçilerle ülkenin geleceğine ilişkin ulaşılan konsensüs dolayısiyle dile getirdi. Türkiye’yi de ilgilendiren bu gelişmelere ve bunun etrafında boyutlanan tartışmalara ülkemizde ne yazık ki hak ettiği önem atfedilmiyor, boyutları gerektiği şekilde anlaşılmıyor. Aşağıdaki incelememiz bu konudaki eksikliği kapatmaya bir katkı yapmayı amaçlıyor.
Söz konusu olağanüstü gelişmeler, ABD’de Biden ile birlikte pandemi şartlarında başlatılan aktüel insiyatifin boyutları ve küresel planda olası etkileri ya da sonuçları ile ilgili. Görünen o ki içeriği, kapsamı ve uygulamadaki hızı ile ABD ekonomi politikasında yeni bir aşama, yeni bir paradigma ile karşı karşıyayız. Bunun içeriğine geçmeden önce pandemi ile oluşan krizin üstesinden gelmek üzere sunulan programın sayılar itibarı ile ekonomik boyutlarına kısaca göz atalım:
2020 yılında Trump döneminde 1,9 trilyon Dolar olarak tespit edilen Covid programının (CARES) -ki bu, ABD Gayrisafi Yurtiçi Hasılasının (GSYH) %10‘una denk geliyordu- bu sefer gelecek 10 yıl için 4,5 trilyon (toplam olarak GSYH’nin %25‘si) olarak, öncelikle büyük oranda merkez bankası FED’in çıkaracağı tahvillerle -son tahlilde ise vergilerin yükseltilmesi yolu ile- finanse edilmesi planlanıyor. Pandemi krizinin ve uzun vadede sonuçlarının bertaraf edilmesinin finansiyel çerçevesi kabaca böyle. Ayrıntılarına yeri geldikçe değineceğiz.
Tarihte, 30‘lu yıllarda Franklin D. Roosevelt ile başlayan ve uzun yıllar süren Keynesçi paradigma, 80‘li yıllarda onun yerine geçen Ronald Reagan’la birlikte ortaya çıkan ve 70‘li yılların stagflasyon sorununa çözüm“ olarak yatırımcılara vergi kolaylıkları, deregülasyon, sosyal devlette kısıntılar ve sıkı para politikası vb. gibi çizgileri ile belirgin hale gelen -daha sonra ise eşyanın tabiatına uygun olarak neoliberal politikalara evrilen- monetarist paradigma, özellikle sermayenin belirli bir kesiminin Çin ve Uzak Doğu ülkelerine kayması, üretimde verimliliğin düşmesi vb. gibi gelişmelerle birlikte son tahlilde işlemedi, hedefine ulaşamadı, ekonomiyi durgunluktan kurtaramadı, toplumsal eşitsizliği daha da derinleştirdi.
Ekonomi politikada yeni paradigmanın, eskisi içinde gelişip çıkması için sanki bir COVİD-19 krizinin ve Trump katastrofunun yaşanması gerekiyordu! Öyle ki, eski paradigma şimdi yerini, adeta 30‘lu yılları hatırlatırcasına, Bidenomics olarak adlandırılan ve dünyayı da etkileyecek olan yeni bir ekonomi politikasına bırakıyor. Pandemi şartlarında mümkün, potansiyel bir gelişme olarak kapitalizmin ileri gelişmiş ülkelerinde benzeri bir ekonomi politikanın ortaya çıkabileceğine ilişkin tespitlerimizi yakın geçmişte şu şekilde yapmıştık:
„Krizin aşılmasına yönelik olarak (çöken) iç ekonomileri ayakta tutmaya, kurtarmaya yönelik politik reflexler, ister-istemez (tarihin bir cilvesi olarak), kendi içinde geliştirdiği bir otomatizmle, bizim genel bir tabirle Keynesyanizm olarak nitelediğimiz, günümüze ilişkin içeriği ile sosyal devlet komponentleri ağırlıkta olan bir karşıtına dönüştü. Bu, özellikle neoliberal ekonomi anlayışının en militanca, en ideolojik uygulandığı ülkelerde bile -ABD'de ve İngiltere'de- „şartların zorlaması“ ile gündeme geldi..
Corona krizinden çıkış, popülizm sürecinden çıkışa denk gelecek anlaşılan. Neoliberal ekonomi politikaları, çevreciliği dıştalayan, tek taraflı bir küreselleşme ve popülizm üretti. Şartların zorlaması ile yeniden keşfedilen sosyal devlet ilkesi, Keynesçi ekonomi-politikalar, daha adil ve ekoloji ağırlıklı bir küreselleşmenin oluşmasının, popülizmin tarihe karışmasının kilometre taşları olacak görünüşe göre ..“[1]
Görünüşe göre yaşadıklarımız -herhangi bir „aksilik““ olmazsa- yaşayacaklarımız da bu yönde! O halde nedir bu Bidenomics’in sac ayakları, nelere dayanıyor?
Bidenomics’in 3 payandası
Çok yönlü olan Biden’ın programı sendikaların da desteğini alma amacında, ekolojiyi önemsiyor (Paris antlaşmasının tekrar imzalanması), öğrencilerin borçlarının hafifletilmesini, göç olgusunu vs. kapsıyor. Bu vb. noktalarda programın sac ayağı olarak 3 nokta göze çarpıyor:
1. Parasal yardım (borç değil, hibe)
Her haneye 1 400 Dolar „şemsiye“ para; özgün işsizlik ve sağlık yardımı ve başlangıçta belli bir zaman için öngörülen, ama ABD tarihinde ilk defa büyük bir ihtimalle sürekli olarak verilecek olan „Çocuk Parası“ – yıllık 3 000-3 600 Dolar arası! Bu yardımlar herhangi bir şekilde bir işte çalışıyor olma şartına bağlı olmayıp hane halkı için aslında bir nevi „temel gelir“ (basic income) olarak görülebilir.
2. Sağlık, bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması
Çıkarılan altyapı yasası gereğince yaşlıların ve özürlü insanların evlerde bakımının finansmanı için her yıl milyarca Dolar öngörülüyor. Bu alanda ileri boyutlarda işyerlerinin yaratılması bekleniyor.
3. Yatırımlar
Bunlar hem devletin yapacağı direk harcamaları (yatırımları), hem de özel girişimcilerin yatırımlarını desteklemek amacı ile oluşturulacak insiyatiflerin harcamalarını oluşturuyor. Bu noktada da milyarlarca Doların bilimsel araştırmalar, ekolojik enerji edinimi için alt yapının oluşturulması, var olan alt yapının geliştirilip dönüştürülmesi, yolların ve köprülerin
bakımı ve yenilenmesi ile su dağıtım sistemindeki kurşun boruların yenilenmesi, geniş bandlı ve daha hızlı bir internet sistemi ile iki de bir „çökmeyen“ bir elektrik tedarik sisteminin kurulması gibi projeler için harcanması planlanıyor. Son iki nokta için yatırım miktarı 100 milyar Dolar olarak öngörülüyor. Tüm bunları aşağıdaki tabloda özetleyelim:
???????
Biden öngördügü altyapı paketini önceden 2,3 trilyon Dolar olarak planlamıştı, ancak Cumhuriyetçi senatörlerle yapılan görüşmede 8 yıl için 1,2 trilyon Dolar da uzlaşılabildi. Bu paketin finasmanı için bir dizi tedbirlerin yanında vergi kaçırmayı önleme yolu ile 100 milyar Dolarlık bir kaynak yaratılabileceği tahmin ediliyor.
Bu tür „fiziksel“ altyapı tedbirlerinin yanısıra bir de -ayrı bir paket halinde- Demokratlar „human infrastructure „ başlığı altında ABD tarihinde bir ilk olarak Çocuk Parası, sağlık hizmetlerinin sağlanması, işsizlik sigortası gibi sosyal devleti ete kemiğe büründürme tedbirleri ile (bunun için tahmin edilen miktar 1,8 trilyon Dolar) global ısınmaya karşı, ekonominin dekarbonize yapılandırılması (Green economy) gibi tedbirleri kapsayan önerileri Kongre’den geçirmeye çalışacaklar.
Tüm bu faaliyetlerin sonucunda yıllardır gittikçe küçülmüş olan kamusal yatırımların Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH) içindeki payının tekrar hissedilir bir şekilde yükselmesi bekleniyor. Özetle tedbirlerde „özel sektör yeterince yatırım yapmazsa, hükümet ya da kamu bu konudaki eksikliği tamamlayacaktır“ eğilimi göze çarpıyor. Kamusal altyapı yatırımlarının özel sektörün yatırımlarını tetikleyeceği düşünülüyor. Bu ABD’nin 1929 krizinden sonra tanıdığı bir tecrübe..
Özel ve kamusal insiyatifler, araştırmalarda, ürün inovasyonu konusundaki çalışmalarda elele gidiyor. Enerji sektöründe temiz enerjinin 2035 yılına kadar yenilenebilir enerji kaynaklarının ve nükleer enerjilerin geliştirilmesi ile sağlanılması ve böylelikle karbon salınımının azaltılması planlanıyor. Özetle (genişletilmiş) yeniden üretimin koşulları sağlamlaştırılırken varolan işyerlerinin korunması ve geliştirilmesi, yenilerinin yaratılması tasarlanıyor. Burada Reagan döneminin paradigmalarına ters olarak yatırım programı herhangi bir vergi kolaylığı ile teşvik vs. gibi yöntemlere değil, problem çözme odaklı olarak yatırımları aktif ve bilinçli olarak ARGE ve ekolojik enerji gibi belli sektörlere yönlendirmeye dayanıyor.
Bidenomics’in üretim aparatının modernizasyonu yolu ile dinamik ve küresel olarak rekabetçi bir inovasyon sektörü yaratılırken iç ekonomide de daha fazla istihdam ile birlikte toplamda yaratılan zenginliğin, ekonomik refahın („adil“) dağılımı hedefleniyor. Bu bir yerde ücretlerin yükseltilerek iç talebin desteklenmesi anlamına da geliyor. Bu noktada özellikle istihdamın taşıyıcısı olan iç ekonomiye yönelik şirketlerin, mesela en fazla istihdamın oluşacağı tahmin edilen Care Economy sektörünün desteklenmesi var. Bununla kitlesel üretim merkezlerinde otomasyon nedeniyle kaybolan işyerlerinin telafisi amaçlanıyor.
Öte yandan Biden konseptinde, küreselleşme ile birlikte yurtdışına (Uzak Doğu) kayan sermaye ve Çin’in „dünyanın fabrikası ya da tezgahı“ olması gerçeğinin karşısına „ABD'nin dünyanın idee, fikir fabrikası“ olma stratejisi koyuluyor. Bu konudaki somut dayanak: Dünyanın en iyi araştırmacı üniversiteleri, enstitüleri ve evrenin dörtbir yanından gelen ve bu ünitelerde toplanan yetenekler! Bu konuda zaten var olan potansiyel, software, hightech üretimi, ilaç ve biotech sektörlerinde sürekli inovasyonlar yolu ile dünyanın hiçbir ülkesinde bu şekli ile olmayan bir küresel rekabete dayanıklı „bilim, ideeler fabrikası“ hayalini gerçek kılabilir.
Böylesi sektörler tabii ki küresel (export) yönelimli, döviz getiren, iç istihdam açısından pek belirleyici olan sektörler değil! Ancak burada yaratılan katma değerlerin adilce dağıtımı ile konut sorununun çözülmesi, okullar, beslenme ve sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi yolu ile geniş kitlenin refahtan pay alması, Avrupa’dan tanıdığımız sosyal devlet fonksiyonlarının yerine getirilmesinden başka bir şey değil. Özetle Bidenomics, export sektörünü üretim aparatını modernize ederek üretken yaparken, aynı zamanda ulusal ekonomiye yönelik sektörleri de ihmal etmeyerek yaratılan zenginliği paylaştırmak istiyor. Bidenomics’in geleceğe yönelik vizyonu bu! Bu vizyon ne derece gerçekleşecek, bunu zaman gösterecek
[1] Z. Alptekin, Corona Krizi ve Sonrası: www.marmarayerelhaber.com/zeki-alptekin/93110-corona-krizi-ve-sonrasi
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları



























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.08.2025
13.04.2025
25.02.2025
4.02.2025
22.12.2024
1.07.2024
12.05.2024
15.04.2024
3.02.2024
24.11.2023